Hong Kong protestoları uçuşları durdurdu

Göstericiler, havaalanı yakınındaki metro istasyonunu terk ediyor (Reuters)
Göstericiler, havaalanı yakınındaki metro istasyonunu terk ediyor (Reuters)
TT

Hong Kong protestoları uçuşları durdurdu

Göstericiler, havaalanı yakınındaki metro istasyonunu terk ediyor (Reuters)
Göstericiler, havaalanı yakınındaki metro istasyonunu terk ediyor (Reuters)

Çin Halk Cumhuriyeti'ne bağlı Hong Kong özerk bölgesinde yaşanan kitlesel protestolar Hong Kong Uluslararası Havaalanı’daki uçuşların ertelenmesine sebep oldu.
Havaalanına ait web sitesinde, en az 16 uçuş iptal edildiği yazdı. Yolcularla dolu olan havaalanında ‘Airport Express’ operatörleri, dünyanın en işlek sekizinci havaalanı ile eski İngiliz kolonisi Hong Kong’un şehir merkezini birbirine bağlayan hızlı treni herhangi bir açıklama yapmadan durdurdu. Kameralardan gizlenmek için siyah giyinen, maske takıp şemsiyeler arkasına saklanan protestocular havaalanı otobüs istasyonunda barikatlar kurdu.
Çin’in, 1997’de başlayan Hong Kong özerkliğini kaldırmayı planlamasıyla 3 ay önce patlak veren sıkıntılardan bu yana devam eden protestocular ile polis arasındaki çatışmalardan bir gün sonra havaalanında izdiham meydana geldi.
Havaalanı terminallerinden birinde bagaj arabalarının önünü kapatan göstericiler, güvenlik kameralarına zarar verdi. Bununla beraber birçok protestocu, havaalanına giden tek yolun geçtiği Tung Chung’a doğru hareket etmeye başladı. Şehrin metro ulaşımını durdurmak için su borularını kullanan protestocular ayrıca Çin bayrağını yaktılar.
Havaalanındaki protestolar sebebiyle birçok yolcu havaalanına yürüyerek ulaşmayı tercih etti. Hong Kong’daki bir haftalık tatilinin ardından Avustralya’ya dönmek isteyen 26 yaşındaki Andy Tang, “Olay tamamen kontrolümüz dışında, durumdan rahatsız olmamız bir şeyi değiştirmeyecek” dedi.
1997’de Çin’e iadesinden bu yana Hong Kong’da, son 3 aydır şu ana kadarki en şiddetli kriz yaşanıyor. Halk, özgürlüklerinin geri alınmasını ve Pekin’in artan müdahalesini kınamak için neredeyse her gün protestolar düzenliyor. Hong Kong meselesine karışılmasını reddeden Çin ise sorunun içişleri olduğunu belirtiyor.
Polis ise “Haydi Hong Kong, özgürlük için savaş!” sloganlarıyla havaalanı dışında toplanan protestocuların durumunu yolcu terminal binasından takip etti. 20 yaşındaki bir protestocu “Havaalanı faaliyetlerini durdurarak hükümetin ve polisin bize yaptıklarına dikkat çekmeyi planlıyoruz. Eğer havaalanındaki uçuşları durdurursak daha fazla yabancı Hong Kong’un durumu hakkındaki haberleri okuyacak” dedi.
Havaalanı dışındaki protestoların yasadışı olduğunu söyleyen şehir polisi ise protestocuların kontrol noktalarına girdiklerini ifade etti. Önceki gün, silahlarını çalmaya çalışan bir grup şiddetli protestocunun saldırısına uğradıktan sonra iki kez uyarı atışında bulunduğunu belirten polis, “Yükselen protestoların şiddetinin ve protestocuların ölümcül silahlar kullanımlarının artması sebebiyle polisin ve halkın güvenliği tehdit ediliyor” şeklinde açıklama yaptı. Şehirdeki sağlık merkezleri ise 5’i ağır olmak üzere 31 yaralının bulunduğunu belirtti.
Resmi Xinhua Tongxunshe Haber Ajansı ise Twitter hesabı üzerinden, Shenzhen şehrinde halkın direnişine karşı Çin polisinin tatbikat yaptığı görüntüleri paylaştı. Aynı zamanda birkaç protestocu Hong Kong’un merkezinde bulunan İngiliz Konsolosluğu’nda toplandı ve ellerinde İngiliz bayraklarını salladı.
63 kişi gözaltında, 43 uçuş iptal
Protestolar nedeniyle Hong Kong’dan kalkan 26 ve bölgeye gelen 17 uçuşun iptal edildiği bildirildi.
Öte yandan, Hong Kong polisi, dün gece Mong Kok, Yau Ma Tei ve Prince Edward metro istasyonlarında 63 göstericinin gözaltına alındığını duyurdu. Gözaltına alınanlar arasında 13 yaşında bir çocuğun da bulunduğu belirtiliyor.
Protestocular, sosyal medyadan 2-3 Eylül'de genel grev yapma çağrısında bulundu.
Kentte, hüküm giyen veya hakkında suçlama bulunan kişilerin Çin'e iadesini kolaylaştıran yasa tasarısı, 3 Nisan'da yerel parlamentoya sunulmuş ve tepkiler üzerine askıya alınmıştı. Protestocular, askıya alınmasını yeterli bulmadıkları tasarının tamamen geri çekilmesini talep ediyorlar.



