İranlı milislerin hegemonyası ve Irak

Necef’teki merkezlerinde güç gösterisi yapan Haşdi Şabi unsurları (EPA)
Necef’teki merkezlerinde güç gösterisi yapan Haşdi Şabi unsurları (EPA)
TT

İranlı milislerin hegemonyası ve Irak

Necef’teki merkezlerinde güç gösterisi yapan Haşdi Şabi unsurları (EPA)
Necef’teki merkezlerinde güç gösterisi yapan Haşdi Şabi unsurları (EPA)

Irak’ta Haşdi Şabi’nin yeniden gündeme gelmesi, Haşdi Şabi Heyeti Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Muhendis’in örgüt bünyesinde hava gücü kurma kararını kamuoyuna duyurmasıyla mümkün oldu.
Irak Hava Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Enver Hama, daha sonra bu kararı yalanladı. Haşdi Şabi, 23 Haziran 2014'te Irak’ın Şii dini lideri Ayetullah Ali Sistani’nin fetvasıyla, DEAŞ’a karşı mücadele için Iraklı farklı milis güçlerinin bir araya gelmesiyle kuruldu.
Şii mezhep gruplarına bağlı silahlı yapının sadece terörle mücadelenin bir sonucu olmadığını söylemek mümkün. Bilakis bu yapı, Irak’ın geleceğinde dini mezhepsel bakış açısını silah gücü ile korumak ve çağdaş Irak devlet sisteminin ayrılmaz bir parçası haline getirme vizyonunu taşıyor.
Görünüşe göre Haşdi Şabi, sahada bölgesel ve uluslararası çatışmalara karışan bölgesel bir milis gücü görüntüsü vermeye başlıyor. Haşdi Şabi’nin bu siyasi ve dini görüntüsü yeni değil. Bilakis ülkelerine karşı mücadele içinde olan Iraklılar tarafından Bedir Örgütü’nün kurulduğu 1980’lere kadar uzanır. Bu tarihi tecrübe, Haşdi Şabi’yi Irak denkleminde kilit bir aktör yapan ve 67 silahlı milis grubunu yarı resmi bir askeri kuvvete dönüştüren mezhepsel sadakatin ulusal düşüncenin üstünde olduğu gerçeğini yansıtıyordu.
Bunun da ötesinde, Velayet-i Fakih ile düğümlü olan milis gruplar, bugün, İran’ın ABD ve Suudi Arabistan ile olan çatışmasında önemli bir rol oynuyor. Nitekim Mayıs’ta Suudi Arabistan’ı hedef alan insansız hava araçlarının (İHA) Irak’tan havalandığı iddia edilmişti. Aynı şekilde Haziran’da Bahreyn'in Bağdat Büyükelçilik binasına İran destekli silahlı gruplarca baskın düzenlenmesi bu yarı resmi milis grupların, yukarıda zikredilen taraflar arasındaki çatışmalarda bilfiil yer aldığının kanıtı mahiyetindedir.
Tahran’da Irak, Suriye ve Yemen’deki milis grupların liderleri ile toplantı
Tahran’da 19 Temmuz’da İran dini lideri Ali Hamaney ve beraberindeki üst düzey devlet yetkilileri ile Irak, Suriye ve Yemen’deki milis grupların liderleri arasında düzenlenen toplantı, İran’a askeri olarak bağlı olan bu silahlı grupların bölgedeki rollerini açıklayan en belirgin işaret niteliğindedir. Irak basınında iki tarafı bir araya getiren toplantıyla ilgili aktarılan haberlere göre görüşmede, İsrail’in Irak ve Suriye’ye yönelik saldırılarına karşılık verme yöntemleri konuşuldu. Toplantıda ayrıca saldırıların Yemen’e de sıçrama uyarısının yapılması, Lübnan Hizbullah’ının bu ayın başında İsrail’e verdiği sistematik karşılıkla bağlantısı olabilir.
İran’dan ABD’ye mesaj
