Cezayir'de siviller arabuluculuk için 13 akil insan belirliyor

Cezayir'de siviller arabuluculuk için 13 akil insan belirliyor
TT

Cezayir'de siviller arabuluculuk için 13 akil insan belirliyor

Cezayir'de siviller arabuluculuk için 13 akil insan belirliyor

Cezayir’deki onlarca dernek ve kuruluş tarafından düzenlenen toplantı süreci, yaklaşan diyalog turunda arabulucu olmak için birçok akil ismin gündeme getirilmesini neden oldu.
Yüksek Mahkeme de 17 Temmuz’da eski Sanayi Bakanı Mahcub Badda’nın, yolsuzlukla suçlanması sonrasında geçici olarak gözaltına alınmasına hükmetti.
Buteflika karşıtı halk hareketine katılan STK’ları içeren “Değişim İçin Sivil Forum” Başkanı Abdurrahman Arar, çoğu 22 Şubat’tan bu yana devam eden ayaklanmanın sembol ismi olan 13 ismi kapsayan bir listeye dikkati çekti. Arar, Genelkurmay Başkanı Ahmed Kayid Salih gibi 10 gündür geçici Cumhurbaşkanı Abdul Kadir bin Salih tarafından çağrı yapılan “arabuluculuk ve diyalog niteliğine sahip” olduklarını belirtti.
Listede özellikle eski Dışişleri Bakanı ve 1999 Cumhurbaşkanı adayı Ahmed Talib el-İbrahimi, eski bakanlar Mikdad Sifi, Mevlud Hamruş, eski Meclis Başkanı Kerim Yunus, devrimci sembol Cemile Bouhired, Avukat Mustafa Buşaşi de yer aldı.
Çocuk hakları konusunda önde gelen bir insan hakları aktivisti olan Arar, “Krizden çıkma yolunu bulmak amaçlanıyor. Bu hedefe ulaşmak için ulusal isimleri içeren bir ekiple bağlantı kurduk. Arabuluculuk ve diyaloga katılmaya istekli olduklarını belirttiler” dedi.
Öte yandan Bin Salih, en yakın zamanda Cumhurbaşkanlığı seçimleri düzenlemek amacıyla eylemcilerle yönetim arasında arabulucu olmaları için haftalardır parti ve aktivistlere hükümetten bağımsız isimler seçme çağrısında bulunuyor. Hükümet, 4 Temmuz’da yapılması planlanan seçimleri düzenlemekte başarısız olmuş ve Bin Salih, parti ve kuruluşları diyaloğa ikna edememişti.
Abdurrahman Arar da yönetime önerilen diyalog şartları konusunda konuşmayı kabul etmedi ve yalnızca, “arabuluculuk ve diyaloğun başarısına izin veren şartlar oluşturulması gerektiğini” vurgulamakla yetindi. Arar ayrıca, “İsimler içeren ekibin görevlerini yapabilmesi için siyasi düzeyde genel bir atmosfer oluşturulmalıdır. Eğer ekip onaylanırsa, derhal göreve başlayacaklar” ifadelerini kullandı. Fiili otorite olan ordunun da tavrı, önerilen isimlere göre şekillenecek.
Arar, siyasi tutukluların serbest bırakılması meselesinin de 13 isimde diyaloğu ve güveni artırmak için olumlu bir adım olacağını söyledi. Gösterilerin patlak vermesinden bu yana çok sayıda politikacı, tarihi isim ve genç cezaevine atılmıştı.
Öte yandan eski Milletvekili Kerim Yunus, yaptığı yazılı açıklamada “Bu girişim, vatan evlatları arasında egemen arabuluculuk yolunun bir parçasıdır. Öfkelerini ve değişim arzularını dile getirmek için sokaklara çıkan milyonlarca Cezayirlinin meşru taleplerinin ruhunu da yansıtmaktadır” dedi.
Hareket, cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin düzenlemeleri reddetti. Eylemcilere göre seçimler için ısrar etmek, bir adayın empoze edilmesinden kaynaklanıyor.
Diğer taraftan Yüksek Mahkeme’de yolsuzluk dosyalarından sorumlu baş savcı, eski Bakan Mahcub Badda hakkında “haksız imtiyazlar sağlanmak” suçlamasıyla geçici tutuklama emri kararı verdi.
Sorgulama sırasında Badda’ya, Güney Kore menşeli bir otomobil şirketinin sahibi olan ve aynı zamanda yolsuzluk suçlamalarıyla cezaevinde bulunan iş adamı Hasan Arabavi ile bağlantısı hakkında bazı sorular yöneltildi. Dava kapsamında birçoğu Arabavi’ye ruhsat veren Sanayi Bakanlığı çalışanları olmak üzere 17 isim hapse atıldı. Ulusal Jandarma soruşturmasına göre, yasa dışı yollarla araçları monte etmek için Arabavi’ye bir fabrika kurması hususunda izin verilmişti.
Geçtiğimiz salı günü eski Sanayi Bakanı Yusuf Yusufi, aynı suçlamayla hapsedildi. Aynı zamanda Fransa’da yaşayan eski Bakan Abdusselam Buşavarib de Yüksek Mahkeme’nin çağrısına cevap vermeyi reddetti. Bu nedenle hakkında uluslararası tutuklama emri çıkarılması bekleniyor.



Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.

Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.

Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.

Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.

efrgt87kı8
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.

Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.

Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.

Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.


Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.