İdlib'deki saldırıda şehit olan askerlerin isimleri ve memleketleri belli oldu

İdlib'deki saldırıda şehit olan askerlerin isimleri ve memleketleri belli oldu
TT

İdlib'deki saldırıda şehit olan askerlerin isimleri ve memleketleri belli oldu

İdlib'deki saldırıda şehit olan askerlerin isimleri ve memleketleri belli oldu

Suriye’nin İdlib kentinde rejim güçlerince düzenlenen hava saldırısında hayatını kaybeden Türk Silahlı Kuvvetleri personellerinin isimleri ve memleketleri belli oldu.
Türkiye dün gece şehit olan 33 asker haberiyle üzüntüye boğuldu. Suriye'nin İdlib kentinde rejim güçlerince düzenlenen hava saldırısında şehit olan askerlerin isimleri ve memleketleri belli oldu.  

Osmaniye'ye şehit ateşi düştü
Suriye'nin İdlib bölgesinde rejim güçlerince düzenlenen hava saldırısında şehit olan Uzman Çavuş Batuhan Tank'ın Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde yaşayan ailesine acı haber verildi.
İdlib'de Esed'e bağlı rejim güçlerince düzenlenen hava saldırısında 33 silah arkadaşıyla birlikte şehit olan Uzman Çavuş Batuhan Tank'ın (25) ailesine oğullarının şehit olduğu haberi verildi. İlçeye bağlı merkez Cemalpaşa Mahallesi'nde bulunan şehidin baba ocağına gelen Kadirli Kaymakamı Ahmet Arık, Kadirli Belediye Başkanı Dr. Ömer Tarhan ve askeri yetkililer şehidin babası Ahmet Turan Tank'a oğullarının şehit olduğu haberini verdi. Şehit Uzman Çavuş Batuhan Tank'ın bekar olduğu ancak bir süre önce nişanlandığı öğrenildi.

Osmaniye'ye ikinci şehit ateşi düştü
Suriye'nin İdlib kentinde rejim güçlerince düzenlenen hava saldırısında şehit olan Uzman Onbaşı Halil İbrahim Akkaya'nın ailesine acı haber verildi.
İdlib'de düzenlenen hava saldırısında 33 silah arkadaşıyla birlikte şehit olan Uzman Çavuş Batuhan Tank'ın (25) Kadirli ilçesinde yaşayan ailesine ve Uzman Onbaşı Halil İbrahim Akkaya'nın (23) Bahçe ilçesindeki ailesine oğullarının şehit olduğu haberi verildi.
Şehit Uzman Onbaşı Halil İbrahim Akkaya'nın Kale Mahallesi'ndeki evine Türk bayrakları asılırken, anne Döne Akkaya ile baba Ali Akkaya gözyaşı döktü.

Tokat'a şehit ateşi düştü
 İdlib'de şehit olan Piyade Uzman Çavuş Adem Akın'ın Tokat'taki ailesine acı haber verildi.
Suriye'nin İdlib kentinde Türk askerlerine düzenlenen hava saldırısında şehit olan 33 Mehmetçik'ten Tokatlı şehit Piyade Uzman Çavuş Adem Akın'ın (30) ailesine şehadet haberi öğle saatlerinde verildi. Tokat merkeze bağlı Uğrak köyünde ikamet eden şehidin ailesine Tokat Vali Yardımcısı Yüksel Ünal ile askeri yetkililer acı haberi verdi. Eve ve sokağa Türk bayrakları asıldı.
10 kardeşin en küçüğü olan Adem Akın'ın bekar olduğu ve babası Beytullah Akın'ı yaklaşık 20 yıl önce kaybettiği öğrenildi. Şehidin annesi Raziye Akın'ın oğlu Recep Akın'la birlikte köyde yaşadığı, şehidin 4'ü kız diğer kardeşlerinin ise şehir dışında ikamet ettiği kaydedildi.

Şehit ateşi Sancaktepe'ye düştü
 İdlib'de rejim güçlerinin düzenlediği saldırıda şehit olan Uzman Onbaşı Emre Baysal'ın Sancaktepe'deki baba ocağına şehit ateşi düştü. Şehidin nişanlı olduğu ve 50 gün sonra düğünü olacağı öğrenildi. Şehidin acılı dayısı Umut Baysal, “Allah'ım bayrağımızı indirmesin: Yüce Mevla şehitlerimizi yüceltsin” dedi.
İdlib'de rejim kuvvetleri tarafından TSK unsurlarına düzenlenen saldırıda şehit olan Uzman Onbaşı Emre Baysal'ın Sancaktepe Mevlana Mahallesi'ndeki baba ocağına şehit ateşi düştü. Şehidin baba evinin bulunduğu sokağa Türk bayrakları asıldı. Şehidin yakınları ve çok sayıda vatandaş da şehit ailesine taziye için eve geldi. Sancaktepe Belediyesi tarafından evin bulunduğu sokakta taziye çadırı kuruldu.

