ABD, hamile farelere alkol verilen deneylere milyonlarca dolar yatırım yapıyor

(Pikrepo)
(Pikrepo)
TT

ABD, hamile farelere alkol verilen deneylere milyonlarca dolar yatırım yapıyor

(Pikrepo)
(Pikrepo)

ABD yönetimi Birleşik Krallık'taki (BK) kurumlarda zebra balıklarını nikotin bağımlısı yapmayı da içeren hayvan deneylerini finanse etmek için sessizce milyonlarca dolar harcıyor.
Amerikan vergi mükellefleri tarafından finanse edilen başka bir BK üniversitesinde kapalı kapılar ardında yapılan diğer deneylerde hamile fareler doğum kusurlarına neden olacak şekilde alkol tüketmeye zorlandı.
ABD yönetimi tarafından karşılanan diğer BK merkezli projeler Londra Queen Mary Üniversitesi'nde, İngiltere Halk Sağlığı Merkezi'nde, Cambridge'de tesisi bulunan bir Japon şirketinde ve Porton Down'da hükümete ait Savunma Bilimi ve Teknolojileri Laboratuvarı'nda yürütülüyor.
Vergi mükelleflerinin ödediği paranın hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde kullanılmasına karşı çıkan ABD merkezli White Coat Waste projesine göre, Britanya'daki topğlamda 9 proje, başlatıldıkları günden bu yana ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri'nden (NIH) toplamda 17 milyon dolardan fazla (yaklaşık 100 milyon TL) fon aldı. 
2003'ten bu yana Oxford Üniversitesi, beşeri tıp çalışmalarının yanı sıra hamile farelere doğum kusurlarına neden olması için alkol verilen testler için 4,9 milyon dolardan fazla (yaklaşık 30 milyon TL) para aldı.
Araştırmacılar NIH'ye anne karnında alkole maruz kalmanın etkilerini gözlemleyebilmek için yeni metodlar geliştirmeyi amaçladıklarını, "çocuk ve yetişkinlerde yüzde oluşan etkileri akıllı telefonlar ve tabletler aracılığıyla  tespit etmeye ve anne karnındaki alkol maruziyetinin yüz ve beyinde yarattığı etkileri tespit etmek için ultrason görüntülerini analiz etmenin yeni yollarını bulmaya” çalıştıklarını söyledi.
Londra'da Queen Mary Üniversitesi'nde yapılan ve ABD'nin 18 aydan uzun bir süre boyunca toplamda 708 bin 466 dolar (yaklaşık 4 milyon TL) ödediği deneylerde, zebra balıklarının nikotin bağımlılığı geliştirmesi sağlandı.
Balıklar, kronik nikotin maruziyeti nedeniyle değişen genlerin bağımlılığa yatkın olduğu teorisini test etmek için “nikotin ödülüne ve dürtüselliğine duyarlılık” geliştirecek şekilde mutasyona uğratılmıştı.
Senato'nun federal harcamaların gözetimi alt komitesinin başkanı olan göz cerrahı ve ABD'li Cumhuriyetçi senatör Rand Paul, projeyi kınadı.
Senatör, bir raporda “Nikotin bağımlılığının bir problem olduğunu herkes kabul ediyor. Ama zebra balıklarını nikotin bağımlısı yapmak için Amerikan vergi mükelleflerinin dolarlarını ABD dışına getirmenin çözüm olduğuna inanıyorsanız nikotinden başka bir şey içiyor olmalısınız" diye yazdı. 
NIH ABD'de ve dünya çapında, bilim insanlarının hastalık ve sakatlıkları önlemeyi ve sağlıklı yaşamı uzatmayı amaçlayan biyomedikal araştırmalar için ödenek sağlıyor.
NIH veritabanına göre, Cambridge'de bir araştırma merkezi olan Japon şirketi Heptares Therapeutics'in kokain bağımlılığını incelediği bir diğer proje, 2014'ten bu yana 5,5 milyon dolardan (yaklaşık 33 milyon TL) fazla para almış. Veritabanında hangi hayvanların kullanıldığına ve diğer konulara dair ayrıntılar bulunmuyor.
