ABD güçlerinin çekilmesi halinde Irak'ı bekleyen muhtemel senaryolar

ABD’li askerler, İran’ın füzelerle hedef aldığı Ayn el-Esed Üssü’nde incelemelerde bulunuyor (Reuters)
ABD’li askerler, İran’ın füzelerle hedef aldığı Ayn el-Esed Üssü’nde incelemelerde bulunuyor (Reuters)
TT

ABD güçlerinin çekilmesi halinde Irak'ı bekleyen muhtemel senaryolar

ABD’li askerler, İran’ın füzelerle hedef aldığı Ayn el-Esed Üssü’nde incelemelerde bulunuyor (Reuters)
ABD’li askerler, İran’ın füzelerle hedef aldığı Ayn el-Esed Üssü’nde incelemelerde bulunuyor (Reuters)

Ahmed es-Suheyl
Irak’ta özellikle İran destekli Şii partiler, ABD güçlerinin ülkeden çıkarılması konusunda baskıyı sürdürürken, gözlemciler bu adımın siyasi, ekonomik ve askeri alanlarda yol açabileceği muhtemel problemlere karşı uyarıyor.
ABD güçlerinin Irak’tan çekilmesinin önündeki en büyük sorun ise bu adımın Kürt ve Sünni bölgelerde uygulanması olarak gösteriliyor. Zira söz konusu bölgelerde bu yönde bir uygulamanın Irak siyasetinde ve toplumunda çatırdamalara neden olabileceği endişesi dile getiriliyor.
Kürt siyasi partiler, bu adımın atılması halinde Türkiye ve İran ile olan sınır bölgelerinin tehlikeye girebileceğine ve Bağdat-Erbil ilişkilerinde bazı sorunlara kapı aralayabileceğine işaret ediyor.
Irak’ın batısında Sünni nüfusun çoğunlukta olduğu kentlerde ‘Sünni Bölge’ oluşturulması yönündeki iddiaların dile getirildiği bir ortamda, gözlemciler ABD güçlerinin bu bölgelerden çekilmesi durumunda bölgenin İran destekli grupların denetimine girmesinden, ülkenin bölünmesinden ve iç savaşın patlak vermesinden kaygı duyuyor.
ABD güçlerinin Irak’tan çekilmesi halinde Bağdat’ın karşılaşabileceği en büyük problem muhtemelen bu güçlerin çekilmesiyle oluşacak boşluğun doldurulmasıdır. Irak Silahlı Kuvvetler’in gelecekte oluşabilecek güvenlik risklerini ortadan kaldırabilme gücüne sahip olup olmadığı meselesi tartışılan konular arasında yer alıyor. Ayrıca bu adımın atılmasıyla Irak’ın bölgede yalnızlaşabileceği ihtimali dillendiriliyor.
Şartlı çekilme
Irak’ta ABD güçlerinin çekilmesini savunan grupta Mukteda es-Sadr liderliğindeki Sadr Hareketi ile İran destekli Hadi el-Amiri’nin liderliğindeki Fetih Koalisyonu yer alırken, bu çekilmeye muhalefet eden grupta ise Kürt ve Sünni partilerin yanı sıra Irak’ın eski Başbakanı Haydar el-İbadi öncülüğündeki Şii Nasr Koalisyonu bulunuyor.
Irak’ta dün sosyal medya hesapları üzerinden dolaşıma koyulan fotoğrafta Mukteda es-Sadr’ın Ketaib Seyyid eş-Şuheda örgütü lideri Ebu Ala el-Velayi başta olmak üzere Şii silahlı milis grup liderleriyle bir araya geldiği görülüyor. Görüşmenin İran’ın Kum kentinde gerçekleştiği belirtildi.
Velayi, görüşmeye ilişkin Twitter hesabından paylaştığı mesajda, “Kasım Süleymani ve Ebu Mehdi el-Muhendis’in kanları ikinci kez zafer kazandı ve direnişçilerin çabalarını birleştirdi. Hoşgörüsü için sayın Mukteda es-Sadr’a teşekkür ederim” diye yazdı.
Sadr ile söz konusu gruplar arasında ihtilaflı konuların olduğu biliniyor. Ancak söz konusu görüşmenin ABD askerlerinin ülkeden çıkarılması hedefiyle gerçekleştiği belirtiliyor.
