Bilim dünyası: Virüs Çin’de üretilmedi iddialar asılsız

Bilim dünyası: Virüs Çin’de üretilmedi iddialar asılsız
TT

Bilim dünyası: Virüs Çin’de üretilmedi iddialar asılsız

Bilim dünyası: Virüs Çin’de üretilmedi iddialar asılsız

Dünya, yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) tedavisini ve aşısını bulmak için yarışırken, İngiltere’de yapılan bir bilimsel araştırma Pekin’i ‘virüsün laboratuvar ürünü’ olduğu şüphelerinden arındırıyor.
Nobel Barış Ödülü sahibi bir Fransız doktorun da virüsten Pekin’i sorumlu tutması sonrasında virüsün Çin kökenli olduğu hususunda tartışma da büyük bir ivme kazandı.
HIV (AIDS) virüsünü keşfeden Fransız virolog Luc Antoine Montagnier, geçen hafta bir tıp sitesine verdiği röportajda, yeni tip koronavirüse, Çin’in Vuhan kentindeki bir laboratuvarda AIDS’e karşı bir aşı üretmeye çalışılırken yaşanan bir hatanın yol açtığını iddia etti. Nobel ödüllü Prof. Dr. Luc Montagnier, kanıt olarak da bu virüsün geninde HIV kesitlerinin görüldüğünü ve bu durumun doğal şekilde gerçekleşmeyeceğini ileri sürdü.
Cambridge: Virüsü Çin üretmedi
Fransız profesörün görüşünün aksine Cambridge Üniversitesi’nden araştırmacılar tarafından yürütülen bir araştırmada, Çin’in masum olduğu savunuldu. Araştırma ekibi, 24 Aralık 2019 ve 4 Mart 2020 tarihleri arasında dünyanın farklı bölgelerinden alınan virüs genomlarının analizlerini inceledi. Araştırma, ‘A, B, C’ adını verdikleri, virüsle yakından ilişkili üç farklı şekil ortaya koydu.
8 Nisan’da Ulusal Bilimler Akademisi Bildiriler Kitabı’nda (PNAS) sonuçları yayınlanan söz konusu çalışma, A’nın ‘yarasadan insana geçen ve B ailesine mutasyona uğrayan, daha sonra ise B’den C’ye mutasyona uğrayan’ ilk tür olduğuna dikkati çekti.
Araştırmanın yazarları, Çin genelinde ve Vuhan’da görülen versiyonun A olduğunu, Çin’deki ABD’lilerin virüsü kendi ülkelerine taşıdığını, daha sonra bu türün Doğu Asya ülkelerine yayılan B türüne ve B türünün de Singapur’dan Avrupa’ya taşınan C türüne dönüştüğünü belirtti.
Mısır’da Zewail Bilim ve Teknoloji Kompleksi Mikrobiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Muhammed el-Hadidi, “Bu çalışma, yorumdan öteye geçmeyen ve bilimsel bir şekilde kanıtlanmamış, akademik bir dergi de de yayınlanmamış, Nobel ödüllü Fransız doktorun görüşünü yalanlıyor” ifadelerini kullandı. Hadidi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Bu çalışma, yarasadan insana geçen virüs türünün normal bir durum olduğunu, ikinci türün asıl türün mutasyona uğramış şekli olduğunu ve ikinciden de üçüncüye mutasyonun yaşandığını gösteriyor” ifadelerini kullandı.
Montagnier’in yeni tip koronavirüste AIDS’in parçalarının görüldüğü iddiasına da değinen Hadidi, “Laboratuvar ürünü olduğunun bir kanıtı yok” dedi. Aynı şekilde Zewail Bilim ve Teknoloji Kompleksi Mikrobiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Muhammed Mithat da Fransız doktorun iddialarına katılmıyor. Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada Mithat, “Söyledikleri, büyük yanılgı. Çünkü virüs, AIDS dışındaki 12 virüsten de parçalar taşıyor. Ve o, AIDS’e odaklanıp diğerlerini göz ardı ediyor” diyerek, Fransız doktorun belirli bir görüşü dayatmak istediğine dikkati çekti.
Öte yandan Cambridge Üniversitesi’nde genetik uzmanı olarak çalışan Peter Forster, virüs genom analizlerinin, aşı üretme çabalarına yardımcı olacağını söylerken, “Ortak türlerin bilinmesi, onu tedavi eden aşının üretilmesine yardımcı olacaktır. Ancak yine de daha fazla araştırmaya ihtiyacımız var” değerlendirmesinde bulundu.