İkisi de Wiltshire'da yer alan Savunma Bilimi ve Teknolojileri Laboratuvarı (DSTL) ve İngiltere Halk Sağlığı (PHE) 5 proje için toplu ödemeler aldı: 2017'den 2024'e kadar hayvanlar üzerinde yapılan deneylerle bulaşıcı hastalıkları araştıracak projelerin üçü 3 bin 500 dolar (yaklaşık 20 bin TL), biri 4 bin 140 dolar (yaklaşık 25 bin TL) ve biri bin 680 dolar (yaklaşık 10 bin TL) para aldı.
Independent Türkçe'de yer alan habere göre, University College London, başlangıçta NIH'ye 776 bin dolarlık bir hibe başvurusu yapılan, epilepsi ve artrit gibi insan hastalıklarına yönelik tedaviler bulmak için koyun ve tavşanlarda sinirlerin elektriksel olarak uyarılacağı prosedürleri de içeren deney planlarından vazgeçti.
Bath Üniversitesi'nden araştırmacılar tıbbi kimya alanında, Rhesus maymunlarını eroin, kokain ve alkole bağımlı hale getirmek için fon alan ABD'li meslektaşlarıyla birlikte çalıştı.
Opioid ve kokain kullanmayı bırakan insanların geri başlamasını önlemenin yollarını bulmayı amaçlayan çalışmalardan bazıları, engelleyici ilaçların etkisinin hayvanlar üzerinde test edilmesini içeriyordu.
Hibeler Bath Üniversitesi'ndeki bilim insanlarına değil, hayvanlara kateterler takan ve uyuşturucu maddeyi kendi kendilerine almalarını sağlayan San Antonio'daki Texas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Merkezi'ndekilere gitti.
White Coat Waste projesi, maymun testleri hakkında bir kampanya başlatmaya çalıştığını, ancak duyuruların yetkililer tarafından engellendiğini söyledi.
Gözlemci grubu verilerini devlet veritabanlarından, bilgi özgürlüğüne dayanan taleplerden, kongre üyelerinden, ifşacılardan, resmi web sitelerinden ve bilimsel yayınlardan topluyor.
Grubun kurucusu ve başkanı Anthony Bellotti, “Çalışkan Amerikalıların paralarını, balıkları nikotin, primatları eroin bağımlısı yapmak gibi saçmalıklar için BK'ye göndermeyi bırakmanın tam zamanı.
Çoğu Amerikalı, hayvan testlerine karşı çıkıyor. Neredeyse trilyon dolarlık bir bütçe açığı ve kendi alanında iş bulamayan bir sürü ABD'li bilim insanı varken, Amerikan vergi mükelleflerinin dolarlarını hayvanları istismar etmek, yabancı bireyleri ve kurumları zenginleştirmek için yurtdışına göndermenin bir mazereti yok” diye konuştu.
Londra Queen Mary Üniversitesi'nden bir sözcü ise “Queen Mary gibi dünya standartlarındaki üniversitelerde yapılan tıbbi araştırmalar, dünya çapında milyonlarca insanın hayatını kurtarıyor ve iyileştiriyor; atılımlar çoğu zaman hayvanları da içeren araştırmaların sonucunda gerçekleştiriliyor.
Aynı zamanda BK yasaları tüm ilaçların insanlarda kullanılmasından önce iki farklı türden canlı hayvan üzerinde test edilmesini zorunlu kılıyor.
Bununla birlikte, hayvanların araştırmalar için yalnızca kesinlikle gerekli olduğu ve alternatifin olmadığı durumlarda kullanılması hayli önemli. Bu durumda zebra balığının memelilerle ortak olan genetik özellikleri bilim insanlarının insanlarda bağımlılık için tedaviler geliştirmesine yardımcı olabilecek bilgiler edinmesini sağlıyor” dedi.
Sözcü ayrıca çalışmaların bir hayvan refahı ve etik inceleme kurulu tarafından denetlendiğini söyledi.
Oxford Üniversitesi de biyomedikal araştırmalarının çoğunda hayvan alternatiflerin kullanıldığını ifade etti:
