Depremi bekleyen İstanbul’un gökdelen dosyası: Kaç gökdelen var, kaçı yolda, en yükseği kaç metre?

İHA
İHA
TT

Depremi bekleyen İstanbul’un gökdelen dosyası: Kaç gökdelen var, kaçı yolda, en yükseği kaç metre?

İHA
İHA

Uzmanlar, 24 Eylül’deki 4.6’lık, 26 Eylül’deki 5.8’lik depremler, beklenen büyük İstanbul depreminin işaretçisi olduğunu söylüyor. Yaşanan orta büyüklükteki iki deprem, nüfusu 20 milyona yaklaşan şehri sokaklara dökmeye yetti.
Kandilli Rasathanesi’nin verilerine göre, son 72 saatte irili ufaklı 100’den fazla depremin yaşandığı kentte en çok konuşulan konulardan biri de, kentin siluetini bozan yüksek binalar oldu.
İlk gökdelen “Gökkafes” yıkılmasın diye belediye sınırı değiştirildi
Yüksekliği 100 metreyi aşan, İstanbul’un ve Türkiye’nin ilk gökdeleni Süzer Plaza (Gökkafes), inşa sürecinde hukuki/siyasi yönüyle en çok tartışılan bina oldu. Gökkafes'in bulunduğu araziye Padişah II. Abdülhamid 1908’de, “Dolmabahçe vadisinde Taşkışla, Gümüşsuyu ve Independent Türkçe'den Ali Dağlar'ın haberine göre, Maçka askeri kışlalarıyla İstanbul'a havagazı dağıtan Gazhane tarafından çevrili araziye güvenlik gerekçesiyle inşaat yapılamaz” kaydı koydurmuştu. Araziyi 8 ayrı kişiden, 159 milyon liraya alan Mustafa Süzer, 1984'de Abdülhamid'in şerhini Tapu Bölge Müdürlüğü'ne başvurarak kaldırttı fakat tapuya “her türlü tapu kaydı, mahkeme tarafından değiştirilir” şerhi konuldu. Süzer Grubu, 1983'te İstanbul 1 No'lu Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu'ndan, bölgedeki tarihi Taşkışla binasının boyunu aşmamak kaydıyla, 24.5 metre veya 8 kat yüksekliğinde bina inşası için onay aldı.
Sözen mühürledi, bir gecede sınırları değişti
1989’da İBB Başkanı seçilen Nurettin Sözen, yan parsellere tecavüz var diyerek inşaatı mühürledi ve “tarihi kentin siluetini bozduğu gerekçesiyle” yargıya gitti. Dava Yargıtay aşamasındayken, Başbakan Mesut Yılmaz'ın desteğiyle Valilik, Beyoğlu Belediyesi sınırları içindeki Gökkafes arazisini bir gecede, ANAP'lı Cüneyt Akgün'ün başkanı olduğu Şişli Belediyesi’ne geçirdi. Beyoğlu Belediyesi taraf olmaktan çıktı. Sonraki İBB Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şişli Belediyesi hakkında suç duyurusunda bulundu. Arazi sahipleri, İTÜ, Hazine, İBB davayı takip etti, Yargıtay “bu araziye bina yapılamaz” tapu şerhini onadı ama inşaat durdurulamadı. 153 metrelik binanın 1998 yılında açılışı yapıldı.
Gökdelen tartışmasını Erdoğan, 16/9 ile başlattı
Milenyuma dek yatay gerçekleşen kentleşme süreci, son 15 yılda dikey büyümeye yöneldi ve aksi yöndeki pek çok mahkeme kararına, şehrin tarihi siluetini ve güzelliğini koruma amacıyla çıkarılmış Boğaziçi Kanunu’na rağmen gökdelen sayısı hızla arttı. Bir binanın gökdelen statüsüne girmesi için gereken asgari yükseklik 100 metre olmasına rağmen, gökdelen tartışması, yüksekliği 85 metreyle bu standardın altında kalan, Zeytinburnu’ndaki 16/9 kuleleriyle patlak verdi. Binanın imar planları mahkemelik olurken, dönemin Başbakanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, binayı şehrin siluetini bozduğu gerekçesi ile eleştirdi, binayı tıraşlamayan sahibine küstüğünü söyledi.
Yoğunlaşma, Levent-Mecidiyeköy-Maslak üçgeninde
İstanbul’un gökdelenleri Avrupa yakasında Levent, Mecidiyeköy ve Maslak semtlerinde, giderek Şişli Bomonti bölgesinde; Anadolu yakasında ise, Kadıköy Kozyatağı Mahallesi’nde toplanıyor. 2000'li yıllardan sonra hız kazanan gökdelen inşatları, şehrin siluetini değiştirmeye başladı. Anadolu yakasında ise Kozyatağı’nın yanı sıra Ataşehir’de de gökdelenler yükselmeye başladı. Şehrin siluetini bozduğu gerekçesiyle yargıya taşınan birçok gökdelen projesi için iptal kararı verilse de bu kararlar uygulanmadı, inşaatlar yükselmeye devam etti.
Dünya sıralamasında 21. İstanbul, Avrupa’nın en uzun şehri
İstanbul, dünyada en fazla gökdelene sahip şehirler sıralamasında, 161 gökdelenle 21. sırada yer aldı. Uluslararası gökdelen veri bankası Emporis’e göre, İstanbul'da inşaatı bitmiş (mevcut) 161, yapım aşamasında 2, planlı 17, inşa edilmemiş 28 gökdelen var. Gökdelen tespitinde alınan ölçü, bina yüksekliğinin 100 metre ve üstü olması. İstanbul’da açılışı yapılan ilk gökdelen 1992 yılında, Şişli’de inşa edilen 30 katlı, 110 metre yüksekliğindeki, Maya Kulesi-1 oldu.  Aynı yıl ilk Akbank Kulesi, Maya’nın altında kaldı ve 28 katlı, 100 metre yükseklikle gökdelen sıfatını kazanan 2. bina oldu. Bir yıl sonra (1993) inşa edilen 2. Akbank Kulesi 39 kat, 158 metre yükseklikle rekoru egale etti. Sabancı Center-2, 34 kat, 140 metre ile 3. Gökdelen oldu.
Milenyumda gökdelen patlaması
Milenyuma (2000) girildiğinde, İstanbul’da gökdelen patlaması yaşandı. O güne dek yapılan gökdelen sayısı bir yılda aşıldı; bina sayısı 11 oldu. 31 katlı, 143 metre yüksekliğindeki Metro Milennium-1, aynı yükseklikteki fakat her biri 35 katlı Metro Millenum-2 ve Metro Millenium üçüz gökdelenleri o yıl tamamlandı. Aynı yıl 35 katlı, 140 metre yüksekliğindeki Şişli Elit Residence, her biri 34 katlı, 143 metrelik TAT Kule-1, TAT Kule-2, yine her biri 36 katlı, 168 metrelik Tekstilkent Plaza 1, Tekstilkent Plaza-2 inşa edildi. İş Bankası da o yıl 52 katlı, 181 metre yüksekliğindeki İş Bankası-1 ve her biri 36 katlı, 118 metre uzunluğundaki İş Bankası-2 ve İş Bankası-3’ü tamamladı. 2001’de 40 katlı, 152 metre yüksekliğindeki Polat Kule, İstanbul’un 23. gökdeleniydi. 2002’de 3 gökdelen inşa edildi; 22 katlı, 122 metre yüksekliğindeki Garanti Bankası GM, 24 katlı, 105 metre yüksekliğindeki Mövenpick Hotel ve 32 katlı, 130 metre yüksekliğindeki Kaya Ramada Plaza Otel.
