İsrail, Şam yakınlarına hava saldırısı düzenledi

İsrail, Şam yakınlarına hava saldırısı düzenledi
TT

İsrail, Şam yakınlarına hava saldırısı düzenledi

İsrail, Şam yakınlarına hava saldırısı düzenledi

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) tarafından yayınlanan bir rapora göre, İsrail savaş uçakları salı sabahı Suriye'den İsrail'e atılan roketlere yanıt olarak Şam yakınlarında hava bombardımanı düzenledi.
Suriye Resmi Haber Ajansı (SANA), sabah saatlerinde Şam Uluslararası Havaalanı yakınlarında patlama sesi duyulduğunu bildirdi ancak ayrıntı vermedi.
AFP'ye konuşan Gözlemevi Müdürü Rami Abdurrahman, “İsrail uçakları, Şam'ın güneyinde ve güneybatısında, İsrail'e roket saldırısının başlatıldığı yaklaşık beş noktayı hedef aldı” dedi.
Abdurrahman, “Bu bölgeler rejim güçlerine bağlı gruplara ait. Bu gruplar, Lübnan Hizbullah’ı veya Filistinli gruplar olabilir” dedi.
İsrail ordusu, sabah saatlerinde hava savunma sisteminin Suriye'den İsrail topraklarına atılan dört roketi imha ettiğini belirtti ve roketlerin hiçbirinin İsrail'de bir hedefi vurmadığını açıkladı.
İsrail'den Suriye'de gerçekleştirilen hava bombardımanı hakkında yorum yapılmadı.
Geçtiğmiz salı günü Şam'da gerçekleştirilen bir İsrail bombardımanında, Filistinli İslami Cihad Örgütü Siyasi Büro üyesi Ekrem el-Acuri'nin oğlu da dahil iki kişi hayatını kaybetti. Öte yandan Suriye Resmi Haber Ajansı, İsrail’in Gazze Şeridi’nde Beha Ebu’l Ata’ya suikast düzenlediğini duyurmuştu.
Suriye Resmi Haber Ajansı'na (SANA) göre, “İsrail saldırısında üç füze atıldı. Füzelerden ikisi Acuri'nin El-Mezze bölgesindeki evine isabet etti. Saldırıda Acuri'nin oğlu Muaz’ın yanı sıra bir kişi daha öldü. On kişinin de yaralandığı kaydedildi. Bunun üzerine İslami Cihad Örgütü Siyasi Büro üyesi Ekrem el-Acuri'nin evinin hedef alınması ve oğullarından birinin öldürülmesi üzerine örgüt alarm durumu ilan etti ve bu saldırganlıkla yüzleşeceğini açıkladı.
Son yıllarda, İsrail Suriye'deki bombardımanlarını yoğunlaştırdı. Esas olarak Suriye ordusuna ve İran ve Hizbullah’a ait hedefleri bombalıyor. Öte yandan İsrail, İran'ın Suriye'de askeri bir varlık oluşturma girişimlerine ve Hizbullah’a sofistike silahlar göndermesine karşı koymaya devam edeceğini yineledi. Suriye Gözlemevi, bir İHA’nın pazar akşamı Suriye-Irak sınırına yakın, Deyrizor’un doğusundaki Ebu Kemal kentinin bir mahallesinde rejim kuvvetlerine bağlı Haşdi Şabi’ye ait bir aracı hedef aldığını söyledi. Araç kullanılamaz hale geldi ve aracın içindeki herkes yaşamını yitirdi. Aracı hedef alan uçağın aidiyeti belirlenemedi.
Saldırı, Ebu Kemal kırsalındaki Ramadi köyünde İran yanlısı milislerin mevkilerini hedef aldı yaşanan can kaybına dair herhangi bir ayrıntı verilmedi. Suriye Gözlemevi’nin bazı kaynaklardan edindiği bilgiye göre birkaç gün önce bölgede patlama sesi duyuldu ancak daha fazla ayrıntının bilgisine ulaşılamadı.
Suriye Gözlemevi geçtiğimiz ayın 12’sinde, aidiyeti bilinmeyen İHA’ların, İran kuvvetlerinin ve milislerinin kontrolü altında bulunan Ebu Kemal semaları ile doğudaki Deyrizor şehrinin kırsalı üzerinde uçuş gerçekleştirdiğini İran kuvvetlerinin uçaksavarlar ile İHA’ları hedef aldığını açıkladı.
Tansiyonun yükselmesi, destek güçlerin bölgeye gönderilmesi ve Suriye’den, Golan'daki İsrail ordusunun mevkilerine 4 füze atılması üzerine Celile’de kapsamlı savaş seferberliği ilan edildi. Bu gelişmeler ışığında İsrail Genelkurmay Başkanı Aviv Kochavi saldırılara temkinli bir şekilde cevap verilmesi gerektiğine karar verdi. Aviv Kochavi, Netanyahu'nun Başbakanlıktaki konumunu güçlendirmek ve Arap milletvekillerinin oylarına dayalı bir hükümet kurulması olasılığını ortadan kaldırmak için böylesi bir fırsatı yakaladığı sırada, ordusunun savaşı başlatan taraf olmakla suçlanmaması için saldırılara temkinli yaklaşmaya