Arap Koalisyonu’nun ateşkes ilanı Arap ve uluslararası arena tarafından memnuniyetle karşılandı

Arap Koalisyonu’nun ateşkes ilanı Arap ve uluslararası arena tarafından memnuniyetle karşılandı
TT

Arap Koalisyonu’nun ateşkes ilanı Arap ve uluslararası arena tarafından memnuniyetle karşılandı

Arap Koalisyonu’nun ateşkes ilanı Arap ve uluslararası arena tarafından memnuniyetle karşılandı

Arap Koalisyonu’nun ateşkes ilanı Arap ve uluslararası arena tarafından memnuniyetle karşılandıRiyad/ Şarku’l Avsat
Yemen'de meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu’nun iki haftalık kapsamlı ateşkes kararı, Arap ve uluslararası arena tarafından büyük bir memnuniyetle karşılandı.
Birleşmiş Milletler (BM) Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths, yaptığı açıklamada, ateşkes ilanından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Griffiths’in ofisi tarafından yayınlanan açıklamada, ateşkes bildirgesinin BM liderliğindeki barış sürecini desteklediği ve koronavirüs salgınının yayılmasını önlemek amacıyla Yemen’de atılan en önemli adım olduğu kaydedildi. Ayrıca ateşkesin, salgının yayılmasının önüne geçmek adına yapılan ateşkes çağrılarının ardından geldiğine vurgu yapıldı.

Birleşmiş Milletler (BM)
Griffiths, Suudi Arabistan Krallığı'na ve meşrutiyeti destekleyen Arap Koalisyonu’na içerisinden geçtiği zor zamanlarda Yemen ile ilgili hassasiyetlerinden ötürü minnettarlığını dile getirdi. Tarafların bu fırsatı değerlendirmeleri gerektiğini ifade eden Griffiths, bir an önce düşmanlıkların durdurulması ve kapsamlı ve sürdürülebilir bir barışa doğru ilerleme kaydedilmesi çağrısında bulundu.
BM Yemen Özel Temsilcisi Griffiths, Arap Koalisyonu’nun ateşkes ilanının yakın gelecekte taraflarca bir anlaşmanın yapılmasını sağlayacak bir ortam yaratacağını umduğunu dile getirdi.
 
Arap Birliği
Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, Yemen'de meşrutiyeti destekleyen Arap Koalisyonu’nun ateşkes ilanını memnuniyetle karşıladı ve Husi milislerinden bu ateşkese uymalarını istedi. Bu kararın, koalisyonun dünyayı etkisi altına alan koronavirüsle mücadeledeki sorumluluğunu gösterdiğini belirten Ahmed Ebu Gayt, Husilerin Yemen’de kan dökülmesine son verecek olan böyle bir fırsata olumlu cevap vermeleri ve bağlılık göstermeleri gerektiğini vurguladı.
Ebu Gayt, şu anda herkesin karşı karşıya kaldığı zorluğun ciddiyetinin farkındalığını yansıtan bu önemli girişimin ilk galibinin Yemen halkı olduğuna dikkat çekti.
 
Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi (KİK)
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Dr. Nayef el-Hacraf, Arap Koasliyonu’nun kararını memnuniyetle karşıladı.
Bu ateşkes kararının, BM Yemen Özel Temsilcisi’nin Yemen'de meşru hükümet ile Husiler arasında bir toplantı düzenlenmesi yönündeki çağrısı için uygun koşulları yaratabileceğine dair umudunu dile getiren el-Hacraf, böylece ülkede daimi bir ateşkesin uygulanması için gerekli adımların atılabileceğini, ilgili mekanizmaların oluşturulabileceğini ve taraflar arasındaki siyasi istişarelerin yeniden başlayabileceğini söyledi.
Hacraf, BM Genel Sekreteri’nin dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgınıyla mücadeleye odaklanılması için tüm dünyada ateşkes yapılması çağrısına yönelik desteklerini teyit etti. Ayrıca Husilerden, ateşkes çağrısına olumlu yanıt vermelerini, çabalarını salgınla mücadeleye odaklamalarını ve çatışmanın sona ermesi içi BM Genel Sekreteri’nin başlattığı barış sürecine katılmalarını talep etti.
 
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT)
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Yusuf el-Useymin, Arap Koalisyonu Ortak Kuvvetler Komutanlığı’nın ateşkes kararının, Yemen'in koronavirüs salgınıyla mücadelesi için bu zorlu zamanda başlatılan takdire şayan insani bir girişim olduğunu söyledi. Yemen halkının sıkıntılarının hafifletilmesi ve siyasi çabaların başarılı olması amacıyla gerekli koşulların sağlanmasına yönelik atılan bu ciddi adım karşısında takdirlerini dile getiren el-Useymin, Yemen halkının yanında olduklarını ve üzerinde uzlaşıya varılacak kapsamlı ve adil çözümü desteklemeye devam ettiklerini ifade etti.
 
