Heniyye'nin eski danışmanı: Hamas hala İhvan'ın şemsiyesi altında

Ahmed Yusuf ile röportaj sırasında (Independent Arabia)
Ahmed Yusuf ile röportaj sırasında (Independent Arabia)
TT

Heniyye'nin eski danışmanı: Hamas hala İhvan'ın şemsiyesi altında

Ahmed Yusuf ile röportaj sırasında (Independent Arabia)
Ahmed Yusuf ile röportaj sırasında (Independent Arabia)

İzzeddin Ebu Ayşe
2017’de Yeni Siyaset Belgesi’ni duyurmasının ardından Hamas Hareketi’nin dünyaya açılması bekleniyordu. Fakat bazı engellerle karşılaştı ve İhvan-ı Müslümin (Müslüman Kardeşler) eksenine hapsedildi. Hamas’ın ABD’nin terör listesinde yer almasına rağmen iki taraf arasında gizli ilişkilerin olduğu biliniyor.
Independent Arabia, bir dönem Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’nin eski danışmanlığı, Gazze’deki paralel hükümette Başbakanlık ve Dışişleri Bakanlığı görevlerinde bulunan Ahmed Yusuf ile konuştu. Yusuf, Hamas kadroları tarafından, Hamas politikalarını belirleyen ve dünya ülkeleriyle ilişkilerde ‘en ılımlı’ isim olarak tanımlanıyor.
Yusuf, üzerinden 3 yıl geçen Hamas’ın Yeni Siyaset Belgesi’nin ne tür değişiklikler yarattığı sorusuna, “Değişikliler büyük. Ancak Batı bunu dikkate almadı. Bunun sebebi de Hamas’ın bizzat kendisi. Çünkü belgenin yayınlanmasını geciktirdiler. Belgenin, hareketin politika ve vizyonunda büyük dönüşümler gerçekleştirmesi amacıyla 2017’de değil 2016’da yayınlanması bekleniyordu” diye cevap verdi.
Hamas gecikti
Asıl problemin belgenin yayınlanmasında yaşanan gecikme olduğunu, bu gecikmenin de Batı ile bağlantı kurmalarını engellediğini belirten Yusuf, İsrail’in uluslararası ilişkiler alanında çok güçlü olduğuna dikkati çekerek, Tel Aviv’in gerçekleri çarpıttığını, belgeyi tahrif ederek tercüme ettiğini ve böylece dünyanın Hamas’ın karşısında durmasına neden olduğunu söyledi.
Yusuf, belge üzerinde yapılan değişikliklerin de geciktiğini ve bu nedenle kimsenin dikkatini çekmediğini ve büyük bir etki uyandıramadığını kaydetti.
Hamas’ın siyasi söyleminin halen zayıf olduğunu söyleyen Yusuf, hareketin çoğu yöneticisinin Batı ile ilişkilerde iyi olmadığını çünkü bu pozisyona tecrübeli bir ismi getirmediğini ve uluslararası topluma karşı esnek bir söyleme sahip olmadığını ifade etti.
Federal Dini Devlet
Hamas Hareketi’nin söylemlerine dair tecrübelerini aktaran Yusuf, Hamas’ın çok güçlü olduğu 2006 yılına işaret ederek, bu dönemde hareketin halka karşı popülist bir yaklaşım benimsediğini ve uluslararası topluma karşı yönelmediğini belirtti. Yusuf, hareketin dışarıyla ilişkilerinden sorumlu olduğu sıralarda ABD’nin eski Başkanı Barrack Obama’ya yazdığı mektubun Hamas kadrolarından onay almadığını zira hareketin o dönem uluslararası toplumla değil sokakla ilgilendiğini kaydetti.
Yusuf, “Hamas, Batı ile iletişim kurmakta gecikti. Şayet resmi politikalara önem verseydi uluslararası arenada başarı kaydederdi. Ancak ne yazık ki güçlü ülkelere yönelik tavrımızda hata yaptık” dedi.
Yusuf, harekete Filistin’deki tüm kesimlerin birlikte yaşayabileceği bir yönetim biçimi olarak Federal Dini Devlet’i önerdiğini ancak bunun kabul görmediğini ve eğer Batı’ya böyle bir yapıyla hitap etselerdi büyük hedefleri gerçekleştirebileceklerini ifade etti.
İslamcılar geç geliyor
Yusuf, Hamas içinde halihazırda uluslararası topluma yönelme noktasında bir eğilim olup olmadığı sorusunu, “Hayır zannetmiyorum. Çünkü İslamcıların sorunu, geç gelmeleridir. Geldiklerinde ise önceki hataları kabul etmezler. Tabi ‘hata yaptık’ diyen Halid Meşal’i istisna edersek” diye cevapladı.
Hamas’ın halen İhvan’ın genel vizyonu çerçevesinde hareket ettiğini ancak büyük ölçüde kendini geliştirdiğini, hareketin tüm seçimlerinin İhvan tarafından belirlenmediğini anlatan Yusuf, hareketin tek halife çatısı altında toplanan Müslümanlar devleti vizyonunun genel çerçevesi dahilinde yaptığı seçimlerde özgür olduğunu söyledi.