AK Parti dönemi gökdelen sayısı 5 katta fazla arttı; 136 bina
2002 yılı sonu, Türkiye’de iktidarın bir öncekilere göre daha uzun süreli olacak bir iktidar döneminin de başlangıcı oldu. AK Parti’nin 17 yıla giren iktidarı sırasında İstanbul gökdelen tarlasına dönüştü; sayı 5 kattan fazla arttı, tam 136 gökdelen inşa edildi, planlandı ya da yapımı devam ediyor. 2003’te 28 katlı, 118 metre yüksekliğindeki Tekfen Kulesi ile 30 katlı, 119 metre yüksekliğindeki Kozyatağı İş Merkezi binası tamamlandı. Bunları takiben 2004’te 30 kat, 120 metre yüksekliğindeki Selenyum Rezidansı, 2005’te 38 kat, 147 metrelik Sun Plaza binası inşa edildi. 2006’da 30 katlı, 118 metre yüksekliğindeki İstanbul Kanyonu. 2007’de 6 gökdelen inşaatı tamamlandı. Bunlar 22 kat, 109 metrelik Şişli TAT Otel, 23 katlı, 120 metre yüksekliğindeki Al Kulesi, her biri 26 katlı, 130 metrelik Şişli TAT Merkezi-1 ve Şişli TAT Merkezi-2 binaları ile yine her biri 28 katlı, 127 metre yüksekliğindeki Kempinski Residences Astoria-1 ve Kempinski Residences Astoria-2 binaları.
2008’de 10 Mashattan Kulesi geldi
2008, İstanbul’a bir düzine gökdelenin geldiği yıl oldu. Bunlardan aynı bölgedeki onlu blok, her biri 33 katlı, 119 metre yüksekliğindeki Mashattan Kuleleri 1-2-3-4-5-6-7-8-9-10 idi. Aynı yıl inşa edilen diğer iki gökdelen, 30 katlı, 105 metre yüksekliğindeki Ücem Plaza ile 33 katlı, 125 metre yüksekliğindeki Palladium Residence binaları oldu. 2009’da 52 katlı, 204 metre yüksekliğindeki Çiftçiler Kule-1 ve 45 katlı, 176 metre yüksekliğindeki Çiftçiler Kule-2 inşa edildi. Aynı yıl Selenyum grubu üç gökdelen inşa etti, biri ikizdi. Selenyum Panoraması 26 katlı, 101 metre yüksekliğindeydi. İkiz gökdelenler, her biri 35 katlı, 164 metre yüksekliğindeki Selenyum İkizleri 1-2 idi.
Safir Kule, 7 yıl boyunca en yüksek gökdelendi
2010’da her biri 55 katlı, 210 metre yüksekliğindeki Anthill Residence 1-2 ikizleri tamamlandı. O yılın diğer gökdelenleri, Flora Residence; 34 katlı, 120 metre yüksekliğinde, Skyport Residence; 32 katlı, 120 metre yüksekliğindeydi. Yapımı aynı yıl biten Safir Kule ise 54 kat, 261 metre yüksekliğiyle, 7 yıl süreyle İstanbul’un ve Türkiye’nin en yüksek gökdeleni olarak kayıtlara geçti. 2011’de, İstanbul’da iki gökdelen tamamlanmış gözüküyor. 40 katlı, 157 metre yüksekliğindeki Ak-Asya Göl Kulesi, 33 katlı, 105 metre yüksekliğindeki Dumankaya Vizyon-1, 39 katlı, 156 metre yüksekliğindeki Trump Kuleleri-1, 37 katlı, 147 metre yüksekliğindeki Trump Kuleleri-2, 42 katlı, 154 metre yüksekliğindeki Uprise Elite.
2012’de 17 gökdelen
2012’de Varyap grubu 5 gökdelen inşa etti. Bunlar, ikiz gökdelenler, her biri 24 katlı, 100 metre yüksekliğindeki Varyap Meridian Blok B ve Blok D, 41 katlı, 164 metre yüksekliğindeki Varyap Meridian Blok E, 52 katlı, 188 metrelik Varyap Meridian Blok A, 45 katlı, 180 metrelik Varyap Meridian Blok C idi. Buyaka grubu da aynı yıl 4 gökdelen inşaatını bitirdi. Üçüz gökdelenler, her biri 23 katlı, 103 metrelik Buyaka Residence Kuleleri 1-2-3 ve 22 katlı, 100 metre yüksekliğindeki Buyaka Ofis Kulesi. Aynı yıl inşaatı biten diğer gökdelenler şunlar:  42 katlı, 160 metre yüksekliğindeki Gökyüzü Kule A, 32 katlı, 130 metrelik Gökyüzü Kule B, 43 katlı, 159 metre yüksekliğindeki Rixos Residence Bomonty, 41 katlı, 149 metrelik Dumankaya İKON, 33 katlı, 140 metre yüksekliğindeki Nidakule Göztepe, 32 katlı, 135 metre yüksekliğindeki Key Plaza, 24 katlı, 119 metre yüksekliğindeki Finans Kulesi, 30 katlı, 110 metre yüksekliğindeki Le Meridian İstanbul Etiler.
2013’te Zorlu Dördüzleri
2013’te, gökdelen inşasında Zorlu Grubu öne çıktı. Zorlu dördüzleri, her biri 32 katlı, 107 metrelik Zorlu Center Rezidans Kulesi 1-2-3 ve Zorlu Center Otel Kulesi. O yıl inşaatı biten gökdelenler şöyle sıralandı: 24 katlı, 102 metrelik Arista Bomonti Kulesi, 32 katlı, 116 metrelik Ottomare Suites A, 34 katlı, 112 metrelik Crowne Plaza Kulesi-1, 30 katlı, 110 metrelik iTower, 30 katlı, 140 metrelik DAP Kraliyet Merkezi Kulesi-1, 27 katlı, 120 metrelik DAP Kraliyet Merkezi Kulesi-2, 30 katlı, 131 metrelik NEF 163, 31 katlı, 130 metrelik Kule Kulübüm 3377 B1, 48 katlı, 143 metrelik Hilton İstanbul Bomonti Otel ve Konferans Merkezi, 52 katlı, 181 metre yüksekliğindeki Kule Kulem A.
2017’de 17 gökdelen inşa edildi
2014’te 17 gökdelen inşa edildi. 51 katlı, 201 metrelik Omurga Kulesi, 42 katlı, 186 metrelik Allianz Kulesi, 43 katlı, 180 metrelik Paladyum Kulesi, 55 katlı, 173 metrelik Ak-AVM ve Kule, 42 katlı, 170 metrelik Zorlu Levent 199, 32 katlı, 170 metrelik River Plaza Kule A, 37 katlı, 148 metrelik River Plaza Kule B, 35 katlı, 169 metrelik Soyak Kristalkule Finansbank GM, 44 katlı, 160 metrelik Exen Plaza Kulesi, 35 katlı, 153 metrelik Torun Kulesi, 46 katlı, 150 metrelik Istanbloom, dördüz kuleler, her biri 45 katlı, 145 metrelik Four Winds Residence Kule A-B-C-D, 37 katlı, 134 metrelik Nissa 02 Residence, 28 katlı, 112 metrelik Maslak No: 1 Ticaret Merkezi, 33 katlı, 110 metrelik Kartal Mesa, 29 katlı, 110 metrelik Promesa Seba Kulesi, 32 katlı, 104 metre yüksekliğindeki Newada-1.
Safir Kule’nin rekoru 2017’de kırıldı
