OHAL’i 3 hafta daha uzatan Fas, aşamalı olarak karantinadan çıkıyor

Fas Başbakanı, salgının yoğunlaştığı toplamda 467 odak noktanın kaydedildiğini açıkladı (EPA)
Fas Başbakanı, salgının yoğunlaştığı toplamda 467 odak noktanın kaydedildiğini açıkladı (EPA)
TT

OHAL’i 3 hafta daha uzatan Fas, aşamalı olarak karantinadan çıkıyor

Fas Başbakanı, salgının yoğunlaştığı toplamda 467 odak noktanın kaydedildiğini açıkladı (EPA)
Fas Başbakanı, salgının yoğunlaştığı toplamda 467 odak noktanın kaydedildiğini açıkladı (EPA)

Fas Başbakanı Sadeddin el-Osmani, ülkedeki sağlık koşulları sebebiyle ilan edilen olağanüstü halin (OHAL) ve karantina prosedürlerinin 10 Haziran’a kadar üç hafta daha devam etmesinin kararlaştırıldığını, hükümetin bugünkü toplantısında bu kararı onaylayacağını açıkladı.
Bu kararı ülkedeki epidemiyolojik durumun istikrarlı, ancak yine de tam anlamıyla tatmin edici olmayışına bağlayan Osmani, virüsün artma oranının hala yüksek olduğunu, salgının yoğunlaştığı yeni noktaların keşfedildiğini ve karantina kurallarına bağlılığın gevşediğini söyledi. 
Parlamento meclisleri ortak genel oturumları arasında konuşan Osmani, OHAL’in uzatılması kararının bakanlık birimleri ve uzmanlarla yapılan istişareler sonrasında alındığını, bu süreçte “kazanılanların riske atılmamasına” dikkat çekildiğini ifade etti.
Salgın patlak verdiğinden bu yana vakaların yoğunlaştığı 467 odak noktasının bulunduğunu ve bu zorlayıcı durumun endişe verdiğini dile getiren Osmani, bunlardan yarısının münasebetlerde bir araya gelen aileler, beşinin sanayi noktaları olduğunu, 29’unun ise henüz gözetim aşamasında olduğunu bildirdi. Karantinadan çıkmanın karantinaya girmekten daha zor olduğunu zikreden Osmani, “Karantina; salgın hızını kontrol etmek, sağlık ve tıbbi kapasitelerin doldurulmasının önlenmesi gibi ülkemizin büyük kazançlar elde etmesini sağlayarak bizi en kötü manzaradan kurtardı. Diğer devletler hızlı bir şekilde üçüncü aşamaya geçerken biz ise henüz ikinci aşamadayız” dedi.
Ölüm ve iyileşme oranlarının olumlu ve somut gelişmeleri yansıttığını söyleyerek karantina prosedürleri sayesinde 300 ila 500 bin yeni vakadan ve 9 bin ila 15 bin arası can kaybından kaçınıldığına, nitekim salgının yüzde 80 oranında azaltıldığına değindi.
Osmani’nin açıklamalarına göre, bilhassa ekonomik, sağlık, toplumsal ve kültürel yansımaları nedeniyle mevcut istisnai durumu bütüncül bir yaklaşımla ele alan Fas hükümeti, önleyici ve şeffaf bir yöntem benimsedi. Koronavirüsle mücadele fonu sayesinde sağlık sisteminin verimliliğini artırmayı başaran Fas; maske ve dezenfektan araçları konusunda kendi kendisine yetecek bir yol izledi. Vatandaşlar arasındaki dayanışma ruhu bu süreçte ön plana çıkarken aynı zamanda yerel düzeyde birçok tıbbi ekipman üretildi.
Hükümetin kamu sektörlerinde sıkı tedbirler alarak karantinayı hafifletmeye gitme stratejisi belirlediğini, epidemiyolojik durum stabil hale gelir gelmez başlatılacağını söyleyen Osmani, uzmanların raporlarına göre bu minvalde dört şartın gerektiğini de sözlerine ekledi.
Bunlardan ilki, sağlık sisteminin karantina prosedürlerinin hafifletilmesinin dolayısıyla yüksek vakaları zapt edebilme özelliği, bir diğeri ise hızlı ve kapsamlı testler yürütülebilmesi. Osmani, yeni laboratuvarların açıldığını ve teşhis testi kapasitesinin günlük 10 bin teste kadar çıkarıldığını bildirdi.