Hamas Avrupa ile ilişkiler kurmak istiyor
Heniyye’nin neden Avrupa ülkelerini ziyaret etmediği sorusunu cevaplayan Yusuf, ziyaret meselesinin Heniyye’nin elinde değil kendisini karşılayacak ülkelere bağlı olduğuna dikkat çekti.
Hamas’ın dünya ülkeleriyle ilişki kurma kapısının açık olduğunu ancak aynı durumun dünya ülkeleri için söz konusu olmadığını söyleyen Yusuf, Heniyye’nin genelde ülkelere ziyaret amacını bildiren bir mektup gönderdiğini ve yanıt beklediğini ancak muhatap ülkelerin Heniyye’yi kabul etmesi durumunda bunun uluslararası arenada neden olacağı siyasi sonuçları hesapladığını ve cevabını da bunu dikkate alarak verdiğini ifade etti.
Avrupa mı ilişki kurmayı reddediyor yoksa Hamas mı bunu faydasız buluyor?
Yusuf, daha önce Hamas’ın birtakım ülkelerle ilişkilerinin olduğunu ancak İsrail’in hareket ile iletişim kurmaya çalışan herhangi bir devletlere saldırdığını söyledi. Yusuf, konuşmasının devamında, Avrupa ülkeleriyle ilişkilerin ise farklı bir durum olduğunu belirterek, bu ülkelerle ilişkilerin Avrupa Birliği’nin (AB) onayına bağlı olduğunu ve Hamas’ın izlediği politikalarda değişiklik olmadığı müddetçe bu durumun böyle devam edeceğini söyledi. Yusuf ayrıca Hamas’ın, Avrupa’nın gözünde terör listesine alınmış bir hareket olarak görüldüğünü dile getirdi.
Masa altından yapılan görüşmeler
Yusuf’un aktardığına göre yine de Hamas ve Avrupa ülkeleri masa altından görüşmeler gerçekleştiriyor. Ancak söz konusu ülkelerdeki yetkililerin bu görüşmelerin açığa çıkması halinde güç duruma düşebileceklerini dile getirdiğini belirten Yusuf, AB’nin Hamas ile iletişime geçmesini engelleyen üç Avrupa ülkesinin bulunduğunu, bunların tutumlarını değiştirmesi halinde ilişkilerin açıktan yürütülebileceğini kaydetti.
ABD ile gizli görüşmeler
Yusuf, aynı zamanda Hamas’ı terör listesine alan ABD ile hareket arasında gizli görüşmelerin olduğunu söyledi.
Yusuf, bu görüşmelerin baltalanması için İsrail’in yoğun bir şekilde lobi faaliyeti yürüttüğünü fakat bu konuda belirleyici rolün ABD Dışişleri Bakanlığı’na ait olduğunu ifade etti.
Yusuf, “Düşmanlık, ABD onlardan taraf olsa da sadece İsrail’e karşı. Çünkü ABD gibi bir süper güçle ilişkileri kesemeyiz. Biz Washington’a değil, politikalarına karşıyız” diye konuştu.
Heniyye’nin İran ziyareti
Heniyye’nin İran’a düzenlediği ziyareti hakkındaki izlenimlerini sorduğumuz Yusuf, “Uluslararası ilişkilerde, insani konuların pek çok politik hesaplaması ve yönü vardır. Heniyye Tahran'a gitmeseydi, Hamas'tan başka bir isim giderdi. Çünkü General Kasım Süleymani'nin Filistin'in durumuna karşı bir katkısı var. Dolayısıyla Heniyye, İran'ı zorunlu olarak ziyaret etti ki bu siyasi normlarda çok normal” şeklinde yanıt verdi.
Yusuf, konuşmasının devamında, “İran ziyaretinin partizan jestlerle bir ilgisi yok. Bu siyasi çıkar oyunu kapsamında değerlendirilmeli. Şayet Suudi Arabistan veya başka bir Arap ülkesi tarafından davet edilseydi Filistin davasına hizmet etmek için kesinlikle giderdi. Hamas bölgedeki çatışmalar karşısında tarafsız olmak istiyor. Bu ziyaretin ardından Arap ülkeleriyle ilişkilerinin kötüleşeceğini beklemiyordu.”
Abbas resmi temsilci
Yusuf, Hamas’ın resmi temsiliyet rolünü Filistin Kurtuluş Örgütü’nden (FKÖ) ‘kapmaya’ çalıştığı yönündeki iddialarla ilgili olarak şunları söyledi;

“Tabiki hayır. Hamas FKÖ’yü takdir ediyor çünkü o tek karar alıcı otorite. Artık Gazze’yi umursamıyor. Bu nedenle de Hamas bu yönde ilerledi. Yabancı ülkeler Gazze’ye daha çok sempati duyuyor. Bu da Hamas'ı uluslararası arenada harekete geçmeye sevk etti. Sahada hiç kimse Başkan’la yarışamaz çünkü o kabul görmüş resmi bir sıfata sahip. Heniyye’nin ziyareti ise sadece resmi bir protokol çerçevesinde gerçekleşti.”



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.