Irak'ın müstakbel başbakanı Allavi'den parlamentoya olağanüstü oturum çağrısı

Irak’ta hükümeti kurma görevi verilen Muhammed Tevfik Allavi devlet televizyonundan açıklamalarda bulunuyor (Reuters)
Irak’ta hükümeti kurma görevi verilen Muhammed Tevfik Allavi devlet televizyonundan açıklamalarda bulunuyor (Reuters)
TT

Irak'ın müstakbel başbakanı Allavi'den parlamentoya olağanüstü oturum çağrısı

Irak’ta hükümeti kurma görevi verilen Muhammed Tevfik Allavi devlet televizyonundan açıklamalarda bulunuyor (Reuters)
Irak’ta hükümeti kurma görevi verilen Muhammed Tevfik Allavi devlet televizyonundan açıklamalarda bulunuyor (Reuters)

Irak’ta hükümeti kurma görevi verilen Muhammed Tevfik Allavi, yeni hükümet kabinesinin güvenoyu alması için parlamentoya önümüzdeki Pazartesi günü olağanüstü toplanma çağrısında bulundu.
Allavi, dün, devlet televizyonundan Irak halkına hitaben yaptığı konuşmada, “Hükümetin geçmemesi, bazı tarafların Irak’taki mevcut krizin devam etmesini istediği anlamına gelir. Iraklıların vatan için verdiği savaş, siyaset kurallarını değiştirdi ve bağımsız bir hükümetin kurulmasıyla meyvesini verdi. Hükümetin kuruluşunda, liyakat ve deneyim sahibi ve uygulanabilir programları olan kişiler seçildi” dedi.
Allavi, “Hükümetin güvenoyu almasının ardından öncelikli görevi, protestolarda yaşananlarla ilgili soruşturma açmak ve Iraklıların öldürülmesiyle ilişkisi bulunanları adalete teslim etmektir. Gerçek reformdan kaçamayız. Protestolar sonrasında yaşananlar öncesi gibi değil. Barışçıl göstericiler serbest bırakılacak. Devletin saygınlığını yeniden tesis etmeye ve özgür seçimler düzenlemeye çalışacağız” diye konuştu.
Iraklı eski Milletvekili Haydar el-Molla, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Muhammed Allavi parlamentoda büyük fırsatlara sahip. Özellikle güvenoyu almasının önünde pürüz oluşturabilecek bazı meselelerin uzlaşıyla sonuçlanmasının ardından artık güvenoyu alabilmesinin önünde büyük engeller kalmadı” ifadelerini kullandı.
Güçler Birliği Koalisyonu Milletvekili Abdullah el-Harbit, görevinden istifa eden Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi’nin makamı terk etmek için tarih olarak 2 Mart gününü belirlediğini hatırlatarak, Allavi’nin çağrıda bulunduğu olağanüstü oturumun Mart’ın ilk haftasında yapılmasını beklediğini söyledi.
Şarku’l Avsat’a konuşan Harbit, Salı akşamı Parlamento Başkanı Muhammed Halbusi’nin evinde siyasi parti yöneticilerinin yaptığı toplantıya değinerek, “Toplantıya katılan siyasi partiler, erken seçim tarihinin belirlenmesi ve bunun hükümet programının bir parçası yapılması şartıyla Allavi kabinesine güvenoyu verilmesi konusunda uzlaştı. Bu şart aynı zamanda Kürt ve Sünniler tarafından da kabul edildi. Kürt ve Sünniler arasında ortak bir komitenin kurulmasında uzlaşı sağlandı. Kürt ve Sünnilerin taleplerini açık bir şekilde dinleyen Şii partilerin görüşmelerinden çıkan sonuçları ele almak için, iki cephe arasında önümüzdeki Çarşamba bir toplantı düzenlenecek. Komite, Kürt ve Sünniler ile Allavi arasındaki engellerin giderilmesi için kuruldu. Siyasi partilere aday gösterilen kişilere itiraz etme, Allavi’ye de uygun gördüğü kişiyi aday gösterme hakkı tanındı” dedi.
Diğer taraftan görevinden istifa eden Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi, Allavi’nin seçilmesi için tanınan anayasal süre içinde bir uzlaşı sağlanamaması durumunda makamı terk etme uyarısında bulundu. Yani 2 Mart’a kadar siyasi partilerin Allavi üzerinde anlaşamaması durumunda Abdulmehdi başbakanlık makamını terk edecek ve ülke anayasal boşluğa girecek.
Abdulmehdi, parlamento ve siyasi parti liderlerine hitaben yayınladığı mesajda, “İki buçuk ay geçmesine rağmen yeni hükümet kurulamadı. Anayasa açısından istifa tarihinden sonraki 15 gün içerisinde yeni bir aday seçilmesi bekleniyordu. Süre konusunda oldukça geciktik ve Allavi ancak Şubat ayının başında seçilebildi. Bu, siyasi sürecin içinde bulunduğu krizi gösteriyor. Anayasal süre sona ermeden önce halkın vekilleri olan kardeşlerimi bu mesajla, yeni hükümetin kurulması hususunda oyalanma sebebiyle yeni bir boşluğa girme riskine karşı uyarıyorum” ifadelerini kullandı.
Allavi’nin hükümeti kurma görevini kolaylaştırma ve önündeki ciddi engelleri aşmasına yardımcı olma talebinde bulunan Abdulmehdi, “2 Mart 2020’den sonra sorumlulukları üstlenmeye devam etmem doğru ve uygun olmaz. Bu nedenle anayasada veya Bakanlar Kurulu'nun usul kurallarında belirtilen çözümlere başvurmaktan başka bir yol göremiyorum” dedi.
Siyasi Düşünce Merkezi Başkanı İhsan eş-Şammari, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Siyasi denge ilkesi halen Allavi hükümetinin güvenoyu almasına ve hükümet programına bağlı. Allavi, geleneksel çerçevenin dışına çıkma çabalarına rağmen bunun farkında. Fakat en nihayetinde bu siyasi sürecin yürütüldüğü bu ilkeye ayak uydurmak zorunda kalacak. Allavi, bu partilerin siyasi uzlaşı sağlayabilmek için, hükümette bulunma, orta vadede göstericilerin katillerin ve yozlaşmış kişilerin yargılanması talepleri ve uzun vadede de erken seçim meselesiyle ilgili hesapları olduğunu çok iyi biliyor. Allavi, bu çıkmazdan hiçbir formülle tek başına çıkamaz. Zira bu uzlaşı olmadan hükümet güvenoyu alamaz. Müstakbel başbakan, özellikle kabine ve bakan seçimin yanı sıra birçok meselede yapacağı tercihlerde mutlak anlamda özgür olmayacak.”



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.