İtalya'da Mussolini tartışması hız kazandı

İtalyanlar Roma’daki Mussolini heykelini 25 Temmuz 1943’te indirdi (Getty)
İtalyanlar Roma’daki Mussolini heykelini 25 Temmuz 1943’te indirdi (Getty)
TT

İtalya'da Mussolini tartışması hız kazandı

İtalyanlar Roma’daki Mussolini heykelini 25 Temmuz 1943’te indirdi (Getty)
İtalyanlar Roma’daki Mussolini heykelini 25 Temmuz 1943’te indirdi (Getty)

İtalya’nın eski diktatörü Benito Mussolini, 1924'lerin başında Salo Kasabası Belediye Meclisi’ni ülkenin kuzeyindeki Emilia-Romagna bölgesinin derinlerinden olağanüstü bir oturuma çağırdığında faşist partinin kontrolünü sağlamlaştırmış, rejimini tüm ülke çapında dikte etmişti. Zirâ oturumda Mussolini’nin fahri vatandaşlığı ilan edilmiş ve kasabada onun adına bir anıt yapılmasına karar verilmişti.
Mussolini, Adolf Hitler ile birlikte 2. Dünya Savaşı'na girmeye karar verdiğinde Salo’da kutlamalar yaptırmış, çok sayıda destekçisinin katıldığı bu etkinliklere İtalyan Sosyal Cumhuriyeti’nin kuruluşunu ilan etmişti. Söz konusu adıma Naziler de katılmıştı. Böylece Salo, faşist rejimin fiili başkenti, Roma da idari başkenti haline gelmişti.
Ardından diğer İtalyan şehirlerinde de alınan benzer kararlar, faşist rejimin düşüşü, Mussoli’nin 1945’te idam edilişi ve yeni anayasanın ilk maddesinde “antifaşist” olarak tanımlanan yeni bir cumhuriyet kurulmasıyla birlikte belediye başkanları tarafından kaldırıldı.
Ancak bu fahri unvan kararını kaldırmayı yıllar önce reddeden Salo Belediye Meclisi, muhalefetin ‘anayasa hükümlerine uygun olarak’ fahri vatandaşlığın Mussolini’den geri çekilmesi yönünde sunduğu yeni talebi bugün de reddetti.
Matteo Salvini liderliğindeki aşırı sağcı Kuzey Ligi Partisi’ne mensup olan Salo Belediye Meclisi Başkanı, muhalefetin sunduğu talebin ‘ayrılık ve zaman aşımı’ girişimi olduğunu belirttiği açıklamasında şunları söyledi:
“Bugün Mussolini'nin fahri unvanını geri çekmek kasabaya herhangi bir fayda getirmez. Bu unvan, Belediye Meclisi faşizm ve komünizme karşı mücadele hakkında çok şey bilen partilerin elinde olduğu sırada bile duruyordu.”
Söz konusu unvanı aşırı sağcı tarafların 100’üncü yıllarını kutlamaya hazırlandıkları İtalyan faşist hareketinin kurucusundan çekme talebinde bulunan muhalefet Sözcüsü ise “Demokratik bir sistemde barış, özgürlük ve eşitlikten bahsetmek zaman aşımına girmez. Özellikle de bu değerler diktatörlüğü reddeden anayasamıza dayanırken” ifadesini kullandı.
Söz konusu talep nisan ayında sunulmuş olmasına rağmen konunun seçimlerin kapıda olduğu bir dönemde belediye meclisinde gündeme gelmesinin doğru olmadığını düşünen çoğunluk tarafından kabul görmedi.
Kurşuna dizilerek cesedi yandaşlarıyla birlikte Milano Meydanı’nda halka teşhir edilen Mussolini’ye ait unvanın kaldırılması konusu halen birçok siyasi partide tartışmalara neden oluyor. Floransa, Torino ve Bergamo gibi şehirler, çoğu 1920’lere dayanan bu fahri unvan kararlarını iptal etmişti. Bu unvanların kaldırılmasını isteyenler bugünün demokratik sisteminde faşist sembolleri onurlandırmamak gerektiği görüşünde. Buna itiraz edenler ise “Tarih silinemez. Geçmişin tekerrür etmemesi için hatalardan ders alınması gerekiyor” diyor.
İtalya, son yıllarda faşist ‘uyanış’ olarak kabul edilebilecek yeni gelişmelere tanıklık ediyor. Mussolini'ninkine benzer görüşleri benimseyen gençlerin bulunduğu kuruluşların sayısı gittikçe artıyor. Bugünün en popüler siyasi lideri ise aşırı sağcı Matteo Salvini. Yeni faşistlerin partisi ‘Brothers of Italy (İtalya’nın Kardeşliği) 40 senedir sol kesimin yönettiği Emilia-Romagna’da geçen ayın sonlarında gerçekleştirilen ara seçimlerde oyların yüzde 12’sini elde etmişti.
Mussolini ile ilgili iki kitap son aylarda İtalya'da en çok satan kitaplar arasında bulunuyor. Mussolini’nin kişisel ve siyasi tarihini roman biçiminde anlatan ilk kitap geçen eylül ayında yayınlanmıştı. Bu kitap yüz binden fazla satmıştı. Antonio Scurati’nin ‘M. Il Figlio Del Secolo’ (M. Yüzyılın Oğlu) adlı 900 sayfalık kitabının 20 dile çevrilmesi, sinema filminin ve televizyon dizisinin çekilmesi planlanıyor.