Ne yazık ki, henüz bu tekniklerin veya bilgisayar modellerinin hayvanlar üzerindeki araştırmalara duyulan ihtiyacın yerini tamamen alabileceği noktaya gelmiş değiliz. Üniversitemiz sürekli olarak yenilikçi ve hayat kurtaran bilimin ön saflarında yer aldı. Araştırmalarımız kanser, felç, kalp hastalığı, diyabet, HIV, Alzheimer, Parkinson ve acıyla ölüme neden olan diğer birçok hastalığa dair hayat kurtaran öngörüler sağlıyor.
Bir sözcü, araştırmacıların deneylerde hayvan kullanımına alternatif bulmayı, sayıları azaltmayı ve hayvanların mümkün olduğunca az acı çekmesini sağlamak için deneyleri iyileştirmeyi hedeflediğini söyledi 
Savunma Bakanlığı'ndan bir sözcü, "DSTL askerlerin hayatını kurtarabilecek ve sivillere yardımcı olabilecek yeni aşılar, terapiler ve tedaviler geliştirmekle sorumlu  ve şu aşamada, araştırmalar sırasında hayvan kullanmaksızın bunlar gerçekleştirilemez" dedi:
“DSTL, hayvanlar üzerinde yapılan deneylerinin sayısını azaltmaya kararlıdır ve sadece, hayvanlar üzerinde yapılacak deneyler olmaksızın gerçekleştirilemeyecek araştırmalar için lisans başvurusunda bulunur."
Bir PHE sözcüsüyse şunları söyledi:
Araştırmalarımızın çoğu hayvanlar olmadan gerçekleştiriliyor; bununla birlikte, hayvanların da kullanıldığı bazı araştırmalar, enfeksiyonların nasıl bulaştığını anlamak, hastalığın yayılmasını önlemek ve çevresel faktörlerin insan sağlığını nasıl etkilediğini incelemek için zorunludur.
Sözcü ayrıca, PHE'nin Hayvan Araştırmalarında Açıklık Anlaşması'nda imzasının bulunduğunu aktardı.
Finansman alan üç İngiliz üniversitesinin de bu anlaşmada imzası bulunuyor.
Bath Üniversitesi sözcüsü, insan olmayan primatlar üzerinde hayvan deneyleri yapmadıklarını söyledi ve ekledi:
Hastalıkları anlamayı ve yeni ilaçlar geliştirmeyi amaçlayan biyomedikal araştırmalar yapıyoruz, bunlara opioid'lerin amaç dışı kullanımına dair yeni tedaviler bulmak da dahil. Küçük kemirgenler ve bazı balık türleriyle çalışıyoruz.
Yorum almak için Heptares Therapeutics'le de iletişim kurmaya çalışıldı.
NIH yaptığı bir açıklamada, finanse ettiği araştırmalarda kullanılan tüm hayvanların “mümkün olan en az sayıda hayvanı içermesi ve refahlarına en yüksek özenin gösterilmesini garanti eden” yasalar, düzenlemeler ve politikalarla korunduğunu söyledi. Açıklamada, fon alan kurumların "İnsancıl Bakım ve Laboratuvar Hayvanlarının Kullanımı Kuralları'na" uymak zorunda olduğu belirtildi.
Açıklamada ayrıca, hibe alan yabancı kuruluşların NIH'ye araştırmanın yürütüldüğü ülkenin yasa, düzenleme ve politikalarıyla uyumlu olacağına dair güvence ve sertifika sunması gerektiği ve "Hayvanları İçeren Biyomedikal Araştırmalar için Uluslararası Kılavuz İlkeler'e" bağlı kalacağını taahhüt etmesi gerektiği de aktarıldı. NIH'nin “fon alan yabancıları Laboratuvar Hayvanlarının Bakımı ve Kullanımı Kılavuzu'ndaki standartlarla uyumlu olmaya çağırdığı" söylendi. BK'deyse önerilen araştırmaları Hayvan Refahı ve Etik İnceleme Kurulu değerlendiyor.
“Alternatifler” yani 3R, (azaltmak, iyileştirmek ve alternatif bulmak: reduce, refine, replace), NIH'nin matematiksel modellerin, bilgisayar simülasyonlarının ve in-vitro sistemlerin mümkün olan her koşulda kullanılması gerektiğini söyleyen etik kurallar belgesiyle tanımlanıyor.



