Irak’ta istifa eden Başbakan Abdulmehdi’nin göreve iade tartışması

Iraklı göstericiler, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle düzenlenen etkinliğe destek veriyor (AP)
Iraklı göstericiler, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle düzenlenen etkinliğe destek veriyor (AP)
TT

Irak’ta istifa eden Başbakan Abdulmehdi’nin göreve iade tartışması

Iraklı göstericiler, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle düzenlenen etkinliğe destek veriyor (AP)
Iraklı göstericiler, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle düzenlenen etkinliğe destek veriyor (AP)

Ahmed es-Suheyl
Irak’ta siyasi taraflar arasında, protestoların baskısı altında istifa eden Başbakan Adil Abdulmehdi’nin göreve iadesi tartışmaları yeniden gündeme geldi.
Bu öneri, göstericilerin yanı sıra siyasi partilerin büyük bir çoğunluğu tarafından reddediliyor.
Kulis bilgileri, İran’a yakınlığıyla bilinen Bina Koalisyonu’nun Abdulmehdi’nin yeniden başbakanlık makamına geçmesi veya halihazırda başında bulunduğu ‘yetkileri sınırlandırılmış günlük işleri yürütmekle sorumlu hükümetin’ erken seçimlere kadar devam etmesi için çabaladığına işaret ediyor.
 
Önerinin sahibi ve reddeden cephe
Summaria News isimli haber sitesine konuşan bir siyasi kaynak, “İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani’nin Irak ziyaretinin amacı, görevinden istifa eden Başbakan Adil Abdulmehdi’nin erken seçimler düzenlenene kadar görevine devam etmesi önerisinde bulunmaktı” dedi.
Kaynak, “Cumhurbaşkanı Berhem Salih ile Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki’nin de aralarında bulunduğu bazı siyasi liderler bu öneriyi reddetti” ifadelerini kullandı.
Bu öneriye en çok tepki gösteren tarafın, 5 aydır meydanları terk etmeyen ve Abdulmehdi’yi protesto hareketini sindirmeye çalışmakla suçlayan göstericiler olması bekleniyor. Ayrıca Iraklı Şiilerin en üst dini mercii Ali es-Sistani’nin de bu duruma karşı çıkacağı öngörülüyor.
Öneriyi reddeden cephede Sadr Hareketi, Nasr Koalisyonu, Ulusal Hikmet Hareketi, Vataniye Koalisyonu ile diğer bazı partiler yer alıyor.
 
Başbakan adayı krizinde uzlaşı ihtimali
Şarku’l Avsat Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, yeni başbakan adayı krizini çözümü için son üç gündür Şii siyasi partiler içinde yoğun toplantılar düzenleniyor. Başbakanlık makamı için Irak Ulusal İstihbarat Kurumu Müdürü Mustafa el-Kazımi ve eski bakan Ali eş-Şukri isimlerinin ön plana çıktığı belirtiliyor.
İran destekli Şii partilerin Kazımi’ye yönelik itirazları, Şemhani ile yapılan görüşmenin ardından azalmış gibi görünüyor. Siyasi partilerin Kazımi üzerinde uzlaşı sağlaması muhtemeldir. Çünkü Kazımi, ABD ve İran arasında çözüm unsuru olarak görülüyor. Şukri’nin adaylık şansını zorlaştıran faktör ise Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr’ın bu adaylığa karşı çıkması. Şukri, geçtiğimiz yıllarda Sadr Hareketi kadrolarından ayrılmıştı.
 
En büyük parlamento grubu ve Abdulmehdi’nin dönüşü
Bina Koalisyonu Milletvekili Halid el-Esedi, açıklamasında, “Siyasi partiler arasında hükümetin kurulması ve yeni bir aday seçilmesi yönünde müzakereler yapılıyor. Uzlaşı sağlanamaması halinde Abdulmehdi’nin görev süresini uzatma önerisinde bulunanlar var. Abdulmehdi hükümetine yeniden güvenoyu verilmesi fikrini öne sürenler, objektif gerekçeler dile getiriyor. Genel eğilim ise yeni bir adayın seçilmesi yönünde. Üzerinde tartışılan adaylar var. Müzakerenin bu hafta içinde sonuçlanmasını ümit ediyoruz ki böylece Cumhurbaşkanı Berhem Salih anayasada en büyük parlamento grubuyla ilgili prosedürleri uygulayabilsin. Bina Koalisyonu’nu en büyük parlamento grubu olarak görüyoruz” dedi.
 