2015’te 6 gökdelenin inşası tamamlandı. Kapital Tower Residence; 25 kat 105 m, Teras Tema-1; 40 kat, 135 m, ikiz kuleler, her biri 42 katlı, 148 metrelik 42 Maslak Kule 1-2, Leopardus; 48 kat, 178 metre, Ak-Asya Koru Kulesi; 43 kat, 173 metre. 2016’da inşa edilen gökdelen sayısı 15 oldu. Seyrantepe Çintemani Kulesi; 57 kat, 212 metre, Maslak 1453 A2 Blok: 44 kat, 176 metre, ikiz kuleler, 43 katlı, 160 metre yüksekliğindeki Torun Merkez Blok 1-2, Torun Merkez Bloğu 3; 39 kat, 144 metre, Nurol Kulesi; 32 kat, 142 metre, Denge Güneşli; 25 kat, 120 metre, Pega Kartal A Blok; 32 kat, 118 metre, VE Kule; 26 kat, 116 metre,  Ziraat Bankası Kule A; 46 kat, 180 m, Symbol İstanbul A; 45 kat, 176 m, Antasya Residence; 43 kat, 169 m, Nurol Çağlayan Kulesi; 41 kat, 161 m,  Ziraat Bankası Kule B; 40 kat, 157 m. 2017, o güne dek şehrin ve Türkiye’nin en yüksek gökdeleni rekorunu elinde bulunduran Safir Kule’nin geçildiği yıl oldu, hem de üç gökdelen ile. Skyland Residence Kulesi; 65 kat, 284 m,  Skyland Ofis Kulesi; 64 kat, 284 m, Metropol Kulesi; 58 kat, 280 m,  Emaar Meydanı 2; 30 kat, 142 m, Emaar Meydanı 3; 34 kat, 157 m, Nidakule Levent Kulesi; 27 kat, 140 m, ikiz kuleler, 41 katlı, 156 metre yüksekliğindeki Quasar Kule 1-2,
Sırada 47 gökdelen var
2018 yılında bir düzine gökdelen inşaatı daha tamamlandı. Nurol Hayat; 55 kat, 261 m, 44 katlı, 158 metre yüksekliğindeki ikiz kuleler, Moment A ve Moment B, Aris Büyük Kulesi; 41 kat, 140 m, FERKO İmzası; 31 kat, 120 m, Marmara Kule; 28 kat, 111 m, her biri 41 katlı, 161 metre yüksekliğindeki üçüz gökdelenler, Koza Parrk Residence 1-2-3, altız kuleler, her biri 4 katlı, 157 metre yüksekliğindeki Konut İnşaatı. Yapım halinde olanlar var bir de; Manzara Adalar 1; 40 kat, 157 m, Teras Lotus Kulesi; 30 kat, 150 m, her biri 45 katlı, 180 metre yüksekliğindeki ikiz gökdelenler Çiftçi Kule A-B, katı belirsiz, 180 metre yükseklik öngörülen Skyland Otel Kulesi, İstanbul’un elması; 53 kat, 270 m, Adres Otel ve Rezidanslar; 50 kat, 229 m, FACO Kulesi; 55 kat, 220 m, Bomonti Time Residence; 52 kat, 195 m. İnşa edilmemiş 28, planlı 17 gökdelen var.
Pek çoğu mahkemelik oldu
*Yapımı biten gökdelenlerin imar planlarıyla ilgili pek çok dava açılmış durumda. Bunlardan biri ilk gökdelen Gökkafes. Davacı İstanbul Mimarlar Odası ve yapı ruhsatının iptali davası İstanbul 2. İdare Mahkemesi’nde devam ediyor.
*İstanbul Mimarlar Odası’nın dava ettiği bir başka grup, Varyap. Emlak Konut aleyhine İstanbul 1. İdare Mahkemesi’nde açılan Doğu Ataşehir ihale iptali davası devam ediyor.
*Birden fazla gökdelen sahibi Zorlu grubu da şehircilik ilkelerine ve imar planlarına aykırı imar planları nedeniyle İstanbul Şehir Plancıları Odası tarafından Mimarlar Odası tarafından defalarca dava edildi fakat inşaat durdurulamadı.
*Maslak’ta Ağaoğlu İnşaat’a ait pek çok gökdelenin bulunduğu 1453 de hakkında bir dizi dava açılan projeler arasında.
*Dumankaya İkon gökdelenini inşa eden Dumankaya İnşaat’ın sahipleri FETÖ operasyonunda tutuklandılar.
*Danıştay, İstanbul 6. İdare Mahkemesi’nin, Mecidiyeköy’de yıkılan Likör Fabrikası yerine yapılan Quasar gökdelenleri projesi hakkında verdiği iptal kararını onadı. İstanbul 1. İdare Mahkemesi’nde İstanbul Mimarlar Odası’nın TOKİ ve İBB Başkanlığı aleyhine açtığı imar planının iptali ve yürütmesinin durdurulması talebiyle açtığı dava devam ediyor.
*Taşyapı İnşaat’a ait Four Winds Residence Kuleleri de mahkemelik oldu. Grup Kadıköy Belediyesi ile karşı karşıya geldi.
*İstanbul’da 3 gökdelen inşa eden Torunlar Grubu da pek çok defa mahkemelik oldu. İnşaat sırasında, düşen asansörde 10 işçinin ölümü nedeniyle sahipleri yargılanan gruba, Mimarlar Odası’nın açtığı davada yürütmeyi durdurma kararı verildi.
*Gökdelen inşa eden gruplardan Dap Yapı da Mimarlar Odası ile imar planları yüzünden mahkemelik oldu.
Patronu Soma Davası’nda da yargılanan Spine Tower
*Çiftçiler Towers imar barışıyla kurtuldu, imar planlarında ticaret merkezi ve turizm alanı olan 23 bin metrekarelik arazide yükselen proje için Beşiktaş Belediyesi'nden apart otel ruhsatı alınmasına rağmen, yasalar ve imar mevzuatı yok sayılarak 308 lüks konut inşa edildi. Kuleler imar barışı ile kurtuldu. Şahenk, 6 yıllık gecikme nedeniyle 4 dava açtı
*Omurga Kule (Spine Tower); Soma Holding’in plan tadilatlarıyla inşaat hakkını 3 kat artırarak 900 milyon dolarlık rant sağladığı Spine Tower projesine, Sarıyer Belediyesi 1 milyon 83 bin lira para cezası kesti. Manisa’nın Soma İlçesi’nde Mayıs 2014’te yaşanan maden faciasında 301 işçiye mezar olan madenin işletmecisi Soma Holding’e ait İstanbul Maslak’taki  Spine Tower’ın patronu hakkında suç duyurusu takipsizlikle sonuçlandı.
*Mashattan konutlarıyla ilgili, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu’nun yürüttüğü soruşturma devam ediyor.
*TAT kuleleri inşaatı sürerken, Tatlıcı ailesi arasında miras davasına konu oldu, inşaat pek çok kez durduruldu.
İstanbul’un en yüksek 20 gökdeleni
Skyland Residence Kulesi, 65 kat, yükseklik 284 metre (2017)
Skyland Ofis Kulesi, 64 kat, 284 metre (2017) 
Metropol Kulesi, 58 kat, 280 metre, (2017)
Nurol Hayat, 55 kat, 261 metre (2018)
Safir Kule, 54 kat, 261 metre (2010)
Faco Kulesi, 55 kat, 220 metre (2018)
Anthill Residence 2, 55 kat, 210 metre (2010)
Anthill Residence 1, 55 kat, 210 metre (2010)
Omurga Kulesi, 51 kat, 201 metre (2014)
Bomonti Time Residence, 52 kat, 195 metre, (2018)
Varyap Meridian Blok A, 52 kat, 188 metre (2012)
Allianz Kulesi, 42 kat, 186 metre (2014)
İş Bankası Kulesi 1, 52 kat, 181 metre (2000)
Kule Kulem A, 52 kat, 181 metre (2013)
Varyap Meridian Blok C, 45 kat, 180 metre (2012)
Çiftçi Kule B, 45 kat, 180 metre (2018)
Çiftçi Kule A, 45 kat, 180 metre (2018) 
Paladyum Kulesi, 43 kat, 180 metre (2014)
Skyland Otel Kulesi, -180 metre (2018)
Leopardus, 48 kat, 178 metre (2015)