Bilim insanlarından "uzayda üreme" çağrısı: "Acil işbirliği gerekli"

(AFP)
(AFP)
TT

Bilim insanlarından "uzayda üreme" çağrısı: "Acil işbirliği gerekli"

(AFP)
(AFP)

Andrew Griffin 

Araştırmacılar, insanların uzayda nasıl üreyebileceğini araştırmacıların acilen düşünmesi gerektiğini söylüyor.

İnsanlık Dünya'nın ötesinde yaşamayı hedeflerken, insan üremesinin gerçekte nasıl işleyeceğini anlamamız gerektiğini belirtiyorlar.

Ancak bu soru "soyut bir olasılıktan pratik bir meseleye" dönüşmesine rağmen uzayda insan doğurganlığı ve üreme sağlığını yönetmek için net standartlar hâlâ yok.

Bunlar, üreme sağlığından uzay tıbbına kadar farklı alanlardan 9 uzmanın bir araya gelerek insanların uzayda nasıl üreyebileceğini anlamak için yeni bir çerçeve önerdiği yeni bir çalışmanın sonuçları.

Uzayın insan yaşamı için "düşmanca bir ortam" sunduğu gerçeğine dayanan araştırmacılar, halihazırda bilinen bir dizi zorluk olduğunu belirtiyor. Bunlar arasında yerçekimindeki değişiklikler, artan radyasyon ve uyku döngülerindeki bozulmalar yer alıyor, ki bunların hepsi üreme sağlığını etkileyebilir.

Bu soruları incelemeden uzay araştırmalarına devam etmenin tehlikeli olabileceği uyarısı yapan uzmanlar, gerçek anlamda pratik sorunlara dönüşmeden önce bu meseleleri ele almamız gerektiğini belirtiyor. Üreme teknolojileri genellikle adım adım tanıtılır ve biz çoğunlukla sonradan bunları kavrarız ama uzay araştırmalarında bundan kaçınmak gerekiyor.

NASA'nın araştırmacı bilim insanı ve çalışmanın kıdemli yazarı Fathi Karouia "İnsan uzayda daha geniş bir alana yayıldıkça üreme sağlığı artık politikanın kör noktası olmaya devam edemez" diyor. 

Kritik bilgi boşluklarını kapatmak, hem profesyonel hem de özel astronotları koruyan etik yönergeler belirlemek ve nihayetinde Dünya'nın ötesinde sürdürülebilir bir yaşantıya doğru ilerlerken insanlığı korumak için acilen uluslararası işbirliğine ihtiyaç var.

"Reproductive biomedicine in space: implications for gametogenesis, fertility and ethical considerations in the era of commercial spaceflight" (Uzayda üremenin biyotıbbı: Ticari uzay uçuşları çağında gametogenez, doğurganlık ve etik değerlendirmelerin etkileri) başlıklı rapor, hakemli dergi Reproductive BioMedicine Online'da yayımlandı.

Independent Türkçe, independent.co.uk/space


Paris’te savcılık X’in ofislerine baskın düzenleyerek Musk’ı ifadeye çağırdı

X'in yapay zeka destekli sohbet robotu Grok (AFP)
X'in yapay zeka destekli sohbet robotu Grok (AFP)
TT

Paris’te savcılık X’in ofislerine baskın düzenleyerek Musk’ı ifadeye çağırdı

X'in yapay zeka destekli sohbet robotu Grok (AFP)
X'in yapay zeka destekli sohbet robotu Grok (AFP)

Paris Savcılığı dün X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, bu sosyal medya platformunu terk ettiğini duyurdu. Açıklamada, Fransa’daki X ofislerinde çeşitli ihlaller şüphesiyle gerçekleştirilen bir aramaya atıfta bulunuldu.

