Sudan'da yeni bir dönem başlıyor

Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) ve Ahmed Rebi dün Anayasa Bildirisi’ni imzaladıkları sırada (Reuters)
Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) ve Ahmed Rebi dün Anayasa Bildirisi’ni imzaladıkları sırada (Reuters)
TT

Sudan'da yeni bir dönem başlıyor

Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) ve Ahmed Rebi dün Anayasa Bildirisi’ni imzaladıkları sırada (Reuters)
Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) ve Ahmed Rebi dün Anayasa Bildirisi’ni imzaladıkları sırada (Reuters)

Sudan’da 3 yıl sürecek ve genel seçimlerle nihayetlenecek geçiş dönemine ilişkin anayasa bildirisinin imzalanmasının ardından yeni bir döneme girildi. İmza törenine bir dizi komşu ülke liderinin yanı sıra Arap ve Afrika ülkelerinin temsilcileri ile bölgesel ve uluslararası kuruluşlardan yetkililer de katıldı. Bu temsilcilerden bazıları tanık sıfatıyla anayasa bildirisini imzaladılar. Ayrıca katılımcıların çoğu Sudan’da yaşanan büyük değişime yönelik desteklerini dile getirdikleri kısa konuşmalar yaptılar.
Ordu ile siviller arasında 4 Ağutos’ta imzalanan anlaşma, 30 yıllık iktidarın ardından el-Beşir’in devrilmesiyle son bulan 8 aylık gösterilere ve protestolara son verdi. Anayasa bildirisi, el-Beşir’in Nisan ayında devrilmesinden bu yana iktidarda olan Askeri Geçiş Konseyi’nin (AGK) feshedilmesini ve Abdülfettah el-Burhan’ın başkanlığında 5 asker ve 6 sivilden oluşan egemenlik konseyinin yönetime gelmesini öngörüyor.  Konseye ilk 21 ay boyunca Abdülfettah el-Burhan başkanlık edecek ve kalan 18 ayda ise konsey başkanlığı sivillere devredilecek. Bununla birlikte bu ayın sonunda Abdullah Hamdok başkanlığında yürütme yetkisini bütünüyle elinde bulunduracak sivil bir hükümet kurulacak.
Anayasa bildirisi AGK Başkan Yardımcısı Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) ile Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri’nden (ÖDBG) bir lider tarafından imzalandı. 3 saatten fazla süren imza töreninin gerçekleştirildiği mekanın çevresinde binlerce vatandaş bir araya geldi. Törende Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Ali, Kenya Cumhurbaşkanı Uhuru Kenyatta, Çad Cumhurbaşkanı İdris Debi ve Güney Sudan Devlet Başkanı Salva Kiir Mayardit, Mısır Başbakanı Mustafa Madbuli ve çok sayıda dışişleri bakanı da hazır bulundu.
Abdülfettah el-Burhan: Gençleri devlet kurmaya çağırıyoruz
AGK Başkanı Abdülfettah el-Burhan imza töreninin sona ermesinin ardından yeşil bir örtünün içine konan belgeyi taşıdı, havaya kaldırdı ve katılımcıların alkışları ortasında belgeyi gösterdi. Askerler ile siviller arasında hakim olan vatanseverlik ruhuna övgüde bulunan el-Burhan, taraflar arasındaki güveni güçlendirme çağrısı yaptı ve anayasa bildirisi kapsamındaki hükümlere uyulacağına, iktidarın sivillere devredileceğine ve güvenlik, kamu özgürlükleri ve demokratik dönüşümün korunacağına dair söz verdi.
Muhammed Naci el-Esam: 30 yıllık yokluğumuzdan dolayı dünyadan özür diliyoruz
Öte yandan ÖDBG üyesi Muhammed Naci el-Esam yaptığı uzun konuşmada, geçiş dönemine ilişkin nihai anlaşmaların imzalanmasıyla birlikte ülkede yeni bir sayfanın açıldığını ve yolsuzluk ve ihlallerle geçen dönemin geride bırakıldığını söyledi.