İran'da rejim değişikliğinin Rusya'nın çıkarlarına yansımaları

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Devlet Başkanı Mesud Pezeşkiyan, iki ülke arasındaki Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması'nın imza töreninde, Kremlin, Rusya, 17 Ocak 2025 (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Devlet Başkanı Mesud Pezeşkiyan, iki ülke arasındaki Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması'nın imza töreninde, Kremlin, Rusya, 17 Ocak 2025 (Reuters)
TT

İran'da rejim değişikliğinin Rusya'nın çıkarlarına yansımaları

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Devlet Başkanı Mesud Pezeşkiyan, iki ülke arasındaki Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması'nın imza töreninde, Kremlin, Rusya, 17 Ocak 2025 (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Devlet Başkanı Mesud Pezeşkiyan, iki ülke arasındaki Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması'nın imza töreninde, Kremlin, Rusya, 17 Ocak 2025 (Reuters)

Anton Mardasov

ABD silahlı kuvvetleri, bilhassa üst düzey liderliği hedef alarak ve askeri ve hükümet yapısını istikrarsızlaştırarak İran'a karşı etkili saldırılar düzenlemesini sağlayacak muharebe gücüne ve sayısına sahip operasyonel birimleri konuşlandırmaya devam ediyor. Buna, çeşitli istihbarat türlerinde önemli bir yoğunlaşma, denizaltı ve savaş gemilerinin hızlıca konuşlandırılması ve önemli hava birimlerinin dikkatlice seçilmiş operasyonel üslere yeniden konumlandırılması eşlik ediyor.

Bununla birlikte en kritik aşama, hedef belirleme, gerekli kuvvet ve kaynakların değerlendirilmesi, bunların farklı eksenlere dağıtılması ve sadece çeşitli askeri oluşumlar arasında değil, İsrail ile de koordinasyon ve etkileşim mekanizmalarının incelenmesini içeren bir acil durum planının geliştirilmesi olmayı sürdürüyor.

