Davos Forumu Başkanı: Bölgedeki fırsat ve zorlukları Riyad'da görüşmek için heyecanlıyız

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Başkanı Borge Brende
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Başkanı Borge Brende
TT

Davos Forumu Başkanı: Bölgedeki fırsat ve zorlukları Riyad'da görüşmek için heyecanlıyız

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Başkanı Borge Brende
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Başkanı Borge Brende

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Başkanı Borge Brende, ilk kez Nisan ayında Suudi Arabistan'da Ortadoğu (MENA) Bölgesel Forumu düzenleyecek olmaktan heyecan duyduğunu dile getirdi. Forumun odaklanacağı noktalar ise bölgedeki fırsat ve zorluklar ve bölge ekonomisini güçlendirmenin yolları olacak.  
Davos’ta Şarku’l Avsat’a konuşan eski Norveç Dışişleri Bakanı Brende, WEF’in 1971'deki kuruluşundan bu yana elde ettiği başarı ve sürekliliğin sırrından bahsetti. “Çok fazla çatışmaya, ancak oldukça az diyaloga” şahitlik eden bir dünyada Davos Forumu’nun önemini vurgulayan Brende, aynı zamanda tutucu ve milliyetçi politikaların gelişmesinin, uluslararası düzeyde tarafsız bir platforma duyulan ihtiyacı arttırdığını açıkladı.
Davos’un “elitlerin forumu” olduğunu reddeden Brende, aksine dünya liderleri ve halk temsilcilerini bir araya getirdiğini, ancak karar vericilerin önemli bir nüfuza sahip ekonomik şahsiyetler ya da etkili sivil liderler olduğunu belirtti.
Şarku’l Avsat'ın Brende ile gerçekleştirdiği röportajın tam metni:
- Davos Forumu bu yıl birçok küresel zorluk yaşandığı sırada düzenleniyor. En önemlileri ise Ortadoğu'daki askeri gerginlik, çevre felaketleri ve ticaret savaşları. Forumun tüm bunların ortasındaki mesajı nedir?

