Haşdi Şabi yöneticileri, saldırılar konusunda ikiye bölündü

Haşdi Şabi unsurları (AFP)
Haşdi Şabi unsurları (AFP)
TT

Haşdi Şabi yöneticileri, saldırılar konusunda ikiye bölündü

Haşdi Şabi unsurları (AFP)
Haşdi Şabi unsurları (AFP)

İran etki dairesi içinde hareket eden Iraklı yetkililerin açıklamaları birbiriyle açık bir şekilde çelişiyor.
Haşdi Şabi Heyeti Başkanı Falih el-Feyyad, dünkü açıklamasında, yardımcısı ve İran Devrim Muhafızları’nın Irak’taki bir numaralı adamı olarak bilinen Ebu Mehdi el-Muhendis’in ABD ile gerginliği tırmandıran ifadelerinin hükümeti temsil etmediğini söyledi.
Muhendis’in açıklamaları
Haşdi Şabi’nin Selahaddin, Bağdat ve Diyala şehirlerindeki askeri kampların ve cephaneliklerin son iki ayda dört kez hedef alınması üzerine Haşdi Şabi Heyeti Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Muhendis, saldırılardan ABD’nin sorumlu olduğunu ifade etmişti.
Mühendis, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, Haşdi Şabi'nin askeri üslerine yönelik 19 Temmuz'dan bu yana gerçekleştirilen saldırıların ilk ve tek sorumlusunun ABD güçleri olduğunu söyledi. Mühendis, bugünden itibaren yaşanacaklardan da yine ABD'nin sorumlu tutulacağını ifade etti.
İsrail'e ait 4 insansız hava aracının (İHA) Azerbaycan üzerinden ABD'nin Irak'taki filosuna bu yıl dahil edildiğini söyleyen Muhendis, İHA'ların Irak'ın askeri karargahları üzerinde uçtuğunu söyledi.
Muhendis ayrıca, ABD’ye ait tüm uçak çeşitlerinin kayıtlarının, ne zaman kalktığını ve indiğini, hangi saat aralığında uçuş yaptığını, Haşdi Şabi karargâhları üzerinde yaptığı keşif uçuşları, tugay ve cephanelikler hakkında topladıkları bilgilerin ellerinde olduğunu ve bu bilgileri Ortak Operasyonlar Komutanlığı ve Hava Savunma’daki yetkililerle paylaştığını ifade etti.
ABD’nin Irak hava sahasına hâkim olması nedeniyle Haşdi Şabi’ye ait cephanelik ve karargâhlara yönelik havadan yapılan saldırıların failinin ABD olduğunun açık bir durum olduğunu belirten Muhendis, Amerikan güçlerinin Irak semalarında keşif uçuşları yapma iznini istismar ettiğini belirtti.
Haşdi Şabi’ye ait askeri üslere yönelik şimdiye kadar gerçekleşen ve bundan sonra gerçekleşebilecek saldırılardan ABD’yi sorumlu tutacaklarını ifade eden Muhendis, “Karargâhlarımızı mevcut ve en gelişmiş silahlarla savunmaktan başka seçeneğimiz yok. Tüm bu süreç içerisinde incelemelerimizin tamamlanmasını bekledik. Ortak Operasyonlar Komutanlığı’na, karargâhlarımızın üzerinde hükümetin bilgisi olmadan uçacak herhangi bir yabancı uçağı düşman uçak olarak göreceğimizi ilettik. Bu uçağa karşı böyle bir mantıkla hareket edeceğiz. Karargâhlarımıza yönelik saldırıları önlemek için tüm caydırıcı yöntemleri kullanacağız” diye konuştu.
Devlet içinde devlet
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre, Iraklı siyasi çevreler, Muhendis’in açıklamalarını, Haşdi Şabi’nin Irak devletinden bağımsızlığını ilan etmesi ve ABD ile İran arasında yaşanan gerilime Tahran’ın destekçisi olarak dâhil olması şeklinde yorumladı. Gözlemciler ise Muhendis’in pozisyonunu, Irak devleti içinde bir Haşdi Şabi devletinin varlığının hakikatini yansıttığını belirttiler. Diğer birtakım çevreler ise Haşdi Şabi’nin yöneticisi konumundaki birinden gelen bu açıklamaların, Haşdi Şabi’yi tamamen kontrol altına altığını dile getiren Irak hükümetini güç duruma düşürebileceğine işaret ediyor.