Tahran misilleme saldırıları düzenlerse, bunların İsrail içindeki tesisleri ve muhtemelen bölgedeki ABD üslerini hedef alacak orta menzilli balistik füze saldırılarını içermesi bekleniyor. Önceki füzeleri önleme operasyonlarında anti-füze mühimmatındaki yüksek tüketim göz önüne alındığında, rezervlerin yenilenmesi ve güçlendirilmesi acil bir ihtiyaç olarak öne çıkıyor. Bununla birlikte, 12 Gün Savaşı'ndan bu yana geçen süre, savunma sanayilerinin bu mühimmatın üretimini daha etkili muharebe operasyonlarını desteklemek için gerekli oranda artıramadığını gösteriyor.

ABD ve İsrail'in, İran'ı sürekli teyakkuz halinde tutup, kuvvetlerini tüketen ve ekonomisine yük getiren askeri eylem tehditleriyle Tahran'a baskı uygulamaya devam etmesi muhtemel. Öte yandan, uzun bir süre boyunca bölgede yüksek düzeyde muharebe hazırlığı ve güçlü bir askeri varlığı sürdürmek, ABD kaynakları üzerinde de baskı oluşturmaktadır. Bununla birlikte, İran'ın ekonomik durumunu dikkate almasak bile, bu tür senaryolarda daha büyük inisiyatife ve stratejik avantajlara sahip olan saldırgan taraftır.

Tahran, bölgedeki ABD askeri üslerini, hayati önemdeki petrol altyapısını ve hatta İsrail'in kendisini hedef almakla tehdit etmekten çekinmedi

Askeri açıdan bakıldığında, herhangi bir ABD-İsrail askeri operasyonuna İran'ın olası bir yanıtının etkinliği sorgulanabilir. Geçen yıl ABD ve İsrail ile yaşanan çatışmanın ardından İran, o dönemde fırlattığı yüzlerce balistik füzenin somut bir stratejik etki yaratamaması nedeniyle nispeten daha zayıf bir görüntü verdi. Tahran'ın son çatışma (12 Gün Savaşı) sırasındaki tutumu da özellikle petrol tankerlerini hedef almak gibi bu tür durumlarda en etkili baskı taktiklerinden bazılarını kullanmaktan kaçınarak, uzun süreli bir yüksek gerilimden kaçınma arzusunda olduğunu açıkça gösterdi. Bu ihtiyatlılık, her şeyden önce İsrail'in bir caydırıcılık ile karşılaşmadan yoğun ve sürekli hava saldırıları düzenlemesine olanak sağladı.

Bu sefer, teorik olarak, İran stratejisini yeniden değerlendirmek zorunda kalabilir. Saldırı durumunda, ABD'nin öncelikle deniz birimlerini korumak için ana kuvvetlerini İran'ın balistik ve gemisavar seyir füzelerinin menzilinin ötesine konuşlandırması bekleniyor. Aynı zamanda, İran'a yakın bölgelerdeki ABD askeri üsleri, çok katmanlı ve yoğun hava ve füze savunma sistemleri konuşlandırılarak azami koruma ile güçlendirilecektir.

Görsel kaldırıldı.Umman Körfezi'nde İran, Rusya ve Çin arasında yapılan askeri tatbikatlara katılan gemiler, 12 Mart 2025 (AFP)

Bu bağlamda, Tahran, bölgedeki ABD askeri üslerini, hayati önemdeki petrol altyapısını ve hatta İsrail'in kendisini hedef almakla tehdit etmekten çekinmiyor. Irak'taki İran yanlısı gruplar, özellikle Nuceba Hareketi, Hizbullah Tugayı ve Bedir Örgütü, bu kez askeri destek sağlama konusunda daha net bir kararlılık gösteriyorlar. Irak'taki İran yanlısı silahlı örgütlerden biri olan Seraya Evliya ed-Dem, yaklaşık 86 kilometre menzilli İran yapımı Ebabil/Arman güdümlü füzeler de dahil olmak üzere taktik füzeler için fırlatma rampalarıyla donatılmış bir yeraltı üssünden faaliyet göstermeye hazır olduğunu açıkladı. Bu türden herhangi bir tırmandırma, mümkün olduğunca çok potansiyel bölgesel müttefiki devreye sokmayı İran için son derece önemli hale getirecektir. Zira bu, İran'ın düşmanının çabalarını dağıtmasına ve daha yakın mesafeden ve daha düşük stratejik maliyetle birden fazla Amerikan mevziini hedef almasına olanak tanıyacaktır.

Kanıtlar, Moskova'nın önceki çatışmaya (12 Gün Savaşı) kıyasla bu krize daha fazla dahil olduğuna ve İran rejimine daha net destek verdiğine işaret ediyor

Bununla birlikte, ABD ve İsrail lehine olan ezici askeri ve ekonomik dengesizlik, Tahran için uzun süreli bir silahlı çatışmada kesin bir zaferi neredeyse imkansız kılıyor. Beklenen tüm senaryolarda, savaşın stratejik ve ekonomik maliyetinin İran için çok yüksek olacağı ve nihai sonucun kesinlikle onun lehine olmayacağı öngörülüyor.

ABD ve İsrail'in tehditlerini yerine getirip mevcut İran askeri ve siyasi liderliğini devirmeyi başardığını varsayalım. Bu, tamamen göz ardı edilemese de gerçekleşme olasılığı belirsiz olduğundan, sadece varsayımsal bir senaryodur. Ancak, böyle bir senaryonun İran rejiminin yapısında hızlı bir değişikliğe yol açmayacağı açık ve net. Eşsiz iç yapısı ve örgütlü muhalefetin zayıflığı nedeniyle, iktidar mücadelesi süreci muhtemelen uzun ve karmaşık olacaktır. Bu tür acil durumlarda, İran Devrim Muhafızları, ülkedeki tüm reformist akımları marjinalleştirerek ve hatta ortadan kaldırarak, “Venezuela senaryosu” olarak bilinen -ılımlı güçlerle barışçıl bir iktidar geçişi- durumundan kaçınmaya çalışabilir. Zira teorik olarak, bu akımlar, uluslararası izolasyonun sona ermesi ve ekonomik durumun iyileştirilmesi karşılığında sadece nükleer programdan değil, füze programından da vazgeçmeye istekli olabilirler.

