Lübnan Başbakanı Diyab, ülkesinin UNIFIL’e bağlılığını vurguladı

Lübnan Başbakanı Hassan Diyab dün UNIFIL merkezine yaptığı ziyarette UNIFIL Komutanı General Stefano Del Cole ile görüştü. (Dalati & Nohra)
Lübnan Başbakanı Hassan Diyab dün UNIFIL merkezine yaptığı ziyarette UNIFIL Komutanı General Stefano Del Cole ile görüştü. (Dalati & Nohra)
TT

Lübnan Başbakanı Diyab, ülkesinin UNIFIL’e bağlılığını vurguladı

Lübnan Başbakanı Hassan Diyab dün UNIFIL merkezine yaptığı ziyarette UNIFIL Komutanı General Stefano Del Cole ile görüştü. (Dalati & Nohra)
Lübnan Başbakanı Hassan Diyab dün UNIFIL merkezine yaptığı ziyarette UNIFIL Komutanı General Stefano Del Cole ile görüştü. (Dalati & Nohra)

Lübnan Başbakanı Hassan Diyab dün, ülkenin güneyinde faaliyet gösteren Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’ne (UNIFIL) duyulan ihtiyacın ‘halen gerekli ve acil’ olduğunu vurguladı. Başbakan Diyab, Lübnan'ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 1701 sayılı kararının uygulanmasına, UNIFIL’in ve BM misyonlarının rolüne ve bu rollerde hiçbir değişiklik yapılmadan korunmasına olan bağlılığını bir kez daha vurguladı. Diyab’ın bu adımı, uluslararası güçler ile güneydeki bir köyün sakinleri arasında birkaç gün süren gerilim ve Hizbullah'ın geçtiğimiz salı günü UNIFIL’ın rolünü değiştirme taleplerini reddetmesinin ardından geldi.
Lübnan Başbakanı herhangi bir karışıklığı önlemek, UNIFIL'in misyonunu kolaylaştırmak ve güney halkının güvenini artırmak için UNIFIL güçlerinin Lübnan ordusu ile yakın iş birliği yapmaya ve koordinasyon kurmaya devam etmesinin önemini belirtti. Güneydeki gelişmeler Başbakan Diyab'ın dün, Savunma Bakanı Zeyna Akar ve Genelkurmay Başkanı General Jozeph Avn eşlik ettiği ziyaretinin temel itici gücü oldu. UNIFIL'in Nakura’daki karargahını ziyaret etti. BMGK, uluslararası misyona verilen görevi bir yıl daha uzatmadan önce, her yıl yaz aylarında UNIFIL’in görevlerini değiştirme taleplerini tekrarlıyor. 2006'dan beri her yıl ağustos ayında yapılan bu talepler Lübnan tarafından kabul edilmiyor.
Lübnan hükümeti, ‘uluslararası hukuka bağlı kalmaya ve tüm uluslararası yükümlülükleri yerine getirmeye kararlı’ olduğunu vurgularken Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnanlı siyasi kaynaklar, Lübnan'ın tüm uluslararası sözleşmelere saygı göstermeye kararlı olduğunun ve UNIFIL güçlerinin ülkenin güneyindeki varlığına bağlı kaldığının altını çizdiler. Aynı şekilde istikrarı korumak için BMGK’nın 1701 sayılı kararına uymaya devam ettiğini de teyit ettiler.
Lübnan Ordusu, faaliyet alanındaki sorunları veya gerginlikleri çözmek için UNIFIL ile koordineli bir şekilde hareket ediyor.
Başbakan Diyab, dün güney ziyareti sırasında yaptığı uluslararası güçlere hitaben yaptığı konuşmada “Sadece uluslararası irade ile değil, aynı zamanda Lübnan’ın talebi ve istikrar isteyen güney halkının sizi kucaklanmasıyla buradasınız” dedi.
BMGK’nın 1701 sayılı kararının uygulanması konusunda kararlı olduklarının altını çizen Diyab konuşmasını şöyle sürdürdü:
“BM’yi, uluslararası kararlarla duvara çarpan İsrail’i bu kararın yükümlülüğünü taşımasını sağlamaya çağırıyoruz. İsrail, 1701 sayılı karara uymuyor. Karadan, denizden ve havadan Lübnan’ın egemenliğine nüfuz ediyor. Lübnan’ı tehdit ediyor ve gözdağı veriyor. Dünyanın gözü önünde düşmanca uygulamalarına devam ediyor. Dünya kamuoyundan, BM’den, BMGK’dan ve kararlarından daha güçlü olduğunu öne sürüyor.”