Haşdi Şabi çatısı altındaki gruplardan Asaib Ehli Hak örgütünün lideri ve İran yanlısı çizgiyi benimseyen Kays el-Hazeli’ye yakın isimler, Muhendis’in açıklamaları sebebiyle ‘Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi ve Haşdi Şabi Heyeti’nin Başkanı Falih el-Feyyad’ın, karşı pozisyon almak isteyen ABD tarafından yoğun bir şekilde baskı altına alındıklarını’ belirtiyorlar.
Feyyad cevap verdi
Muhendis’in açıklamalarından sadece saatler sonra Haşdi Şabi Heyeti Başkanı Falih el-Feyyad imzalı bir açıklama yayınlandı.
Açıklamada, Haşdi Şabi’nin tamamen Irak Silahlı Kuvvetler Başkomutanı sıfatıyla Adil Abdulmehdi’nin emirleri altına girdiği vurgulanırken, Muhendis’ten yapılan açıklamanın Haşdi Şabi’yi temsil etmediği belirtildi.
Bu gelişme, İran ve ABD arasındaki gerilimde hangi pozisyonun takip edileceği hususunda Haşdi Şabi yönetimi içerisinde yaşanan bölünmeyi gün yüzüne çıkardı. Muhendis, iki ülke arasındaki gerilimde İran’ın yanında yer almayı savunurken, Feyyad ve Abdulmehdi kanadı ise Irak’ın bu krizden en az zararla çıkabilmesi için denge politikasının korunmasının gerekliliğini dile getiriyorlar.
Gözlemciler ortaya çıkan bu çelişkinin Haşdi Şabi içerisinde gruplaşmanın fitilini ateşleyebileceğini değerlendiriyorlar. Buna göre, birinci grubun Feyyad üzerinden Irak hükümeti tarafında, ikinci grubun ise Muhendis üzerinden İran safında yer alması bekleniyor.
Temelde böyle bir değerlendirme esas alınırsa, Irak'taki Şii dini merci Ayetullah Ali es-Sistani taraftarlarının hükümet ve Feyyad’ın tarafında; bizzat Muhendisin başkanlığını yaptığı Irak Hizbullahı ile Ekrem el-Kabi liderliğindeki Nuceba Hareketi ve Seyyid eş-Şuheda gibi aşırıcı ve İran yanlısı Şii grupların ise Muhendis’in safında yer alması öngörülüyor. Ekrem el-Kabi son olarak ABD tarafından yaptırım listesine alınmıştı.
Hükümetin denge politikası
Bağdat’taki siyasi kaynaklar, Irak hükümetinin İran ve ABD arasındaki gerilimde izlediği denge politikasını korumaya çalıştığına dikkati çekiyorlar. Zira böyle bir durumda iki taraftan herhangi birinin lehine olabilecek tasarruflarda bulunmanın içerdeki dinamiklerin tahribatına yol açabileceği uyarısı yapılıyor. Ancak bu seçeneğin, Irak’a yeterince yatırım yaptığını düşünen İran’ın hoşuna gitmeyeceği değerlendiriliyor.
Tartışmalara muhalefet de dâhil oldu
İsrail’e nispet edilen cephanelik saldırıları, hükümetin sessizliği karşısında şaşkınlığını dile getiren muhalefet kanadının eleştirilerine kapı araladı.
Muhalefetteki Hikmet Hareketi’nin lideri Ammar el-Hakim, “Askeri üslerimizin maruz kaldığı şey egemenliğimizin ciddi bir ihlalidir. Hükümet bu ihlallere ilişkin sorumluluğunu üstlenmeli ve ülkenin korunaklarını savunmalıdır” dedi.
Hakim, resmi mercilerin Haşdi Şabi cephaneliklerine yönelik saldırılar karşısında sessiz kalmalarını ve sorumlularının tespiti noktasındaki yetersizliği karşısında şaşırdığını belirtti.
Iraklı Milletvekili ve Haşdi Şabi'nin önde gelen yöneticilerinden Ahmed el-Esedi, “İsrail’in ulusal alanımıza girmesi Irak’a, halkına, egemenliğine ve gücüne karşı savaş ilanıdır. Düşmana karşı sessizlik rasyonel bir tavır değildir. Bilakis rasyonellik ve siyasi gerçeklik, Irak’ın, ordusunun ve halkının düşmana ve dronlarına karşı askeri caydırma seçenekleri hususunda bir çözüm olması için BM Güvenlik Konseyi ile birlikte ulusal diplomatik yolların tüketilmesini gerektirir” ifadelerini kullandı.
Esedi ayrıca İsrail ve ABD’nin açık savaş istediklerini ve karşılık verme haklarının saklı olduğunu vurgulayarak, “Meşru ve ulusal görev, bu savaşı açık karşılık verme ruhu içerisinde durdurmayı gerektirir” dedi.