Kanada'nın batısındaki bir okulda meydana gelen silahlı saldırıda 10 kişi öldü

Kanada'nın Britanya Kolombiyası eyaletindeki Tumbler Ridge bölgesinde meydana gelen silahlı saldırıda olay yerindeki polis memurları (dolaşımda)    
Kanada'nın Britanya Kolombiyası eyaletindeki Tumbler Ridge bölgesinde meydana gelen silahlı saldırıda olay yerindeki polis memurları (dolaşımda)   
TT

Kanada'nın batısındaki bir okulda meydana gelen silahlı saldırıda 10 kişi öldü

Kanada'nın Britanya Kolombiyası eyaletindeki Tumbler Ridge bölgesinde meydana gelen silahlı saldırıda olay yerindeki polis memurları (dolaşımda)    
Kanada'nın Britanya Kolombiyası eyaletindeki Tumbler Ridge bölgesinde meydana gelen silahlı saldırıda olay yerindeki polis memurları (dolaşımda)   

CBC News'in haberine göre Kanada'nın Britanya Kolombiyası eyaletindeki Tumbler Ridge bölgesinde dün meydana gelen silahlı saldırıda, şüpheli saldırgan da dahil olmak üzere on kişi hayatını kaybetti.

Bir lisede 6 ceset, polis tarafından olayla bağlantılı olduğuna inanılan bir evde ise 2 ceset daha bulundu. CBC News'e göre, bir kişi de hastaneye götürülürken yolda hayatını kaybetti; şüphelinin ölümü daha önce doğrulanmıştı. Polis kaynaklarına dayanan haberde, 25 kişinin de yerel bir tıp merkezinde yaralanmalar nedeniyle tedavi gördüğü belirtildi.


Akın Gürlek Adalet Bakanlığına, Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi ise İçişleri Bakanlığına atandı

İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek, Adalet Bakanı olarak atandı (İstanbul Başsavcılığı)
İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek, Adalet Bakanı olarak atandı (İstanbul Başsavcılığı)
TT

Akın Gürlek Adalet Bakanlığına, Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi ise İçişleri Bakanlığına atandı

İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek, Adalet Bakanı olarak atandı (İstanbul Başsavcılığı)
İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek, Adalet Bakanı olarak atandı (İstanbul Başsavcılığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Resmi Gazete'de yayımlanan bir kararnameyle İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek'i Adalet Bakanı olarak atadığını duyurdu.

İçişleri Bakanlığına Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi’nin atanmasını da içeren kabine değişikliğinin ardındaki nedenler belirsizliğini koruyor. Resmi Gazete'de, bu görevleri yürüten önceki bakanların istifalarına dikkat çekildi.

Türkiye'nin en büyük şehrinin başsavcısı olan Gürlek, geçen yıl mart ayında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında gözaltı emri çıkarmıştı. Bu hamle, halk arasında geniş çapta tepkilere yol açmış ve siyasi amaçlı olarak değerlendirilmişti.

Erdoğan'a rakip olarak görülen İmamoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi'nin 2028 cumhurbaşkanlığı seçimleri adayını açıklamasından sadece birkaç gün önce tutuklandı. Gürlek daha önce Adalet Bakan Yardımcılığı görevinde de bulundu ve eleştirenler tarafından Erdoğan'ın rakiplerini hedef almakla suçlanıyor.