Netanyahu: İran'a karşı savaş, ülkenin nükleer ve balistik füze programlarını çökertti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, video konferans yoluyla konuşma yaparken (Video görüntüsü)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, video konferans yoluyla konuşma yaparken (Video görüntüsü)
TT

Netanyahu: İran'a karşı savaş, ülkenin nükleer ve balistik füze programlarını çökertti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, video konferans yoluyla konuşma yaparken (Video görüntüsü)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, video konferans yoluyla konuşma yaparken (Video görüntüsü)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dün, İran'a karşı yürütülen savaşın bu ülkenin nükleer bomba sahibi olmasını engellediğini vurguladı.

Netanyahu, video konferans yoluyla yaptığı konuşmada, “Eğer ‘Yükselen Aslan’ ve ‘Kükreyen Aslan’ operasyonlarını gerçekleştirmeseydik, İran şu anda nükleer bombaya sahip olacaktı” dedi.

Netanyahu, “İran’a karşı savaş, ülkenin nükleer ve füze programlarını çökertti. İran ve müttefikleri artık (hayatta kalmak için savaşıyor)” diye devam etti.

İsrail Başbakanı, Lübnan ile ‘gerçek bir barış anlaşması’ istediğini belirtti.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye göre Netanyahu, “Bizi boğmak istediler, ama şimdi onları boğan biziz. Bizi ezmekle tehdit ettiler, ama şimdi hayatta kalmak için savaşıyorlar” ifadelerini kullandı.

Netanyahu, İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü operasyonda ‘tarihi başarılar’ elde ettiğini belirterek, ‘doğrudan bekasına yönelik tehdidi’ ortadan kaldırdığını vurguladı.

İsrail'in Ynet haber sitesine göre Netanyahu, “Operasyon henüz bitmedi, ancak tarihi başarılar elde ettiğimizi açıkça söyleyebiliriz” şeklinde konuştu.

İsrail'in İran'ın nükleer silah kapasitesine sahip olma yolunda ilerlediğine işaret eden Netanyahu, kendi ifadesiyle ‘kesin istihbarat bilgileri’ aldıktan sonra harekete geçtiğini vurguladı.

İsrail Başbakanı, “Tek Yahudi devletinin başbakanı olarak bunu kabul edemezdim” dedi.

İsrail ve ABD'nin düzenlediği saldırıların nükleer tesisleri, füze depolarını ve fırlatma rampalarını hedef aldığını ve silah geliştirme çalışmalarına katılan üst düzey nükleer bilim adamlarının ölümüne yol açtığını söyleyen Netanyahu, “İran'ın kendi sınırları içinde harekete geçme konusunda korku duvarını aşan ilk bizdik” diye devam etti.

İran'ın artık faal halde hiçbir uranyum zenginleştirme tesisi kalmadığı bir aşamaya gelindiğini ifade eden İsrail Başbakanı, İran'ın hala füzelere sahip olduğunu, ancak stoklarının ‘kademeli olarak azaldığını’ belirtti.

18 bin bomba

İsrail ordusu, beş haftayı aşkın bir süre devam eden savaş boyunca İran'a yaklaşık 18 bin bomba attı. Bu rakamlar, İsrail basını tarafından yayınlandı. İsrail ordusundan bir sözcü tarafından dün yapılan açıklamada da doğrulandı.

İlk olarak Times of Israel gazetesi ve diğer medya kuruluşları tarafından yayınlanan veriler, İsrail'in binden fazla hava saldırısı düzenlediğini gösteriyor. Bu mühimmatların türleri ve ağırlıkları hakkında ek ayrıntılar hemen elde edilemedi.

Buna karşılık, raporlar İran'ın İsrail'e doğru yaklaşık 650 balistik füze fırlattığını belirtti.

Alman Haber Ajansı DPA’ya göre bunların yarısından fazlası, geniş alanlara daha küçük patlayıcılar yaymak üzere tasarlanmış parçacıklı mühimmat başlıklarıyla donatılmıştı.

İsrail'in açıkladığı veriler, bu saldırılar sonucunda İsrail'de 20 sivilin, Batı Şeria'da ise 4 Filistinlinin hayatını kaybettiğine işaret etti. İsrail Sağlık Bakanlığı, 7 binden fazla kişinin yaralandığını açıkladı.


