Irak’ta istifa eden Başbakan Abdulmehdi’nin göreve iade tartışması

Iraklı göstericiler, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle düzenlenen etkinliğe destek veriyor (AP)
Iraklı göstericiler, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle düzenlenen etkinliğe destek veriyor (AP)
TT

Irak’ta istifa eden Başbakan Abdulmehdi’nin göreve iade tartışması

Iraklı göstericiler, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle düzenlenen etkinliğe destek veriyor (AP)
Iraklı göstericiler, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle düzenlenen etkinliğe destek veriyor (AP)

Ahmed es-Suheyl
Irak’ta siyasi taraflar arasında, protestoların baskısı altında istifa eden Başbakan Adil Abdulmehdi’nin göreve iadesi tartışmaları yeniden gündeme geldi.
Bu öneri, göstericilerin yanı sıra siyasi partilerin büyük bir çoğunluğu tarafından reddediliyor.
Kulis bilgileri, İran’a yakınlığıyla bilinen Bina Koalisyonu’nun Abdulmehdi’nin yeniden başbakanlık makamına geçmesi veya halihazırda başında bulunduğu ‘yetkileri sınırlandırılmış günlük işleri yürütmekle sorumlu hükümetin’ erken seçimlere kadar devam etmesi için çabaladığına işaret ediyor.
 
Önerinin sahibi ve reddeden cephe
Summaria News isimli haber sitesine konuşan bir siyasi kaynak, “İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani’nin Irak ziyaretinin amacı, görevinden istifa eden Başbakan Adil Abdulmehdi’nin erken seçimler düzenlenene kadar görevine devam etmesi önerisinde bulunmaktı” dedi.
Kaynak, “Cumhurbaşkanı Berhem Salih ile Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki’nin de aralarında bulunduğu bazı siyasi liderler bu öneriyi reddetti” ifadelerini kullandı.
Bu öneriye en çok tepki gösteren tarafın, 5 aydır meydanları terk etmeyen ve Abdulmehdi’yi protesto hareketini sindirmeye çalışmakla suçlayan göstericiler olması bekleniyor. Ayrıca Iraklı Şiilerin en üst dini mercii Ali es-Sistani’nin de bu duruma karşı çıkacağı öngörülüyor.
Öneriyi reddeden cephede Sadr Hareketi, Nasr Koalisyonu, Ulusal Hikmet Hareketi, Vataniye Koalisyonu ile diğer bazı partiler yer alıyor.
 
Başbakan adayı krizinde uzlaşı ihtimali
Şarku’l Avsat Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, yeni başbakan adayı krizini çözümü için son üç gündür Şii siyasi partiler içinde yoğun toplantılar düzenleniyor. Başbakanlık makamı için Irak Ulusal İstihbarat Kurumu Müdürü Mustafa el-Kazımi ve eski bakan Ali eş-Şukri isimlerinin ön plana çıktığı belirtiliyor.
İran destekli Şii partilerin Kazımi’ye yönelik itirazları, Şemhani ile yapılan görüşmenin ardından azalmış gibi görünüyor. Siyasi partilerin Kazımi üzerinde uzlaşı sağlaması muhtemeldir. Çünkü Kazımi, ABD ve İran arasında çözüm unsuru olarak görülüyor. Şukri’nin adaylık şansını zorlaştıran faktör ise Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr’ın bu adaylığa karşı çıkması. Şukri, geçtiğimiz yıllarda Sadr Hareketi kadrolarından ayrılmıştı.
 
En büyük parlamento grubu ve Abdulmehdi’nin dönüşü
Bina Koalisyonu Milletvekili Halid el-Esedi, açıklamasında, “Siyasi partiler arasında hükümetin kurulması ve yeni bir aday seçilmesi yönünde müzakereler yapılıyor. Uzlaşı sağlanamaması halinde Abdulmehdi’nin görev süresini uzatma önerisinde bulunanlar var. Abdulmehdi hükümetine yeniden güvenoyu verilmesi fikrini öne sürenler, objektif gerekçeler dile getiriyor. Genel eğilim ise yeni bir adayın seçilmesi yönünde. Üzerinde tartışılan adaylar var. Müzakerenin bu hafta içinde sonuçlanmasını ümit ediyoruz ki böylece Cumhurbaşkanı Berhem Salih anayasada en büyük parlamento grubuyla ilgili prosedürleri uygulayabilsin. Bina Koalisyonu’nu en büyük parlamento grubu olarak görüyoruz” dedi.
 
Fetih yalanladı
Fetih Koalisyonu Milletvekili Hanin Kudva, ülke basında Abdulmehdi’nin göreve iadesi için Şii-Sünni-Kürt koalisyonun oluşturulduğu yönünde çıkan iddiayı yalanladı.
Kudva, “Böyle bir koalisyon yok. Yeni bir başbakan seçilmesi için çalışmalar devam ediyor. Abdulmehdi’nin göreve iadesinin önünde engeller var. Birinci engel, iktidar değişikliğinin barışçıl yollarla yapılmasını destekleyen Irak anayasasıdır. Anayasa, istifasını sunan bir başbakanın geri dönmesine izin vermez. İkinci engel ise Abdulmehdi’nin iktidarda olmasına karşı olan halktır” diye konuştu.
 