Tayvanlı muhalefet lideri Çin'e nadir bir ziyaret gerçekleştiriyor

Tayvanlı muhalefet lideri Cheng Li-wen (Reuters)
Tayvanlı muhalefet lideri Cheng Li-wen (Reuters)
TT

Tayvanlı muhalefet lideri Çin'e nadir bir ziyaret gerçekleştiriyor

Tayvanlı muhalefet lideri Cheng Li-wen (Reuters)
Tayvanlı muhalefet lideri Cheng Li-wen (Reuters)

Tayvan muhalefet lideri Cheng Li-wen, ABD Başkanı Donald Trump'ın ziyaretinden sadece birkaç hafta önce, Pekin ile bağları güçlendirmeyi amaçlayan nadir bir ziyaret olan altı günlük Çin gezisine bugün başlıyor.

Cheng, on yıl içinde Çin'i ziyaret eden ilk Kuomintang (KMT) parti lideri olacak.

Ziyareti, ABD'nin Tayvan'daki muhalif milletvekillerine adaya yaklaşık 40 milyar dolarlık silah satışını onaylamaları için baskı yaptığı bir dönemde yapılıyor.

Birçok Tayvanlı yetkili ve uzmana göre, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping bu ziyareti kendi konumunu güçlendirmek ve ABD'nin Tayvan'a daha fazla silah satışını engellemek için kullanmak istiyor.

Adanın başlıca güvenlik garantörü olarak Washington, Taipei'nin en büyük silah tedarikçisidir; bu durum Pekin'i kızdırmaktadır.

Cheng, ABD'ye gitmeden önce bu seyahat sırasında Şi ile görüşmekte ısrar etti.

Kuomintang partisi, Tayvan'ı kendi topraklarının bir parçası olarak gören ve gerekirse güç kullanarak ilhak etmekle tehdit eden Çin ile daha yakın ilişkileri desteklemektedir.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Kuomintang partisinin zirvesine beklenmedik bir şekilde yükselen ve ekim ayında bu göreve geldikten sonra Şi'den tebrik mesajı alan Zheng, parti içindekiler de dahil olmak üzere eleştirmenler tarafından Çin yanlısı olmakla suçlanıyor.

Barış ve istikrar gezisi

Gezi öncesinde, Tayvan'ın Çin ile ilgilenen en üst düzey siyasi organı, Pekin'in “Tayvan'ın ABD'den askeri alımlarını ve diğer ülkelerle iş birliğini kesmeye çalışacağı” konusunda uyarıda bulunmuştu; Kuomintang partisi bu iddiayı reddediyor.

Cheng geçen hafta, “Bu gezi tamamen Tayvan Boğazı'nda barış ve istikrar içindir ve silah alımları veya diğer konularla hiçbir ilgisi yoktur” ifadelerini kullandı.

Tayvanlı milletvekilleri arasında, hükümetin savunmaya 1,25 trilyon NT$ (39 milyar ABD doları) harcama planı konusunda anlaşmazlıklar yoğunlaştı; bu plan, muhalefetin kontrolündeki parlamentoda aylardır askıda kalmış durumda.

Cheng, Şanghay, Nanjing ve Pekin'i ziyaret ederek altı gün Çin'de kalacak ve burada Şi Cinping ile görüşmeyi umuyor.

Kuomintang (KMT) üyeleri düzenli olarak yetkililerle görüşmeler için Çin'e seyahat etse de Pekin'i ziyaret eden son KMT lideri 2016'da Hong Hsiu-chu olmuştu.

Çin, Demokratik İlerici Parti'den Tsai Ing-wen'in cumhurbaşkanlığını kazanmasının ve Pekin'in ada üzerindeki hak iddialarını reddetmesinin ardından o yıl Tayvan ile üst düzey iletişimi kesti.

O zamandan beri iki taraf arasındaki ilişkiler kötüleşti; Çin, Tayvan yakınlarındaki bölgelere neredeyse her gün savaş uçakları ve savaş gemileri göndererek ve düzenli olarak büyük ölçekli askeri tatbikatlar yaparak askeri baskıyı yoğunlaştırdı.

Çin kuvvetleriTayvan'ın güneyinde düzenlenen tatbikatlarda iki füze ateşledi (Arşiv-Reuters)Çin kuvvetleriTayvan'ın güneyinde düzenlenen tatbikatlarda iki füze ateşledi (Arşiv-Reuters)

ABD Baskısı

Cheng'in Çin ziyareti, Donald Trump'ın Şi Cinping ile yapacağı zirve için planlanan Pekin ziyaretinden bir ay önce gerçekleşiyor.

Amerika Birleşik Devletleri, Tayvan'daki muhalif milletvekillerine, olası bir Çin saldırısını caydırmak için Amerikan silahları da dahil olmak üzere savunma silahları satın alma önerisini desteklemeleri yönünde artan bir baskı uyguluyor.

Cheng, hükümetin önerisini şiddetle eleştirerek, "Tayvan bir ATM değil" dedi ve bunun yerine Kuomintang'ın ABD'den silah alımı için 380 milyar NT$ (yaklaşık 12 milyar ABD doları) ayırma planını destekledi; bu plan, daha fazla alım seçeneğini de içeriyordu.