İran Dışişleri Bakanlığı: Müzakerelerin başarısı, ABD’nin ‘aşırı’ taleplerinden vazgeçmesine bağlı

ABD ile İran arasındaki müzakereleri takip etmek üzere kurulan basın merkezinde, İslamabad görüşmelerine ilişkin bir afişin önünde duran bir güvenlik görevlisi (AP)
ABD ile İran arasındaki müzakereleri takip etmek üzere kurulan basın merkezinde, İslamabad görüşmelerine ilişkin bir afişin önünde duran bir güvenlik görevlisi (AP)
TT

İran Dışişleri Bakanlığı: Müzakerelerin başarısı, ABD’nin ‘aşırı’ taleplerinden vazgeçmesine bağlı

ABD ile İran arasındaki müzakereleri takip etmek üzere kurulan basın merkezinde, İslamabad görüşmelerine ilişkin bir afişin önünde duran bir güvenlik görevlisi (AP)
ABD ile İran arasındaki müzakereleri takip etmek üzere kurulan basın merkezinde, İslamabad görüşmelerine ilişkin bir afişin önünde duran bir güvenlik görevlisi (AP)

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, bu sabah erken saatlerde yaptığı açıklamada, ABD ile İran arasındaki barış görüşmelerinin başarısının, Washington'ın ‘aşırı’ ve ‘hukuka aykırı’ taleplerinden vazgeçmesine bağlı olduğunu vurguladı.

İsmail Bekayi, sosyal medya platformu X hesabından şunları yazdı:

“Bu diplomatik sürecin başarısı, karşı tarafın ciddiyetine ve iyi niyetine, aşırı taleplerden ve hukuka aykırı isteklerden vazgeçmesine ve İran'ın haklarını ve meşru çıkarlarını kabul etmesine bağlı.”

Bekayi, tarafların ‘Hürmüz Boğazı, nükleer program, savaş tazminatları, yaptırımların kaldırılması ve bölgedeki savaşın tamamen sona erdirilmesi’ gibi bazı konuları görüştüğünü de ekledi.


Papa 14. Leo: Güç gösterisine son. Savaşa son

Papa 14. Leo (Reuters)
Papa 14. Leo (Reuters)
TT

Papa 14. Leo: Güç gösterisine son. Savaşa son

Papa 14. Leo (Reuters)
Papa 14. Leo (Reuters)

Papa 14. Leo dün barış için düzenlenen dünya barışı için yapılan duada dünyayı kasıp kavuran savaşlara değinerek, savaş çığırtkanlarını ve ‘güç gösterilerini’ sert bir dille eleştirdi.

Papa, Aziz Petrus Bazilikası’nda şunları söyledi:

“Artık kendine ve paraya tapınmaya son. Güç gösterisine son. Savaşa son. Gerçek güç, hayata hizmet etmekte kendini gösterir.”

Sakin üslubuna rağmen Papa'nın (70) açıklamaları, dünyadaki savaşlara yönelik şimdiye kadarki en sert eleştirilerinden biri oldu.

14. Leo, sözlerine şöyle devam etti:

“Sevgili kardeşlerim, elbette ulusların yöneticilerinin bağlayıcı sorumlulukları var. Onlara haykırıyoruz, durun. Barış zamanı geldi. Yeniden silahlanmanın planlandığı ve ölümün düşünüldüğü masalarda değil, diyalog ve arabuluculuk masalarında oturun."

dvfdv
Papa 14. Leo gazetecilere konuşurken (Reuters)

Bugün, savaş bölgelerindeki çocukların ‘dehşet ve insanlık dışı durumları’ anlattığını söylediği mektuplarına atıfta bulunan Papa, savaşı sert bir dille kınadı.

Kilise'nin 2003 yılında ABD'nin Irak işgaline karşı çıktığını da belirten Papa, Irak’taki savaşın patlak vermesinden dört gün önce merhum Papa 2. John Paul'un yaptığı çağrıya atıfta bulundu.

Papa bugün, savaşı meşrulaştırmak için Hristiyan söylemlerin kullanılmasını bir kez daha kınadı. 30 Mart'ta, ‘elleri kanla lekelenmiş’ liderlerin dualarını Tanrı'nın kabul etmeyeceğini söylemişti.

Bugün ise, “Kutsal Tanrı'nın, yaşamın Tanrısının adı bile ölüm söylemlerine sürükleniyor” dedi.

Muhafazakar çizgideki Katolik yorumcular, Papa'nın önceki açıklamalarını, savaşın fitilini ateşleyen ABD-İsrail ortak saldırılarını haklı çıkarmak için Hristiyan söylemleri kullanan ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’e yönelik olarak yorumladı.

Papa, ocak ayında yaptığı bir konuşmada, ‘güce dayalı diplomasi’ yürütmelerini kınadı ve Paskalya bayramı vesilesiyle yaptığı konuşmada, savaşları başlatma gücüne sahip olanları ‘barışı seçmeye’ çağırmıştı.