Haşdi Şabi isminin bölgedeki çatışmalarla anılmasının, İran’a yönelik ABD yaptırımları ve iki taraf arasında beliren askeri çatışma sinyallerinin ardından geldiği, su götürmez bir gerçek. Zira ABD’nin 2015 tarihli nükleer anlaşmadan tek taraflı çekildiğini duyurmasını izleyen süreçte, Washington-Tahran hattında savaş mı çıkacak sorusu birçok kez gündeme geldi. 19 Mayıs akşamı Yeşil Bölge'de ABD Büyükelçiliği’nin katyuşa füzesi ile hedef alınmasının temel amacı ise Washington’a Tahran’a saldırması halinde bölgedeki bütün askeri ‘kollarıyla’ bu saldırıya katılacakları mesajının bir ifadesiydi. Yani diğer bir deyişle savaş ikiniz arasında değil bölgeyi de içine alacak şekilde kapsayacağı anlamına geliyordu.
Devrim Muhafızları ve İran’ın Ortadoğu’daki stratejik çatışma hususundaki görüşlerini yansıtan bu politika, Haşdi Şabi yöneticilerinin ABD ile ilgili açıklamalarında yer alan ideolojik seferberlikle aynı kapıya çıkıyor. Bu yöndeki açıklamalardan biri de daha önce Haşdi Şabi çatısı altında yer alan Asaib Ehli Hak Hareketi’nin askeri sözcüsü Cevad et-Talibavi’den yapılmıştı. Talibavi, “Haşdi Şabi ve Amerikalılar arasında hiçbir anlaşma yok. Bizimle onlar arasında sadece kan var. Aramızda sadece düşmanlık var” ifadelerini kullandı.
Bu politika aynı zamanda Haşdi Şabi’nin yeni Irak devleti içinde sağlam bir etki oluşturan ve bizzat Irak devletinin de gücünü aşabilecek bölgesel rol oynayan yeni bir konumlandırmayı dayatmayı hedefliyor. Bir başka ifadeyle Haşdi Şabi’nin Irak ordusunun bir parçası haline getirilmesi, yeni bir etki alanı yaratmak ve örgüte yasal statü vererek, ülkenin yasal ve kurumsal meşruiyetinin İran şemsiyesi altında kalmaya devam etmesinin önünü açmaktan başka bir anlam ifade etmiyordu.
26 Kasım 2016'da Irak Parlamentosu’nda Haşdi Şabi'yi ordunun bir parçası haline gelmesini öngören yasa tasarısı, çoğunluğu oluşturan Şii vekillerin oylarıyla kabul edildi. Irak Güçler Birliği Koalisyonu o dönem bu tasarıya anayasanın 9’uncu maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle karşı çıkmış ve kararın ‘ulusal birlikteliğin dinamitlenmesi’ anlamına geleceğini kaydetmişti. Anayasanın 9. maddesi, Irak ordusu dışında herhangi bir milis grubunun oluşturulmasını kesin bir dille reddediyor.
Kabul edilen yasa Haşdi Şabi’yi açık bir biçimde ordunun yanında ‘yedek güç’ olarak tanımlıyor. Yine aynı yasaya göre Haşdi Şabi’nin yürürlükte bulunan askeri kanunlara tabi olduğu ve örgüt içinde siyasi çalışmalara izin verilmeyeceği belirtiliyor. Ancak Haşdi Şabi; yönetimi, çatısı altındaki grupları ve birlikleriyle yasada yer alan maddeleri uygulaması bir kenara, Irak Silahlı Kuvvetler Genel Komutanı unvanıyla Irak’ın eski Başbakanı Haydar el-İbadi’nin 11.03.2018 tarihinde yayınladığı 57 numaralı kararnameye dahi riayet etmedi. Söz konusu kararname, ülke genelinde tepki çekmiş ve İbadi, ABD’nin ajandasını uygulamak ve şehitlerin kanına ihanet etmekle suçlanmıştı.
Haşdi Şabi’nin yetkisini artırmak için atılan adım
Bugün yaşananları daha iyi anlayabilmek, Irak içerisinde yaşanan çatışmaların doğasını daha iyi kavramak ve bu çatışmalar ile İran’ın Ortadoğu’ya yönelik gelecek tasavvuru arasındaki bağlantıyı daha iyi kurabilmek adına 11.01.2018 tarihine dönmek gerekir. Yeni Irak'ta silah ve politika arasındaki müphem halkalardan birini temsil eden bu tarihte Haşdi Şabi’den bazı isimleri de bünyesinde bulunduran Bedir Örgütü’nün Genel Sekreteri Hadi el-Amiri, 15 partiye ilave olarak Fetih Koalisyonu’nu kurdu. Bu da Şii Haşdi Şabi milislerinin Irak’ta etkisini artırma konusunda yeni bir aşamaya geçtiği anlamına geliyordu.