ABD Başkanı Donald Trump ise FOX News yayınında konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Irak'ta dünyanın en pahalı havalimanı tesislerinden birini oluşturmuşuz. Eğer ayrılacaksak bize elçilikler için, inşa ettiğimiz yapılar için, yaptığımız yatırım için para ödemek zorundasınız. 35 milyar dolar para harcamışız. Bence onlar da bu parayı ödeme konusunda hemfikir olacaklardır. Yoksa biz orada kalacağız” ifadelerini kullanmıştı.
ABD destekli ‘Sünni Bölge’
Irak basınında daha önce Parlamento Başkanı Muhammed el-Halbusi ve bazı önde gelen Sünni liderlerin, ilk aşamada Anbar ve Selahaddin şehirlerini içine alacak bir Sünni bölgesinin oluşturulmasına dair gerekli planları görüşmek üzere Dubai'de bir araya geldikleri yönünde haberler çıktı.
Söz konusu haberlerde, İran’ın Irak’taki etkisinden rahatsız olan ABD ve Körfez ülkelerinin bu görüşmeyi destekledikleri iddia edildi.
Independent Arabia’ya konuşan bir kaynak, “Sünni gruplar, İran'a yakın güçlerin artan etkisini engelleme çerçevesinde Arap dünyasının ve Türkiye’nin yanı sıra ABD’nin desteğini alan bir bölge kurma hazırlığında” ifadelerini kullandı.
İsminin açıklanmasını istemeyen kaynak, “ Sünni liderler, ABD'nin bu bölgelerde kalma ve geri çekilmeme güvencesi karşılığında, bölgeyi silahlı grupların etkisinden kurtarmak için bu alanlarda otoritesini ilan etme fırsatı buldu” dedi.
Duygusal çağrı
Iraklı Sünni lider Esil en-Nuceyfi, Sünni Bölge oluşturma iddialarını yalanlayarak, Irak’ta temel altyapı hizmetlerinin iyileştirilmesi için idari bölgelerin kurulmasını desteklediğini belirtti.
Nuceyfi, Twitter hesabından paylaştığı mesajda, “Öncelik, sadece Irak halkı tarafından kabul edilen temsilciler arasında sakin bir diyalog ışığında çözülebilecek tartışmalı konuların gündeme getirme çabası değil siyasi durumun kapsamlı bir şekilde düzeltilmesini desteklemek olmalıdır. Mezhep temelli bir bölge kurma çağrısı, duygusal bir çağrıdır. Bunun, sonuçlarını hesaplamadan ABD güçlerinin çıkarılması yönündeki çağrılardan farkı yok” ifadelerini kullandı.
Güvenlik boşluğu
Gözlemciler, ABD güçlerinin çekilmesi halinde Irak Silahlı Kuvvetleri’nin dolduramayacağı bir güvenlik boşluğunun oluşabileceğine dikkat çekerek, İran destekli silahlı milislerin otoritesini dayatmak için bu boşluktan faydalanabileceği endişesini dile getiriyor.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Irak Savunma Bakanlığı eski müsteşarı Maan el-Cuburi, yaptığı açıklamada, “ABD güçlerinin Irak’tan çekilmesi güvenlik boşluğuna neden olacaktır. Zira ABD güçleri ülkedeki askeri sistemin önemli bir parçasını oluşturuyor. Bu güçler silah, eğitim ve istihbarat alanlarında destek sağlıyor” dedi.
Cuburi, açıklamasının devamında, “Uluslararası Koalisyon’un çekilmesi, bazı gruplara oluşacak boşluğu doldurma fırsatı sunacaktır. Bu da siyasi partiler arasındaki dengelerin bozulmasıyla sonuçlanır. Bu çekilmeden en çok kazanç sağlayacak olan taraf İran destekli silahlı gruplardır. Çekilme söz konusu güçlere bu bölgeyle ilgili proje ve ajandasını uygulama fırsatı sağlayacaktır” diye konuştu.
Karşıt dengeler
Gözlemciler, çekilmenin aynı zamanda Irak toplumunda bölünmeye neden olabileceği ve bunun Irak’ın İran’a teslim edilmesi anlamına geleceğini ifade ediyor.
Irak Stratejik Araştırmalar Grubu Başkanı Vasık el-Haşimi, yaptığı açıklamada, “ABD güçlerinin ülkeden çıkarılmasıyla ilgili apaçık bir zorluk var. Nitekim Iraklı güçler, DEAŞ ile mücadele edecek, ülkeyi koruyabilecek askeri donanıma sahip değil” dedi.