Görsel kaldırıldı.İran ordusu askerleri, Saddam Hüseyin Irakı'yla 1980-1988’de yaşanan savaşın başlangıcını anma amacıyla Tahran'da düzenlenen yıllık askeri geçit töreninde, 21 Eylül 2024 (AFP)

Bu gerçeklik önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Bu gelişmelerin Rusya üzerindeki etkisi nedir? Kanıtlar, Moskova'nın önceki çatışmaya (12 Gün Savaşı) kıyasla bu krize daha fazla dahil olduğuna ve İran rejimine daha net destek verdiğine işaret ediyor. Rusya’nın iç protestoları bastırmak için özel araçlar sağlamasının yanı sıra, Rus Antonov-124 ve Ilyushin-76 gibi ağır askeri kargo uçakları, dikkat çekici ve alışılmadık bir hamleyle Çinli muadilleriyle koordineli olarak İran'a askeri sevkiyatlar gerçekleştiriyor. Sosyal medyada İran'daki Rus Mi-28 saldırı helikopterlerine dair ilk görüntülerin yayınlanması iki anlam taşıyor. Birincisi operasyonel olup, daha önce verilmiş siparişler kapsamında teslim edilen partileri temsil ediyor; ikincisi ise medyatik ve psikolojik olup, devam eden bilgi savaşının bir parçası olarak İran'ın müttefiklerinden önemli askeri “sürprizler” teslim alabileceğini yaymayı amaçlıyor.

Rusya için olduğu gibi Çin için de İran'daki olası bir rejim değişikliğinin taşıdığı en büyük risk, bir güç boşluğundan kaynaklanabilecek belirsizliktir

Bununla birlikte, bu sevkiyatların doğrudan askeri etkisi, geniş çaplı gerilimi tırmandırma senaryoları karşısında sınırlı kalıyor ve gerçek ihtiyaçlar denizinde bir damlayı temsil ediyor. Yine de değerleri maddi boyutlarının çok ötesine uzanıyor. Bu, stratejik desteğin somut ve pratik ifadesi, siyasi ittifakın diplomatik açıklamaların ötesine geçen somut adımlara dönüşmesidir. Bu bağlamda, İran medyası, İran, Rusya ve Çin arasında şubat ayında Kuzey Hint Okyanusu'nda üçlü ortak deniz tatbikatlarının yapılmasının planlandığını bildirdi. Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre bu hamle, özünde, Batı baskısı karşısında bu güçler arasındaki koordinasyon ve stratejik ittifak düzeyinde ciddi yükselişi yansıtan güçlü bir sembolik siyasi ve askeri mesaj niteliğinde.

Görsel kaldırıldı.İran'ın “Nahid-2” iletişim uydusu Rusya'nın Uglegorsk kenti dışında, Rus Soyuz roketi kullanılarak Vostochny Uzay Üssü'nden fırlatılıyor, 25 Temmuz 2025 (AFP)

Moskova ve Tahran arasındaki gizli askeri-teknik iş birliği ve istihbarat etkileşiminin dinamikleri, uzun zamandır resmi ticari ve ekonomik ilişkilerden bağımsız olarak işlemektedir. Ancak, iki ülkenin derin yaptırımlar konusundaki ortak deneyimi, yeni yakınlaşma noktaları yaratmaya başladı. 2022'de uygulanan kapsamlı yaptırımların ardından Moskova, özellikle petrol ticaretinde, karıştırma, yeniden etiketleme ve petrolü üçüncü bir ülkeden gelmiş gibi satma yoluyla yaptırımların etrafından dolaşma konusunda İran'ın birikmiş deneyimine aktif olarak güvendi. Ancak bu ilişkinin derinliği abartılmamalı. Temel ekonomik gösterge olan ikili ticaret hacmi, 2025 yılında 4,8 milyar doları aşmadı. Bu rakam örneğin, Rusya ile Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki ticaret hacmiyle (12 milyar dolar) karşılaştırıldığında oldukça düşük olup, iki ülke arasındaki ekonomik ortaklığın sınırlı kapsamını vurguluyor.

Rusya için olduğu gibi Çin için de İran'daki olası bir rejim değişikliğinin taşıdığı en büyük risk, bir güç boşluğundan kaynaklanabilecek belirsizliktir. Ekonomik ve iş birliği açısından olası en kötü sonuçlardan biriyse, son yıllarda Rusya'nın Ortadoğu ve ötesindeki varlığının ideolojik gerekçesinin temeli olan uluslararası Kuzey-Güney ulaşım koridorunun çökmesidir. Moskova, küresel ölçekte Tahran'ın taktiksel bir müttefik olabileceğini, ancak tam anlamıyla stratejik bir müttefik olamayacağını kabul ediyor; zira bu ittifak, siyasi iradeden ziyade din faktörü tarafından kısıtlanıyor. Uzmanlar, yalnızca ideolojisini paylaşanların İran'ın müttefiki veya dostu olabileceğini, diğer ülkelerin ise bu ideolojik bağlamda sadece birer araç olduğu gerçeğini sıklıkla gözden kaçırıyorlar.


New START Anlaşması’nın sona ermesinin ardından... Dünya, nükleer yok oluş tehdidinden kendini nasıl kurtaracak?

Dönemin ABD Başkanı Barack Obama ve Rus mevkidaşı Dmitriy Medvedev, 8 Nisan 2010 tarihinde Prag’da New START Anlaşması’nı imzaladıktan sonra el sıkışıyor. (AP)
Dönemin ABD Başkanı Barack Obama ve Rus mevkidaşı Dmitriy Medvedev, 8 Nisan 2010 tarihinde Prag’da New START Anlaşması’nı imzaladıktan sonra el sıkışıyor. (AP)
TT

New START Anlaşması’nın sona ermesinin ardından... Dünya, nükleer yok oluş tehdidinden kendini nasıl kurtaracak?

Dönemin ABD Başkanı Barack Obama ve Rus mevkidaşı Dmitriy Medvedev, 8 Nisan 2010 tarihinde Prag’da New START Anlaşması’nı imzaladıktan sonra el sıkışıyor. (AP)
Dönemin ABD Başkanı Barack Obama ve Rus mevkidaşı Dmitriy Medvedev, 8 Nisan 2010 tarihinde Prag’da New START Anlaşması’nı imzaladıktan sonra el sıkışıyor. (AP)

Antoine el-Hac

5 Şubat 2026, Rusya ile ABD arasında nükleer silahların sınırlandırılmasına yönelik son anlaşmanın da sona ermesiyle, dünyayı yeni bir belirsizlik ve endişe dönemine sokan tarihi bir gün olarak kayda geçti.