Aynı zamanda bu, İran Devrim Muhafızları’nın siyasi ve dini açıdan bölgedeki mevcut çatışmaların temelini oluşturan Velayet-i Fakih gölgesi altındaki bu milislerden bir ağ kurduğu, milislerin gücüne ve devlete gerçek anlamda katılımını sağlamaya odaklandığı demek oluyor.
İran Devrim Muhafızları görünüşe göre bu konuda Lübnan Hizbullah’ı tecrübesinden faydalanıyor. Hizbullah, halihazırda Lübnan’da yasal bir zeminde siyasi sürece ortak olan düzenli bir ordudur. Bu durum, örgüte, ülkenin zayıf ordusuna karşı sahada üstünlük sağlıyor.
Irak’ta Haşdi Şabi çatısı altındaki Asaib Ehli Hak, Hizbullah El Nuceba, Seraya El Horasani ve Hizbullah Tugayları’nın yanı sıra sayıca en fazla olan Bedir Örgütü, askeri eğitim ve mali fon hususunda Devrim Muhafızları’na dayanıyor. Ancak bu örgütler dini açıdan Humeyni’nin kurucusu olduğu Velayet-i Fakih ideolojisine bağlılar.
Bu milislerin dışında başka silahlı örgütler de bulunuyor. Örneğin Ali es-Sistani’ye bağlı, Irak ordusu tarafından eğitilen ve saflarında yüzde 15 ila 20 civarında Sünni unsurların bulunduğu Ali Ekber Tugayı ve Abbas Tugayı bunlar arasında yer alır. Ayrıca daha önce feshedilen Mukteda es-Sadr liderliğindeki Seraya es-Selam vardı.
10 maddelik kararname
Mukteda es-Sadr’ın fesih kararı ve Abdulmehdi’nin milislerin düzenli orduya katılması yönünde yayınladığı kararnameye rağmen silahlı milis grupların orduya katılımı hususu belirsizliğini koruyor. 2016’da kabul edilen ve 10 maddeden oluşan yasaya işaret etmiştik. Fakat Abdulmehdi buna ek yapma zorunluluğunu gördü. Nitekim Abdulmehdi, Temmuz başında yayınladığı kararnamede, Şii milis gücü Haşdi Şabi’ye bağlı ‘tüm ekonomik büro ve askeri kontrol noktalarının’ kapatılması talimatı vermişti. 10 maddelik kararnamede, ‘Haşdi Şabi’nin Başkomutanın emirleri doğrultusunda hareket etmesi gerektiği ve DEAŞ ile mücadele döneminde kullanılan tüm isimlerin terk edilerek, yerine ‘bölük, tugay, alay’ gibi askeri tanımların kullanılacağı’ ifade edildi. Abdulmehdi ayrıca Haşdi Şabi güçlerine ülkedeki tüm bürolarını kapatması için 31 Temmuz’a kadar süre vermişti.
Washington Yakın Doğu Enstitüsü'nün askeri ve güvenlik programının kıdemli araştırmacısı Dr. Michael Knights, Ağustos’ta yayınladığı çalışmasında, Bedir milislerinin, halihazırda Irak ordusunda kayıtlı 18 ila 22 bin askeri silah altına aldığını belirtti. Söz konusu sayıyı belirleme noktasında devletin milis örgütlerdeki savaşçı sayısı hakkında yaptığı araştırma çabalarına dayandığını ifade etti. Milis örgütlerin çatısı altındaki savaşçı sayısı ve bilgilerinin araştırılması hususu, 2018-2019 yıllarında Iraklı siyasi güçler arasında yaşanan güvenlik tartışmalarının ardından geldi.
Haşdi Şabi’nin rolü, Ebu Mehdi el-Muhendis’in 21 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, açık bir şekilde görülebiliyor. Muhendis, örgüt üslerine yönelik saldırıların, İsrail-ABD ortaklığında gerçekleştiğini öne sürmüştü. Asaib (Ehli Hak) lideri Kays el-Hazali, açıklamaya destek vermiş ve Muhendis için ‘Haşdi Şabi’nin Irak düşmanlarına cevap verme gücüne sahip temsilcisi’ nitelemesinde bulunmuştu.



