Trablus'ta çatışmalar yeniden baş gösterdi

Fayiz es-Serrac, dün, Berlin'de bir röportaj sırasında (Reuters)
Fayiz es-Serrac, dün, Berlin'de bir röportaj sırasında (Reuters)
TT

Trablus'ta çatışmalar yeniden baş gösterdi

Fayiz es-Serrac, dün, Berlin'de bir röportaj sırasında (Reuters)
Fayiz es-Serrac, dün, Berlin'de bir röportaj sırasında (Reuters)

Libya Ulusal Ordusu ile Fayiz es-Serrac hükümetine bağlı milisler arasında Trablus’ta yaşanan çatışmalarına ardından ateşkesin sağlandığının açıklanmasından sadece bir hafta sonra ateşkes uygulamada çöktü. Berlin Konferansı'nın bitiminden sadece birkaç saat sonra taraflar arasında ağır silahlı çatışmalar meydana geldi. 
Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan Libya Ulusal Ordusu’na mensup bir saha komutanı, “Geçen Pazar günü ilan edilen ateşkes gayri resmi olarak çöktü" dedi. Serrac hükümetine yakın yerel medya, Ayn Zara cephesinde Serrac güçleri komutanı Yusuf el-Emin'den aktardığı haberinde, hükümet güçlerinin Ulusal Ordu kuvvetlerinin başkentte birkaç eksendeki ilerleme girişimlerini püskürttüğünü aktardı. Öte yandan Trablus'un güneyinde de çatışma sesleri duyuldu.
Trablus'un çevresindeki birçok alan, iki taraf arasında karşılıklı roket ve havan toplarının atıldığı bir sahaya dönüştü.
Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti'ne (UMH) bağlı güçlerin yürüttüğü Burkan el-Gadab Operasyonu Sözcüsü Abdulmalik el-Medeni, Hafter güçlerini başkentin güneyinde Selahaddin bölgesindeki mahallelere top atışı yapmakla suçladı. Medeni, bu saldırıyı Berlin konferansının hemen ardından gerçekleşen ateşkesin yeni ve tekrarlanan bir ihlali olarak tanımladı.
Sidra bölgesinden 6 ceset çıkartıldı
Serrac hükümetine bağlı güçler, dün, Libya Kızılay ekiplerinin Sidra bölgesinde sıkışmış 6 cesedi çıkarma operasyonunu gösteren fotoğraflar yayınladı. Cesetler Trablus Tıp Merkezi’ne götürüldü. Cesetlerin hamile bir kadın, 14 yaşında bir kız çocuğu ve 4 erkek çocuğuna ait olduğu tespit edildi. İlk raporlar ölenlerin vücutlarının ayrı bölgelerinde mermi izlerine rastlandığını ortaya koyuyor. Bu cesetlerin Ulusal Ordu’nun ateş açma tehdidi altında 17 gün boyunca bulundukları yerlerden alınamadığı iddia edildi. Serrac hükümetine bağlı güçlerin yaptığı açıklamada Ulusal Ordu’nun birçok kez ateşkesi ihlal ettiği öne sürüldü. Açıklamada, Kızılay ekiplerinin cesetlerin bulunduğu bölgeye gitmeleri için Terörle Mücadele Gücü’nün güvenlik desteği sağladığı ifade edildi.
Başka bir gelişmede Trablus'taki Serrac hükümetine bağlı petrol şirketinin faaliyet gösterdiği Şerrare ve El-Fil petrol sahalarından petrol taşımacılığını durduğunu açıkladı. Şerrare sahasını Ez-Zaviye petrol limanına ve El-Fil sahasını Mellitah petrol limanına bağlayan boru hatlarının kapatıldığı belirtildi. İtalyan enerji grubu ENI, Libya’daki El-Fil petrol sahasında bir vananın kapanması nedeniyle petrol üretiminin kısmen azaldığını açıkladı. Reuters haber ajansının ENİ grubun sözcüsünden aktardığına göre, Fil-Mellitah boru hattındaki Hamada istasyonuna bir petrol vanasının zorla kapatılmasının ardından El-Fil petrol sahasındaki üretim şu anda kısmen azaldı. Söz konusu petrol sahası, Libya Ulusal Petrol Şirketi ve ENI'nin ortak girişimi çerçevesinde Mellitah Petrol ve Gaz Şirketi tarafından yönetilmektedir.
