Cezayir'de üst düzey bir yetkili ihtiyati hapis cezasına çarptırıldı

Paris’teki Cezayir vatandaşları, 6 Ekim’de ülkelerindeki insan haklarını desteklediklerini haykırdı (AFP)
Paris’teki Cezayir vatandaşları, 6 Ekim’de ülkelerindeki insan haklarını desteklediklerini haykırdı (AFP)
TT

Cezayir'de üst düzey bir yetkili ihtiyati hapis cezasına çarptırıldı

Paris’teki Cezayir vatandaşları, 6 Ekim’de ülkelerindeki insan haklarını desteklediklerini haykırdı (AFP)
Paris’teki Cezayir vatandaşları, 6 Ekim’de ülkelerindeki insan haklarını desteklediklerini haykırdı (AFP)

Cezayir’de sivil yargının en yüksek organı olan Yüksek Mahkeme, 6 Ekim’de Adalet Bakanlığı’nda eski üst düzey bir yetkili hakkında yolsuzluk suçlamasıyla ihtiyati hapis cezası verdi. Bu çerçevede eski Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika’ya yakın olan partiler de yıl sonunda yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimleri münasebetiyle ön plana çıkmaya çalışıyor.
Yüksek Mahkeme’den bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, soruşturma hakiminin Adalet Bakanlığı’nın eski baş müfettişi olan Tayyib bin Haşim hakkında hapis cezası verdiğini belirtti. Kararın, 2 aydır cezaevinde olan Tayyib Luh’un Adalet Bakanı olarak görev yaptığı 2014- 2019 yılları arasındaki yolsuzluk suçlamasıyla bağlantılı olduğu aktarıldı. Aynı kaynağa göre Bin Haşim, Cumhurbaşkanı Buteflika döneminin son yıllarında “Bakan Luh’un emriyle büyük yolsuzluk meselelerinin örtülmesi” hususunda sorguya çekildi. Meselelerin, eski Cumhurbaşkanına yakın isimleri de kapsadığını söyleyen kaynak, söz konusu isimlerin iktidara büyük ölçüde müdahale ederek yasal kovuşturmadan da korunduklarını ifade etti. Yüksek Mahkeme, Tayyib Luh hakkında da aynı suçlamaları yöneltti.
Buteflika’nın 2 Nisan’da istifa etmesinden bu yana yargı, eski Başbakanlar Ahmed Uyahya, Abdulmelik Sellal, çok sayıda bakan ve iş adamı hakkında hapis cezası verdi. Askeri yargı, eski Cumhurbaşkanının kardeşi Said Buteflika, eski istihbarat yetkilileri General Tevfik olarak tanınan Muhammed Medin, Osman Tartag ve İşçi Partisi Genel Sekreteri Luisa Hanun hakkında 15 yıllık hapis cezası kararı aldı. Aynı şekilde eski Savunma Bakanı, oğlu ve bir iş adamı da gıyaplarında 20 yıl hapis cezası aldı. Söz konusu 3 sanık, şu an İspanya’da bulunuyor.
1 haftadır kaçak olan iş adamı Bahaddin Taliba hakkında da tutuklama emri çıkarıldı. Yerel gazetelere göre Taliba, İngiltere’de yaşıyor. Ayrıca Fransa’da yaşayan eski Sanayi Bakanı Abdusselam Buşavarib ve ABD’de yaşayan eski Enerji Bakanı Şekib Halil el-Mukim hakkında da tutuklama emri bulunuyor.
Öte yandan Cezayir polisi, 6 Ekim’de, 5 aktiviste yönelik yürütülen soruşturmayı kınamak üzere Sidi Muhammed Mahkemesi önünde toplanan halk hareketi aktivistlerini dağıtmak için birçok alana konuşlandı. Geçen cuma günü gerçekleşen gösteriler sırasında onlarca aktivist güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınmıştı. Avukatlar, söz konusu aktivistler hakkında “kamu düzenine zarar verme” suçlamasıyla ihtiyati hapis cezası verilmesinin muhtemel olduğunu belirtti. Olayların patlak vermesinden bu yana yüzlerce kişi de aynı suçlamadan yargılanıyor.
Cezayir’in Umudu İçin Birlik (TAJ) Partisi, 12 Aralık’ta düzenlenmesi beklenen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kararı partinin Ulusal Konseyine bıraktıklarını ilan etti. Parti genel sekreterliğinde, yolsuzlukla suçlanan eski Bayındırlık Bakanı Ömer Gul bulunurken, yönetimini geçici olarak Milletvekili Abdulhalim Abdulvahhab üstleniyor. Aynı şekilde mevcut Çevre ve Yenilenebilir Enerji Bakanı da parti liderliğini devralmaya çalışıyor. Bu çerçevede gözlemciler, partinin cumhurbaşkanlığı yarışına katılacak olan Abdulmecid Tebbun’a destek vereceğini açıkladı. Gözlemcilere göre ayrıca cumhurbaşkanlığı rekabeti, Tebbun ve eski Başbakan Ali Benflis arasında geçecek.
Cezaevinde bulunan Uyahya’nın önderlik ettiği Demokratik Ulusal Birlik, 6 Ekim’de eski Kültür Bakanı İzzeddin Mihubi’nin parti genel sekreterliğine adaylığını (seçim yasasının adaylık dosyalarını eleme yetkisi verdiği) Seçimleri Düzenleme Bağımsız Ulusal Otoritesi’ne sunmak için imza toplamaya başladı. Aynı yasa, seçimler için ön tavsiye olarak, toplam 48 vilayetin 25’inden 50 bin imza toplamasını şart koşuyor.



Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.

Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.

Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.

Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.

efrgt87kı8
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.

Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.

Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.

Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.


Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.