Sisi: Hedasi Barajı müzakerelerinin başarısızlığı, bölgeyi istikrarsızlaştırır

Mısır Cumhurbaşkanı, 24 Eylül’de BM Genel Kurulu’na hitap etti (AFP)
Mısır Cumhurbaşkanı, 24 Eylül’de BM Genel Kurulu’na hitap etti (AFP)
TT

Sisi: Hedasi Barajı müzakerelerinin başarısızlığı, bölgeyi istikrarsızlaştırır

Mısır Cumhurbaşkanı, 24 Eylül’de BM Genel Kurulu’na hitap etti (AFP)
Mısır Cumhurbaşkanı, 24 Eylül’de BM Genel Kurulu’na hitap etti (AFP)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi, Hedasi (Nahda) Barajı hususundaki müzakerelerde yaşanan aksaklığın, barajın istikrarının yanı sıra genel olarak bölgenin özel olarak da Mısır’ın kalkınması üzerinde olumsuz etkilere yol açacağı uyarısında bulundu.
Mısır, barajın 55,5 milyar metre küp olarak tahmin edilen Nil suyundaki sınırlı payına zarar vereceğinden endişe duyuyor. Bu çerçevede Sisi, 24 Eylül’de Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda yaptığı açıklamada “Mısır açısından Nil suyunun hayat meselesi ve varlık davası” olduğunu belirtti. Mısır Cumhurbaşkanı, herkesi tatmin edecek bir anlaşmaya varmak için tarafları esnek olmaya teşvik etme konusunda uluslararası topluma büyük sorumluluk düştüğüne de dikkati çekti.
Mısır ve Etiyopya arasında müzakerelerin tıkanıklığı hususunda zaman zaman karşılıklı yaşanırken Kahire, Hedasi Barajı hususunda yaklaşık 8 yıldır herhangi bir sonuca ulaşmadan devam eden müzakerelerin sona ermesini talep etti.
Addis Abada, Mısır’ın barajı doldurma ve kullanma yönündeki önerilerini kabul etmezken, durumun “egemenliğine aykırı” olduğunu savunuyor.
Aynı şekilde Sisi, Mısır’ın Nil Havzasındaki kardeş ülkelerle olan işbirliğini güçlendirmek ve derinleştirmek için onlarca yıldır çaba sarf ettiğini belirtirken, Etiyopya’nın Hedasi Barajı’nı inşa etme projesine de projenin vereceği büyük zararlara ilişkin yeterince araştırma yapmamış olmasına rağmen anlayış gösterdiğini vurguladı.
Abdulfettah el-Sisi, Hedasi Barajı ile ilgili Mart 2015’te “İlkeler Anlaşması” imzalandığına dikkati çekerek, barajın doldurulması ve çalıştırılması hususunda anlaşmaya varmak için 4 yıldır süren müzakerelerin istenen sonucu vermediğini belirtti.
Müzakerelerin istenen sonuca ulaşmaması dolayısıyla üzüntüsünü dile getiren Sisi, buna rağmen Mısır’ın, hala Etiyopya, Sudan ve Mısır’daki Mavi Nil halklarının ortak çıkarlarına dair anlaşmaya varmayı ümit ettiğini söyledi.
Konuşması sırasında Afrika meselesine de değinen Mısır Cumhurbaşkanı, ülkesinin “Afrika Birliği başkanlığı ve kardeşlerle ortaklığı sayesinde kalkınma temellerini bir kıta vizyonuyla birleştirmeyi amaçlayan kapsamlı bir yaklaşım benimsemek için ‘Afrika sorunlarına Afrika çözümleri’ ilkesini derinleştirmek için çabaladığını” ifade etti. Sisi ayrıca Mısır’ın “ortak tarih, kader birliği ve entegrasyon yolunda ilerleyebilecek olmalarına duydukları güvene” itimat ettiklerini vurguladı.
Mısır Cumhurbaşkanı ayrıca, “Afrika’nın aktif rolünün, Orta Afrika’daki barış anlaşmasının meyvesi olduğunu ve Sudan’da çeşitli taraflar arasında geçiş aşamasını yönetmek için ortak bir vizyon oluşturduğunu” da belirtti. Sisi, bu kardeş ülkenin yaşadığı olumlu dönüşüm göz önünde bulundurularak, Sudan’ın isminin teröre finansörlük yapan ülkeler listesinden çıkarılması çağrısında bulundu.
Başkenti Kudüs olan bağımsız bir Filistin devleti
te yandan ülkesinin “bölgedeki en köklü kriz” olarak nitelediği Filistin meselesi hakkındaki tutumunu da yineleyen Mısır Cumhurbaşkanı, başkenti Kudüs olan bağımsız bir Filistin Devleti kurulmasına zemin hazırlayacak adil bir çözüme ulaşılmamasının, Ortadoğu halklarının yeteneklerinin tükenmesi anlamına geldiğine dikkati çekti.
Yemen meselesine de değinen Sisi, “Hem Suudi Arabistan’daki petrol tesislerine yönelik saldırılarla hem de uluslararası trafiğe yönelik tehdit oluşturarak, Basra Körfezi’nde benzeri görülmemiş bir tehlike oluşturan ve Arap ulusal güvenliğine zarar veren dış müdahalelere son verilmesi” gerektiğini vurguladı.
Sisi ayrıca, “Herkesin ilgili Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarına tam olarak uyması, teröre para veya silah yardımı yapan destekçilerin hesap vermesi, güvenli sığınakların ve medya platformlarının sağlanması” gerektiğini ifade etti.



