Uluslararası Kahire Kitap Fuarı'nın ilgi odağında İslâmî eserler var

Kitap fuarına gelen bir ziyaretçi, stantları gezdikten sonra dinleniyor (AFP)
Kitap fuarına gelen bir ziyaretçi, stantları gezdikten sonra dinleniyor (AFP)
TT

Uluslararası Kahire Kitap Fuarı'nın ilgi odağında İslâmî eserler var

Kitap fuarına gelen bir ziyaretçi, stantları gezdikten sonra dinleniyor (AFP)
Kitap fuarına gelen bir ziyaretçi, stantları gezdikten sonra dinleniyor (AFP)

Emine Hayri
Uluslararası Kahire Kitap Fuarı, Mısır'ın kültürel karnavalı olarak isimlendiriliyor. Fuar, Her kış mevsiminde Mısır için bir kültürel sıcaklık atmosferi oluşturuyor. Çeşitli seminerlere ve bir moderatör olmaksızın tartışmalara kapı açan Kahire Uluslararası Kitap Fuarı, koridorlarını adımlayan ziyaretçilerine, entelektüel kültürlerin içeriğini analiz etme fırsatı veriyor.
Bu yıl, 51. Kahire Uluslararası Kitap Fuarı’nda dini kitaplara yönelik ilginin artış yaşandığını gözlemlendi.
Mısır’ın entelektüel akımları
Mısır toplumundaki baskın entelektüel akımlar, her yıl kitap fuarının aynalarında yansımalarını görüyor. Kitap fuarında bu günlerde, ateş ve küllere de rastlanırken Mısır, yetmişli yıllardan bu yana bu kültürde ayakta kalmak için çabalıyor.
Tartışma etkinliklerinin, seminerlerin ve farklı oturumların gerçekleştirildiği fuar koridorları, ziyaretçilerle dolup taşarken, çeşitli stantlarda da yeni basılmış kitaplar imzalanıyor, kitapların içeriklerine dair görüş alışverişleri yapılıyor.
Son kırk yılda, özellikle de 1970’lerin sonlarından bu yana, çizgileri genişleyen dini seminerler düzenlenirken ve tüm toplumu farklı bir kültürel kimliğe sürükleyen dine bağlılık düzeyi de seminer gündemlerine konu oluyor.
Ezher’in yaklaşımı
Uluslararası Kahire Kitap Fuarı’ndaki el-Ezher standı, ziyaretçilerini hiç şaşırtmaksızın 1080 yılından bu yana üstlendiği aynı yaklaşımı benimsiyor. Standın öncüleri, Ezher’in bağımsız bir stantla katılmaya başlamasından bu yana, özellikle de son dört yıldır tüm beklentilerinin karşılığını aldılar.
Yüzlerce yıl önce yazılmış eski el yazmaları, eski belgeler, tefsir kitapları ve yakın zamanda ortaya çıkan diğer kitaplar, öncü bir misal olarak bu stanttaki varlığını koruyor.
Ezher şeyhleri ve fetvaları
Fuar alanını dolduran tam bir donanımla, fikirlerle ve miraslarla tanınan Ezher standı, yenilenme konusunda da başarısız olmadı. Öncüleri, zamana uygun modern hizmetlerle göz kamaştırırken, bu hizmetlerin başında ise Ezher’deki fetva üyeleri aracılığıyla doğrudan fetva hizmetleri verilmesi oldu.
İslam Araştırma Akademisi Genel Sekreteri Dr. Nazir Ayyad, Ezher standını gezerken, Fetva hizmetinin, fuar kitlelerinin ihtiyaçlarını karşılamak için kadın fetvalarına odaklandığını belirtti.
Ancak fuar ziyaretçileri, bu yıl bir aydınlanma penceresiyle ve başka bir tür ışık parıltısıyla karşılaştılar. Bu parıltılar arasında Ezher standının yanı sıra, ‘İslam kültürü’, ‘İslam felsefesi’, ‘İslam bilimi’, ‘İslam tıbbı’ olarak bilinen yayınlar başta olmak üzere İslami eserler yayınlayan farklı yayın evleri de yer alıyor.
Dindarlık ve aydınlanma
Dini mirası aktaran stantlardan birkaç metre uzaklıkta, genç araştırmacı İslam Mustafa, “Gerçek ve Hayal arasında Başörtüsü” isimli son kitabını imzalıyor.