Tüm bu zorluklara dair ortak faktörün, kutuplaşmayı arttırmak yerine daha fazla uluslararası işbirliği ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Çevresel, jeopolitik veya Ortadoğu'daki yükselişle ilgili sıkıntılar ön planda olsa da, bugün karşılaştığımız asıl zorluk, bu zorluklarla oldukça “parçalanmış” bir şekilde muamele etmemizdir.
Davos'ta, yalnızca hükümet düzeyindekileri değil, aynı zamanda iş dünyası ve sivil toplumdaki başrolleri de bir araya getiriyoruz; bu da daha fazla işbirliği yapılmasına teşvik ediyor. Bence bugünün dünyasında çok fazla çatışma yaşanıyor; ancak oldukça az diyalog kuruluyor.
- Forumun yıllık raporu açıklandığı sırada, 2020’nin “İklim Değişikliği ile Mücadele” Yılı olduğunu söylediniz. Yani iklimi, bugün karşı karşıya olduğumuz en önemli zorluklardan biri olarak tanımladınız. Davos bu konunun pratiğe dökülmesi konusunda neler yapabilir?
Bu oldukça önemli bir soru. Daha önce de söylediğim gibi; bu sözleşme, sadece iklim değişikliğiyle mücadelede değil, okyanusların kurtarılması için de bir “eylem sözleşmesi” olmalıdır.
G20 2020’ye başkanlık edecek olan Suudi Arabistan'a baktığımızda, WEF ile işbirliği içinde bir trilyon ağaç dikmek gibi, bu yönde çeşitli girişimlerde bulunduğunu görüyoruz. Şayet bu girişim, başarı elde edilirse, karbon emisyonlarının azaltılmasında önemli bir rol oynayacak. İklim değişikliği söz konusu olduğunda, ekonomik büyümeyi yüksek karbon emisyonlarından ayrı tutmak zorundayız. Karbon emisyonlarını tutup depolayabilirsek yeni teknolojiler bu bağlamda oldukça etkili olabilir, böylece muazzam bir ilerleme kaydedebiliriz. Bugün bu teknoloji var; ancak avantajlı değil.  
Dolayısıyla ciddi zorluklar karşısında hem gerçekçi hem de olumlu olmalıyız ve önümüze bakmalıyız. Dördüncü Sanayi Devrimi, birçok olası teknolojinin varlığını ispatladı. Örneğin güneş enerjisi. Bugün bu teknoloji, 10 yıl önce mâl olduğu fiyatın 10’da birine mâl oluyor.
- Bu yıl bu foruma çeşitli çevre aktivistleri de dahil olmak üzere birçok genç davet edildi. Bunun altında yatan amaç nedir?
25 yaş altındaki nüfus, bugün birkaç kıtanın en az yüzde 50’lik bir dilimini temsil ediyor. Bu yüzden bu muazzam dilimi görmezden gelemez ve forumun hâricinde tutamayız. Aynı zamanda gezegeni miras bırakacağımız kişiler de onlar. Başka bir gezegenimizin daha olmadığının farkına varmamız gerekirken biz şu anda bu mantığa göre hareket etmiyoruz.
- Dünyada milliyetçi ve tutucu politikalar geliştiği bir vakitte, Davos Forumu’nun marjinalleştirileceğinden korkuyor musunuz?
Bence diyalog azalıp yüzleşme arttıkça Davos daha önemli hale gelecek. Çünkü forum, uluslararası oyuncuların buluştuğu tarafsız bir platform olarak kalacak. Ülkeler milliyetçi ve tutucu politikalar benimsese bile; sonuçta ihracat ve ithalat gibi konularda diğer ülkelere bağımlı halde. Uluslararası örgütlerin ve çok taraflı işbirliğinin bugün zor bir savaşla karşı karşıya olduğu doğru; bu da büyük bir çelişki doğuruyor. Küreselleşme çağında, aslında başkalarının yaşadığı sorunlar benim yaşadığım sorunlardır; yani işbirliği olmadan bu sorunların üstesinden nasıl gelebiliriz. Okyanus kirliliği bunun çok iyi bir örneği. Öyle ki, bir ülkenin denize döktüğü plastik, çevre ülkelere, daha sonra ise tüm okyanusa taşınır. Zirâ kirliliğinin pasaportu yoktur!
- Suudi Arabistan'ın ilk kez Nisan’da ev sahipliği yapacağı Ortadoğu bölgesel Dünya Ekonomik Forumu'ndan bahsettik. Peki bu forumun önemi ve önemli eksenleri nelerdir?