Mısır
Mısır, Arap Koalisyonu tarafından açıklanan ateşkes kararından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Mısır Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, bu ateşkes kararının, BM Yemen Özel Temsilcisi’nin Yemen'de meşru hükümet ile Husiler arasında bir toplantı düzenlenmesi yönündeki çağrısı için uygun koşulları yaratabileceğinin umulduğu ifade edildi. Böylece ülkede daimi bir ateşkesin uygulanması için gerekli adımların atılabileceği, ilgili mekanizmaların oluşturulabileceği ve taraflar arasındaki siyasi istişarelerin yeniden başlayabileceği belirtildi.
Açıklamada, ‘Yemen'de barış, güvenlik ve istikrarın sağlanması, birlik ve bütünlüğünün güvence altına alınması ve halkın çektiği acıların hafifletilmesi’ için başlatılan böyle bir girişime sonuna kadar destek olunacağı ifade edildi.
 
Ürdün
Ürdün Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Yemen'de meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu’nun bu kararının, BM Yemen Özel Temsilcisi’nin Yemen'de meşru hükümet ile Husiler arasında bir toplantı yapılması yönündeki çağrısı için uygun koşulların sağlanması adına atılan önemli bir adım olduğu belirtildi.
Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safadi, bu ateşkes kararının Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyonun ‘Yemen'deki güvenliğin ve barışın yeninden sağlanması, Yemenlilerin daha fazla mali ve insani krizle karşı karşıya kalmamaları ve Yemen krizine siyasi çözüm bulunması’ arzusunun bir göstergesi olduğunu dile getirdi.
Ayrıca Safadi, ilgili referanslar doğrultusunda Yemen krizine siyasi bir çözüm bulunması için mümkün olan her türlü desteği sağlayacaklarını bir kez daha vurguladı.
 
Bahreyn
Bahreyn, Yemen'de meşruiyeti destekleyen Arap Koalisyonu’nun BM’nin çağrısı üzerine iki haftalık süreyle kapsamlı ateşkes ilan etmesini memnuniyetle karşıladı. Bahreyn Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, koronavirüs salgını dolayısıyla ortaya çıkan koşulları dikkate alan ve asil insani bir tutumu ifade eden bu cesur karara övgüde bulunuldu. Açıklamada, alınan bu kararın Yemenlilerin yaşamı, güvenliği ve yüksek çıkarları konusundaki koalisyonun hassasiyetini yansıttığı ve vatandaşları dünyayı etkisi altına alan bu salgından koruma konusundaki samimi arzusunu gösterdiği ifade edildi.
Yemen'in yaşadığı ekonomik koşulların üstesinden gelmesine, halkın temel ihtiyaçlarını karşılamasına ve acılarının hafifletilmesine yardımcı olmak amacıyla Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz’in verdiği cömert desteğe vurgu yapılan açıklamada, tüm Yemen topraklarında düşmanlıkları sonlandıracak kapsamlı bir ateşkesin önünü açabilecek bu insani girişime Husi milislerinin olumlu yanıt vermelerinin umulduğu dile getirildi.
 
Arap Parlamentosu
Arap Parlamentosu Başkanı Dr. Meşal bin Fehm es-Silmi, Arap Koalisyonu’nun ateşkes ilanının insani boyutlarına dikkat çektiği açıklamasında, bu ateşkes ilanının öncelikle halkın acılarını hafifletmeyi ve koronavirüs salgınıyla mücadelede onları desteklemeyi hedeflediğini söyledi. Ayrıca Yemen'de meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu’nun BM Genel Sekreteri’nin çağrısına yanıt verme konusundaki samimi arzusunun bu ateşkes ilanıyla kendini gösterdiğini dile getirdi.
Arap Parlamentosu Başkanı, Suudi Arabistan'ın ‘BM’nin Yemen'deki insani müdahale planına verdiği sürekli desteği’ takdir etti.
Suudi Arabistan son olarak insani yardım çalışmalarına destek olmak üzere 500 milyon dolar bağışta bulunmuş, Kral Selman Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi (KSRelief) de Yemen'de koronavirüs ile mücadele kapsamında tıbbi cihaz ve malzemeler gibi gerekli ihtiyaçların karşılanması adına sözleşmeler imzalamıştı.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.