Berri Şarku’l Avsat’a ABD’nin ateşkesin uzatılmasına yönelik bir girişimi bulunduğunu açıkladı

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, ABD’nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa’yı kabul etti. (Lübnan Meclis Başkanlığı)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, ABD’nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa’yı kabul etti. (Lübnan Meclis Başkanlığı)
TT

Berri Şarku’l Avsat’a ABD’nin ateşkesin uzatılmasına yönelik bir girişimi bulunduğunu açıkladı

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, ABD’nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa’yı kabul etti. (Lübnan Meclis Başkanlığı)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, ABD’nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa’yı kabul etti. (Lübnan Meclis Başkanlığı)

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, ABD’nin Lübnan ile İsrail arasındaki ateşkesin uzatılmasına yönelik bir girişimi bulunduğunu açıkladı. Öte yandan Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, ikili müzakerelerin Lübnan adına Büyükelçi Simon Karam başkanlığındaki bir heyet tarafından yürütüleceğini, bu süreçte hiçbir tarafın Lübnan’ın yerini almayacağını veya ona eşlik etmeyeceğini ifade etti.

ABD’nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa, 10 günlük ateşkesin ilan edilmesinin ardından ilk kez Beyrut’a dönüşü kapsamında Avn ve Berri ile bir araya geldi. Ancak Issa herhangi bir basın açıklaması yapmadı. Berri ise Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Washington’ın ateşkesi uzatma yönünde bir çaba içinde olduğunu belirtti, ancak Avn’ın planladığı ‘doğrudan İsrail ile müzakere sürecine’ ilişkin tutumunu açıklamaktan kaçındı.

Avn, müzakere seçeneğinin hedefinin çatışmaların durdurulması, güneydeki İsrail varlığının sona erdirilmesi ve uluslararası olarak tanınan güney sınırına kadar Lübnan ordusunun konuşlandırılması olduğunu vurguladı.

Avn yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisiyle gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde Lübnan’ın taleplerine tam anlayış ve destek gösterdiğini belirtti. Avn, Trump’ın İsrail nezdinde girişimde bulunarak ateşkesin sağlanması ve mevcut ‘anormal durumun’ sona erdirilmesine yönelik bir müzakere sürecinin başlatılması için adım attığını, bu sürecin Lübnan devlet otoritesinin ve egemenliğinin, özellikle güney bölgeler dahil olmak üzere ülkenin tamamında yeniden tesis edilmesini hedeflediğini ifade etti. Avn, temasların ateşkesin korunması ve müzakerelerin başlatılması amacıyla süreceğini, bu sürecin geniş bir ulusal destekle yürütülmesi gerektiğini ve böylece müzakere heyetinin hedeflerine ulaşabileceğini vurguladı.

Yaklaşan müzakerelerin diğer süreçlerden bağımsız olacağını kaydeden Avn, Lübnan’ın iki seçenekle karşı karşıya olduğunu söyledi: “Ya savaşın insani, sosyal, ekonomik ve egemenlik açısından ağır sonuçlarıyla devam edilmesi ya da müzakere yoluyla bu savaşa son verilmesi ve kalıcı istikrarın sağlanması.” Avn, tercihinin müzakere olduğunu vurgulayarak, “Lübnan’ı kurtarabileceğimize inanıyorum” dedi.