WEF’in kuruluşundan bu yana ilk defa Riyad’a gideceğimiz için heyecanlıyız. Forum, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Suudi hükümetiyle işbirliği içinde Nisan ayında gerçekleştirilecek. Burada Dördüncü Sanayi Devrimi tekniklerinin Ortadoğu'da nasıl uygulanacağını tartışacağız.
Bugün Ortadoğu'nun içinde bulunduğu çelişkilerden biri, burada iki farklı gerçeğin olmasıdır. Birincisi; Irak, Suriye ve Yemen'de şahit olduğumuz savaş ve çatışmalar. İkincisi ise girişimcilik, büyüme ve reformlar açısından zengin bir başka gerçeklik. Örneğin Suudi kadınlarının bu doğrultudaki konumunun oldukça değiştiğini görüyoruz. Bu nedenle, Ortadoğu'da var olan bu iki paralel gerçekliği ele almalı ve bunların politik boyutları incelemeliyiz. Bu genç ülkelerde milyonlarca iş yaratmanın yollarını bulmalıyız. İşgücü konusunda da yapılacak çok şey var. Bu devrin “kadınların devri” olacağı düşüncesindeyim. Yani sadece zorluklara değil, Ortadoğu'daki fırsatlara da odaklanmaya çalışacağız.
- Biliyorsunuz ki Suudi Arabistan, “2030 Vizyonu” kapsamında iddialı bir reform paketi hazırladı. Davos bu atılımı nasıl destekliyor?
Suudi Arabistan’ın, gerçekleştirdiği ekonomik reformlar ve ülkenin genç kız ve kadınlar için yarattığı fırsatlar açısından doğru yolda olduğunu düşünüyorum. Bu geçiş biraz zaman alacak ancak Suudi Arabistan genç bir ülke. Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Suudi bakanlarla yaptığım görüşmelerdede, birçok önemli alandaki bu geçişlerde Suudi Arabistan’ın yanında durmaya hazır olduğumuzdan bahsetmiştim.    
- Davos forumu en önemli uluslararası toplantılardan biri haline geldi, bazıları ise bu forumun bir “elitler kulübüne” dönüşmesini eleştiriyor. Bu konudaki tepkiniz nedir?
Bu düşünceye katılmıyorum. Buraya dünya liderlerini ve halkların kendilerini temsil etmeleri için seçtiği ülke liderleri yer alıyor, bu doğru. Mesela Almanya Başbakanı Angela Merkel’i ele alalım. Merkel seçilmiş bir başkan ve ülkesini temsil ediyor. Dolayısıyla, mesele elitlik meselesi değil; önemli kararlar alan liderler meselesidir. İş dünyasında ise, dünyanın en büyük şirketlerinin toplamda 20 icra kurulu başkanından 18'i Davos'ta. Bu insanlar da yetkileri altındaki milyonlarca çalışanı temsil ediyorlar ve karar alımında etkili oluyorlar. Davos’ta aynı zamanda sivil toplum kuruluşlarının liderleri de var ki bu kişiler başrolde. Yani ben tüm bu katılımcılara elit demiyorum; aksine hükümetin, iş sektörünün ve sivil toplumun liderleri diyorum. Ve bu kişilerin hepsiyle el ele vererek büyük bir etki yaratabileceğimizi düşünüyorum.
- Davos’un 50. Dünya Ekonomik Forumu düzenlenirken, bu kuruluşun başarısının sırrı nedir?
Bence bu başarının sırrı, WEF’in Davos’un da ötesine geçmesidir. Elbette ki yıllık toplantımız olan Davos son derece önemli. Ancak Çin'de düzenlenen “Yaz Davos”u ve diğer önemli bölgesel toplantılarımız da mevcut. Cinsiyet Eşitliği Yıllık Raporu, Küresel Rekabet Endeksi ve Yıllık Risk Raporu gibi çalışmalarımız da var. San Francisco'da kurulan Sanayi 4.0 Merkezi, Dubai ile Riyad’da kurduğumuz bölge merkezleri Cenevre’de kurduğumuz siber güvenlik merkezi, bunların hepsi oldukça önemli adımlar.  
WEF’i benzersiz kılan ise, kar amacı gütmemesi ve özel-kamu sektörlerinin işbirliği konusunda uluslararası bir kuruluş olmasıdır.
Ayrıca BM’nin 2030’a kadar sürdürülebilir kalkınma amaçlarına  ulaşmak ve dünyadaki sefaleti ortadan kaldırmak için özel sektöre muhtacız. WEF’in bir diğer dikkat çekici yanı ise kurulduğu 1971 yılından beri çok taraflı bir yaklaşıma bağlı kalmasıdır.



Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
TT

Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)

Fransa’nın başkenti Paris, Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı’na ev sahipliği yapıyor. Etkinlik, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Fransa’da gerçekleştirdiği resmi ziyaretle eş zamanlı olarak düzenleniyor.

İki ülke, Veliaht Prens’in ziyaretinin Vizyon 2030 ile Fransa 2030 Planı kapsamındaki fırsatlardan yararlanılmasına katkı sağlamasını hedefliyor. Bu doğrultuda ortak yatırım, sanayi, enerji, kültür, miras, turizm, eğitim, teknoloji, uzay, savunma ve güvenlik gibi birçok alanda ekonomik ortaklığın geliştirilmesi amaçlanıyor.

Taraflar ayrıca yenilenebilir enerji, elektrik, enerji verimliliği, inovasyon ve karbonsuzlaştırma teknolojilerinin yanı sıra güneş ve rüzgâr enerjisi projeleri, iletim, dağıtım, depolama, şebeke otomasyonu, karbon yakalama, hidrojen ve düşük emisyonlu elektrik alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor. Petrol tedariki, petrokimya ve nükleer enerjinin barışçıl kullanımı da iş birliği kapsamındaki diğer başlıklar arasında yer alıyor.

Her iki ülkeden çok sayıda üst düzey hükümet yetkilisi, iş dünyası lideri ve CEO’nun katıldığı toplantı, Suudi Arabistan-Fransa ortaklığını anlaşma çerçevelerinin ötesine taşıyarak somut ve uygulanabilir yatırım fırsatlarına dönüştürmeyi amaçlıyor.

Toplantı temelde, Fransız şirketlerini Krallık içindeki belirli yatırım fırsatları ve projelerle buluşturmayı, yerel pazara giriş ve genişleme süreçlerine destek sağlamayı; stratejik ortaklıkları, teknoloji transferini ve doğrudan üretimin yerlileştirilmesini teşvik etmeyi hedefliyor. Bu hamleler, Fransa’nın Suudi Arabistan’daki güçlü yatırım tabanına dayanıyor. Nitekim Fransa, 2024 sonu itibarıyla toplam 63,9 milyar riyali (17 milyar dolar) aşan doğrudan yabancı yatırım stokuyla ülkede dördüncü sırada yer alıyor.

Fransa’nın ülkedeki varlığı, 18 ekonomik sektöre yayılmış 651 yatırım ruhsatı ile kendini gösteriyor. Bu genişleme süreci, 2024 yılında verilen 90 ve 2025 yılında verilen 127 yeni ruhsat ile dikkat çekici bir ivme kazandı. Bu rakamlar doğrudan iş gücü piyasasına da yansıyor; Fransız yatırımları Suudi Arabistan’da 13 bin 346’sı Suudi vatandaşlarına ayrılmış olmak üzere toplam 29 bin 765 kişiye istihdam sağlıyor.

Nitelikli projeler bazında Fransız şirketleri, stratejik sektörlerde güçlü bir varlık sergiliyor. Bu sektörlerin başında, TotalEnergies ve Saudi Aramco ortaklığıyla SATORP projesi, Amiral kompleksi ve bunlara bağlı değer zincirlerinde değeri 90 milyar riyali (24 milyar dolar) aşan yatırımların yer aldığı enerji sektörü geliyor. Bunun yanı sıra TotalEnergies ve EDF liderliğindeki konsorsiyumlar tarafından 1,7 gigavat kapasiteli güneş enerjisi projeleri hayata geçirildi.

Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın küresel petrol piyasalarının dengesini ve istikrarını korumadaki rolünün yanı sıra ana ham petrol ihracatçısı olarak tedarik güvenilirliğini artırma çabalarını takdirle karşılıyor. Fransa ayrıca, Krallık’ın alternatif ihracat güzergahları -başta Doğu-Batı Boru Hattı- kullanarak tedarik zincirlerinin sürekliliğini ve esnekliğini sağlama yönündeki girişimlerini vurguluyor. Bu adımlar piyasa dalgalanmalarını sınırlandırırken küresel enerji güvenliğini de pekiştiriyor.

Ulaştırma ve altyapı sektöründe Alstom ve RATP Dev gibi şirketlerin Riyad Metrosu’nun işletimindeki rolü öne çıkarken, Veolia şirketinin ülkedeki 35 yılı aşan köklü geçmişi dikkat çekiyor.