Ancak, Çin'in askeri tehditlerine nasıl karşı koyulacağı konusunda partisi içinde giderek artan bölünmelerle karşı karşıya kalıyor; daha ılımlı kıdemli isimler çok daha büyük bir bütçe için bastırıyor.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Washington, Taipei ile resmi diplomatik ilişkiler sürdürmese de Tayvan'ın en önemli destekçisi ve en büyük silah tedarikçisidir.

Aralık ayında Amerika Birleşik Devletleri, Tayvan'a 11 milyar dolarlık silah satışını onayladı. Diğer anlaşmalar da görüşülüyor, ancak Şi Cinping'in Trump'ı Tayvan'a silah göndermemesi konusunda uyarmasının ardından bunların teslimatı belirsizliğini koruyor.

Cheng, Tayvan'ın güçlü bir savunmaya sahip olmasını desteklediğini, ancak adanın Pekin ve Washington arasında seçim yapmak zorunda olmadığını vurguladı.


İran'da gözaltına alınan Japon vatandaşı serbest bırakıldı

Japon hükümeti sözcüsü Minoru Kihara (Reuters)
Japon hükümeti sözcüsü Minoru Kihara (Reuters)
TT

İran'da gözaltına alınan Japon vatandaşı serbest bırakıldı

Japon hükümeti sözcüsü Minoru Kihara (Reuters)
Japon hükümeti sözcüsü Minoru Kihara (Reuters)

Tokyo bugün yaptığı açıklamada, İran'ın, ocak ayından beri gözaltında tutulan bir Japon vatandaşını serbest bıraktığını duyurdu. Kyodo News'in haberine göre söz konusu kişinin Japonya'nın kamu yayın kuruluşu NHK'nin Tahran büro şefi olduğu düşünülüyor.

Geçtiğimiz ay Japon hükümeti, İran'ın Tahran'da gözaltında tutulan bir başka Japon vatandaşını da serbest bıraktığını açıklamıştı.

Hükümet sözcüsü Minoru Kihara, "İran'daki Japon büyükelçiliği, 20 Ocak'ta İranlı yetkililer tarafından gözaltına alınan bir Japon vatandaşının 6 Nisan’da serbest bırakıldığını doğruladı" dedi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Kihara, "İran'daki büyükelçi, serbest bırakılmasının hemen ardından şahısla görüştü ve sağlık durumunun iyi olduğunu teyit etti" ifadelerini kullandı.

Önceki medya haberlerinde, 20 Ocak'ta gözaltına alınan NHK (Japonya Yayın Kurumu) ofis müdürünün, siyasi tutukluların bulunduğu bilinen bir hapishaneye gönderildiği belirtilmişti.

O dönemde bir Japon hükümeti sözcüsü gazetecilere, bir Japon vatandaşının gözaltına alındığını söylemiş, ancak daha fazla ayrıntı vermekten kaçınmıştı.


Hindistan, Bangladeş sınırına timsah ve zehirli yılan bırakacak

 Hindistan'ın Batı Bengal eyaletinde, Bangladeş'in Satkhira bölgesine yakın Satnabad'da, Kalnidi nehri üzerinde devriye gezen Hindistan Sınır Güvenlik Gücü personeli (AFP/Arşiv)
Hindistan'ın Batı Bengal eyaletinde, Bangladeş'in Satkhira bölgesine yakın Satnabad'da, Kalnidi nehri üzerinde devriye gezen Hindistan Sınır Güvenlik Gücü personeli (AFP/Arşiv)
TT

Hindistan, Bangladeş sınırına timsah ve zehirli yılan bırakacak

 Hindistan'ın Batı Bengal eyaletinde, Bangladeş'in Satkhira bölgesine yakın Satnabad'da, Kalnidi nehri üzerinde devriye gezen Hindistan Sınır Güvenlik Gücü personeli (AFP/Arşiv)
Hindistan'ın Batı Bengal eyaletinde, Bangladeş'in Satkhira bölgesine yakın Satnabad'da, Kalnidi nehri üzerinde devriye gezen Hindistan Sınır Güvenlik Gücü personeli (AFP/Arşiv)

Shweta Sharma Muhabir 

Hindistan, doğu sınırının bazı bölümlerine fiziksel bariyer inşa etmek yerine Bangladeş'le nehir sınırına timsah ve zehirli yılanlar salmayı değerlendiriyor.

Başbakan Narendra Modi'nin milliyetçi partisi, Bangladeş'le olan 4 bin 96 km'lik sınır boyunca çit inşa etmek için önemli kaynaklar ayırsa da sınırın yaklaşık yüzde 20'si büyük ölçüde açık durumda. Çitlenmemiş 850 km'lik bölümün yaklaşık 175 km'si, bataklık arazi ve sel riski nedeniyle fiziksel bariyer için uygunsuz kabul ediliyor.