8 Nisan 2010’da dönemin ABD Başkanı Barack Obama ile Rusya Devlet Başkanı Dmitriy Medvedev, Prag’da Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşması’nı (New START) imzaladı. Anlaşma 5 Şubat 2011’de yürürlüğe girdi ve 2021 yılında beş yıl süreyle uzatıldı. Anlaşma, stratejik nükleer silah sistemlerini ‘kıtalararası’ olarak tanımladı; yani örneğin Avrupa'dan fırlatılıp ABD’de patlayabilecek ve bunun tersi de mümkün olabilecek sistemler olarak nitelendirildi.

New START Anlaşması, ABD ve Rusya için konuşlandırılmış stratejik nükleer başlık sayısını bin 550 ile sınırlandırdı. Bu başlıkların, uçaklar, kıtalararası balistik füzeler ve denizaltılar dahil olmak üzere 700 nükleer taşıma aracı üzerinde konuşlandırılması öngörüldü. Ayrıca nükleer silah taşıma kapasitesine sahip füzeler ve uçaklar için konuşlandırılmış ve konuşlandırılmamış toplam 800 fırlatma platformu sınırı getirildi.

Rusya Savunma Bakanlığı tarafından 9 Aralık 2020’de yayınlanan, Rusya'nın kuzeybatısındaki bir üsten kıtalararası balistik füze fırlatılmasını gösteren videodan alınan ekran görüntüsü (AP)Rusya Savunma Bakanlığı tarafından 9 Aralık 2020’de yayınlanan, Rusya'nın kuzeybatısındaki bir üsten kıtalararası balistik füze fırlatılmasını gösteren videodan alınan ekran görüntüsü (AP)

Anlaşma, konuşlandırılmış stratejik nükleer silahları kapsasa da her iki ülkenin bunun ötesinde daha büyük ‘stoklanmış’ nükleer cephaneliklere sahip olduğu biliniyor. Tahminlere göre Rusya’nın yaklaşık 5 bin 459, ABD’nin ise yaklaşık 5 bin 177 nükleer başlığı bulunuyor.

New START Anlaşması ayrıca, hızlı bildirimlerin ardından düzenli saha denetimleri yapılmasını ve iki ülke arasında yılda iki kez veri paylaşımını öngörüyordu.

Üst sınır konusunda anlaşma sağlanamadı

Anlaşma şartlarına göre New START Anlaşması yalnızca bir kez uzatılabiliyordu; bu nedenle baştan itibaren 5 Şubat 2026’da sona ereceği biliniyordu. Ancak Rusya ile ABD, söz konusu anlaşmanın yerini alacak yeni bir anlaşmaya vararak oluşacak boşluğu önleyebilirdi. Nitekim Rusya, Eylül 2025’te iki ülkenin anlaşmada öngörülen üst sınırlara bir yıl daha uyması yönünde bir öneride bulundu. Bu teklif, ilk aşamada ABD Başkanı Donald Trump’tan olumlu bir karşılık gördü. Ancak Trump daha sonra Çin’in de dahil olduğu yeni bir anlaşma müzakere etme isteğini dile getirdi.

Taraflar yıllar boyunca anlaşmanın getirdiği sınırlamalara uymuş olsa da doğrulama mekanizmaları bir süredir işletilmedi. 2020’de Kovid-19 salgını nedeniyle saha denetimleri askıya alındı. Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve ABD’nin Kiev’e verdiği askeri destekle birlikte iki ülke arasındaki gerilim artarken, ABD Şubat 2023’te Rusya’nın anlaşmaya uymadığını açıkladı. Bunun ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkesinin anlaşmaya uyumunu askıya aldığını duyurarak, denetimlere ve veri paylaşımına son verdi. Washington da buna karşılık Moskova ile bilgi paylaşımını durdurma kararı aldı.

Açıklanmayan bir yerde yapılan askeri tatbikat sırasında Rus nükleer denizaltısı (AP)Açıklanmayan bir yerde yapılan askeri tatbikat sırasında Rus nükleer denizaltısı (AP)

Küresel nükleer sistemin giderek daha fazla baskı altında olduğu görülüyor. Başlıca iki ülkenin ötesinde, Kuzey Kore cephaneliğini genişletirken, Ukrayna-Rusya savaşı bağlamında nükleer tırmanma riski hâlâ yüksek. İran’ın nükleer programının 22 Haziran 2025’teki ABD saldırısından sonraki durumu kesin olarak bilinmiyor ve Hindistan ile Pakistan arasındaki gerilim, Keşmir meselesi gibi konular nedeniyle tamamen azalmış değil.

Aynı zamanda, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin beş daimî üyesinin, gezegeni korumak amacıyla nükleer silahsızlanma konusunda kayda değer bir ilerleme kaydetmediği görülüyor. Oysa bu ülkeler, 1968’de kabul edilen ve 1995’te süresiz olarak yenilenen Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT) kapsamında yükümlü. Anlaşmanın bir sonraki gözden geçirme konferansı, önümüzdeki nisan ve mayıs aylarında New York’ta yapılacak. Bu toplantıda nükleer silah sahibi ülkelerin, son beş yılda antlaşma kapsamında ne kadar ilerleme kaydettiklerini açıklamaları ve önümüzdeki beş yılda bu yükümlülüklerini nasıl yerine getireceklerini ortaya koymaları gerekiyor.

Saldırganca konuşma

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) eski Genel Direktörü Muhammed el-Baradey, geçtiğimiz aralık ayında yaptığı değerlendirmede, “Büyük nükleer silah sahibi devletler yalnızca silahlanmayı kontrol etme ve silahsızlanma çabalarında başarısız olmadılar; aynı zamanda cephaneliklerini modernize edip genişletmeye, artan saldırgan retorikleriyle uyumlu şekilde açıkça devam ediyorlar. Oysa insanlığın kendi yok oluşunu önlemesi beklenen kırılgan küresel yapılar gözlerimizin önünde çöküyor” ifadelerini kullandı.

Gözlemcileri endişelendiren bir diğer konu ise ABD ve Rusya arasındaki New START Anlaşması’nın yerini alacak anlaşmaya dair diplomatik çabaların neredeyse yok denecek kadar az olması. Bu süreçte yalnızca iki ülke başkanından kısa açıklamalar geldi. Trump, görev süresinin ikinci gününde Rusya ve Çin ile silah kontrolünün geleceği hakkında konuşacağını belirterek, “Nükleer silahlara muazzam paralar harcanıyor ve yıkıcı güçleri hakkında konuşmayı bile istemiyoruz… Nükleer silahsızlanmanın mümkün olup olmadığını görmek istiyoruz ve bence bu mümkün” dedi.