İsrail hava saldırıları Lübnan'ın güneyindeki kasabaları hedef aldı

Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)
Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)
TT

İsrail hava saldırıları Lübnan'ın güneyindeki kasabaları hedef aldı

Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)
Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)

İsrail savaş uçakları bugün Lübnan'ın güneyindeki Burc Rahal kasabasına hava saldırıları düzenledi. Saldırılarda 3 kişi öldü, bir kişi yaralandı. Ayrıca güney Lübnan'daki kasabalara da saldırılar düzenlendi.

İsrail savaş uçakları bu sabah Lübnan'ın güneyindeki Burc Rahal kasabasında bir eve hava saldırısı düzenleyerek 3 kişiyi öldürdü, birkaç kişiyi yaraladı ve birçok evi yıktı. Sivil savunma ekipleri cesetleri çıkarmak ve yolu temizlemek için çalışıyor. Resmi Lübnan Ulusal Haber Ajansı, hava saldırılarının ayrıca şafak vakti Lübnan'ın güneyindeki Haris kasabaların da hedef aldığını bildirdi.

İlgili bir gelişmede, Hizbullah bugün dört ayrı açıklamada, savaşçılarının İsrail'in Liman, Hurfish, Shlomi ve Nahariya yerleşimlerini roket saldırılarıyla hedef aldığını duyurdu.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre Hizbullah yaptığı açıklamada, bugün saat 02:25'te Liman yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını belirtti. İkinci bir açıklamada ise saat 00:30'da Hurfish yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını duyurdu.

Üçüncü bir açıklamada Hizbullah, saat 02:30'da Shlomi yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını açıkladı. Dördüncü bir açıklamada ise saat 03:10'da Nahariya yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını bildirdi.

Şunu belirtmekte fayda var ki, 2 Mart sabahından itibaren İsrail savaş uçakları Beyrut'un güney banliyölerini, Güney Lübnan'daki çeşitli bölgeleri ve Doğu Lübnan'daki Bekaa Vadisi'ni hedef alan bir dizi hava saldırısı düzenledi. Saldırılar ayrıca Lübnan Dağı ve Kuzey Lübnan'daki bölgelere de yayıldı. İsrail hava saldırıları halen devam etmektedir. Mart ortasından sonra İsrail ordusu Güney Lübnan'a bir saldırı başlattı.


Gazze Şeridi’ndeki direnişçi gruplar, ‘silahsızlanma’ planında değişiklik talep edilmesinin ardından yoğun saldırı bekliyor

Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)
Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)
TT

Gazze Şeridi’ndeki direnişçi gruplar, ‘silahsızlanma’ planında değişiklik talep edilmesinin ardından yoğun saldırı bekliyor

Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)
Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)

Gazze Şeridi’ndeki büyük Filistinli gruplardan çeşitli kaynaklar, İsrail’in Gazze Şeridi içindeki saldırılarını yoğunlaştırmasının beklendiğini belirtti. Bu beklentinin, Barış Konseyi planında yer alan silahsızlanma maddelerinde değişiklik yapılması talebinin ardından ortaya çıktığı ifade edildi.

Hamas’a bağlı üç kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, sahada İsrail’in daha geniş çaplı bir askeri gerilime hazırlandığına dair göstergeler bulunduğunu belirtti. Kaynaklar, bu olası gerilimin polis ve güvenlik noktalarının hedef alınmasının, silahlı grup üyelerine yönelik saldırıların ve suikastların ötesine geçebileceğini dile getirdi.

Hamas’ın silahsızlandırılması, Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov tarafından sunulan planın en önemli maddeleri arasında yer alıyor. Söz konusu plan, Mladenov tarafından mart ayı sonunda Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde açıklanmıştı. Uluslararası ve bölgesel medyada yayımlanan maddelere göre plan, Filistinli hareketin tünel ağını imha etmesini ve sekiz ay içinde aşamalı olarak silah bırakmasını öngörüyor. Plan ayrıca, ‘Gazze Şeridi’nin silahlardan tamamen arındığının nihai olarak doğrulanması’ sonrasında İsrail güçlerinin tamamen çekilmesini içeriyor.