ÖDBG’nin istisna olmaksızın bütün savaş bölgelerinde kapsamlı bir barış sağlanması için çalışacağını dile getiren el-Esam, oturma eylemini kırma girişimleri sırasında işlenen suçlara ilişkin soruşturmalar konusundaki kararlılıklarını vurguladı ve bu suçlara karışan hiç kimsenin cezasız kalmayacağını belirtti. Uluslararası topluma 30 yıl süren bir yokluktan dolayı özür mesajı ileten el-Asam, Sudan'ın bir an önce uluslararası topluma katılması için çalışılması çağrısında bulundu. Ayrıca dini gruplara ve sivil gruplara, aralarındaki farklılıklara rağmen barış içinde birlikte yaşamaları çağrısı yaptı. Irkçılığın ve kabileciliğin bir kenara bırakılması ve hoşgörünün teşvik edilmesi çağrısında bulunan el-Asam, vatanın değerinin her şeyin üstünde olduğunu ve  Sudan'ın farklı bölgeleri arasında eşitliği sağlamanın gerekliliğini vurguladı.
Öte yandan askeri müessesinin ülkenin koruma kalkanı olduğu nitelendirmesinde bulunan el-Asam, ülke içerisindeki silahlı hareketlere, ülkede kapsamlı bir barışın sağlanması için yapıcı bir diyaloğa girmeleri çağrısında bulundu.
Şarku’l Avsat’a konuşan Milli Ümmet Partisi Genel Başkanı Sadık el-Mehdi, geçiş dönemine ilişkin belgelerin imzalanmasının ardından yapılan kutlamalar hakkında “ulusal bayram” nitelendirmesinde bulundu. Totaliter bir rejimden demokratik sisteme geçilirken karşı karşıya kalınabilecek bazı zorluklar konusunda uyarıda bulunan el-Mehdi, “Birçok engel ve zorlukla karşılaşılacağı doğrudur, fakat halkın iradesi ve gençlerin kararlılığı bu engellerin üstesinden gelinmesini sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Ali, Sudan’da geçiş dönemine ilişkin imzalanan anlaşmanın yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu söyledi ve geçiş dönemi boyunca desteklerini sürdüreceğini taahhüt etti. Konuşması sırasında işbirliği ve kenetlenme çağrısında bulunan Abiy Ahmed, demokrasiye doğru giden yola şu anda girildiğini dile getirdi. Ayrıca demokratik dönüşümü sürdürmenin, demokrasinin ilkelerine bağlı kalmanın ve herkesle işbirliği içerisinde kurumlar kurmak gerektiğinin altını çizdi.
Mısır Başbakanı Mustafa Madbuli, Kahire'nin Sudan halkının umutlarına verdiği desteği vurguladı ve geçiş dönemine ilişkin anlaşmanın imzalanmasında katkıları bulunan bölgesel çabalara övgüde bulundu. Sudan’ın kıtadaki seçkin konumunu tekrar kazanana kadar bölgesel ve uluslararası forumlarda kendisini destekleyeceklerini belirten Madbuli, siyasi destek de dahil olmak üzere, önümüzdeki dönemde Sudan’a mümkün olan her türlü desteği sağlamaktan geri durmayacaklarını belirtti. Anlaşmanın bundan sonraki aşamada Sudan için bir yol haritası teşkil ettiğini ve herkesin bu konuda yardımcı olacağını dile getiren Madbuli, imzalanan anlaşmayla birlikte Sudan’da yeni bir döneme girildiğini kaydetti.
Musa Faki: Tarihi bir başarı
Afrika Birliği (AfB) Komisyonu Başkanı Musa Faki, Sudanlı taraflar arasında imzalanan anlaşmanın önemini vurguladığı konuşmasında, engellerin ve zorlukların üstesinden gelmek için gösterilen çabalara övgüde bulundu. Anlaşmayı tarihi bir başarı olarak nitelendiren Faki, bunun Sudan halkın çok büyük zorluklara göğüs germe iradesinin bir göstergesi olduğunu söyledi. Ayrıca Sudan'daki mevcut durumun felaketler, açgözlülük ve çatışmaları netice veren savaşlar nedeniyle çok karmaşık olduğunu belirtti.
Afrika Birliği'nin (AfB) Sudan Özel Temsilcisi Muhammed el-Hasan Lebat, Afrika kıtasının Sudan’ın arkasında bulunduğunu dile getirerek, taraflar arasında imzalanan anlaşmanın Sudan halkının iradesinin sonucu olduğuna dikkat çekti. Ayrıca Afrika kıtasının, ülkelerinin bağımsızlığını koruma konusunda kararlı olduğunu ve imzalanan anlaşma ile dünya devletlerine krizlerini çözme becerisi konusunda bir ders verdiğini belirtti.