Şehit Uzman Onbaşı Baysal'ın nişanlı olduğu ve 50 gün sonra düğünü olacağı, aynı zamanda kardeşinin de Konya'da vatani görevini yerine getirdiği öğrenildi.
Şehidin acılı dayısı Umut Başal, “Allah'ım bayrağımızı indirmesin. Yüce Mevla şehitlerimizi yüceltsin. Kendisi nişanlı. Nisanın 20'sinde düğün olacaktı. Evini tuttu, eşyasını aldı. Nasip olmadı. Şehitlik mertebesine yükseldi. Ne diyeyim konuşması çok zor” dedi.

İdlib şehidinin ateşi Mersin'e düştü
Suriye'nin İdlib kentinde düzenlenen hava saldırısında şehit olan 33 askerden Astsubay Çavuş Mehmet Muhammed Akay'ın şehadet haberi, Mersin'deki ailesine ulaştırıldı.
Şehadet bilgisinin ardından Toroslar Kaymakamı Ahmet Hikmet Şahin, beraberinde Toroslar Belediye Başkanı Atsız Afşın Yılmaz ve askeri yetkililerle birlikte, baba Osman Akay'ın çalıştığı Kurdali Mahallesi'ndeki tekstil atölyesine gitti. Şehidin babasına, evladının şehadet haberi çalıştığı iş yerinde verildi. Şehit babası aldığı acı haberle büyük üzüntü yaşarken, iş yeri çalışanları da gözyaşına boğuldu. Bu sırada ambulansta görevli doktor da gözyaşlarına hakim olamadı.
Şehidin annesi Kezban Akay ise evladının şehit haberini, Selçuklar Mahallesi'ndeki babasının evinde askeri yetkililerden öğrendi. Acılı anne gözyaşlarına boğulurken, eve Türk bayrağı asıldı. Şehidin fenalaşan babaannesi Hatice Akay, ambulansla hastaneye kaldırıldı.
Ailenin 2 çocuğundan biri olan 21 yaşındaki şehidin, göreve başlayalı henüz bir ay olduğu öğrenildi.

Şehit ateşi Tekirdağ'a düştü
İdlib'de rejim kuvvetleri tarafından TSK unsurlarına düzenlenen saldırıda şehit olan Uzman Onbaşı Recep Bekir'in Tekirdağ'daki baba ocağına Türk bayrakları asıldı.
İdlib'de rejim kuvvetleri tarafından TSK unsurlarına düzenlenen saldırıda şehit olan 33 askerden 21 yaşındaki Uzman Onbaşı Recep Bekir'in Tekirdağ'daki baba ocağına haber verildi. Askeri personellerin haber vermesiyle şehidin yakınları yasa boğuldu. 15 gün önce İdlib'e gittiği öğrenilen şehit Uzman Onbaşı Recep Bekir'in evine Türk bayraklı asılırken, Ergene Kaymakamı Mehmet Emin Taşçı da aileye taziye ziyaretinde bulundu
Şehidin Hatay Reyhanlı doğumlu olduğu öğrenilirken, Tekirdağ'ın Ergene ilçesindeki baba ocağının bulunduğu sokağa taziye çadırı da kuruldu.

Mersin'e şehit ateşi düştü
Suriye'nin İdlib kentinde düzenlenen hava saldırısında şehit olan 33 askerden Uzman Çavuş İbrahim Tüzel'in Mersin'in Erdemli ilçesindeki ailesine acı haber verildi.
Erdemli Kaymakamı Avni Kula ile beraberindeki heyet, sabah saatlerinde, acı haberi şehidin Alibeyli Mahallesi'nde oturan babası Şuayip ile annesi Gülten Tüzel'e verdi.
7 kardeş olduğu öğrenilen Tüzel'in babaevine, Türk bayrakları asıldı.
Şehit Uzman Çavuş İbrahim Tüzel'in cenazesinin, Erdemli'de toprağa verileceği belirtildi.