Kitabın içeriği, birçok kişi tarafından tartışma konusu oldu. İbn Kesir, Mustafa İbn Ebi Şeybe ve Buhari gibi isimleri eserlerinin bulunduğu fuarın diğer tarafındaki stantların öncüleri, bu kitabı ‘yakılması ve yazarının karalanması’ gereken bir kitap olarak nitelendiriyor.
Entelektüel ve kültürel eğilimleri farklı çok sayıda okuyucu da fuar stantları arasında koridorları adımlıyor.
Sakin temas
Fuarda yer yer sakinlik yaşanırken, bazen de kızışan gizli bir çatışma baş gösteriyor.
‘Gerçek ve Hayal Arasında Başörtüsü’ kitabının yayınlandığı yayınevinin standı; ayet ve hadislere atıf yapan yazarının başörtüsü hipotezine dair kanıtlar sunduğu kitapla yetinmemişti. Fuar münasebetiyle standın girişine de büyük bir afiş yerleştirilmişti; ‘Gerçek ve Hayal Arasında Başörtüsü’, ‘İtidalli Yalan’. Özel sergi. İki kitap 175 Cuneyh (11 Dolar) yerine 150 Cuneyh (9 Dolar).
Öncüler; içerikleri entelektüel eğilimler, akılcı faaliyetler ve aktarıma dayalı hazırlık düzeyinde incelerken, muhafazakar ve belirli yönelimler benimseyen yayınevlerinin yetkilileri de miras kitaplarını yeniden basma, İslami düşünürlerin kitaplarını yayınlama yoluna girişti.
Isınma faaliyetleri
Dini söylemin yenilenmesi hususundaki koşuşturma ve ısınma faaliyetleri, fuar koridorlarında açıkça görülüyordu. Miras kitapçıları da ‘Miras, her zaman her yerde geçerlidir’, ‘İçeriğin mevcut döneme uygunluğundan şüphe duyanların vay haline’ söylemleriyle, ürünlerini savunuyordu. Ancak bu sert savaşlarında da yalnız değillerdi ve beraberlerinde çok sayıda kişi daha vardı.
Birçoğu, Ezher standı tarafından ‘yılın şahsiyeti’ hususunda düzenlenen bir seminere katılmışlardı. Seminer, “Yılın şahsiyeti semineri: Şeyh Muhammed Mutevelli eş-Şaravi” başlığını taşıyordu.
Fuarda Ezher standı sorumluları, onu ‘davetçilerin imamı’ olarak kabul edene kadar, din alimi, eski Vakıflar Bakanı, modern zamanın ünlü Kuran-ı Kerim müfessiri Muhammed Mutevelli eş-Şaravi hakkında çeşitli soru işaretleri günleme gelmişti. Zira “sonsuza kadar ‘davetçilerin imamı’ olup olmadığı, yoksa sadece dönemi ve yaşı dolayısıyla bu statüye kavuşmuş olduğu, görüş ve yorumları doğru ve yanlış olan bir din adamı olduğu” hususunda Mısır toplumu arasında hakkında yaşanan sert tartışmaların üzerinden henüz bir hafta bile geçmemişti.
Islahatçıların imamı
Ezher’in birkaç gün önce standı içerisinde düzenlediği büyük seminerdeki konuşmacılar, Şeyh Şaravi’nin ‘mirasını’, dini düşünceyi yenileme hususunda bir merkez olarak nitelendirdi. Konuşmacılar, Şeyh Şaravi’yi de ‘İslam düşüncesinin en önemli ıslahatçılarından biri, İslami çağın tartışmasız ıslahatçısı” olarak tanımladı. Hatta durum bir konuşmacıyı, Muhammed Mutevelli eş-Şaravi’nin tefsirlerini ‘eşsiz olarak nitelendirmeye dahi itti.
Ancak birçok kişi, ‘Ezher standının girişinde yayınlanan ve standın yılın şahsiyeti olarak seçtiği’ dev Şeyh Şaravi posterleri ile ‘dini söylemi geliştirme ve son yarım yüzyıla hakim olan tutukluluğu giderme çağrıları’ arasında bir bağlantı kuramamıştı.