Turizm ve kültürel kalkınma alanında ise Fransız şirketleri, el-Ula Kalkınma Fransız Ajansı (AFALULA) aracılığıyla el-Ula vilayetini geliştirmeye yönelik 170’ten fazla sözleşmeyi hayata geçirdi.

Düzenlenen yuvarlak masa toplantısı, elde edilen bu başarıları pekiştirmeyi ve Suudi Arabistan’ın ekonomik büyümesini ve dönüşümünü şekillendiren dört öncelikli sektöre odaklanarak daha fazla nitelikli ortaklığa zemin hazırlamayı hedefliyor: Turizm, destinasyonlar ve mega projeler; sanayi ve üretim; ulaştırma ve lojistik hizmetleri; yapay zekâ ve dijital altyapı.

Aralık 2024’te Vizyon 2030 ve Fransa 2030 Planı temasıyla gerçekleştirilen Suudi Arabistan-Fransa Yatırım Forumu kapsamındaki yuvarlak masa toplantılarında yaşam kalitesi, altyapı, eğlence, ekonomik dönüşüm ve teknoloji konuları ele alınmış; forum sırasında her iki ülkenin kamu ve özel sektör kurumları arasında birden fazla anlaşma ve mutabakat zaptı imzalanmıştı.

İş birliğini güçlendirmek ve beş yıl süreyle 10 milyar dolara kadar finansman desteği sağlamak amacıyla Aralık 2024’te Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) ile Fransa Ulusal Yatırım Bankası (Bpifrance) arasında da bir mutabakat zaptı imzalanmıştı. Ayrıca Suudi Hava Bağlantısı Programı (ACP), Air France-KLM Grubu ile 2025 yazından itibaren Paris Charles de Gaulle Havalimanı ile Riyad arasında doğrudan uçuşların başlatılmasına yönelik bir iş birliği anlaşmasına imza atmıştı.

Tüm bunlara ek olarak iki ülke, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Paris Anlaşması ilkelerine; iklim anlaşmalarının kaynaklara değil emisyonlara odaklanılarak geliştirilmesi ve uygulanması gerektiğine bağlılıklarını sürdürüyor. Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın iklim eylemindeki öncü rolünü, ulusal düzeydeki ‘Yeşil Suudi Arabistan’ ve bölgesel ile küresel düzeydeki ‘Yeşil Ortadoğu’ girişimlerini takdirle karşılıyor.


Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)
TT

Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)

Kylian Mbappé ile Jordan Bardella arasında, Fransa’da aşırı sağın yükselişi konusunda yaşanan kamuoyu tartışması yeniden gündeme geldi.

Fransız futbolunun yıldız isimlerinden Mbappe ile aşırı sağ siyasetin yükselen figürü Bardella arasındaki görüş ayrılığı, gelecek yıl yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ulusal Birlik partisinin iktidara gelme ihtimali etrafında şekilleniyor.

İki genç Fransız figür arasındaki bu anlaşmazlık, Fransa’nın kimliği ve geleceği üzerine ülke genelinde süren daha geniş çaplı tartışmanın da küçük bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Göçmen karşıtı söylemleriyle öne çıkan Ulusal Birlik Partisi’nin adayı, seçim atmosferinde dikkat çeken isimlerden biri konumunda bulunuyor.

Real Madrid forması giyen forvet oyuncusu Mbappe (27) ile Ulusal Birlik Partisi lideri Bardella (30) arasında yalnızca üç yaş farkı bulunsa da siyasi görüşleri birbirinden oldukça uzak görünüyor.

Bardella, geçmişte dışlanan aşırı sağ çizginin günümüzdeki temsilcilerinden biri olarak görülüyor. Parti, sınır kontrollerinin sıkılaştırılması ve sosyal yardım sisteminin Fransız vatandaşlarına öncelik verecek şekilde yeniden düzenlenmesi vaatleriyle önemli ölçüde destek kazanmış durumda.