karar verdi. İşgal altındaki Golan Tepeleri'nde, Yahudi yerleşim yerlerinde yaşayanlar salı günü sabah saatlerinde panik içinde uyandılar. İsrail ordusu bu bölgedeki vatandaşların barınaklara veya diğer güvenli alanlara girmeleri için uyarı sirenleri çaldı. İsrail ordusu, 4 roketin Suriye topraklarından Golan'daki mevkilerine doğru ateşlendiğini açıkladı. İsrail’in hava savunma sistemi “Demir Kubbe” Suriye’den yollanan füzeleri İsrail mevkilerine düşmeden havada imha etti. İsrail, İran’a karşı bir savaş başlatmakla suçlanmamak için bu saldırıya temkinli bir şekilde cevap verdi. İsrail ordusu Hizbullah ve diğer İran milislerinin aktif olduğu Şam'ın güneyindeki ve batısındaki mevkileri bombaladı.
Arap kaynaklarına göre, İsrail bu bölgeleri beş roketle hedef aldı. İsrail, ülkesine yönelik hiçbir saldırının cevapsız bırakılmaması politikasını bir kez daha hayata geçirdi. Ancak orduya yakın kaynaklar, İsrail ordusunun, İran’ın tansiyonu yükseltmesine karşılık daha üst perdeden bir cevap verme niyetinde olmadığını ve temkinli hareket edileceğini belirtti. İsrailli askeri analistler, roketlerin Suriye topraklarından ateşlendiğini belirtti. Dün sabah saatlerinde İsrail’e atfedilen bir operasyon gerçekleşti. İsrail Hava Kuvvetleri, İslami Cihad Örgütü Siyasi Büro üyesi Ekrem el-Acuri'ye yönelik bir suikast girişiminde bulundu. İsrail ordusu Şam'daki Acuri’nin Mezze banliyösündeki evini hedef aldı ancak Acuri bu suikastten kurtuldu. Oğlu Muaz öldürüldü ve karısı yaralandı. Öte yandan İsrail’in geçtiğimiz salı günü Gazze’de düzenlediği hava saldırısında Beha Ebu’l Ata hayatını kaybetmişti.
Analistler, üst düzey askeri kaynaklardan edindikleri bilgilere ışığında, iki suikastten birisinin başarılı diğerinin ise başarısız olduğunu belirttiler. Bu suikastler İran için bir mesaj anlamına geliyor. İsrail’in İran’a yönelik politikasının belirleyicilerinden biri olan Eski İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Yaakov Amidror, “Bölgede olan biten ateş çemberi olarak adlandırılabilir. İran, İsrail Devleti etrafında bir ateş çemberi oluşturmaya çalışıyor. Hamas dahil çevredeki tüm örgütler öyle ya da böyle İran tarafından bir şekilde destekleniyor. Ancak içlerinde yalnızca İslami Cihad İran bütçesinden besleniyor. Doğru, İslami Cihad, İran’ın İsrail Devleti etrafında inşa ettiği savaş mekanizmasının güçlü ya da çok önemli bir parçası olarak görülemez. Ancak bu örgüt İran için ezici bir güçtür, çünkü Gazze'yi ateş çemberinin bir parçası haline getirmeyi başarmıştır” açıklamalarında bulundu. İsrailli askeri analist Roni Daniel, askeri kaynaklardan edindiği bilgiler doğrultusunda İsrail'in Kanal 2 televizyonuna salı günü yaptığı bir açıklamada,” Tel Aviv'deki yetkililer, dün sabah saatlerinde Suriye’den, İsrail topraklarına dört roketin fırlatılmasının İran'ın aylardır sürdürdüğü yeni politikasının bir parçası olduğunu düşünüyor. İran, İsrail’in herhangi bir askeri operasyonunun cevapsız kalmaması anlayışı üzerine benimsediği siyaseti uyguluyor. İsrail’de aynı politikayı benimsiyor. Bu sebeple, herhangi bir gelişme veya saldırı ile karşı karşıya kalınması ihtimaline karşı kuzeyde alarm durumu ilan etti.
Son gelişmeler üzerine, Netanyahu iki büyük parti olan Likud ve Mavi-Beyaz İttifakı arasında bir birlik hükümeti kurulması gerektiğini ilan etti. Netanyahu, böyle bir hükümetin kurulması ihtimalini arttırmak amacıyla Rus kökenli Yahudilerin desteklediği Evimiz İsrail (Yisrael Beiteinu) Partisi lideri Avigdor Liberman ile bir araya geldi. Netanyahu, "İsrail’in karşı karşıya kaldığı zorlu güvenlik durumu, İsrailli yetkililere birtakım çıkarları kenara bırakmalarını gerekli kılıyor. İsrailli yetkililer, zorluklarla güçlü bir şekilde yüzleşebilecek bir acil durum hükümeti kurmalılar" dedi.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.