Şehit ateşi Bitlis'e düştü
Bitlisli Uzman Çavuş Güven Kurtulmuş, Suriye'nin İdlib bölgesinde rejim güçlerinin saldırısı sonucu şehit oldu.
Suriye'nin İdlib bölgesinde rejim güçlerinin yaptığı saldırıda Bitlisli Uzman Çavuş Güven Kurtulmuş'un şehit olduğu haberi ailesine verildi. Güroymak ilçesine bağlı Budaklı köyünde ikamet eden aile, acı haberle yıkıldı. Şehidin ilçe merkezinde yapılacak törenin ardından köyünde defnedileceği öğrenildi.

Şehit ateşi Kayseri'ye düştü
 İdlib'deki hain hava saldırısı sonucunda şehit olan Piyade Uzman Onbaşı 24 yaşındaki Ali Taşöz'ün baba evine acı haber ulaştı.
Dün gece meydana gelen hain hava saldırısında şehit düşen Piyade Uzman Onbaşı Ali Taşöz'ün acı haberi Kayseri'nin Develi ilçesinde bulunan baba evine ulaştı. Acı haberin alınmasının ardından şehidin baba evine Türk bayrakları asıldı.
Develi Kaymakamı Murat Duru, şehidin baba evini ziyaret ederek aileye taziye dileklerini sundu.

Silifke'ye şehit ateşi düştü
Suriye'nin İdlib kentinde düzenlenen hava saldırısında şehit olan 33 askerden biri olan Piyade Uzman Çavuş Osman Ak'ın Mersin'in Silifke ilçesindeki ailesine acı haberi Kaymakam Ersin Emiroğlu verdi.
İlçenin Yeğenli Mahallesi'nde ikamet eden aileye oğulları Osman Ak'ın şehadet haberi Kaymakam Ersin Emiroğlu, Silifke Belediye Başkanvekili Sadık Altunok, İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Bülent Keskinsoy ve İlçe Emniyet Müdürü Ali Kemal Arda tarafından verildi.
Şehidin annesi Meral Ak ve babası Muhammet Ak, şehadet haberini alınca gözyaşlarına boğuldu. Şehidin evine Türk bayrakları asıldı. Şehidin annesi Meral, babası Muhammet ve dedesi Hıdır Ak'ı, Kaymakam Ersin Emiroğlu, askeri yetkililer ile mahalle sakinleri teselli etti.

Oğlu ile en son 1 hafta önce görüntülü konuştuğunu dile getiren anne Meral Ak, “Tatlı kuzum, ben senin böyle mi haberini alacaktım” diyerek feryat etti.
Şehit Osman Ak'ın bekar olduğu, ağabeyi Coşkun Ak'ın da Ankara'da Uzman Çavuş olarak görev yaptığı öğrenildi.
Türk bayrakları ile donatılan şehidin evinde Kur'an-ı Kerim okunup tüm şehitler için dualar ediliyor.

Zonguldak'a şehit ateşi düştü
Suriye'nin İdlib kentinde düzenlenen hain saldırıda şehit olan 33 şehitten biri olan 25 yaşındaki Tolga Can Yılmaz’ın Zonguldak’ta olan babasına Taccettin Yılmaz’a acı haber verildi. Baba Tacettin Yılmaz'ın fidan dikmek üzere memleketi Zonguldak'ın Çaycuma ilçesine bağlı Karapınar beldesine geldiği öğrenildi. Zonguldak Çaycuma ilçesi Karapınar Beldesi Tilkiler Mahallesi'nde bulunan baba evine gelen yetkililer üniversite mezunu olan ve 5 yıldır Uzman Çavuş olan Tolga Can Yılmaz, için acı haberi askerî erkan tarafından verildi. Askerler tarafından Türk bayrakları asılan şehit evinde Kur'an-ı Kerim okundu. Baba Tacettin Yılmaz, gelen taziyeleri kabul etti.

İdlib’de şehit olan Konyalı şehidin acı haberi ailesine verildi
Suriye'nin İdlib kentinde rejim unsurları tarafından düzenlenen hava saldırısında şehit olan 33 askerden biri olan Konyalı 26 yaşındaki Piyade Teğmen Bayram Olgun'un acı haberi ailesine verildi. 
Edinilen bilgiye göre, 65'nci Mekanize Piyade Tugay Komutanlığında görevli Piyade Teğmen Bayram Olgun, Suriye’nin İdlib kentinde rejim unsurları tarafından yapılan hava saldırısında şehit düştü. Şehidin acı haberi yetkililer tarafından Selçuklu ilçesine bağlı Tepekent Mahallesi'nde ikamet eden ailesine ulaştırıldı. Şehadet haberini alan baba İrfan, anne Döne Olgun gözyaşlarını tutamadı. Şehit askerin bekar ve 5 kardeş olduğu öğrenildi. Şehit Olgun'un baba evine Türk bayrağı asıldı, yakınları da eve akın etti. Şehit Piyade Teğmen Bayram Olgun’un cenazesinin yarın Tepekent Mahallesi'nde defnedileceği öğrenildi.