Arakçi’den Avn'a: Lübnan'ı gerçek düşmanı İsrail'den kurtarın

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (DPA)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (DPA)
TT

Arakçi’den Avn'a: Lübnan'ı gerçek düşmanı İsrail'den kurtarın

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (DPA)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (DPA)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bugün, Lübnan Cumhurbaşkanı'na ülkesini “gerçek düşmanı” olarak nitelendirdiği İsrail’den kurtarma çağrısında bulundu. Bu açıklama, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın dün Tahran’a Lübnan’ın iç işlerine müdahale etmemesi yönünde yaptığı çağrının ardından geldi.

Arakçi, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, “Sayın Avn’ın açıklamalarına bakılırsa, insan İran’ın Lübnan’ın beşte birini işgal ettiğini, nüfusun dörtte birini yerinden ettiğini ve ülkeyi her gün bombaladığını sanabilir. Eğer Lübnan İran için  pazarlık kozu olsaydı, çoktan bir anlaşmaya varmış olurduk. Sayın Cumhurbaşkanı, Lübnan’ı gerçek düşmanınızdan kurtarın” ifadelerini kullandı.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aovn ise dün ABD merkezli CNN’e verdiği röportajda, İran’a Lübnan’ın iç işlerine karışmama çağrısında bulunmuştu. Bu açıklama, Washington tarafından ilan edilen ancak başarısızlıkla sonuçlanan yeni İsrail–Hizbullah ateşkes girişiminin ardından geldi.

Avn, “Burası sizin ülkeniz değil, bizim ülkemiz. Sorumluluk da bize ait. Sizin göreviniz ülkemize müdahale etmek değildir” dedi. Lübnan Cumhurbaşkanı ayrıca, “Ölen bizim halkımız, yıkılan da bizim evlerimizdir” ifadelerini kullandı.

Avn, İsrail ile yürütülen doğrudan müzakerelerin başlamasından bu yana Hizbullah ve Lübnan kamuoyunun bir kesiminden eleştiri alıyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre söz konusu görüşmeler, diplomatik ilişkileri bulunmayan iki ülke arasında onlarca yıl sonra gerçekleştirilen ilk doğrudan temas niteliği taşıyor.

Öte yandan Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam da İran’a, ülkesini ABD ile yürüttüğü müzakerelerde şartlarını iyileştirmek için “pazarlık kartı” olarak kullanmaktan vazgeçmesi çağrısında bulundu.

Tahran yönetimi ise Washington ile yapılacak ve 28 Şubat’ta İsrail ile ABD’nin başlattığı hava saldırılarıyla başlayan savaşı sona erdirmeyi hedefleyen herhangi bir anlaşmanın, Lübnan cephesinde ateşkes sağlanmasını ve İsrail güçlerinin bölgeden çekilmesini içermesini talep ediyor.

Lübnan’daki savaş, 2 Mart’ta Hizbullah’ın İsrail’e roket saldırıları düzenlemesiyle başladı. Hizbullah, saldırıların İran lideri Ali Hamaney’in ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ilk saldırılarında öldürülmesine karşılık olarak gerçekleştirildiğini açıkladı. İsrail ise buna, geniş çaplı hava saldırıları ve Güney Lübnan’a yönelik kara operasyonlarıyla karşılık verdi.

AFP’nin resmi verilere dayandırdığı son istatistiklere göre çatışmaların başlangıcından bu yana İsrail’in Lübnan’a düzenlediği saldırılarda 3 bin 560’tan fazla kişi hayatını kaybetti. İsrail tarafında ise Lübnan’daki operasyonlar sırasında 27 asker ve bir sivil sözleşmeli personel yaşamını yitirdi.