Diyab, tüm dünyaya İsrail’i BMGK’nın 1701 sayılı kararını uygulamak ve işgal altındaki Lübnan topraklarından ve karasularından çekilmek için baskı uygulama çağrısında bulundu:
“Çünkü karadaki ve denizdeki bu işgalin sürmesi, istikrarın devam etmesini engeller. Lübnan, 1701 sayılı kararın uygulanmasında UNIFIL’ın ve BM misyonlarının rolüne ve bu rollerde hiçbir değişiklik yapılmadan korunmasında kararlıdır. Çünkü İsrail, Güney Lübnan’ı istikrarsızlaştırmaya yönelik düşmanca girişimlerde bulunmaya devam ediyor. Bununla birlikte Lübnan'ın kara, deniz ve hava sahası egemenliğine yönelik ihlalleri nedeniyle ülke halen UNIFIL’e acil bir şekilde ihtiyaç duyuyor.”
Diğer yandan UNIFIL Komutanı General Stefano Del Cole, Başbakan’a, hükümetine ve Lübnan Silahlı Kuvvetleri'ne UNIFIL'in görev süresince devam eden iş birliklerinden ötürü teşekkür etti. General Del Cole açıklamasında şunları söyledi:
“Bu iş birliği, Güney Lübnan'da yaklaşık 14 yıldır sakin bir atmosfer sürdürme konusundaki ortak başarımızın odak noktasıdır. Lübnan hükümetiyle ve özellikle Lübnan Silahlı Kuvvetleri ile çalışmak, 1701 sayılı kararı tam olarak uygulamak ve göze çarpan sorunları ele almak için görevlerimizi etkili ve engelsiz olarak uygulayabilmemiz için bu uzun süredir benzeri görülmemiş istikrar dönemi üzerine inşa etmeliyiz.”
Başbakan Diyab'ın ziyareti, Lübnan'daki çeşitli tarafların farklı görüşlerinden bağımsız olarak Lübnan'ın uluslararası güçlerin varlığı konusundaki resmi konumunu yineledi. Söz konusu taraflar arasında Hizbullah da yer alıyor. Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, uluslararası barışı koruma gücünün görevlerini değiştirmenin bir ABD talebi olduğunu belirterek böyle bir değişikliğe karşı olduklarını vurguladı. Salı gecesi bir radyo programında konuşan Nasrallah, “Amerikalılar, İsrail'in talepleri sonucunda UNIFIL'in misyonunu değiştirme konusunu gündeme getiriyorlar” dedi. Lübnan'ın UNIFIL’in misyonunu değiştirmeyi reddettiğini vurgulayan Nasrallah, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ancak İsrail rahat davranmak, özel mülklere baskın ve arama yapma hakkına sahip olmak istiyor. Amerikalılar da bu dosyayla Lübnan'a baskı yapıyor. UNIFIL güçlerinin sayısını azaltmak veya artırmak tamamen İsrail’in talebidir. Bu, UNIFIL'in varlığının devam etmesine karşı olunduğu anlamına gelmiyor. Ancak Lübnan'ın zayıf dönemi bitti.”
Başbakan Diyab, UNIFIL’e bağlı Finlandiya taburunun unsurları ile Blida bölgesi sakinleri arasında pazartesiyi salıya bağlayan gece yaşanan gerginlikten iki gün sonra yaptığı ziyaret sırasında, halkın güvenini artırmak için UNIFIL’in Lübnan Ordusu ile iş birliği yapması gerektiğinin altını çizdi. Söz konusu gerilim, UNIFIL Finlandiya taburu unsurlarının kullandığı bir askeri aracın iki sivil araca ve motosiklete çarpmasının ardından yaşanmıştı.



Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.

Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.

Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.

Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.

efrgt87kı8
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.

Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.

Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.

Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.


Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.