 


Çekya Başbakanı Babis: Ukrayna'da barışı Boris Johnson engelledi

Ateşkes görüşmelerine rağmen Ukrayna'nın güneyindeki cephe hattında çatışmalar sürüyor (AFP)
Ateşkes görüşmelerine rağmen Ukrayna'nın güneyindeki cephe hattında çatışmalar sürüyor (AFP)
TT

Çekya Başbakanı Babis: Ukrayna'da barışı Boris Johnson engelledi

Ateşkes görüşmelerine rağmen Ukrayna'nın güneyindeki cephe hattında çatışmalar sürüyor (AFP)
Ateşkes görüşmelerine rağmen Ukrayna'nın güneyindeki cephe hattında çatışmalar sürüyor (AFP)

Çekya Başbakanı Andrej Babis, Ukrayna savaşının daha ilk aylarda bitirilmemesinden eski Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson'ı sorumlu tuttu. 

Ülkesinin TN.cz adlı internet sitesine cumartesi günü konuşan 71 yaşındaki politikacı, Mart 2022'de İstanbul'da başlatılan müzakereleri işaret etti. 

2019-2022'de Birleşik Krallık Başbakanı olan Boris Johnson'ın meseleye karışmasından önce Rusya ve Ukrayna'nın nihai anlaşmaya varmaya çok yaklaştığını savunarak şöyle dedi:

Aslında Nisan 2022'de anlaşma tamamlanmak üzereydi ama sonra Boris Johnson belirdi. Bu çatışmanın sürmesinden çıkarları vardı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da önceki aylarda verdiği bir röportajda "Dönemin Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson'ın talebi ve Avrupa'nın buna itirazsız bir şekilde rıza göstermesiyle, ki suç ortaklığı da yapmış olabilirler, İstanbul anlaşmaları bozuldu" ifadesini kullanmıştı. 

Babis, Donald Trump yönetiminin arabuluculuk çalışmalarından umutlu olduğunu belirtti:

Müzakereler yoğun. Savaşı bitirip Ukrayna için istikrarlı güvenlik güvenceleri yaratacakları uzun vadeli bir çözüme yaklaşıyorlar gibi görünüyor. Avrupa bunu Donald Trump olmadan beceremez.

2026, Washington, Kremlin ve Kiev arasındaki üçlü görüşmelerin hız kazandığı bir yıl oldu. 

Taraflar, Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) başkenti Abu Dabi'de iki tur müzakere gerçekleştirdi. 

Kapalı kapılar ardından gerçekleşen görüşmelere dair ayrıntı vermekten kaçınılıyor. 

İkinci turu perşembe günü düzenlenen görüşmelerde Kiev ve Kremlin, toplamda 314 savaş esirinin takası için anlaşmıştı. Ayrıca Washington ve Moskova arasında "acil askeri iletişim hattının" tekrar açılacağı bildirilmişti. 

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan güvenlik yetkilileri, ABD'nin martta ateşkes imzalanmasını hedeflediğini aktarıyor. 

ABD ve Ukrayna arasında yürütülen temaslarla belirlenen bu takvimin "fazla iddialı" olduğunu vurgulayan kaynaklar özellikle toprak tavizi ve güvenlik garantisi konularında henüz uzlaşı sağlanamadığına dikkat çekiyor. 

Rusya halihazırda Ukrayna topraklarının yaklaşık yüzde 20'sini kontrol ediyor. Bu topraklar arasında Donbas'ın sanayi merkezi Luhansk ve Donetsk'in büyük bir kısmıyla Zaporijya ve Herson'un bazı bölgeleri ve Kırım yer alıyor.

Independent Türkçe, RT, Reuters


ABD’ye güven azalırken Rus tehdidine karşı Avrupa sahada: Orion 26 neyi hedefliyor?

Fransız Donanması’na ait «Tonnerre» helikopter gemisinin içinde görülen çok amaçlı zırhlı araçlar (Reuters)
Fransız Donanması’na ait «Tonnerre» helikopter gemisinin içinde görülen çok amaçlı zırhlı araçlar (Reuters)
TT

ABD’ye güven azalırken Rus tehdidine karşı Avrupa sahada: Orion 26 neyi hedefliyor?

