Acılar içerisindeki Yemen’de zor geçen Ramazan ayı

Vatandaşlar; savaşın yansımaları, maaşların kesintiye uğraması ve koronavirüs salgınının neden olduğu kötü ekonomik durumdan mustarip.

Yemenli ailelerin çoğu, Ramazan ayında gıda ihtiyacını karşılayamıyor (AFP)
Yemenli ailelerin çoğu, Ramazan ayında gıda ihtiyacını karşılayamıyor (AFP)
TT

Acılar içerisindeki Yemen’de zor geçen Ramazan ayı

Yemenli ailelerin çoğu, Ramazan ayında gıda ihtiyacını karşılayamıyor (AFP)
Yemenli ailelerin çoğu, Ramazan ayında gıda ihtiyacını karşılayamıyor (AFP)

Halud el-Halali
Yemenliler, Ramazan aylarını hem yeni tip koronavirüs salgını korkusu hem de Aden, Marib ve diğer Yemen şehirlerinde sağanak yağmurlar sonucu yaşanan selin ardında bıraktığı ciddi sıkıntılar altında geçiriyor.
Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) tarafından Ramazan arifesinde yapılan açıklamada, “Ramazan ayı, Yemen’e devam eden çatışmalar, mevsimsel hastalıklar, seller ve yüksek fiyatların yaşandığı bir zamanda geliyor. Nitekim ülkedeki ekonomik durum, nüfusun üçte ikisinin yeterli gıdaya ulaşmasını engelliyor” ifadeleri kullanılmıştı.

Maaş kesintisi
Husi kontrolü altındaki bölgelerde sivil ve askeri hizmetlerdeki hükümet çalışanları ve emeklileri, sürekli maaş kesintisiyle karşı karşıya.
Independent Arabia’dan Halud el-Halali’ye konuşan ekonomist Muhammed el-Cemai, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Husi bölgelerindeki maaş kesintileri, hem yaşam standartlarının düşmesine hem de ekonomik ve sosyal sorunların ortaya çıkmasına neden oldu. Bu da ciddi bir umutsuzluk ve hayal kırıklığına yol açtı. Ülkenin beş yıldır tanık olduğu savaşın olumsuz yankıları, yoksulluğun artışı gıda güvencesinin ise düşüşü nedeniyle Ramazan ayında gıda ihtiyacını karşılayamayan aileler mevcut” dedi.

Ibb valiliğinden Useyd Abdulhamid ise şu ifadeleri kullanıyor:
“Vatandaşlar Ramazan sevincini yaşayamıyor. Zira insanların çöplerden yemek yediği, ölüm ve sakatlıkla burun buruna kaldığı, çalışma yeteneklerini kaybettikleri ve kendilerini yoksulluk içerisinde buldukları bir yerde Ramazan neşesinden bahsedebilir miyiz? Bu ancak savaş sona erdiğinde, çalışanların maaşları iade edildiğinde mümkün olabilir. Çoğu dükkan, önceki yıllarda olduğu gibi yüklü miktarda Ramazan siparişi almadı. Çünkü müşteri ve talep azlığı yaşıyorlar.”

Katkı maddeli ürünler
Abdulhamid, “Birçok aile, Ramazan ayı ihtiyaçlarını önce satın almak yerine günlük olarak almayı tercih ediyor, çünkü güçleri tüm ihtiyaçlarını bir kerede satın almaya yetmiyor. Satın alım gücünün düşük olması nedeniyle, insanlar son kullanma tarihi yaklaşan, gıda değerinden yoksun ve katkı maddeli ürünlere yöneliyor. Güçleri buna yetiyor” ifadelerini kullandı.

Yemen pazarları, denetim eksikliği nedeniyle kalitesiz ve katkı maddeli gıda ürünleriyle dolu (AFP)
Zamar ilinden Necva Ebu İsba da mevcut durumu, “Piyasalar, denetim eksikliği nedeniyle kalitesiz ve katkı maddeli gıda ürünleriyle dolu. Talep şaşırtıcı derecede azaldı. Yemen riyalinin değer kaybetmesiyle, tüccarlar ve sermaye sahipleri fiyatları yüksek oranlarda çıkardı. Böylece vatandaşlar kendilerini muazzam fiyat artışı, yoksulluk ve ihtiyaç üçgeninde buldu. Artık bazı insanlar yalnızca temel gıda ürünlerini alabiliyor” sözleriyle özetledi.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre, gazeteci Sami es-Sufi ise yaptığı açıklamada, “Maaş kesintileri, uluslararası ve yerel kuruluşların yardım rolü yokluğu ışığında, insanları özellikle Ramazan ayında çok zor durumda bırakıyor. Hem Yemen, hem de tüm dünyanın salgın karşısında almak zorunda kaldığı tedbirler nedeniyle vaziyet gittikçe kötüleşiyor. Özel sektörün ekonomik faaliyetlerinin büyük bir yüzdeliği durdu. Nitekim maaşların alınacağı otoriteler ise birbirleriyle çatışıyor, vatandaşlara herhangi bir destek sağlamıyor” ifadelerini kullandı.
Ülkedeki vatandaşların sefalet içinde yaşadığına değinen Sufi, vatandaşlara yapılması planlanan yardım desteklerinin yağmalandığını, yalnızca yüzde 50'sinin yardım alabildiğini söylüyor. Desteklerden darbeci Husilerin nemalandığını, bu destekler ile doğrudan veya dolaylı olarak militanların beslendiğini vurguladı.
İnsan hakları aktivisti İyad el-Asuri ise açıklamasında, “İç savaş ve neden olduğu ekonomik durumlar, yüksek gıda fiyatları, salgın nedeniyle girilen karantina ve son zamanlarda gerçekleşen şiddetli yağışlar, bu yılki Ramazan ayını Yemenliler için çok daha talihsiz hale getirdi. Yemenlilerin dayanışmayı sevdiğini çok iyi bilen Husi grubunun Ramazan’ı suiistimal ederek para toplaması ve fiyatları yükseltmesi de cabası”  dedi.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.