 Hamas ve İslami Cihad Hareketi’ne bağlı silahlı güçler Gazze’de konuşlandırıldı. (AFP)Hamas ve İslami Cihad Hareketi’ne bağlı silahlı güçler Gazze’de konuşlandırıldı. (AFP)

Son günlerde İsrail’in tırmanışı, polis güçlerine bağlı güvenlik unsurları ile sahadaki silahlı grup üyelerine yönelik saldırıların yoğunlaştırılmasıyla daha da arttı. Kaynaklara göre Hamas’a bağlı hükümet kurumlarındaki güvenlik personeline ve grupların askeri kanatlarına mensup silahlı unsurlara, alarm seviyesini en üst düzeye çıkarmaları yönünde talimat verildi. Aynı talimatlarda, tekrar eden hedef alınma girişimlerini önlemek amacıyla mümkün olan tüm güvenlik önlemlerinin alınması istendi.

Planda yapılan değişiklikler

Geçtiğimiz hafta Hamas heyeti, Kahire’ye gerçekleştirdiği ziyaretin ardından, iki gün önce Gazze Şeridi’ndeki gruplar adına ‘silahsızlanma planı’ önerisine yanıtını sundu. Kaynaklara göre, Nikolay Mladenov ile yapılan görüşmede iletilen yanıtta, ‘ikinci aşamaya geçilmeden önce İsrail’in ilk aşamadaki tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesini zorunlu kılacak değişikliklerin yapılması’ gerektiği vurgulandı.

Hamas kaynaklarına göre, İsrail’in söz konusu değişiklik talebini ‘hareketin silah bırakmayı reddettiği’ gerekçesiyle önümüzdeki dönemde saldırılarını artırmak için bir bahane olarak kullanabileceği değerlendiriliyor. Kaynaklardan biri, Hamas’ın ve diğer grupların planı farklı çerçeveler içinde incelemeyi sürdürdüğünü kaydetti.

İslami Cihad Hareketi’nden bir kaynak ise Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, özellikle İran ile bağlantılı gelişmelerin ardından İsrail’de tırmanış ihtimalinin artmasıyla birlikte, sahadaki savaşçılara izlerinin sürülmesini ve hedef alınmalarını önlemek amacıyla tüm gerekli güvenlik tedbirlerini almaları yönünde kesin talimatlar verildiğini ifade etti.

Öte yandan İsrail, cumartesiyi pazara bağlayan gece yarısı, Gazze kentinin doğusundaki Şeva Meydanı bölgesinde, özel İsrail birliklerinin ya da silahlı grupların sızmasını önlemek amacıyla kurulan bir kontrol noktasında bulunan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensubu dört silahlı kişiyi öldürdü.

Bir polis aracını hedef alan İsrail saldırısının gerçekleştiği yeri inceleyen Filistinliler (Reuters)Bir polis aracını hedef alan İsrail saldırısının gerçekleştiği yeri inceleyen Filistinliler (Reuters)

Hamas’a bağlı bir polis mensubu dün, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Meğazi Mülteci Kampı girişinde aracının İsrail’e ait bir insansız hava aracı (İHA) tarafından hedef alınması sonucu hayatını kaybetti. Aynı gün, Han Yunus’un güneyindeki ‘sarı hat’ olarak bilinen bölgede bir genç de İsrail güçlerinin açtığı ateş sonucu öldürüldü.

Sahadaki kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, hedef alınan aracın Kassam Tugayları’na bağlı bir üyeye ait olduğunu, aracı kullanan kişinin ise daha önce önde gelen isimlerden birinin korumalığını yapmış polis memuru olduğunu belirtti.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı’na göre İsrail, 10 Ekim 2025’te ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana 718’den fazla Filistinliyi öldürdü.