Salı günü yayımlanan Vanity Fair dergisine verdiği röportajda Mbappe, Ulusal Birlik Partisi’nin 2027’de iktidara gelme ihtimali konusunda endişelerini dile getirdi.

dfvfvfd
Kylian Mbappe (Reuters)

Derginin aktardığına göre Mbappe, “İnsanlar bazen para ve şöhrete sahip olduğumuz için bu sorunların bizi etkilemediğini düşünüyor. Ancak bu beni etkiliyor. Çünkü onların iktidara gelmesinin ülkem açısından ne anlama geldiğini ve bunun doğurabileceği sonuçları biliyorum” ifadelerini kullandı.

Mbappe’nin sözcüsü henüz konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi. Fransız futbolcu daha önce de Ulusal Birlik Partisi’nin UEFA Euro 2024 sırasında yükselişini “felaket” olarak nitelendirmişti.

Düşünce kuruluşu Le Millénaire’den William Thay ise Bardella’nın verdiği yanıtın siyasi açıdan akıllıca olduğunu söyledi. Thay’e göre Mbappe’nin Paris Saint-Germain takımından ayrılmasının ardından Fransa’daki popülaritesi geriledi. Ayrıca bazı kesimler futbolcuyu kibirli bulurken, Real Madrid performansının beklentilerin altında kaldığı değerlendiriliyor.


Avrupa Ticaret Odası: Suudi Arabistan küresel enerji akışını güvence altına aldı

Yanbu Endüstri Limanı (SPA)
Yanbu Endüstri Limanı (SPA)
TT

Avrupa Ticaret Odası: Suudi Arabistan küresel enerji akışını güvence altına aldı

Yanbu Endüstri Limanı (SPA)
Yanbu Endüstri Limanı (SPA)

Avrupa Ticaret Odası’nın Suudi Arabistan’daki Başkanı Kristijonas Gidevillas’a göre uluslararası deniz taşımacılığının dalgalandığı bir dönemde Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz üzerinden sağladığı ihracat kapasitesi, küresel enerji fiyatlarını kontrol altında tutan stratejik bir denge unsuru haline geldi. Gidevillas, Avrupa için alternatif petrol akış yollarının gerçek değerinin, arz sürekliliğini sağlamak ve enflasyon baskılarını hafifletmek olduğunu söyledi.

Gidevillas, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, 2025 yılında 88 milyar avroyu aşan Avrupa–Suudi Arabistan ticaret hacminin, krallığın Avrupa enerji güvenliğinde yapısal bir ortak haline geldiğini gösterdiğini ifade etti. Suudi Arabistan’ın dünyanın en esnek lojistik altyapılarından birine sahip olduğunu vurguladı.

Tek koridor bahsinin Sonu

Gidevillas’a göre Suudi Arabistan’ın hem Basra Körfezi hem de Kızıldeniz üzerinden çift yönlü ihracat kapasitesi geliştirmesi, fiilen tek koridor bahsini ortadan kaldırdı. Bu durum, bölgesel gerilimlerin en yoğun olduğu dönemlerde bile enerji akışının kesintisiz sürmesini sağlıyor.

Bu stratejinin geçici bir tepki değil, küresel ölçekte Suudi Arabistan’ın stratejik değerini artıran yapısal bir hamle olduğunu belirtti.

Avrupa için enerji ve dönüşüm boyutu

Gidevillas, kısa vadede bu koridorun Avrupa için en önemli etkisinin enerji arz güvenliğinden çok fiyat istikrarı olduğunu, uzun vadede ise Suudi Arabistan’ın Avrupa enerji dönüşümünün kilit ortağı haline geldiğini söyledi.