Lübnan, İran tarafından müzakerelerde kullanılmaya karşı çıkıyor

Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye kentinde İsrail İHA’sı tarafından hedef alınan ve alev alan aracın etrafında sağlık görevlileri ve acil durum personeli (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye kentinde İsrail İHA’sı tarafından hedef alınan ve alev alan aracın etrafında sağlık görevlileri ve acil durum personeli (AFP)
TT

Lübnan, İran tarafından müzakerelerde kullanılmaya karşı çıkıyor

Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye kentinde İsrail İHA’sı tarafından hedef alınan ve alev alan aracın etrafında sağlık görevlileri ve acil durum personeli (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye kentinde İsrail İHA’sı tarafından hedef alınan ve alev alan aracın etrafında sağlık görevlileri ve acil durum personeli (AFP)

Lübnan, İran'ın ülkeyi ABD ile yürüttüğü müzakerelerde bir pazarlık unsuru olarak kullanma girişimi olarak değerlendirdiği tutuma karşı çıktı. Bu gelişme, Tahran ve Hizbullah'ın, Beyrut ile Tel Aviv arasında ABD arabuluculuğunda hazırlanan ateşkes anlaşması taslağına yönelik itirazlarının ardından yaşandı.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, CNN'e verdiği röportajda, İran'ın Washington ile yürüttüğü müzakerelerde Lübnan'ı bir baskı kartı olarak kullandığını söyledi. Avn, İran'ın Lübnan'a yardım etmeye çalışmadığını, bölgedeki çatışmaların bedelini ise Lübnan halkının ödediğini ifade etti.

Lübnan'ın çıkarlarının İran'ın çıkarlarıyla örtüşmediğini vurgulayan Avn, İran Devrim Muhafızları'na da seslenerek, "Lübnan sizin ülkeniz değil" dedi.

Başbakan Nevvaf Selam da İran'ın ülkesine, müzakerelerde şartlarını iyileştirmek için kullanılan bir "pazarlık kartı" gibi davranmaktan vazgeçmesi gerektiğini söyledi. Selam, Lübnanlıların, ateşkes anlaşmasına ilk karşı çıkan tarafın İran Devrim Muhafızları olmasına şaşırdığını belirtti.

Öte yandan Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Ann, Lübnan ve bölgedeki son gelişmeleri ele aldı. Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, Avn'ın Veliaht Prens'i telefonla aradığı görüşmede taraflar, güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine yönelik çabaları değerlendirdi.

Avn ayrıca, Suudi Arabistan'ın Lübnan'a verdiği destek ve özellikle ülkedeki gerilimin azaltılması ile gerilimin durdurulmasına yönelik katkılarından dolayı Veliaht Prens Muhammed bin Selman'a teşekkür etti.


İsrail'in düzenlediği hava saldırısında Lübnan ordusundan üst düzey bir subay ve çok sayıda asker hayatını kaybetti

İsrail güçlerinin iki gün önce çekildiği güneydeki Dbayn köyünde yıkılmış bir evin önünde iki Lübnanlı asker (AP)
İsrail güçlerinin iki gün önce çekildiği güneydeki Dbayn köyünde yıkılmış bir evin önünde iki Lübnanlı asker (AP)
TT

İsrail'in düzenlediği hava saldırısında Lübnan ordusundan üst düzey bir subay ve çok sayıda asker hayatını kaybetti

İsrail güçlerinin iki gün önce çekildiği güneydeki Dbayn köyünde yıkılmış bir evin önünde iki Lübnanlı asker (AP)
İsrail güçlerinin iki gün önce çekildiği güneydeki Dbayn köyünde yıkılmış bir evin önünde iki Lübnanlı asker (AP)

Lübnan'ın güneyinde bugün bir askeri araca düzenlenen İsrail hava saldırısında, aralarında üst düzey bir subayın da bulunduğu Lübnan askerleri hayatını kaybetti.

Lübnan Resmi Ajansı (NNA), El-Hardali - El-Cermak yolu üzerinde seyir halindeki bir arazi aracını hedef alan saldırıda, "Lübnan ordusunda görevli tuğgeneral rütbesindeki bir subay ile araç sürücüsünün şehit olduğunu" duyurdu.

Lübnan Ordusu tarafından yapılan açıklamada da şu ifadelere yer verildi:

"İsrail'in Lübnan'a ve halkına yönelik saldırganlığı sürerken, El-Hardali - Nabatiye yolu üzerinde bir askeri aracı hedef alan barbarca İsrail hava saldırısında, aralarında bir subayın da bulunduğu çok sayıda askerimiz şehit olmuştur."

Lübnan ile İsrail arasında ilan edilen şartlı ateşkes anlaşması; Hizbullah'ın ateşi kesmesini ve Güney Lübnan'daki sınır bölgelerinden çekilmesini öngörüyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre anlaşma, Lübnan ordusunun devlet dışı tüm aktörlerin dışarıda tutulmasıyla "kontrolü tamamen ve özel olarak" devralacağı "pilot bölgelere" konuşlanmasını öngörüyor.