Savcılık, ilave ayrıntı vermeden, “Bizi LinkedIn ve Instagram’dan takip edin” ifadelerini kullandı. Mesajda ayrıca, Ocak 2025’te başlatılan bir soruşturma kapsamında, Fransa’daki X ofislerinde Ulusal Siber Suçlarla Mücadele Birimi’nin, Avrupa polis teşkilatı Europol ile  iş birliği içinde bir arama gerçekleştirdiği belirtildi.

Paris Savcılığı daha önce, X platformunun sahibi Elon Musk’ın 20 Nisan’da ifade vermek üzere çağrıldığını açıklamıştı. Fransa Başsavcısı Laure Beccuau, Musk ile X’in eski CEO’su Linda Yaccarino’nun, “iddia edilen ihlallerin gerçekleştiği dönemde X platformunun fiili ve hukuki yöneticileri sıfatıyla” 20 Nisan’da ifade vermeye çağrıldıklarını bildirdi.

2025 yılının başlarında milletvekillerinin yaptığı şikâyetler üzerine başlatılan bir soruşturma kapsamında bu gelişmeler yaşandı. Şikâyetlerde, Musk’a ait X platformunun algoritmalarının taraflı olduğu ve bunun platformun işleyişini olumsuz etkilediği öne sürüldü.

Soruşturma daha sonra genişletilerek, çocuk pornografisi görüntülerinin bulundurulması ve yayılması ya da sistematik biçimde erişime sunulmasına iştirak, cinsel içerikli deepfake üretimi ve Holokost inkârı gibi başka iddialarla da genişleyerek kapsamlı hale geldi. X platformu ise dün yayımladığı bir açıklamada, Fransız makamlarını, siyasi adımlar atmakla nitelendirdi.

Platformun “uluslararası hükümet ilişkileri” ekibi, “Paris Savcılığı, bugünkü baskını geniş biçimde duyurarak, bunun siyasi amaçlar doğrultusunda tasarlanmış, istismarcı ve gösterişli bir kolluk kuvveti eylemi olduğunu açıkça ortaya koymuştur” ifadelerini kullandı. Açıklamada ayrıca, “Bugünkü baskına dayanak oluşturan iddiaların hiçbir temeli yoktur ve X platformu herhangi bir ihlal gerçekleştirdiği iddiasını kesin bir dille reddetmektedir” ifadeleri yer aldı.

Beccuau’nun açıklamasına göre Musk ve Yaccarino’nun yanı sıra X’te çalışan bazı personel de 20-24 Nisan 2026 tarihleri arasında ifade vermeye çağrıldı. Başsavcı, “Yöneticilerle yapılacak bu gönüllü ifadeler, kendilerine olaylara ilişkin görüşlerini sunma ve gerekirse kurallara uyum için önerilen tedbirleri açıklama imkânı tanıyacaktır” dedi.

Öte yandan, Birleşik Krallık Veri Koruma Düzenleme Kurumu da dün, Elon Musk’ın platformu ve yapay zekâ şirketi xAI hakkında, sohbet botu Grok tarafından oluşturulan cinsel içerikli açık görüntüler nedeniyle soruşturma başlatıldığını duyurdu. Söz konusu görüntüler dünya genelinde tepkilere yol açmıştı.


Protezlerde insan eli benzeri kavrama mümkün mü? Yapay zekâ destekli protezlerde hassas kavrama dönemi

Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)
Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)
TT

Protezlerde insan eli benzeri kavrama mümkün mü? Yapay zekâ destekli protezlerde hassas kavrama dönemi

Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)
Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)

Protez uzuvlar alanı, robotik, yapay zekâ ve hassas sensör teknolojilerindeki hızlı ilerlemelerin etkisiyle son yıllarda dikkat çekici bir atılım yaşıyor. Buna karşın, en önemli zorluklardan biri, kullanıcının kavradığı nesnenin niteliğine uygun kavrama gücünün ayarlanması olmaya devam ediyor. Bir yumurtayı tutmak son derece hassas bir dokunuş gerektirirken, bir su şişesini açmak daha fazla güç ve daha ince bir kontrol gerektiriyor.