Fransız Donanması’na ait «Tonnerre» helikopter gemisinin içinde görülen çok amaçlı zırhlı araçlar (Reuters)
Fransız Donanması’na ait «Tonnerre» helikopter gemisinin içinde görülen çok amaçlı zırhlı araçlar (Reuters)

Pazar gününden bu yana, 30 Nisan’a kadar sürecek olan “Orion 26” tatbikatları başladı. Tatbikatlara çoğunluğu Avrupa ülkeleri olmak üzere 24 ülkeden birlikler katılıyor. ABD ve Kanada’nın yanı sıra Japonya, Avustralya, Güney Kore, Singapur ve Brezilya gibi ülkeler de yer alıyor. İki Arap ülkesi Fas ve Katar da tatbikata iştirak ediyor.

“Orion 26”, üç yıl önce “Orion 23” adıyla gerçekleştirilen tatbikatın ikinci versiyonu. Her iki tatbikatın ortak özelliği Fransa’nın girişimi ve liderliğinde yapılmaları olsa da, “Orion 26” hem kapsam hem de içinde gerçekleştiği son derece karmaşık jeostratejik ortam bakımından öne çıkıyor. Zira ABD’de Başkan Donald Trump’ın ikinci dönemiyle birlikte, Washington artık NATO’nun Avrupa kanadı için eskisi kadar güvenilir bir müttefik olarak görülmüyor. Bu durum Avrupalıları, savunmalarını güçlendirmeye ve kendi orduları ile kapasitelerine daha fazla dayanma arayışına itiyor.

Avrupa’nın endişelerini artıran bir diğer unsur ise Trump’ın, egemenliği NATO ve AB üyesi Danimarka’ya ait olan Grönland üzerinde kontrol kurma yönündeki söylemleri oldu. Ayrıca Washington’un, Kuzey Kutbu’ndaki yeni deniz geçitlerinde Rusya ve Çin’in emellerine dikkat çekmesi de bu tatbikatların hedeflerinden ayrı düşünülemiyor.

cdf vcfv
Fransız Donanması’na ait Tonnerre helikopter gemisi, Fransa kıyılarında Toulon üssü açıklarında Akdeniz’de gerçekleştirilen bir tatbikat sırasında askerî manevralara katılırken (Reuters)

Ukrayna’daki çatışmalar uzadıkça, Avrupa’da Rusya’nın yeni hedefler belirleyebileceği yönündeki endişeler de güç kazanıyor. Özellikle Almanya ve Fransa’daki askerî planlama birimleri, Moskova’nın Kuzey Avrupa’yı veya 1991’e kadar Sovyetler Birliği’nin parçası olan Baltık ülkelerini hedef almasının ihtimal dâhilinde olduğunu belirtiyor.

Rus saldırısına karşı senaryo

Bu çerçevede, Fransa Genelkurmay Başkanlığı tarafından planlanan “Orion 26”, bir Avrupa ülkesine yönelik hayali bir saldırıya karşı koordineli savunma planını simüle ediyor. Tatbikatta hayali adlandırmalar kullanılsa da, hedefin olası bir Rus saldırısını püskürtmek olduğu açık. Amaç, farklı milletlerden kuvvetler arasında müşterek çalışmaya uyum sağlamak; bu tür tatbikatlara NATO çerçevesinde zaten alışkın olan birliklerin eşgüdümünü pekiştirmek.

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un göreve gelişinden bu yana Avrupa Birliği ülkelerini kendi savunma kapasitelerini inşa etmeye teşvik eden Fransa, tatbikatın lideri olarak en büyük kuvvet ve teçhizat katkısını sağlıyor. Kara ve hava tatbikatları Fransa toprakları ve hava sahasında, deniz tatbikatları ise Kuzey Atlantik’te icra ediliyor.

dfrvgf
Akdeniz’de düzenlenen bir tatbikat sırasında, Tonnerre helikopter gemisinin güvenliğini sağlamak üzere bot üzerinde görev yapan Fransız Deniz Kuvvetleri askerleri (Reuters)

Fransa, toplam 12 bin 500 askerin 8 binini, 140 uçak ve helikopter, 1200 insansız hava aracı, 6 hava savunma sistemi, ülke geneline yayılmış 10 hava üssü ve 2500 zırhlı araç ile tatbikata katılıyor. Deniz kuvvetleri kapsamında ise “Charles de Gaulle” uçak gemisi, refakat grubu ve 25 deniz muharebe unsuru görev alıyor. Tatbikat için biri Akdeniz’de, diğeri Atlas Okyanusu kıyısında olmak üzere iki deniz üssü hazırlandı. Operasyonların yönetimi için, katılımcı ülkelerden subayların yer aldığı müşterek bir karargâh kuruldu.