Neom ve Yenbu gibi yeni ihracat merkezlerinin, geleceğin yeşil yakıt tedarik zincirlerinde Suudi Arabistan’ı merkez konuma taşıdığını ifade etti.

cdvfdfd
Avrupa Ticaret Odası’nın Suudi Arabistan’daki Başkanı Kristijonas Gidevillas. (X)

Ayrıca Suudi Arabistan’ın hidrojen ve amonyak ihracatını Avrupa’ya yönlendirdiğini, bunun da Avrupa’nın sanayide karbonsuzlaşma programını desteklediğini belirtti. Mısır üzerinden Avrupa elektrik şebekelerine entegrasyonun da düşük karbonlu enerjiye geçişi güçlendirdiğini ekledi.

Avrupa enerji maliyetlerine yapısal katkı

Gidevillas, Avrupa Birliği’nin Körfez bölgesinden petrol ithalatının yaklaşık yüzde 10 seviyesinde olduğunu hatırlatarak, Hürmüz Boğazı gibi kritik geçişlerde yaşanan aksaklıkların fiziksel arz kıtlığı yaratmaktan çok fiyatları yukarı çektiğini söyledi.

Suudi Arabistan’ın sağladığı koridorun temel katkısının piyasa akışının sürekliliği olduğunu ve bunun Avrupa ekonomisini fiyat şoklarından koruduğunu vurguladı.

Enerji Krizleri ve Avrupa’nın Kırılganlığı

Analizde, 2022’deki Rusya-Ukrayna savaşı sonrası yaşanan enerji krizi hatırlatıldı. O dönemde gaz arzındaki düşüşün Avrupa hükümetlerini yüz milyarlarca avroluk destek paketleri açıklamaya zorladığı belirtildi.

Bugün Hürmüz Boğazı gerilimiyle birlikte Avrupa’nın yeniden yüksek fiyat baskısıyla karşı karşıya olduğu, Suudi Arabistan’ın ise bu süreçte tüketiciyi enflasyon riskinden koruyan bir rol üstlendiği ifade edildi.

Egemen güvenilirlik ve Suudi rolü

Gidevillas, Suudi Arabistan’ın OPEC içindeki konumu ve günlük 12 milyon varile ulaşan üretim kapasitesi sayesinde küresel enerji piyasalarında istikrar sağlayan kilit aktör olduğunu söyledi.

Çift ihracat koridoru sayesinde tek bir deniz yoluna bağımlılığın ortadan kalktığını ve bunun yapısal bir güvenlik avantajı oluşturduğunu vurguladı.

Avrupa’nın kırılganlığına karşı Suudi esnekliği

Avrupa’nın dizel ve jet yakıtı tedarikinde dalgalanmalar yaşadığı, enerji bağımsızlığı konusunda zorluklarla karşı karşıya olduğu belirtilirken, Suudi Arabistan’ın hem üretim hem de petrokimya altyapısıyla en esnek enerji ortaklarından biri haline geldiği ifade edildi.

fdvfdb
Yanbu Ticari Limanı, Suudi Arabistan’ın önemli deniz geçitlerinden biridir. (Mawani)

Gidevillas’a göre Suudi Arabistan yalnızca fiziksel enerji arzını değil, aynı zamanda küresel piyasalardaki jeopolitik baskıyı da dengeleyen bir “sigorta mekanizması” işlevi görüyor.

Gelecek perspektifi: Enerji dönüşümünde Suudi liderlik

Geleceğe ilişkin değerlendirmelerde Gidevillas, Suudi Arabistan’ın hidrokarbonlar alanındaki geleneksel rolünün yanı sıra yeşil hidrojen ve sürdürülebilir enerji üretiminde de küresel liderliğe ilerlediğini söyledi.

Bu dönüşümün, krallığın Avrupa için uzun vadeli stratejik ortak konumunu güçlendireceğini ve küresel enerji sisteminin geleceğinde merkezi bir rol oynayacağını belirtti.