Şarku’l Avsat’ın ABD Hastalık ve Kontrol Önleme Merkezleri’den (CDC) aktardığı verilere göre ülkede her yıl yaklaşık 50 bin ampütasyon vakası kaydediliyor. Bu durum, el kaybının bireylerin günlük yaşam görevlerini doğal biçimde yerine getirme kapasitesi üzerinde ciddi bir etki yarattığını gösteriyor.

Daha duyarlı akıllı sistemler

Bu alandaki en yeni yenilikler, insan elinin doğal hissini taklit edebilen, daha akıllı ve daha duyarlı protez uzuvların geliştirilmesine odaklanıyor. Bu teknolojiler, kullanıcılara daha yüksek düzeyde bağımsızlık sağlarken, günlük faaliyetleri daha kolay ve güvenle yerine getirmelerine yardımcı oluyor; kullanım sırasında konfor ve güvenliği de artırıyor.

fvdfv
Utah Üniversitesi’nde geliştirilen, insan düşüncesini taklit eden akıllı protez uzuv. (Utah Üniversitesi)

Bu kapsamda, Çin’de Guilin Elektronik Teknoloji Üniversitesi’nden araştırmacılar, makine öğrenimi, bilgisayarla görme ve gelişmiş sensörlere dayanan yenilikçi bir protez sistem geliştirdi. Sistem, her nesne için uygun kavrama gücünü gerçek zamanlı olarak belirlemeyi amaçlıyor. Çalışmanın sonuçları, 20 Ocak 2026 tarihli Nanotechnology and Precision Engineering dergisinde yayımlandı.

Araştırma, kalemler, şişeler, bardaklar, toplar ve anahtarlar gibi günlük hayatta yaygın kullanılan nesnelerin yanı sıra yumurta gibi hassas objeler de dâhil olmak üzere, nesnelerin yüzde 90’ından fazlasıyla etkileşim için gerekli kavrama gücünün ölçülmesine odaklandı. Amaç, kullanıcının her seferinde kavrama gücünü manuel olarak ayarlamasına gerek kalmadan çevresiyle doğal biçimde etkileşim kurabilmesini sağlamak.

Sistem; avuç içine yakın bir noktaya yerleştirilmiş küçük bir kamera, parmak uçlarındaki basınç sensörleri ve kullanıcının ön kolundaki kasların elektriksel aktivitesini ölçen bir elektromiyografi (EMG) cihazından oluşuyor. Bu sayede nesneyi kavrama niyeti belirleniyor ve kavrama gücü otomatik olarak ayarlanıyor.

Çalışmanın başyazarı, Guilin Elektronik Teknoloji Üniversitesi’nden Dr. Hua Li, sistemin bilgisayarla görme ile kasların elektriksel sinyallerini birleştirerek nesnelerin akıllı biçimde tanınmasını ve kavrama gücünün uyarlanabilir şekilde kontrol edilmesini sağladığını belirtti. Dr. Li, bunun protez kullanıcılarının yaşamında somut bir fark yaratabileceğini söyledi.

Dr. Li, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, sistemin gelişmiş bir algoritma aracılığıyla hedef nesneyi otomatik olarak analiz ettiğini; türünü, dokusunu ve boyutunu belirledikten sonra uygun kavrama gücünü seçtiğini ifade etti. Buna göre yumurta gibi hassas nesneler için hafif bir güç, su dolu bardaklar için ise orta düzeyde bir güç uygulanıyor. Bu yaklaşım, nesnelerin zarar görmesi ya da elden kayması ihtimalini azaltıyor.