Avn: Müzakerelerin amacı savaşı durdurmak ve İsrail işgaline son vermek

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
TT

Avn: Müzakerelerin amacı savaşı durdurmak ve İsrail işgaline son vermek

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn bugün yaptığı açıklamada, müzakere seçeneğinin savaşın sona erdirilmesi, İsrail işgalinin bitirilmesi ve ülkede istikrarın sağlanması amacı taşıdığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın Lübnan Ulusal Haber Ajansı’ndan (NNA) aktardığına göre Avn, ikili müzakerelerin Lübnan adına Büyükelçi Simon Karam başkanlığındaki bir heyet tarafından yürütüleceğini, bu süreçte hiçbir tarafın Lübnan’ın yerini almayacağını veya ona eşlik etmeyeceğini ifade etti.

Avn, müzakere seçeneğinin hedefinin çatışmaların durdurulması, güneydeki İsrail varlığının sona erdirilmesi ve uluslararası olarak tanınan güney sınırına kadar Lübnan ordusunun konuşlandırılması olduğunu vurguladı.

Avn ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmede, Trump’ın Lübnan’ın taleplerine anlayışla yaklaştığını ve ateşkesin sağlanması ile müzakere sürecinin başlatılması için İsrail nezdinde girişimde bulunduğunu söyledi. Avn, bu sürecin ‘mevcut anormal durumu sona erdirerek devlet otoritesinin ve egemenliğinin, özellikle güney başta olmak üzere, ülkenin tamamında yeniden tesis edilmesini’ hedeflediğini dile getirdi.

Avn, ateşkesin korunması ve müzakerelerin başlatılması için temasların süreceğini belirterek, müzakere heyetinin hedeflerine ulaşabilmesi için geniş bir ulusal desteğin gerekli olduğunu ifade etti.

Yaklaşan müzakerelerin diğer süreçlerden bağımsız olacağını kaydeden Avn, Lübnan’ın iki seçenekle karşı karşıya olduğunu söyledi: “Ya savaşın insani, sosyal, ekonomik ve egemenlik açısından ağır sonuçlarıyla devam edilmesi ya da müzakere yoluyla bu savaşa son verilmesi ve kalıcı istikrarın sağlanması.” Avn, tercihinin müzakere olduğunu vurgulayarak, “Lübnan’ı kurtarabileceğimize inanıyorum” dedi.


Ürdünlü İslamcılar uyum sağlama umuduyla isimlerini değiştiriyor

"İslami Hareket Cephesi" Şura Konseyi'nin parti tüzüğüne ve adına ilişkin sunduğu değişiklik önerilerine dair oylamadan bir kare
"İslami Hareket Cephesi" Şura Konseyi'nin parti tüzüğüne ve adına ilişkin sunduğu değişiklik önerilerine dair oylamadan bir kare
TT

Ürdünlü İslamcılar uyum sağlama umuduyla isimlerini değiştiriyor

"İslami Hareket Cephesi" Şura Konseyi'nin parti tüzüğüne ve adına ilişkin sunduğu değişiklik önerilerine dair oylamadan bir kare
"İslami Hareket Cephesi" Şura Konseyi'nin parti tüzüğüne ve adına ilişkin sunduğu değişiklik önerilerine dair oylamadan bir kare

Ürdün’de “İslami Hareket Cephesi” Partisi’nin genel kurulu, 1992 yılında kuruluş ruhsatıyla birlikte alınan tarihî parti adının değiştirilmesine onay verdi. Parti, düzenlenen olağanüstü genel kongrede “Ümmet Partisi” adını benimsedi. Toplantıda ayrıca Şura Meclisi tarafından sunulan tüzük değişiklikleri de görüşülerek oylamaya sunuldu.

Cumartesi günü gerçekleştirilen olağanüstü kongrede parti liderlerinin konuşmaları, Ürdün’de yürürlükte olan siyasi partiler yasası doğrultusunda dini, mezhepsel ve bölgesel çağrışımların kaldırılması gerekliliğine vurgu yaptı.

Toplantı kapsamında parti tüzüğünde “köklü değişiklikler” yapılırken, davet (dini söylem) içerikli birçok ifade metinden çıkarıldı. Ayrıca partinin genel ve özel hedefleri de yeniden düzenlendi. Söz konusu unsurların, partinin geçmişte özellikle parlamento seçimleri dönemlerinde geniş kitlelerin desteğini kazanmasında etkili olduğu ifade ediliyor.

Öte yandan bu durum, geçmiş yıllarda “ihlal” olarak nitelendirilen bu uygulamalara yönelik resmi makamların sessiz kaldığı bir ortamda gerçekleşti.