Mevcut bilgiler, tatbikatların amfibi harekâtlar, kara operasyonları, hava indirme, hava üstünlüğü, siber savaş, sızma riski taşıyan bölgelerin korunması ve güvence altına alınması gibi geniş bir yelpazeyi kapsadığını gösteriyor. Tatbikatın hedefleri üç başlıkta toplanıyor:

  • Yüksek yoğunluklu çatışmalara hazırlık (hibrit savaş senaryoları dâhil)
  • Katılımcı kuvvetler arasında müşterek çalışabilirliğin test edilmesi
  •  Farklı kuvvetler ve müttefikler arasında müşterek komuta usullerinin ve operasyonel alanlar arası entegrasyonun sınanması.

Kuzey Atlantik’in korunması

Orion 26’nın en dikkat çekici boyutu, özellikle Kuzey Atlantik’teki deniz operasyonları. Askerî raporlar, bu bölgede Rusya’nın farklı biçimlerde artan “düşmanca” faaliyetlerine işaret ediyor. Bu durum, Avrupalıların bölgenin korunması konusunda yeterince çaba göstermediğini savunan ABD baskılarından bağımsız değil. Nitekim Trump, Grönland üzerindeki iddialarını bu argümanla gerekçelendirmişti.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin girişimleriyle Trump’ın, askerî güç kullanımını da içerecek şekilde Grönland’ı kontrol altına alma niyetinden şimdilik geri adım atmış olması, sorunun ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Aksine, Avrupalılar ve NATO’nun ciddiyetle ele alması gereken gerçek bir güvenlik krizi bulunduğu vurgulanıyor.

Bu nedenle başlayan tatbikatlar, Batılıların bu stratejik deniz bölgesinde atacağı adımların bir “ön hazırlığı” olarak görülüyor.

Le Parisien gazetesinin pazar günkü sayısına konuşan ve tatbikatlardan sorumlu isimler arasında yer alan General Goudellier, “bir güç gösterisi” olarak tanımladığı tatbikatın temel hedefinin, “kapasiteleri bizden geri olmayan, hatta eşdeğer bir rakiple yüksek yoğunluklu çatışmalara hazırlık seviyesini yükseltmek” olduğunu söyledi. Goudellier, bu hazırlıkların uzay, siber, elektronik ve bilgi harbi tehditlerinin yanı sıra uydu istihbaratı ve elektromanyetik karıştırma gibi yeni nesil savaş unsurlarını da kapsadığını vurguladı.

General Goudellier, hava üstünlüğünün önemine dikkat çekerek, “Hava-uzay muharebesi kilit bir unsurdur; hatta düşmanın iradesini ve hareket özgürlüğünü kırmanın ön koşuludur” dedi. Bu nedenle, savaş alanının kontrolünün sağlanmasında hava hâkimiyetinin belirleyici olduğunun altını çizdi.


Vance: İran’la müzakerelerde “kırmızı çizgileri” yalnızca Trump belirler

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, bugün Erivan’da düzenlenen basın toplantısında konuşurken (AP)
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, bugün Erivan’da düzenlenen basın toplantısında konuşurken (AP)
TT

Vance: İran’la müzakerelerde “kırmızı çizgileri” yalnızca Trump belirler

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, bugün Erivan’da düzenlenen basın toplantısında konuşurken (AP)
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, bugün Erivan’da düzenlenen basın toplantısında konuşurken (AP)

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran’la yapılacak herhangi bir müzakerede “kırmızı çizgilerin” belirlenmesine ilişkin kararın münhasıran Başkan Donald Trump’a ait olduğunu söyledi. Vance’in açıklaması, Tahran’ın nükleer kapasitelere yaklaşmasına dair ABD’li yetkililerin söylemlerinin sertleştiği bir dönemde, Washington’da İran dosyasına nasıl yaklaşılması gerektiğine dair tartışmaları yeniden alevlendirdi.

Trump, pazar akşamı yaptığı açıklamada, geçen haziran ayında İran’ın nükleer tesislerini hedef alan ABD saldırısı gerçekleşmeden önce Tahran’ın “bir ay içinde” nükleer silaha sahip olmanın eşiğine geldiğini söylemişti. Bu ifade, Ortadoğu’daki en önemli jeopolitik dosyalardan biri olan İran meselesinin nasıl yönetileceğine dair tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

Vance’e, müzakereler çerçevesinde İran’ın sınırlı düzeyde uranyum zenginleştirmesine izin verilip verilmeyeceği ya da bunun “kırmızı çizgi” olup olmadığı sorulduğunda, “Kırmızı çizgilerin nerede çizileceğine ilişkin nihai kararı başkan verecek” dedi. Pazartesi günü Ermenistan ziyareti sırasında gazetecilere konuşan Vance, “Müzakerelerde sınırın tam olarak nerede çekileceğini başkanın netleştirmesine bırakıyorum” ifadelerini kullandı.

