Rusya ve Çin'den ABD'nin 'Uzay Kuvvetleri'ne tepki

ABD Başkanı Donald Trump uzay kuvvetleri oluşturulduğunu ilan ediyor (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump uzay kuvvetleri oluşturulduğunu ilan ediyor (EPA)
TT

Rusya ve Çin'den ABD'nin 'Uzay Kuvvetleri'ne tepki

ABD Başkanı Donald Trump uzay kuvvetleri oluşturulduğunu ilan ediyor (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump uzay kuvvetleri oluşturulduğunu ilan ediyor (EPA)

Rusya Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin uzaya silah yerleştirme planının, uzaydaki mevcut güvenlik dengesine ölümcül bir darbe indireceğini açıkladı.
Şarku'l Avsat'ın Rusya resmi haber ajansı RIA Novosti'den aktardığına göre, Rusya Dışişleri Bakanlığı, ABD’yi endişelendiren Kosmos-2542 uydusunun hareketinin herhangi bir tehdit teşkil etmediğini ve uluslararası hukuk normlarını ihlal etmediğini açıklayarak, ABD’nin uzay silahları ile ilgili planlarını uygulamaya geçirmesinin uzaydaki mevcut güvenlik sistemine onarımı mümkün olmayan zarar vereceği uyarısında bulundu.
Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamanın detaylarına yer veren Reuters haber ajansı ise haberinde, Rusya’nın uzaydaki sorunları silah kullanmak suretiyle çözmek gibi bir planının bulunmadığı ifadeleri yer aldı.
Sputnik’in sorularını yanıtlayan Rusya Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, aralarında Uzay Kuvvetleri Komutanı General John W. Raymond’un da bulunduğu bazı ABD’li yetkililerin, Kosmos-2542 adlı Rus uydusunun ABD’nin USA-245 (KH-11) casus uydusunu ‘takip ettiği’ yönündeki iddialarını yorumladı.
“Cihazımızın hareketinin ABD’nin uzay objesi için herhangi bir tehlike oluşturmadığının ve en önemlisi, uluslararası hukukun hiçbir ilkesini ve normunu ihlal etmediğinin altını çizeriz” diyen Rus yetkililer, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu kışkırtıcı saldırı, ABD'nin uzay güvenliği alanındaki durumun istikrarsızlaştırılmasının sorumluluğunu başkalarına yıkarak, uzayda silah konuşlandırmaya yönelik girişimlerini haklı çıkarmaya çalışan bir başka girişimi oldu.”
Çin: ABD uzayı savaş alanına dönüştürecek
Pekin yönetimi geçtiğimiz yılın sonunda yaptığı açıklamada, Washington’ın “Uzay Kuvveti” adı altında yeni bir askeri birlik oluşturmayı ilan etmesiyle, ABD’nin Uzayı bir “savaş alanına” dönüştüreceği konusunda uyarmıştı.
ABD Başkanı Donald Trump, 2020 Askeri Bütçe Yasası’nın onaylarken, Rusya ve Çin’in çıkardığı sorunlara karşı koymak için, ABD’nin bu yeni savaş sahası üzerinde hakimiyet kurmasını sağlayacak bir uzay gücüne sahip olma niyetini doğruladı.
Silahların uzaya konuşlandırılmasının, uzay nesnelerine yönelik güç kullanımının veya güç kullanma 'tehditlerinin önlenmesini öngören Rus-Çin anlaşma taslağının temelinde uzayın her türlü silahtan arındırılmış olarak korunması ile ilgili hukuki bağlayıcılığı olacak bir belgenin geliştirilmesi ile ilgili Rus-Çin önerisinin herhangi bir alternatifinin bulunmadığı hatırlatılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Washington'u bir kez daha ihtiyatlı olmaya ve hem dünya toplumu hem de ABD'nin kendisi için son derece olumsuz sonuçları olacak sorumsuzca maceralardan vazgeçmeye çağırıyoruz. ABD’nin uzay silahları ile ilgili planlarının uygulamaya geçirmesi, uzaydaki mevcut güvenlik sistemine onarımı mümkün olmayan zarar verecek. Washington’un askeri alanda üstünlük sağlamaya yönelik önceki tüm girişimleri her zaman gerginliğin tırmanmasıyla ve silahlanma yarışında yeni turlarla sonuçlandı.”
ABD'nin 6. Ordusu: Uzay Kuvvetleri
“Uzay kuvveti”, kara, deniz, hava, deniz piyadeleri ve sahil güvenlik olmak üzere beş kuvvetten meydana gelen ABD ordusunun altıncı kuvveti olacak. Uzay kuvveti kurma kararını imzaladığı sırada Trump, bir grup askere “dünya savaşlarının en modern sahasının uzay olduğunu” söyledi.
ABD Hava Kuvvetleri Genel Sekreteri Barbara Barrett, uzay kuvvetinin başlangıçta ABD Hava Kuvvetleri’nin uzayla ilgili operasyonlardan sorumlu 16 bin askeri ve sivil personelinden meydana geleceği açıklamasında bulundu.
ABD’nin uzaydaki hegemonyası, uzay teknolojilerini geliştiren Rusya ve Çin’in tehdidi altında olarak görülüyor. Pentagon’a göre tehditler, iletişim kanallarını, uyduları GPS sistemini bozmaktan, Çin’in 2007 yılında başarılı bir şekilde geliştirdiği uyduyu hedef alan karadan havaya bir füze sistemine kadar değişkenlik gösteriyor.
ABD Merkezî İstihbarat Teşkilatı (CIA) 2019 raporunda, Çin ve Rus istihbarat servislerinin, gözetleme ve keşif faaliyetleri için “sağlam ve yetenekli” alan hizmetleri geliştirdikleri konusunda uyarıda bulunmuştu. Raporda, “Özellikle Çin ve Rusya, ABD’nin uzaydaki varlığına meydan okumak için çeşitli araçlar geliştiriyorlar” ifadelerine yer verildi.



İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.