Fetih yalanladı
Fetih Koalisyonu Milletvekili Hanin Kudva, ülke basında Abdulmehdi’nin göreve iadesi için Şii-Sünni-Kürt koalisyonun oluşturulduğu yönünde çıkan iddiayı yalanladı.
Kudva, “Böyle bir koalisyon yok. Yeni bir başbakan seçilmesi için çalışmalar devam ediyor. Abdulmehdi’nin göreve iadesinin önünde engeller var. Birinci engel, iktidar değişikliğinin barışçıl yollarla yapılmasını destekleyen Irak anayasasıdır. Anayasa, istifasını sunan bir başbakanın geri dönmesine izin vermez. İkinci engel ise Abdulmehdi’nin iktidarda olmasına karşı olan halktır” diye konuştu.
 
Mevcut durum tüm tarafları razı olmaya zorlayabilir
Bağımsız siyasetçi İbrahim es-Sumeydi, “Herkes Abdulmehdi’nin göreve iadesinden endişe ediyor. Ancak siyasi müzakerelerin alternatif üzerinde uzlaşı sağlayamaması durumunda bu durumu kabullenmek zorunda kalabilirler” dedi.
Independent Arabia’ya konuşan Sumeydi, “Uluslararası, bölgesel ve siyasi krizlerin üstesinden gelecek yönetim ve siyasi tecrübesi bulunan ve bu makama oturmaya yetkin tüm isimler, şu anki ekonomik kriz ve petrol fiyatlarındaki düşüş sebebiyle başbakanlık koltuğuna oturma hususunda isteksiz görünüyor. Abdulmehdi’nin seçim tarihini belirlemesi ve seçimlere ilişkin yasal düzenlemeler yapması durumunda ve siyasi partilerin de onayı olursa günlük işleri yürütmekle sorumlu hükümetin başında kalma ihtimali olabilir. Fakat bu aynı zamanda anayasanın ihlali anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.
Irak’ta yeni başbakan adayının seçilmesi için tanınan anayasal sürenin sona ermesinin ardından Abdulmehdi’nin 2 Mart’ta günlük işleri yürütmekle sorumlu hükümetin başkanlığından istifa etmesi bekleniyordu ancak bunun yerine hükümet toplantılarına katılmama kararı aldığını duyurdu. Ayrıca seçimlerin 4 Aralık’ta düzenlenmesi teklifinde bulunan Abdulmehdi, Meclis’i seçim yasası ve Seçim Komiserliği’yle ilgili düzenlemeleri tamamlamaya çağırdı.
 
Destek veren silahlı gruplar
Iraklı gazeteci Mustafa Nasır, açıklamasında şu ifadeleri kullandı;
“Fetih Koalisyonu’na bağlı askeri gruplar Abdulmehdi’nin göreve iadesini istiyor. Bu adımın önünde birçok engel gözüküyor. En başta da Abdulmehdi’nin yaptığı son açıklama geliyor. Nitekim Abdulmehdi, göreve devam etme konusunda istekli olmadığını belirtti. Ayrıca bunun için tanınan anayasal süre bitmek üzere ve Abdulmehdi’nin ismi adaylar arasında bulunmuyor. Abdulmehdi ismi ikinci bir kişinin başbakanlık makamına geçmesini engellemek ümidiyle sadece medyada dolaşıyor. Bazı siyasi partilerin başka bir adayın geçmesini engellemek adına Abdulmehdi’nin kalmasını olabildiğince uzatmaya çalışacağı görüşündeyim.”
 
Geri dönüşü imkânsız
Gazeteci Haydar el-Bedri, “Çoğu siyasi parti bir kez daha Abdulmehdi’nin geri dönüşünü reddettiğini ilan etti. Galiba bu konuda destek veren bir tek Kürt partileri var. Abdulmehdi’nin geri dönüşü artık imkânsız. Şii partiler tarafından destek görmesi oldukça zor. Bu partilerin bir kez daha Abdulmehdi’ye destek vermesi, kendi elleriyle sonlarını getirme anlamına gelir. Şii partilerin geleneksel tercihler yerine liberallere yakın yeni bir seçeneğinin olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.
 
İran ulusal güvenlik tehdidi
Siyasi analist Ahmed eş-Şerifi, açıklamasında şunları söyledi;
“İran’a yakın partiler Abdulmehdi’nin göreve iadesi için çalışıyorlar ancak başarısız olacaklar. Ali Şemhani’nin Irak’a gelmesinin hedefi, Abdulmehdi’nin göreve devam etmesi ve bunun önündeki engelleri kaldırmaktı. İran, başbakanlık makamına bağımsız bir ismin geçmesini ulusal güvenliği için tehdit olarak görüyor. Ancak aralarındaki birliğin çökmesi sebebiyle İran’a yakın partilerin başka seçeneklere yönelmek zorunda kalacağını öngörüyorum. Bu partiler Abdulmehdi’nin yeniden dönmesine destek verme niyetlerinin olduğunu yalanlıyorlar. Çünkü bu konuda sokağın ve dini mercinin (Ali es-Sistani) reddedici tavrını biliyorlar. Ancak yine de üstü örtülü bir biçimde Abdulmehdi’nin dönüşüne destek veriyorlar.”



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.