Ekim 2024'te İstanbul Başsavcısı olarak atanmasından bu yana, Cumhuriyet Halk Partisi'nden (CHP) 15'ten fazla belediye başkanı yolsuzluk suçlamalarıyla tutuklandı; bunların çoğu suçlamaları reddediyor. Gürlek ayrıca, rüşvet, terör faaliyetlerine karışma ve cumhurbaşkanına hakaret suçlamalarıyla onlarca CHP üyesi hakkında soruşturma başlatılması emrini verdi.

54 yaşındaki İmamoğlu, Gürlek'in dürüstlüğünü sorgulamak da dahil olmak üzere bir dizi davayla karşı karşıya. Ayrıca, Gürlek'i tehdit ettiği ve hakaret ettiği iddiasıyla Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) lideri Özgür Özel hakkında da soruşturma başlatıldı.

Gürlek, mevcut Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'un yerine geçerken, daha önce Ali Yerlikaya'nın yürüttüğü İçişleri Bakanlığı görevine ise Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi getirildi.


ABD'deki on binlerce göçmene kötü haber

Donald Trump'ın "sınır çarı" diye tanımladığı Tom Homan, 2025'te 580 bine yakın kişiyi sınır dışı ettiklerini duyurmuştu (Reuters)
Donald Trump'ın "sınır çarı" diye tanımladığı Tom Homan, 2025'te 580 bine yakın kişiyi sınır dışı ettiklerini duyurmuştu (Reuters)
TT

ABD'deki on binlerce göçmene kötü haber

Donald Trump'ın "sınır çarı" diye tanımladığı Tom Homan, 2025'te 580 bine yakın kişiyi sınır dışı ettiklerini duyurmuştu (Reuters)
Donald Trump'ın "sınır çarı" diye tanımladığı Tom Homan, 2025'te 580 bine yakın kişiyi sınır dışı ettiklerini duyurmuştu (Reuters)

ABD'deki bir federal temyiz mahkemesi, 60 bin göçmenin daha sınır dışı edilebilmesini sağlayacak bir karar verdi.

ABD 9. Temyiz Mahkemesi'nin pazartesi duyurduğu kararla, Kaliforniya eyaletindeki bir federal yargıcın Honduras, Nepal ve Nikaragua'dan gelen göçmenler için aralık ayında aldığı sınır dışına karşı koruma hükmü geçici olarak kaldırıldı. 

Mahkeme, Donald Trump yönetiminin bu üç ülkenin yurttaşları için Geçici Koruma Statüsü'nü (Temporary Protected Status/TPS) uygulamama kararının meşru sebepleri olabileceğini kanıtlayabileceğini belirtti. 

ABD 9. Temyiz Mahkemesi, geçen sene görülen benzer bir davada Yüksek Mahkeme'nin TPS'den faydalanan yüz binlerce Venezuelalı göçmenin bu korumalardan mahrum bırakılmasına izin verdiğini hatırlattı. 

Son kararı oybirliğiyle veren mahkemenin üç yargıcı Trump, Cumhuriyetçi George W. Bush ve Demokrat Partili Bill Clinton tarafından atanmıştı. 

ABD İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, kararı X hesabında şöyle yorumladı:

TPS hiçbir zaman kalıcı olacak şekilde tasarlanmamıştı ama önceki yönetimler onu on yıllardır fiili olarak bir af programı gibi kullandı. Bu ülkelerin her birinde durumun iyileştiği göz önünde bulundurulduğunda onun geçici olduğuna hükmediyoruz.

Reuters, 89 bin kişinin bu karardan etkilenebileceğini bildirirken New York Times; 50 bini Honduraslı, 7 bini Nepalli, 3 bini de Honduraslı olmak üzere 60 bin civarında kişinin Geçici Koruma Statüsü kapsamında olduğunu aktarıyor. 

TPS; doğal afet, silahlı çatışma ve diğer olağanüstü durumlar yaşayan ülkelerin yurttaşlarına sınır dışı edilmeme istisnası tanıyor ve çalışma izni sağlıyor. 

Trump yönetimi, TPS kapsamındaki kişilerin sayısını çok azaltmayı hedefliyor.

San Francisco'daki ABD Bölge Yargıcı Trina Thompson aralıkta aldığı kararda Trump yönetiminin bu üç ülkenin yurttaşlarının memleketlerine geri dönmelerini sağlayacak koşulların oluştuğuna dair yeterli kanıtları sunmadığını ifade etmişti.  

Thompson, Noem ve Trump'ın göçmenleri suçlu gibi lanse eden ve komplo teorilerini destekleyen açıklamalarını hatırlatarak TPS uygulamalarından vazgeçilmesinde ırkçılığın etkili olabileceğini öne sürmüştü.

Independent Türkçe, New York Times, Reuters