Cubeyr: Sudan’la tarihi ilişkilerimiz var
Suudi Arabistan'ın Dış İlişkilerden Sorumlu Devlet Bakanı Adil el-Cubeyr dün Hartum’da düzenlenen basın toplantısında, Arap ve İslam ülkelerinden, tarihinde yeni bir sayfa açan Sudan’ın arkasında durmalarını talep etti.
Afrika Birliği (AFP) ve Etiyopya’nın Sudan içişlerine yönelik yabancı müdahaleleri reddeden tutumunu desteklediklerini dile getiren Cubeyr, Sudan halkının istikrar ve güvenliğinin sağlanmasının gerekliliği ve önemi konusundaki inançları doğrultusunda tüm Sudanlı taraflarla temasları sürdürdüklerini belirtti.
Öte yandan Suudi Arabistan Krallığı adına Arap ve İslam ülkelerini ve uluslararası toplumu Sudan’ın yanında durmaya çağıran Cubeyr, Sudan’ın tarihinde kararlılıkla yeni bir sayfanın kapısını araladığını ve ülke halkının terörizm ve radikalizmden uzak bir şekilde ülkenin hak ettiği büyüme ve istikrarı dört gözle beklediklerini kaydetti.
Bahreyn Dışişleri Bakanı Şeyh Halid bin Ahmed Al Halife, Sudan halkı tarafından kaydedilen bu büyük başarı için gerçekleştirilen kutlamaların, Sudan halkının özgür halklara sunmuş olduğu örneklerin bir parçası olduğu değerlendirmesinde bulundu. ÖDBG ve AGK’nın büyük bir neşeyle sonuçlanan bu tarihi aşamaya varmada gösterdikleri çabalardan ötürü övgülerini dile getiren Al Halife, yaşananların Sudan halkı adına parlak bir geleceği müjdelediğini ve Sudan halkın taleplerini gerçekleştirme konusundaki kararlılığını ve iradesini gösterdiğini belirtti.
 Kuveyt Başbakan Yardımcısı Enes Salih ise Sudanlı taraflar arasında imzalanan anlaşmanın Sudan'ın daha geniş ufuklara yöneldiği yeni bir dönemin başlangıcı ve güçlü bir Sudan’ın inşası için bir temel olduğunu söyledi. Kuveyt’in bütün kalbiyle Sudan halkının yanında durduğunu belirten Salih, Sudan’ın istikrarı ve güvenliği konusundaki kararlılıklarını dile getirdi.
Useymin: Görkemli bir başarı
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Yusuf bin Ahmed el-Useymin, anlaşmanın ülkenin içinde bulunduğu krizden bir çıkış yolu ve geleceği inşa etmeye yönelik atılan bir adım olduğunu dile getirerek, bugün elde edilenlerin kelimenin tam anlamıyla bir Sudan başarısı olduğunu söyledi.
AGK Başkanı Andülfettah el-Burhan’ın daveti üzerine bu büyük törene katılmak için Sudan’a geldiğini dile getiren el-Useymin, “Yalnızca Sudanlılar için değil, aynı zamanda topraklarının doğusundaki ve batısındaki bütün Araplar ve Müslümanlar için bir mutluluk vesilesi oldu. Bugün Sudan’da elde edilenin kelimenin tam anlamıyla görkemli bir Sudan başarısı olduğu söylenebilir” ifadelerini kullandı.
Arap Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Halil İbrahim ez-Zevadi, Sudan halkının önlerine çıkan bütün engellerin üstesinden gelebilme, ülkeyi kalkındırma ve güvenliği sağlama kabiliyetine sahip olduğunu söyledi. Ayrıca şu anda tüm dünyanın ve dost ülkelerin bu tarihi anda tanıklık ettiğini dile getirdi.
 AGK Başkanı Andülfettah el-Burhan, Afrika Birliği'nin (AfB) Sudan Özel Temsilcisi Muhammed el-Hasan Lebat, Etiyopya'nın Sudan Özel Arabulucusu Mahmud Derir ve Etiyopya’nın Hartum Büyükelçi’sine müzakereler sırasında oynadıkları önemli rollerden ötürü madalya verdi.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.