Yılın şahsiyeti Cemal Hamdan
Yıllardır devam eden kitap fuarı, 51. oturumunda da çok şey ortaya koydu ve kararları çok şeyi simgeledi. 1993 yılında ölen Mısırlı düşünür ve tarihçi Cemal Hamdan, ilk baskısı 1993 yılında yayınlanmış ‘Çağdaş İslam Dünyası’ adlı kitabında, “Birleşik İslam Devleti diye bir şey yoktur. Çünkü gelenekleri, iklimsel ve coğrafi faktörleri olan dünyanın farklı bölgeleri arasındaki birlik, imkansızdır” ifadelerine yer veriyor.
Hamdan, kitabında “İslam ülkeleri, sınırları tüm yeryüzü olan bir İslam Devleti’nden söz etme hakkına sahipse, yeryüzü, teokratik devletler için bir savaş alanına dönüşene kadar Yahudilerin de Hıristiyanların da benzer bir devleti talep etme hakkı vardır” ifadelerine değiniyor. Hamdan ayrıca, duruma bir örnek de göstererek, bir İslam Devleti kurulması halinde misal Endonezyalıların, Cezayir’deki bir halifenin kendilerini yönetmesinden memnun olup olmayacağını sorguluyor.
Kimlik, kendisini arıyor
51. Kitap Fuarı faaliyetlerinde Cemal Hamdan’ın ruhu da mevcuttu. Ezher’in onun yalnızca ‘davetçilerin imamı’ değil, aksine ‘ıslahatçıların da imamı’ olarak gördüğü göz önüne alındığında Şeyh Şaravi’yi yılın şahsiyeti olarak seçmesine karşı, kitap fuarı yöneticileri de tüm sergi içerisinde yılın şahsiyeti olarak Cemal Hamdan’ı seçmişti.
Bu bağlamda fuarın faaliyetleri çerçevesinde ana salonlardan birinde konuşmacılar, ‘Cemal Hamdan’ın zihnindeki Arap milliyetçiliğini ve kimlik meselesini’ değerlendirdi.
Dini kimlik, fuardaki diğer stantların tanıdığı tek kimlik olsa da yarım yüzyıl boyunca parçalanmış ve dağılmış olan Mısırlıların kimliğinin kökleri de fuar seminerlerinde ve kitaplarında inceleniyordu.
Ayn Şems Üniversitesi’nde modern ve çağdaş tarih profesörü olan Dr. Halef Abdulazim el-Miri, Arap kimliğini, yerine ‘yeni Ortadoğu’ olarak bilinen söylemi koymakla tehdit eden değişkenlere değindi. İsrail’i de kapsayan bu söylem, Hamdan’ın da kitaplarında üzerinde durduğu meseleydi. Ona göre bir Mısır, tek bir kimlikle tecrit edilemezdi. Zira üçte biri Asya’ya, üçte biri Afrika’ya ve üçte biri de Euromed’e aitti.
Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktardığı habere göre El-Minufiye Üniversitesi’nde siyasi coğrafya profesörü Dr. Mahir Hamdi, Hamdan’ın kitaplarının, ‘Arap Baharı devrimleri’ olarak anılan sürecin etkilerine ilişkin eski tarihli bir vizyonu ve Arap milliyetçiliği karşısında İslam halifeliği davetlerinin ortaya çıkışını içerdiğine dikkati çekti.
Hamdi, Hamdan’ın İslami grupları ‘siyasi acziyet dönemlerinde Arap bölgesini etkileyen bir veba’ olarak nitelendirdiğini söyledi. Dr. Mahir Hamdi ayrıca, Cemal Hamdan’ın, siyasal İslam kavramını da ‘bilime karşı cehalet kuralını destekleyen akıl hastalığı’ olarak tanımladığını belirtti.
Bir hırsızın cehennemi
Ezher’deki Fetva Komitesi Başkanı Şeyh Ahmed Haccac, Mısır’da yayın yapan bir haber sitesine, Fetva Komitesi’nin, kitapların çalınması ya da sahte kitapların satın alınmasının ‘haram’ olduğu yönünde kesin bir görüşe sahip olduğunu vurguladı.
Fetva Komitesi Başkanı, “İffeti etkileyen, sapkınlığa davet eden kitaplardan kaçınılması gerekiyor” dedi.
Mısır kültürünün bir aynası olan 51. Uluslararası Kahire Kitap Fuarı; kimlik arayışı sahneleri, mirası koruyucu stantları ve aydınlanma penceresini açığa çıkaran kitapları içeriyor.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.