Beyaz Saray içinde iki ana kamp bulunuyor: İran’ın nükleer ve füze kapasitelerini zayıflatmak için kesin askeri müdahale çağrısı yapan şahinler ve bölgesel tırmanmayı önleyecek bir anlaşmaya varmak amacıyla diplomatik müzakere yolunu savunan güvercinler.

Bu bölünmeye, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun sert koşullar dayatılması yönündeki baskısı da ekleniyor. Netanyahu, taleplerinin karşılanmaması hâlinde tek taraflı saldırılarla tehdit ediyor.

Çarşamba günü Washington’da yapılması planlanan Trump–Netanyahu görüşmesi öncesinde, gözlemciler anlaşmaların adamı olarak anılan Trump’ın hangi yönde karar alacağını yakından izliyor. Önde gelen ABD’li analistler, bir yanda tırmanma risklerine karşı uyarılarda bulunurken, diğer yanda diplomasiye öncelik verilmesi çağrıları yapıyor.

Şahinler cephesi

ABD yönetimi içindeki şahinler ve en sert kanat, İran’ı dizginlemenin tek yolunun askerî baskı olduğu görüşünde. Bu çizginin başında Savunma Bakanı Pete Hegseth yer alıyor. Hegseth, son açıklamalarında Pentagon’un Tahran’ın müzakereleri reddetmesi hâlinde “tamamen hazır” olduğunu belirterek, güvenlik ve komuta unsurları, balistik füze tesisleri ya da nükleer zenginleştirme programını hedef alabilecek askerî seçeneklere işaret etti.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’ndaki (CENTCOM) bazı sertlik yanlısı danışmanlar da Trump’a, İran’ın füze kabiliyetlerini felce uğratmayı hedefleyen “kararlı” önleyici saldırı seçenekleri sundu. Dışişleri Bakanı Marco Rubio da, füze programı ve bölgesel vekil güçler dosyasını içermeyen müzakerelerin anlamlı olmadığı görüşünü savunarak askerî baskının temel bir araç olduğunu vurguluyor. Bu ekip, yalnızca diplomasinin, özellikle Aralık 2025’ten bu yana 6 bin 400’den fazla göstericinin hayatını kaybettiği protestoların bastırılmasının ardından, İran rejimini “meşrulaştırma” riski taşıdığı görüşünde.

Saldırı senaryoları

Şahinler, esas olarak USS Abraham Lincoln uçak gemisi grubundan ve ABD ya da Avrupa’daki üslerden kalkacak stratejik bombardıman uçaklarından düzenlenecek saldırılara dayanan birden fazla senaryo hazırladı. Bu paketler, hayalet uçaklar, hassas güdümlü mühimmat ve İran hava savunmasını şaşırtmayı amaçlayan eşgüdümlü bombardımanları içeriyor; ABD uçaklarının kayıplarını asgariye indirmeyi hedefliyor.

Pentagon yetkilileri, hipersonik silah teknolojilerindeki ilerlemelerin yanı sıra elektronik ve siber harp alanlarındaki kabiliyet artışının ABD’ye sahada ciddi avantajlar sağlayacağını ifade ediyor. Buna karşılık, İran’ın olası bir askerî senaryoya hazırlık kapsamında kritik altyapısını tahkim ettiği, varlıklarını coğrafi olarak dağıttığı, yedek komuta-kontrol ağları oluşturduğu ve ilk saldırı dalgalarına dirençli geniş yeraltı tesisleri inşa ettiği de kabul ediliyor.

Güvercinler cephesi

Buna karşılık “güvercinler”, askerî tehdidi bir baskı aracı olarak kullanan, ancak ilk seçenek olarak görmeyen “güç yoluyla barış” ilkesine dayalı diplomatik bir hattı savunuyor. Bu yaklaşımın öncülüğünü Özel Temsilci Steve Witkoff yapıyor. Witkoff, geçen cuma Umman’ın Maskat kentinde yürütülen dolaylı müzakere turunu “iyi bir başlangıç” olarak nitelendirdi.

dvfe
Ortadoğu’daki operasyonlardan sorumlu ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper, ABD’nin özel temsilcisi Steve Witkoff ve ABD Başkanı’nın damadı ve danışmanı Jared Kushner ile birlikte “Abraham Lincoln” uçak gemisi üzerinde (ABD Donanması–AFP)