Yerel medyanın haberlerine göre bu nehir hattına tehlikeli sürüngenler salma fikri, artık Sınır Güvenlik Gücü'nün (BSF) toplantı ve iç yazışmalarında tartışılıyor.

26 Mart tarihli resmi bir iç yazışmada, BSF karargahından Bangladeş sınırındaki saha birimlerine, fiziksel bariyer inşa etmenin zor olacağı alanlarda olası bir operasyonel önlem olarak bunu değerlendirmeleri istendiği bildirildi.

The Hindu gazetesinin haberine göre notta, "Sürüngenlerin kullanımı İçişleri Bakanı Amit Shah'ın talimatlarıyla uyumludur" dendi. Notta, Modi'nin İçişleri Bakanı ve Hindistan'ın doğu eyaletlerindeki göçmenliğe karşı sert önlemlerin yüzü olan yakın yardımcısı Shah'a atıfta bulunuyordu.

Sözkonusu boşluklar büyük ölçüde Batı Bengal, Assam, Meghalaya, Tripura ve Mizoram'da bulunuyor; bu eyaletlerde sınır ötesi göç, siyasette kutuplaştırıcı bir gerilim başlığı haline geldi. İnsan hakları grupları, iktidardaki partinin Müslüman çoğunluklu Bangladeş'ten gelen göçmenlere karşı popülist söylemine ilişkin endişelerini defalarca dile getirerek, bölgedeki azınlık topluluklarının bu gerilimin ortasında, adeta iki ateş arasında kaldığı uyarısında bulundu.

Sınır geçişlerini daha tehlikeli hale getirmek için sürüngenlerin kullanılmasıyla ilgili not, ilk olarak yerel yayın organı Northeast News tarafından bildirildi. Habere göre bu fikir 9 Şubat'ta BSF Genel Direktörü Praveen Kumar'ın başkanlık ettiği toplantıdan beri gündemde.

Bölge komutanlarına, "operasyonel bir bakış açısıyla" uygulanabilirliği değerlendirmeleri ve belirtilen bir süre içinde alınan önlemler hakkında rapor vermeleri talimatı gönderildi. Birimlerden ayrıca, ek sınır güvenlik önlemlerinin gerekebileceği "karanlıkta kalan ya da iletişim sinyali alınamayan bölgeleri" belirlemeleri istendi.

BSF yetkililerinin, sınır boyunca yaşayan yerel topluluklar için potansiyel riskler ve böyle bir önlemin uygulanmasının pratik zorlukları da dahil öneriyle ilgili çeşitli zorluklara dikkat çektiği söyleniyor.

The Independent, yorum için BSF'yle iletişime geçti.

Sürüngen salma fikri alışılmadık olsa da Hindistan hükümetinin drone ve kızılötesi veya gece görüş kameralarının konuşlandırılması da dahil sınır yönetimine yönelik bir dizi yeni yaklaşıma yatırım yaptığı bir dönemde ortaya çıkıyor.
 

BSF personeli, 7 Ağustos 2024'te Siliguri'nin dışındaki Fulbari'de, Hindistan - Bangladeş sınırında Bangladeş'e malzeme taşıyan kamyonu inceliyor (AFP)BSF personeli, 7 Ağustos 2024'te Siliguri'nin dışındaki Fulbari'de, Hindistan - Bangladeş sınırında Bangladeş'e malzeme taşıyan kamyonu inceliyor (AFP)

Modi yönetimi, özellikle belgesiz Bangladeşlileri ve Rohingya Müslümanlarını hedef alarak, yasadışı göç konusunda sert bir tutum sergiliyor. Birçok kişinin yasal süreç işletilmeden sınır ötesine gönderildiği bildiriliyor. Bazıları, gözleri bağlanarak Bangladeş'e yürümek üzere bir ormana bırakıldıklarını iddia etti.

İnsan hakları grupları, binlerce Bengalce konuşan Hintli Müslümanın göçmen karşıtı kampanyanın bir parçası olarak toplandığını, gözaltına alındığını veya zorla Bangladeş'e gönderildiğini söyledi. Hindistan Halk Partisi'ni (BJP) ülkenin Müslüman azınlığına karşı ayrımcılık yapmak için ulusal güvenlik ve terörle mücadele yasalarını kullanmakla suçluyorlar.

Hem eyalet hem de ulusal düzeydeki BJP liderleri, göçmenleri Bangladeş'ten gelen, Hindistan'ın kimliğine ve Hindu çoğunluklu ülkenin demografik yapısını tehdit eden "köstebekler" diye niteliyor.

Independent Türkçe, independent.co.uk/asia/india