Üçüncü şart ise, temasların hızlı bir şekilde takip etme ve semptomlar ortaya çıkmadan önce onların iyileşmesini sağlama yeteneği olduğuna değinen Osmani, bu minvalde “Wiqaytna” adlı mobil uygulamanın üretildiğini dile getirdi. Son şartın da yeterli sayıda tıbbi ekipman stokunun bulunması olduğunu söyleyerek hükümetin tüm bu şartları sağlama sürecinde bulunduğunu vurguladı. Aynı zamanda uzman olmayan kurum ve kişiler tarafından verilen kararlara dikkat edilmesi gerektiğini de ekledi.
Karantinanın bölgelerdeki durumlara bağlı olarak kademeli bir şekilde artırılacağını, dört bölgede salgınla ilgili endişe verici durumun mevcut olduğunu, ayrıca ticari faaliyetlerin yeniden başlatılmasının sağlık prosedürlerine uyulmasına bağlı olduğunu bildirdi.
Hükümetin sağladığı mali destek konusunda ise bu desteğin ulaşmadığı vatandaşlardan şikayetlerin alındığı özel bir platformun kurulduğunu, hepsine cevap verileceğini, aynı zamanda bu konudaki çalışmaların hızlandırılacağını belirtti.
Diğer yandan, hükümetin ekonomiyi canlandırmak için alacağı önlemlere de dikkat çekerek önümüzdeki günlerde mali kanun taslağının hazırlanacağını açıklayan Osmani, şu şekilde devam etti:
“Kovid-19 krizi dolayısıyla ekonomik ve uluslararası koşullarla ilişkili değişkenler ve krizin 2020 mali kanununun hazırlanması üzerindeki etkisi göz önüne alındığında, önümüzdeki günlerde ulusal iktisadi toparlanma planının etkinleştirilmesini merkez alan bir finansal değişiklik tasarısı hazırlayacağız.”
Kuraklığın etkileri de hesaba katıldığında tahmin edilen daha yavaş bir büyüme oranının, düşük vergi gelirlerinin taslak hazırlanırken dikkate alınacağını söyleyen Osmani, bunun hükümet meclisine sunulacağını, ardından da parlamentoya sevk edileceğini, öncesinde ise Bakanlar Kuruluna sunulacağını ve genel yönlerinin belirleneceğini bildirdi. Söz konusu açıklamalara göre bu taslak; eğitim, bilimsel araştırma, sağlık, istihdam, sosyal koruma gibi konuları öncelik alacak, aynı zamanda dijital kalkınmaya odaklanacak.
Osmani’nin bildirdiğine göre Fas hükümeti, ulusal ekonomiyi canlandırmak için ekonomik faaliyetinin yeniden başlamasını hızlandırmak ve koronavirüs sonrası dönemi öngörme yeteneklerini geliştirmek için önemli bir kaldıraç oluşturacak bir plan üzerinde çalışıyor.
Ekonomik faaliyetlere devam edilebilmesi için bilhassa küçük ve orta ölçekli anlaşmalara gerekli fonun sağlanması için seferber edilecek mekanizmalar üzerine düşünme noktasında zorluklarla karşılaşılabileceğini de ifade etti. Aynı zamanda kamusal taleplerin uluslararası ekonomiyi canlandırmada nasıl kullanılacağını düşünmek gerekeceği, bu minvalde yerel üretim ve tüketimi desteklemek için yöntem ve önceliklerin gözden geçirileceğini de ekledi. 
Diğer yandan, krizle mücadele etmenin önemi ve aciliyetini vurgulayan bazı yapısal problemleri çözme çabalarının iki katına çıkarılması gerektiğini doğrulayan Osmani, bunlara yapılandırılmamış sektör ve toplumsal koruma sorunlarını örnek verdi.  
Son olarak uluslararası düzeyde ise Osmani, Fas'ın Avrupa ve Afrika pazarlarına yakın yeni üretim merkezleri arama sürecinde olan büyük ölçekli uluslararası yatırımları çekerek küresel değer zincirlerinin yeni oluşumuna uyum sağlamak zorunda kalacağını ifade etti.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.