Kuzey Dakota’da bir Minuteman füzesini inceleyen ABD Hava Kuvvetleri askeri ile Moskova’nın merkezinde düzenlenen askerî geçit töreninde bir kıtalararası balistik füzeyi gösteren birleştirilmiş görüntü (AFP)Kuzey Dakota’da bir Minuteman füzesini inceleyen ABD Hava Kuvvetleri askeri ile Moskova’nın merkezinde düzenlenen askerî geçit töreninde bir kıtalararası balistik füzeyi gösteren birleştirilmiş görüntü (AFP)

Eylül ayında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, New START Anlaşması’nın sona ermesinin ardından Rusya’nın ‘temel niceliksel sınırlamalara bir yıl daha uymaya hazır olduğunu’, ancak bunun ABD’nin de ‘aynı ruhla hareket etmesi’ şartına bağlı olduğunu açıkladı. Trump yönetimi bu teklife yanıt vermedi; Başkan Trump ise açıklamalarında çelişkili mesajlar verdi. Trump, ekim ayında Putin’in teklifine ilişkin olarak “Bana iyi bir fikir gibi görünüyor” derken, ocak ayında New York Times’a verdiği bir röportajda New START Anlaşması için “Biterse bitsin. Daha iyi bir anlaşma yaparız” ifadelerini kullandı.

Birleşik Krallık merkezli Kraliyet Birleşik Hizmetler Enstitüsü’nden (RUSI) Nükleer Politika ve Yayılmayı Önleme Programı uzmanı Darya Dolzikova, New START Anlaşması’nın sona ermesini ‘endişe verici’ olarak nitelendirdi ve tarafların stratejik kapasitelerini genişletme yönünde güçlü motivasyonları olduğunu vurguladı. Dolzikova makalesinde şu ifadeleri kullandı: “Rusya, ABD hava savunma sistemlerini aşma kapasitesi konusunda kaygı duyuyor; bu kaygılar, Başkan Trump’ın Kuzey Amerika’yı uzun menzilli silahlardan koruma amaçlı ‘Altın Kubbe’ (Golden Dome) planlarıyla daha da arttı. Buna karşılık Rusya, bu savunma sistemlerini aşacak şekilde tasarlanmış yeni silahlar geliştiriyor; bunlar arasında nükleer başlıklı, kendi kendine hareket eden kıtalararası torpido Poseidon ve nükleer başlıklı seyir füzesi Burevestnik yer alıyor. Ayrıca ABD, Rusya ve Çin, 4.000 mil/saat (6.437 km/s) hızın üzerinde manevra kabiliyetine sahip uzun menzilli hipersonik füzeler geliştiriyor; bu da onları imkânsız hale getiriyor.”

Dolzikova, bu askeri kapasite artışının ‘yeni bir silah kontrol anlaşmasına varmayı daha da zorlaştıracağını’ ve ‘nükleer silahların önemini artıracağını’ belirtti. Ayrıca diğer ülkelerin de nükleer silahları caydırıcı bir araç olarak edinme isteği gösterdiğini bildirdi.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ve kızı Kim Ju-ae, 27 Ocak 2026’da Kuzey Kore'nin açıklanmayan bir yerinde füze fırlatma testini denetliyor. (EPA)Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ve kızı Kim Ju-ae, 27 Ocak 2026’da Kuzey Kore'nin açıklanmayan bir yerinde füze fırlatma testini denetliyor. (EPA)

Dünya çapında gerginliğin arttığı bir sır değil. Böyle bir dönemde, silahsızlanma veya en azından silahların kontrol altına alınmasına yönelik önlemler daha da önem kazanıyor. Uluslararası güvenliğin kötüye gitmesi, harekete geçmemek için bir mazeret olamaz; aksine, özellikle son zamanlarda ‘Batı elitleri’ hakkında duydukları haberlerden endişe duyan insanları yatıştırmak için acil önlemler alınması için bir teşvik olmalı.


İtalya, demiryolu ağını hedef alan bir sabotaj eylemini soruşturuyor

İtalyan polisi olası sabotaj olayını araştırıyor (Reuters)
İtalyan polisi olası sabotaj olayını araştırıyor (Reuters)
TT

İtalya, demiryolu ağını hedef alan bir sabotaj eylemini soruşturuyor

İtalyan polisi olası sabotaj olayını araştırıyor (Reuters)
İtalyan polisi olası sabotaj olayını araştırıyor (Reuters)

Reuters'ın haberine göre bir yetkili, İtalyan polisinin, kuzeydeki Bologna kenti yakınlarındaki demiryolu hatlarına elektrik sağlayan kablolara zarar veren ve tren gecikmelerine neden olan olası bir sabotaj eylemini soruşturduğunu açıkladı.

İtalyan devlet demiryolu şirketi Ferrovie dello Stato, Kış Olimpiyatları'nın başlamasından bir gün sonra meydana gelen sorunun herhangi bir teknik arızadan kaynaklanmadığını belirtti.

Polis sözcüsü, yangının "kundaklama olduğuna inanıldığını" ancak henüz kimsenin sorumluluğu üstlenmediğini duyurdu. Sözcü, olay yerinde ulaşım polisi ve terörle mücadele birimlerinin inceleme yaptığını açıkladı.

Yangın, Bologna ve Venedik arasındaki hattı etkilemekle kalmadı, aynı zamanda Bologna ve Milano arasındaki ve Adriyatik kıyılarına giden yollarda da trafik aksamalarına neden oldu.

Milano, Venedik'ten trenle ulaşılabilen Cortina ile birlikte Kış Olimpiyatlarına ev sahipliği yapıyor.

Paris'te düzenlenen 2024 Yaz Olimpiyatlarında, sabotajcılar ülke genelinde şafak vakti bir dizi saldırı düzenleyerek Fransa'nın TGV yüksek hızlı tren ağını hedef almış ve açılış töreninden saatler önce trafik kaosuna neden olmuştu.

İtalyan devlet demiryolu şirketi Ferrovie dello Stato, aksaklıklara rağmen tren seferlerinin devam ettiğini açıkladı.