Trump’ın damadı Jared Kushner de Witkoff’a, Arap Denizi’nde USS Abraham Lincoln uçak gemisini ziyaretinde eşlik etti. Bu ziyaret, müzakerelerin askerî güç gölgesi altında yürütüldüğü mesajını verirken, görüşmelerin nükleer dosyayla sınırlı bir anlaşmaya odaklandığını gösterdi. Başkan Yardımcısı Vance de bu çizgiyi destekleyerek aceleci saldırıların ters sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

Güvercinler, ABD taleplerinin zenginleştirmenin durdurulması, füze programının sınırlandırılması ve bölgesel müttefiklere desteğin sona erdirilmesini içerdiğini; İran’ın ise füzeler ve bölgesel dosyaların “müzakere edilemez” olduğu görüşünde ısrar ettiğini belirtiyor.

Bu ekip, askerî bir saldırının İran’ı en güçlü kozlarından biri olan Hürmüz Boğazı’nı kapatmaya sevk edebileceği uyarısını yapıyor. Günde yaklaşık 21 milyon varil petrolün geçtiği boğaz, küresel arzın yaklaşık yüzde 21’ini oluşturuyor. Böyle bir adımın petrol fiyatlarını varil başına 200 dolar ve üzerine taşıyabileceği, ciddi ekonomik hasara yol açabileceği belirtiliyor. Güvercinler, ABD’nin askerî üstünlüğüne rağmen Tahran’ın herhangi bir Amerikan zaferini son derece maliyetli hâle getirebileceğini savunuyor.

sdfrg
ABD uçak gemisi “Abraham Lincoln” ve taarruz grubu, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) harekât sahasında (AFP)

Beyaz Saray kaynakları, Witkoff ekibinin müzakereler yoluyla rasyonel kararların alınabileceğine inandığını ve İran’ın, kendi ekonomisine vereceği ağır zarar nedeniyle Hürmüz’de seyrüseferi aksatma riskini göze almayacağını düşündüğünü aktarıyor. Witkoff’un ayrıca Mısır, Türkiye ve Katar’dan kıdemli diplomatların önerilerini masaya koyduğu; bu çerçevede İran’ın üç yıl boyunca zenginleştirmeyi durdurması, zenginleştirilmiş stoklarını ülke dışına çıkarması ve balistik füzeleri “kullanmamayı taahhüt etmesi” gibi maddelerin yer aldığı belirtiliyor.

Müzakerelerin anlamı

Şarku’l Avsat’ın New York Times’tan aktardığı analize göre  Trump’ın uzun soluklu müzakerelere sabrının sınırlı olduğunu İran’ın muhtemel tepkilerine karşı bölgedeki ABD kuvvetlerini takviye etmek için zamana ihtiyaç duyuyor. Gazete, Trump’ın diplomasiye bir şans verebileceğini, ancak bunun süresine dair soru işaretleri bulunduğunu kaydetti.

zxvdfgbh
ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın dini lideri Ali Hamaney ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yer aldığı kolaj fotoğraf (AFP)

Fox News’te ulusal güvenlik analisti olan emekli General Jack Keane ise pazartesi sabahı, İran’la müzakerelerin geçmişte de askerî operasyonlardan önce tekrar eden bir aşama olduğunu belirterek sürecin faydasına şüpheyle yaklaştı. Keane, “İran’ın bu süreçte iki amacı var: Birincisi, olası bir ABD askerî harekâtını geciktirmek için müzakereleri mümkün olduğunca uzatmak; ikincisi ise ekonomisi kötü durumda olduğu için yaptırımların hafifletilmesini sağlayacak bir anlaşma elde etmek” dedi.

1999–2003 yılları arasında ABD Genelkurmay Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Keane, tercih edilmesi gereken seçeneğin askerî yol olduğunu savundu. Keane’e göre, bir anlaşma sağlansa bile İran “hile yapmaya ve Orta Doğu’yu istikrarsızlaştırmaya devam edecek”; rejimin ömrünü birkaç yıl daha uzatmak “mantıklı değil”.

Keane, en iyi seçeneğin İran rejiminin çöküşüne zemin hazırlamak olduğunu, İsrail ve ABD’nin ortak bir operasyon yürütmesinin muhtemel bulunduğunu ifade etti. Ayrıca, İran’ın misillemelerine karşı bölgeye askerî kaynak transferinin sürdürülmesi, operasyonun sınırlı ve kısa süreli değil; rejimin tüm unsurları ve destekçileriyle birlikte askerî, özellikle de füze kapasitelerinin yok edilmesini hedefleyen kapsamlı bir kampanya olması gerektiğini savundu.