Erdoğan ile görüşme

Bu arada Hamas dün yaptığı açıklamada, üst düzey bir heyetinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İstanbul’da bir araya geldiğini duyurdu. Görüşmede, Gazze Şeridi’ndeki gelişmeler, ateşkes anlaşmasının kalıcı hale getirilmesi ve Kudüs’teki son durum ele alındı.

Hareketten yapılan açıklamaya göre, Hamas Liderlik Konseyi Başkanı Muhammed Derviş başkanlığındaki heyette Halid Meşal, Halil el-Hayye ve Zahir Cebbarin yer aldı. Cumartesi günü gerçekleşen görüşmede, Gazze Şeridi’ndeki gelişmeler ele alındı. Açıklamada ayrıca, ateşkes anlaşmasının uygulanmasının güvence altına alınması, insani yardımların bölgeye ulaştırılması ve halkın temel ihtiyaçlarının karşılanmasının önemine vurgu yapıldı.

Açıklamada, Kudüs’teki durumun, özellikle de Mescid-i Aksa çevresindeki gelişmelerin ciddiyetine dikkat çekilerek, ‘ihlaller’ olarak nitelendirilen uygulamaların sonuçlarına karşı uyarıda bulunuldu. Ayrıca, esirlere yönelik idam cezasını içeren yasa tasarısına da karşı çıkılarak, bunun uluslararası hukuka aykırı olduğu ifade edildi.

Heyetin, Türkiye’nin Filistin davasına verdiği destekten duyduğu memnuniyeti dile getirdiği ve Erdoğan’ın bu konudaki çabalarını takdir ettiği aktarıldı. Açıklamaya göre Erdoğan da Türkiye’nin Filistin halkının haklarına verdiği desteğin süreceğini ve bu konudaki tutumunun değişmeyeceğini vurguladı.


Masnaa Sınır Kapısı, ABD'nin Lübnan'a verdiği garantileri test ediyor

İsrail'in bombalamakla tehdit ettiği Suriye sınırındaki Masnaa Sınır Kapısı çevresinde Lübnan Genel Güvenlik Teşkilatı mensupları (EPA)
İsrail'in bombalamakla tehdit ettiği Suriye sınırındaki Masnaa Sınır Kapısı çevresinde Lübnan Genel Güvenlik Teşkilatı mensupları (EPA)
TT

Masnaa Sınır Kapısı, ABD'nin Lübnan'a verdiği garantileri test ediyor

İsrail'in bombalamakla tehdit ettiği Suriye sınırındaki Masnaa Sınır Kapısı çevresinde Lübnan Genel Güvenlik Teşkilatı mensupları (EPA)
İsrail'in bombalamakla tehdit ettiği Suriye sınırındaki Masnaa Sınır Kapısı çevresinde Lübnan Genel Güvenlik Teşkilatı mensupları (EPA)

Lübnan, İsrail'in altyapısına karşı düzenlediği bombardımanın ardından kendisine güvence veren ABD'ye yardım çağrısında bulundu. Bu çağrı, Tel Aviv'in Lübnan'ı Suriye'ye Cedide Yabus üzerinden bağlayan Bekaa'daki (doğu) el-Müsnefer Sınır Kapısı’nı hedef almaması için yapılırken, bu gelişme, İsrail'in sınır kapısını bombalamakla tehdit edip tahliye edilmesini talep etmesinin ardından yaşandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnanlı kaynaklar, Lübnan'ın İsrail'in tehdidini ciddiye aldığını ve bunun endişe verici olduğunu açıkladığını söylediler. Bu durum, Cumhurbaşkanı General Joseph Avn ve Başbakan Nevvaf Selam tarafından yürütülen ve sabaha kadar süren Washington ile temasların yoğunlaştırılmasına neden oldu. Sile tatili için Washington'da bulunan ABD'nin Beyrut Büyükelçisi Mişel İsa da temaslarda yer aldı. Avn ve Selam, İsa'dan ülkesinin İsrail nezdinde müdahale ederek uyarıyı geri çekmesini talep etti.

Öte yandan, Cumhurbaşkanı Avn, İsrail ile doğrudan müzakere çağrısını yineledi. Avn, “Müzakere taviz vermek değildir, diplomasi de teslim olmak değildir” diyerek, iç barışın ‘kırmızı çizgi’ olduğunu vurguladı.