Mevcut durum tüm tarafları razı olmaya zorlayabilir
Bağımsız siyasetçi İbrahim es-Sumeydi, “Herkes Abdulmehdi’nin göreve iadesinden endişe ediyor. Ancak siyasi müzakerelerin alternatif üzerinde uzlaşı sağlayamaması durumunda bu durumu kabullenmek zorunda kalabilirler” dedi.
Independent Arabia’ya konuşan Sumeydi, “Uluslararası, bölgesel ve siyasi krizlerin üstesinden gelecek yönetim ve siyasi tecrübesi bulunan ve bu makama oturmaya yetkin tüm isimler, şu anki ekonomik kriz ve petrol fiyatlarındaki düşüş sebebiyle başbakanlık koltuğuna oturma hususunda isteksiz görünüyor. Abdulmehdi’nin seçim tarihini belirlemesi ve seçimlere ilişkin yasal düzenlemeler yapması durumunda ve siyasi partilerin de onayı olursa günlük işleri yürütmekle sorumlu hükümetin başında kalma ihtimali olabilir. Fakat bu aynı zamanda anayasanın ihlali anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.
Irak’ta yeni başbakan adayının seçilmesi için tanınan anayasal sürenin sona ermesinin ardından Abdulmehdi’nin 2 Mart’ta günlük işleri yürütmekle sorumlu hükümetin başkanlığından istifa etmesi bekleniyordu ancak bunun yerine hükümet toplantılarına katılmama kararı aldığını duyurdu. Ayrıca seçimlerin 4 Aralık’ta düzenlenmesi teklifinde bulunan Abdulmehdi, Meclis’i seçim yasası ve Seçim Komiserliği’yle ilgili düzenlemeleri tamamlamaya çağırdı.
 
Destek veren silahlı gruplar
Iraklı gazeteci Mustafa Nasır, açıklamasında şu ifadeleri kullandı;
“Fetih Koalisyonu’na bağlı askeri gruplar Abdulmehdi’nin göreve iadesini istiyor. Bu adımın önünde birçok engel gözüküyor. En başta da Abdulmehdi’nin yaptığı son açıklama geliyor. Nitekim Abdulmehdi, göreve devam etme konusunda istekli olmadığını belirtti. Ayrıca bunun için tanınan anayasal süre bitmek üzere ve Abdulmehdi’nin ismi adaylar arasında bulunmuyor. Abdulmehdi ismi ikinci bir kişinin başbakanlık makamına geçmesini engellemek ümidiyle sadece medyada dolaşıyor. Bazı siyasi partilerin başka bir adayın geçmesini engellemek adına Abdulmehdi’nin kalmasını olabildiğince uzatmaya çalışacağı görüşündeyim.”
 
Geri dönüşü imkânsız
Gazeteci Haydar el-Bedri, “Çoğu siyasi parti bir kez daha Abdulmehdi’nin geri dönüşünü reddettiğini ilan etti. Galiba bu konuda destek veren bir tek Kürt partileri var. Abdulmehdi’nin geri dönüşü artık imkânsız. Şii partiler tarafından destek görmesi oldukça zor. Bu partilerin bir kez daha Abdulmehdi’ye destek vermesi, kendi elleriyle sonlarını getirme anlamına gelir. Şii partilerin geleneksel tercihler yerine liberallere yakın yeni bir seçeneğinin olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.
 
İran ulusal güvenlik tehdidi
Siyasi analist Ahmed eş-Şerifi, açıklamasında şunları söyledi;
“İran’a yakın partiler Abdulmehdi’nin göreve iadesi için çalışıyorlar ancak başarısız olacaklar. Ali Şemhani’nin Irak’a gelmesinin hedefi, Abdulmehdi’nin göreve devam etmesi ve bunun önündeki engelleri kaldırmaktı. İran, başbakanlık makamına bağımsız bir ismin geçmesini ulusal güvenliği için tehdit olarak görüyor. Ancak aralarındaki birliğin çökmesi sebebiyle İran’a yakın partilerin başka seçeneklere yönelmek zorunda kalacağını öngörüyorum. Bu partiler Abdulmehdi’nin yeniden dönmesine destek verme niyetlerinin olduğunu yalanlıyorlar. Çünkü bu konuda sokağın ve dini mercinin (Ali es-Sistani) reddedici tavrını biliyorlar. Ancak yine de üstü örtülü bir biçimde Abdulmehdi’nin dönüşüne destek veriyorlar.”



Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.

Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.

Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.

Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.

efrgt87kı8
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.

Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.

Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.

Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.


Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.