Sudan'da hammadde ihracatı 3 aylık süreyle durduruldu

Sudan'ın büyük bir maden zenginliği var. Ancak bunları hammadde olarak ihraç etmesi kaynaklarının tükenmesine yol açıyor. (Reuters)
Sudan'ın büyük bir maden zenginliği var. Ancak bunları hammadde olarak ihraç etmesi kaynaklarının tükenmesine yol açıyor. (Reuters)
TT

Sudan'da hammadde ihracatı 3 aylık süreyle durduruldu

Sudan'ın büyük bir maden zenginliği var. Ancak bunları hammadde olarak ihraç etmesi kaynaklarının tükenmesine yol açıyor. (Reuters)
Sudan'ın büyük bir maden zenginliği var. Ancak bunları hammadde olarak ihraç etmesi kaynaklarının tükenmesine yol açıyor. (Reuters)

Sudan Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, ham madde üreticilerine şartlarını iyileştirmeleri için üç ay süre verdi. Bu süre zarfında başbakanlığın “hammadde” olarak ürün ihracatı yapılmaması yönündeki direktifleri uygulanacak. Ancak uzmanlar üretim koşulları iyileştirilmediği sürece bu adımın tehlikeli olacağı görüşünde.
Başbakan Abdullah Hamduk anayasaya bağlılık yemini ettikten sonra yaptığı ilk açıklamada Sudan ürünlerinin hammadde olarak ihraç edilmesini "kaynak kaybı" olarak gördüğünü söyledi. Hamduk açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Hammadde üretilir ve katma değer verir. Bundan önce ihraç edilmemesi gerekir. Ham madde üretimi, üretim çarkının dönmesini, istihdamın artmasını ve yoksulluk oranının azalmasını sağlar.”
Bakan Abbas Madani, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nda göreve gelmesinin ardından yaptığı açıklamalarda “Bakanlık önümüzdeki süreçte Sudan ürünlerinin ihracat ve ithalatında katma değerini artırmaya odaklanacak” dedi. Sudan Standartlar ve Metroloji Organizasyonu (SSMO) tarafından yayımlanan raporda Sudan’ın  Çin ve Mısır'ın başını çektiği çeşitli ülkelerden 4 binden fazla ürün ithal ettiği belirtildi.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı yeni döneminde küçük ve orta ölçekli sanayiler için projeler başlattı. Çünkü sanayi sektörü ülkenin kalkınması için büyük öneme sahip. Madani, "Bu sektör sayesinde kalkınan birçok dost ve kardeş ülke var" dedi.
Önümüzdeki süreçte, sanayi sektörünün yerli ürüne katkı sağlamadaki lider pozisyonunu geri kazanması için birtakım yasalar yapılacak ve bu doğrultuda politikalar izlenecek. Bu süreçte piyasalar kontrol altına alınacak, üretim ve kalite maliyeti düşürülecek ve kaçakçılıkla mücadele edilecek.
Bakan Madani açıklamasında ayrıca ülkedeki sanayi ve ticaret sektörünün karşılaştığı sorunları azaltmayı ve engelleri aşmayı da taahhüt etti. Sanayi sektörü birçok sorun ile karşı karşıya. Bunar arasında finansman krizi, işsizlik, enerji ve su sorunları, yasa ve prosedürlerden kaynaklanan sorunlar, yapısal ve idari sorunlar, vergiler, harçlar ve ayrıca bu sektörde toplanan vergiler var.
Sudan Merkez Bankası tarafından yayınlanan raporda bu yılın ikinci çeyreğindeki ihracat 2,043 milyon doları buldu. İlk çeyrekte ise ihracat 1,076 milyon dolar seviyelerindeydi. Raporda bu yılın ikinci çeyreğindeki toplam ithalatın 3,414 milyon dolara ulaştığı belirtiliyor.
Sudan ürünlerinin imalatı konusunda uzmanlar farklı görüşlere sahip. Uzmanlar, özellikle altyapıda radikal bir değişime gidilmesi çağrısı yapıyor. Bir diğer talepleri de Sudan ürünlerinde katma değerin artması için sanayi sektörünün rekabet ortamına çekilmesi ve bu yönde teşvik edilmesi.
Ekonomist Fatih Osman, bakanlığın ham madde ihracatını durdurması hedefiyle başlattığı projeye övgüde bulundu. Osman yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:
“Mallara yönelik iyi bir talep olursa ihracat gelirleri de artacaktır. Ancak Arap zamkı, kuzu, keçi, pamuk, susam, balık ve deri gibi birinci sınıf ürünlerin ihracatının engellenmesi gerekiyor. Birinci sınıf ürünlerin ihraç edilmesi, Sudan ekonomisinde gerçek bir felakete yol açar ve Sudan pazarında fiyatların düşmesine neden olur. Bunun dışında üreticilerin iflas etmesine ve birinci sınıf malların bulunamamasına da yol açar. Üretilen malların çoğu kaçakçılık yoluyla ve ucuz fiyata satılmak üzere ülke dışına çıkarılır. Birinci sınıf ürünlerin ihracatı durdurulmalı. dedi ve ekledi “İşlenmiş ürünleri ihraç etmeye devam etmeliyiz.”
Fatih Osman, ihracat hacmini artırmanın yollarının öğrenilmesi için küresel piyasayı inceleyen esnek ve makul politikalar takip edilmeli dedi. Aynı şekilde ihracatın toplam değerini maksimuma çıkarmak, yarardan çok zarar getiren kararlardan uzak durmak için esnek ve makul politikalar izlenmeli.
Ümmü Derman İslam Üniversitesi Dekanı Muhammed Hayr Hasan, da konuya dair şunları söyledi:
“Hammadde ihracatı, eski Sudan hükümetlerinin ve sanayi sektörünün karşılaştığı zorluklardan biri olarak kabul edilir. Aslında ham maddeyi ihraç ediyoruz ve daha sonra işlenmiş ürün olarak ithal ediyoruz. Çağa ayak uydurmak için modern teknoloji takip edilmeli, sanayi sektöründeki vergiler azaltılmalı, ihracatı teşvik eden politikalar benimsenmeli ve Sudan'da üretilebilecek bir malın ithal edilmesi zorlaştırılmalı.”



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.