Kullanıcının niyetini tespit etmek için EMG sinyallerinden yararlanan sistem, “görsel tanıma, güç eşleştirme ve hareketin uygulanması” aşamalarını, insan kas hafızasını taklit eden bir biçimde otomatik olarak tamamlıyor. Bu da sürekli manuel ayarlama ihtiyacını azaltıyor ve günlük görevlerin daha doğal bir şekilde yerine getirilmesini mümkün kılıyor. Sonuç olarak kullanıcıların yaşam kalitesi artıyor.

Geleceğin tasarımlarına etkisi

Bu teknolojinin gelecekteki protez tasarımlarına etkisine değinen Dr. Li, sistemin daha gelişmiş yapay el tasarımları için yeni ufuklar açtığını söyledi. Bilgisayarla görme ve kas sinyallerine dayalı çift kontrol yaklaşımının, “aktif algılama ve otomatik uygulama” temelli akıllı bir mantık sunduğunu belirten Li, bunun protez eli pasif bir tepki aracından çıkarıp, nesneleri kavramada insan davranışına daha yakın bir seviyeye taşıdığını vurguladı.

sfdef
İtalyan Teknoloji Enstitüsü’nde geliştirilen, doğal el hareketini taklit eden yenilikçi protez el. (İtalyan Teknoloji Enstitüsü)

Sistemin diğer protezler veya robotik uygulamalar için uyarlanabilirliğine ilişkin olarak ise Dr. Li, temel teknolojinin uzvun yapısına bağımlı olmadığını kaydetti. Görsel tanıma modellerinde yapılacak basit uyarlamalar ve uygun güç eşiklerinin ayarlanmasıyla, sistemin bacak veya kol protezlerine, hatta robot kollarına da uygulanabileceğini söyledi. Bu durumun, rehabilitasyon cihazları ve robotik teknolojiler için etkili ve düşük maliyetli çözümler sunarak, farklı alanlarda geniş uygulama imkânları yaratacağını ifade etti.

Paralel araştırma girişimleri

Bu gelişmeler, doğal hareketin daha hassas biçimde taklit edilmesini hedefleyen küresel araştırma çabalarıyla da örtüşüyor. Aralık 2025’te ABD’de Utah Üniversitesi’nden bir ekip, yapay zekâya dayalı ve basınç ile görsel sensörlerle donatılmış, “öz-düşünme” yeteneğine sahip akıllı bir protez el geliştirmeyi başardı. Sinir ağı kullanılarak farklı kavrama pozisyonlarıyla eğitilen bu el, her parmağın bağımsız ve kullanıcıyla eşzamanlı hareket etmesine olanak tanıyarak, günlük görevlerde gerekli zihinsel çabayı azalttı.

Ayrıca İtalya Teknoloji Enstitüsü ile Imperial College London’dan araştırmacılar, nöromüsküler uyum ve yumuşak robotik teknolojilere dayalı protez uzuvlar üzerinde çalışıyor. Haziran 2025’te ekip, iki hareket derecesine sahip yumuşak bir protez el tasarladı. Bu tasarım, çok parmaklı ve hassas kontrol gerektiren, geleneksel yöntemlerle mümkün olmayan karmaşık görevlerde umut verici sonuçlar ortaya koydu.

Temmuz 2024’te ise Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden (MIT) araştırmacılar, protez bir bacak için gelişmiş bir sinirsel arayüz geliştirdi. Elektronik uzvun insan sinir sistemiyle doğrudan etkileşimini sağlayan bu arayüz, cerrahi olarak bağlanan kaslar ve sinir sinyallerini algılayan elektrotlara dayanıyor. Bu sayede kullanıcılar, motor ve duyusal kontrolü yeniden kazanarak yürüme hızında, kas gücünde ve farklı ortamlara uyumda kayda değer iyileşmeler elde etti.

Araştırmacılara göre, tüm bu gelişmeler, protez uzuvların geleceğinin; giderek daha akıllı, uyarlanabilir ve sinir sistemiyle bağlantılı sistemlere doğru ilerlediğini gösteriyor. Bu sistemler, biyolojik uzuvların performansına her geçen gün daha fazla yaklaşarak, kullanıcılara hareketin sadeliğini ve günlük yaşamda özgüveni yeniden kazandırmayı hedefliyor.