Yemen hükümeti’nden Güney Geçiş Konseyi’ne Riyad Anlaşmasına uy çağrısı

Güney Geçiş Konseyi savaşçıları, geçen pazartesi günü Abyan vilayetinde bir otoyolda (AFP)
Güney Geçiş Konseyi savaşçıları, geçen pazartesi günü Abyan vilayetinde bir otoyolda (AFP)
TT

Yemen hükümeti’nden Güney Geçiş Konseyi’ne Riyad Anlaşmasına uy çağrısı

Güney Geçiş Konseyi savaşçıları, geçen pazartesi günü Abyan vilayetinde bir otoyolda (AFP)
Güney Geçiş Konseyi savaşçıları, geçen pazartesi günü Abyan vilayetinde bir otoyolda (AFP)

Uluslararası açıdan tanınan Yemen hükümeti, Güney Geçiş Konseyi’ne ülkenin ‘güney vilayetlerine yönelik ‘özerk yönetim’ ilanından geri adım atma, aynı zamanda Riyad Anlaşması’nı uygulama’ çağrısını yineledi.
Yemen resmi kaynakları, Bakanlar Kurulu’nun Başbakan Muin Abdulmelik başkanlığında video konferans aracılığıyla bir toplantı düzenlediğini açıkladı. Kaynaklar, toplantıda ‘devletin ve meşru hükümetin uyumunu koruyarak, güvenlik ve istikrarı baltalamak isteyenlere fırsat vermeyerek durumu akıllıca şekilde ele almak için’ gerekli çabaların tartışıldığını vurguladı.
Toplantı, hükümete sadık kuvvetler ve Güney Geçiş Konseyi’ne bağlı güçler arasında Abyan vilayetinin Zincibar şehrinin doğusunda bir haftadan uzun bir süredir devam eden çalışmaların ortasında gerçekleşti. Çatışmalar, geçen ayın sonlarında Geçiş Konseyi’nin güney vilayetlerde ‘özerk yönetim’ ilan etmesi sonrasında patlak vermişti.
Yemen’de yayın yapan SABA haber ajansına göre hükümet, toplantı sırasında Güney Geçiş Konseyi’nin, özerk yönetim ilanından ve devlet kurumlarının çalışmalarını aksatmasından bu yana ortaya koyduğu engellerin sürmesine rağmen ‘başta geçici başkent Aden’de insani ve sağlık koşullarını genişletmek ve vatandaşların çektiği acıları hafifletmek’ üzere alınabilecek tedbirleri görüştü.
Hükümet kaynakları da Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi’nin Suudi Arabistan, uluslararası toplum ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) daimi üyeleriyle koordinasyon halinde ‘hükümetin barış sağlama, Riyad Anlaşması’nı uygulamaya geri dönme ve devlet kurumlarını canlandırma’ çabalarını desteklemek için faaliyetlerde bulunduğunu açıkladı.
Hükümetin yeni krize ilişkin tavrı hususunda ise Yemen kabinesi, Riyad Anlaşması’nı entegre bir sistem olarak uygulama hususundaki kararlılığını yineledi. Kabine, Geçiş Konseyi’ne de ‘tek taraflı adımlardan, özerk yönetim ilanından ve askeri tırmanıştan’ derhal geri adım atma çağrısında bulundu. Hükümet Aden ve Abyan’daki son gelişmeleri de ele alırken Başbakan Muin Abdulmelik ise “Hiçbir koşulda ve hiçbir isim altında devlet kurumlarının eksikliğine, yetkiler hususunda çekişmelere, vatandaşlara ve acılarına karşı görevlerinin engellenmesine izin verilmeyecektir” dedi.
Resmi kaynaklara göre Yemen hükümeti, Geçiş Konseyi’nin doğru yolda ilerlemediğini söylerken, “Riyad Anlaşmasını zayıflatan, devlet kurumlarını tehdit eden ve vatandaşların acılarını şiddetlendiren darbeci ilandan geri çekilmedikçe bunların sorumluluğunu da taşıyacaktır” ifadelerini kullandı. Meşru hükümet, özerklik ilanının hemen ardından Geçiş Konseyi tarafından sahil güvenlik güçlerinin görevlerinin engellenmesinin tehlikeli sonuçlar doğuracağına, durumun Aden Körfezi ve Kızıldeniz’deki küresel ticaret hareketliliğine ve uluslararası nakliye hatlarına yönelik tehditleri artıracağına karşı uyardı.
Geçiş hükümeti ise meşruiyeti destekleyen koalisyonu ‘sahil güvenlik güçlerinin görevlerini yerine getirmesini, deniz tehditlerini ve kaçakçılık faaliyetlerini önlemek için çalışmalarını sürdürmeye devam etmesini’ engellemekle suçladı.
Hükümet, BM’nin Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths’in son brifingini, BMGK’nın Riyad Anlaşması’nın uygulanması için yayınladığı bildiriyi ve Husi milislere yönelik meşruiyeti destekleyen koalisyonun ilan ettiği ateşkesi uygulama çağrısını memnuniyetle karşıladığını ifade etti.
Yemen Bakanlar Kurulu, hükümetin salgınla mücadele çalarını desteklemek, Aden ve diğer vilayetlerde koronavirüse karşı verilen çabaları desteklemek, hastaneleri ve sağlık sektörünü desteklemek, çevre sağlığına yönelik daha fazla proje ortaya koymak için BM ve uluslararası kuruluşlara yardım çağrılarını da yineledi.
Öte yandan Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-İryani, Güney Geçiş Konseyi’ni Husilerle mücadele edilen bir dizi savaş cephesinde ulusal ordu ve Halk Direnişi birimlerine sağlanan gıda ve lojistik malzemelerini engellemekle, subayların ve ordu mensuplarının maaşlarına el koymakla suçladı.
İryani ise bu durumu, ‘ulusal kazanımlara zarar vermeyi amaçlayan düşmanca bir eylem’ olarak nitelendirdi. Bir haftadan daha uzun bir önce meşru hükümet ve Güney Geçiş Konseyi arasında Abyan vilayetinde patlak veren çatışmalar, çözüm için herhangi bir ilerleme olmaksızın karşı tarafı hezimete uğratmak için tırmanan bir sarmal haline dönüştü. Taraflar saflarındaki can ve mal kayıplarının hacmini gizlerken, meşruiyetin Zincibar ve Caar şehirlerine doğru ilerleyişi ortasında çatışmalar da devam ediyor.
Aden ve Lahic’den takviyelerde bulunan Güney Geçiş Konseyi yandaşları, hükümet güçleri karşısında ilerleme kaydettiklerini belirtirken, Karn el-Kallasi bölgesini hükümet güçlerinin önemli bir üssü sayılan Şukra şehrine kadar kontrol etmeye yaklaştıklarını ifade etti. BMGK, meşruiyeti destekleyen koalisyon ve BM de koronavirüsle mücadele etmek için çaba sarf etmeye ve Suudi Arabistan’ın himayesinde 5 Kasım’da imzalanan Riyad Anlaşması’na geri dönmeye çağırdı.



Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.

Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.

Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.

Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.

efrgt87kı8
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.

Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.

Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.

Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.


Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.