Filistinli gençlerin dövme ve piercing fenomeni moda mı isyan mı?

Dövmelerin fiyatları 70 dolardan başlıyor (Independent Arabia)
Dövmelerin fiyatları 70 dolardan başlıyor (Independent Arabia)
TT

Filistinli gençlerin dövme ve piercing fenomeni moda mı isyan mı?

Dövmelerin fiyatları 70 dolardan başlıyor (Independent Arabia)
Dövmelerin fiyatları 70 dolardan başlıyor (Independent Arabia)

Rağda Atme
Gamir Ş. C., üniversiteyi bırakıp ailesine, Filistin gelenek göreneklerine meydan okuyarak 1998 yılında başladığı dövme sanatına olan tutkusunun peşinden gitmiş, böylece kendi dövme salonunu açma hayalini gerçekleştirmiş.  
48 yaşındaki Ş. C., Ramallah’taki küçük salonunda insanların vücutlarına onlara acı veren veya onları mutlu eden anıları çizip ölümsüzleştiriyor. 30 yaşındaki İhab’ın koluna 18 gün kaldığı komadan uyandığı saat ve dakikanın dövmesini, 19 yaşındaki Yasmin’in omzuna ise küçük bir yatak resmi çiziyor.
Independent Arabia’ya konuşan Ş. C., şöyle söylüyor:
“Bu sanatı 25 yıl önce Kudüslü bir dövme sanatçısından öğrendim. O zamandan beri kendimi bu sanata verdim. Tüm bireylerinin yüksek eğitimli olduğu ailem ise bu yönelimimi reddediyordu. Bu mesleğin saçma olduğunu, ne geleceğinin ne de bir faydasının olduğunu düşünüyorlardı. Aynı şekilde Filistin toplumu da dövme sanatını reddediyor. Dövmecilere kuralsız gözüyle bakılıyor.”
Moda
Ş. C., sözlerine şöyle devam ediyor:

“Filistinliler, gelenek görenekler ve toplumun bakış açısı korkusuyla bu sanata pek rağbet göstermiyordu. Ancak artık şartlar değişti, şimdi özellikle gençler bu sanata oldukça değer veriyor. Kaşlara ve bileklere yapılan dövmeler ise şimdi çok moda.”
Dövmelerin fiyatları 70 dolardan (200 şekel) başlıyor. Gençler, vücutlarının çeşitli yerlerine yaptırdıkları dövmelerle fikirlerini, tutumlarını ve isyankar düşünce tarzlarını ifade ediyor.
Ş. C. ise salonundaki bazı hususlar hakkında şu ifadeleri kullanıyor:
“Bu küçük dövme salonumda bazı kurallar mevcut. Örneğin 18 yaşından küçüklere dövme yapmıyorum. Israr ederlerse ailelerinden yazılı bir onay getirmelerini istiyorum. Yüze ya da hassas noktalara dövme yapmıyorum. Aynı zamanda gençleri değer verdikleri bazı kişilerin isimlerini vücutlarına kazıma isteklerinden vazgeçirmeye çalışıyorum. Bir keresinde ben bir gence kız arkadaşının isminin dövmesini yaparken, çocuk da kız arkadaşıyla telefonda konuşuyordu. Ben dövmeyi yaparken onlar da o an kavga edip ayrıldılar. Bu mesleği icra ettiğim sırada bu tür şeyler ya da komik olaylar çokça yaşanıyor. En çok rağbet gören temalar ise vatan ve özgürlük sevgisi, duygusal meseleler, gül resimleri ya da özlü sözler. Müşterilerimin yaşları 18 ila 35 arasında değişiyor.”
Psikolojik destek
Dövme sanatçısı Ş. C., dövmeyi psikoterapi ve sosyoterapi ile ilişkilendiriyor. Zirâ insanlar birçok yara izini ya da fiziksel deformasyonlarını kapatmak için bunların çevresine ya da üzerlerine dövme yaptırıyor. Böylece bu izlerden utanmak yerine onlarla gurur duyduklarını gösteriyorlar.
Piercing
Şuan Filistin toplumundaki oldukça yaygın olan bir diğer fenomen ise piercing. Yalnızca kulak ya da buruna iki ya da üçer tane delik açtırmak değil, tüm kulağı on farklı yerinden deldirmek, kaşı, alt dudağı ya da dili deldirmek de oldukça moda. En çok rağbet gören ise göbek deldirip bir aksesuarla süslemek.
Şarku’l Avsat’ın aktardığına göre Independent Arabia’ya konuşan 33 yaşındaki Faten şöyle söylüyor: “Görünüşümü değiştirip beni daha genç ve daha güzel bir hale getirdi. Yaptırdığım için pişman değilim. Ancak Filistin toplumu, dövmeli veya piercingli bir kıza muhafazakar geleneklere karşı bir isyankar gözüyle bakıyor. Bu doğru değil. Bu konunun bu kadar büyütülmesi gerekmiyor. Yaptıranlar tüm dikkatleri üzerine çekmek için değil, modaya uymak istedikleri için yaptırıyor”
27 yaşındaki Yazan ise, “Filistin toplumu bunları kabul etmiyor. Annem, kardeşimin evlenmek istediği kızın bileğinde bir dövme burnunda ise bir piercing olduğunu görünce evlenmelerine izin vermemişti” diyor.
İsyan ya da güzelleşme isteği
Dövme ya da piercing yaptırmak, yalnızca güzel göründüğü için değil, aynı zamanda isyanı temsil ettiği için de yaptırılıyor. Bu konuda bir sosyo-psikolog şöyle söylüyor:
“Birçok genç, vücutlarının kendilerine ait olduğu bilincinde. Bu yüzden dövme ya da piercing yaptırma hakkını kendilerinde buluyorlar. Bu bir yandan da bir toplumsal itaatsizlik haline geldi. Güzel görünme, kendini kanıtlama, beğendikleri ünlüleri taklit etme, modaya uyma ya da fikirlerini bu yolla gösterme gibi istekler de kişileri bunları yaptırmaya itiyor.”
Sağlık açısından dövme
Uzmanlar, bugün Batı Şeria’daki bazı dövme salonları ya da güzellik merkezlerinin dövme ve piercing konularında uzman haline geldiğini ve bu işten iyi kar elde ettiğini söylüyor. Ancak bu işin sağlık tarafına çok dikkat edilmediğini, dövme ya da delme işlemlerinin neden olabileceği Hepatit C virüsü, AIDS gibi enfeksiyon ve hastalıkları umursamadıkları ifade ediliyor. Zirâ bu konuda düzenli sağlık kontrolleri bulunmadığı gibi, alet ve ekipmanların sterilizasyonu da gözetilmiyor.
Bu işlemlerde kullanılan ekipmanın kirliliği nedeniyle aylarca şiddetli ülser hastalığından muzdarip olan insanlar bulunuyor. Bir dermotoloji uzmanı olan Dr. Salah Safi, bu konuda şöyle diyor: “Dünyanın birçok ülkesinde dövmelerin yapımı veya silinmesi aşamasında hastalıkların çıkabileceği konusunda uyarılar yapılıyor. Kullanılan aletlerin temiz tutulmaması sebebiyle cildin kabarması ya da lekelenmesi olasılığı bir yana, AIDS, Hepatit gibi ciddi bakteriyel enfeksiyonlar ya da cilt kanseri, sedef hastalığı, alerji gibi ciddi hastalıklar da yaşanabiliyor.” 



Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.

Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.

Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.

Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.

efrgt87kı8
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.

Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.

Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.

Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.


Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.