Haşimi, açıklamasının devamında şunları söyledi;
“Kürt ve Sünni güçler, ABD kuvvetlerini İran’a karşı bir denge unsuru olarak görüyor. Zira Sünniler, parlamentonun yabancı güçlerin çıkarılması kararını onaylamasının ardından ABD ve Körfez ülkelerinin desteğiyle Sünni Bölge kurma çalışmalarına başladı. Bazı Kürt çevreler, ayrılıktan ve Kürt Devleti’nden konuşmaya başladı. Bu asla gerçekleşmeyecek ancak yine de bu konuşmalar duydukları baskı nedeniyle yapılıyor. Bu yöndeki konuşmalar, ABD güçlerinin çıkmasıyla meydanın İran’a kalmasından endişe eden tarafların denge oluşturmak amaçlı verdiği sinyallerdir. Şii partiler arasında da silahlı gruplardan korkanlar var. Yani bu kararın uygulanması toplumsal bölünmeyi beraberinde getirecektir. Bu durumdan ne Sünniler ne de Kürtler razı. Sünni vekiller, ABD’nin çekilmesi sonrasında Irak’ın İran’a teslim edilmeyeceği konusunda güvence istiyorlar.”
Irak hava sahası
Uzmanlar, Irak hava sahası güvenliğinin büyük ölçüde ABD’ye dayandığına dikkat çekerek, ABD güçlerinin çekilmesi halinde bu alanda büyük sorunlar yaşanabileceğini söylüyor.
Independent Arabia’ya konuşan stratejist Ahmed eş-Şerifi, “Modern savaşların en kritik noktası hava sahası egemenliğidir. Irak bu alanı koruyamıyor ve bu konuda ABD’den destek alıyor. Kim ABD askerlerinin çekilmesinden bahsederse Irak hava sahasını büyük problemlere açmış olur. ABD ve Uluslararası Koalisyon’un Irak’taki varlığı ülkenin demokratik çerçevede kalmasının güvencesidir. Irak Ordusu silahsızdır ve ABD’nin çekilmesi silahlı kanadı bulunan siyasi partilere demokrasiye darbe vurma fırsatı verir” ifadelerini kullandı.
Tazminat yok
ABD Başkanı Donald Trump’ın çekilmek için ‘tazminat’ istediği açıklamasına cevap Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi'nin Sözcüsü Saad el-Hadisi’den geldi.
Hadisi, dünkü açıklamasında, Trump’ın açıklamasına atıfla, “Bu tutumlar medya üzerinden yayınlanmıştır. Biz, iki ülke arasında doğrudan iletişim yoluyla yapılan resmi diplomatik kanallarla muhatap oluruz. ABD tarafından resmi olarak çekilme karşılığında bir mali tazminat talep etmiş değil. Çekilme sadece ABD güçlerini değil, 2014 yılında Irak Hükümeti’nin talebine binaen gelen tüm Uluslararası Koalisyon güçlerini kapsıyor” dedi.
ABD'nin Irak Maslahatgüzarı Joey Hood, Şubat 2019’da yaptığı açıklamada, “Irak hükümetinin talep etmesi halinde (ABD) güçlerimiz, uluslararası koalisyon ve NATO güçleri ülkeden çekilebilir. Irak güvenlik güçleri, Irak'taki güvenliği korumaya henüz hazır değil. Bunu ancak yabancı güçlerin yardımıyla yapabilir” demişti
Hood ayrıca Irak'ta sadece askeri danışman ve eğitmenlerinin bulunduğunu belirterek, ülkede ABD'ye ait herhangi bir askeri üs olmadığını ifade etmişti.



Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.

Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.

Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.

Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.

efrgt87kı8
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.

Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.

Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.

Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.


Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.