UMH Başkanı Fayiz es-Serrac, yabancı kuvvetlere yaptığı çağrıda, petrol sahalarını abluka altına almaya son vermesi için Libya Ulusal Ordusu (LUO) Lideri General Halife Hafter’e baskı yapılması talebinde bulundu, aksi takdirde ülkenin felaketle karşı karşıya kalabileceğini öne sürdü. Hafter’in petrol sahalarını kuşatma hamlesi ham petrol üretimini neredeyse bitirdi. Reuters'a konuşan Serrac, Hafter'in limanların yeniden açılması için petrol gelirlerinin Libyalılara yeniden dağıtılması taleplerini reddederek, petrol gelirlerinin nihayetinde tüm ülkeye fayda sağladığını ifade etti.
Paralı askerlerin hükümet güçlerinin saflarına katılıp LUO’na karşı mücadelede yer almasını üstü kapalı bir şekilde kabul eden Serrac, “Trablusgarp saldırganlığını yenmemizde bize yardımcı olabilecek herhangi bir tarafla iş birliği yapmaktan asla çekinmiyoruz. Biz haklıyız, diğer tarafın darbe girişimine karşı meşru bir şekilde kendimizi savunma durumundayız. Bize ders vermeye kalkanlar böyle bir durumla karşı karşıya kalmaları halinde ne yaparlardı, bize söylemeliler” dedi.
Karşı tarafın Berlin konferansından sonra vaatlerini yerine getirmemesinin ardından ihtiyatlı iyimser bir tutum ortaya koyan Serrac, “Libya'daki barış sürecinde ilerleme kaydedilebilmesi için gerçek bir ortağımız yok” açıklamasında bulundu.
Berlin Konferansı sonrası Serrac ve Hafter’le görüşmeler yapıldı
Diğer yandan, ABD'nin Libya Büyükelçiliği tarafından yapılan kısa bir açıklamada, Büyükelçi Richard Norland'ın,  Serrac ve Hafter ile Berlin Zirvesi'nden sonra konferansa dair izlenimlerini öğrenmek için iki gün önce ve dün gece ayrı ayrı görüşmeler gerçekleştirdiği belirtildi. Açıklamada daha fazla ayrıntıya yer verilmedi.
Berlin Konferansı'nın sonuçları hakkında değerlendirmelerde bulunan Birleşmiş Milletler (BM) Libya Özel Temsilcisi Gassan Selame, Alman yetkililere ve Şansölye Merkel'e son birkaç aydır bu süreci ilerletmek için ortaya koydukları çabalar sebebiyle teşekkürlerini iletti. Selame, “Bu sürecin ilk adımı geçtiğimiz Ağustos ayının 15. günü şansölyeyle gerçekleştirilen bir toplantıda atıldı. Bugün bulunduğumuz yere ulaşmak için o zamandan beri kararlılıkla çalışıyoruz. Birleşmiş Milletler (BM) krizi çözmek için konferanstan çıkan üç yol üzerinde ilerlemeye çalışıyor. BM Misyonu savaşın bu dokuz ayında Libya'dan ayrılmadı” ifadelerine yer verdi.
Bu ayın sonunda İsviçre’nin Cenevre kentinde BM Misyonu gözetiminde yapılması planlanan Temsilciler Meclisi ve Devlet Yüksek Konseyi arasındaki görüşmeye dikkat çeken Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri, bu görüşmede açık kurallara ve standartlara uyulması gerektiğini belirtti.
Mışri, Trablusgarp merkezli ve uluslararası meşruiyete sahip olmayan Devlet Yüksek Konseyi tarafından dün yapılan toplantıda Berlin konferansına değindi. Mışri, ”Çözümün askeri yolu konusunda netlik olmadıkça siyasi yolu sürdürülemez. Siyasi alanda ilerleme kaydedilmeden önce askeri yolun netleştirilmesi gerekir” İfadelerini kullandı.



Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.

Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.

Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.

Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.

efrgt87kı8
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.

Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.

Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.

Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.


Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.