Libya: Türkiye, F-16’ları el-Vatiyye üssüne konuşlandıracak

Libya: Türkiye, F-16’ları el-Vatiyye üssüne konuşlandıracak
TT

Libya: Türkiye, F-16’ları el-Vatiyye üssüne konuşlandıracak

Libya: Türkiye, F-16’ları el-Vatiyye üssüne konuşlandıracak

Ankara’nın Fayiz es-Serrac başkanlığındaki Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne (UMH) bağlı milislerin kontrol ettiği el-Vatiyye hava üssünde F-16 uçaklarını ve insansız hava araçlarını konuşlandırmaya hazırlandığı Trablus kulislerinde ifade ediliyor. 
Kaynaklar, Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu’nu (LUO) destekleyen Rusya’nın, UMH’nin yanında yer alan Türkiye ile karşı karşıya geleceğini söyledi. Aynı şekilde LUO kuvvetleri komutanlarından Sakr el-Ceruşi tarafından birkaç gün önce yayınlanan ve ‘Türkiye’nin Libya’daki hedef ve çıkarlarını’ hedef alan açıklamaların bunun bir göstergesi olduğu aktarıldı.
Habertürk gazetesinin aynı kaynaklardan aktardığına göre “Hafter’in müttefikleri, Libya’daki iç savaşı yeni bir şekilde tırmandırmaya çalışıyor.” Gazete ayrıca, Rusya’nın ‘Hafter’in tüm ülkeyi kontrol etmesi’ fikrinden vazgeçtiğini de yazdı. Aynı şekilde sahadaki gelişmelerle birlikte diğer aktörlerin de ‘iç savaşı yeni bir şekilde tırmandırmaya çalıştığı ve Hafter’e silah desteğini sürdürdüğü’ belirtildi.
Gazete, Ceruşi’nin ifadelerinin Libya’daki savaşın gelecek aşamada tırmanabileceğini gösterdiğine dikkati çekerken, komutanın ‘Fransa, İngiltere, ABD ve diğer NATO ülkeleri tarafından 2011 yılında gerçekleştirilen saldırıları unutmuş olabileceğini ve Rusların onlara verdiği sınırlı desteği okuyamadığını’ belirtti.
Gazetenin kaynaklardan aktardığı habere göre, “Ankara’ya hakim olan inanç, Libya’ya Wagner aracılığıyla paralı asker gönderen Rusya’nın, Suriye krizinden kaynaklanan yüksek maliyet nedeniyle Türkiye üzerinden NATO ile bir krizi alevlendirmeyeceği yönünde”. Haberde, Rusya’nın ülkenin doğusundaki bölgelerde Hafter ile petrol çıkarma ruhsatı almasının, bölgede kalmayı hedeflediğini gösterdiğine dikkat çekildi. Aynı şekilde Rusya’nın, ülkenin batısına doğru bir kaymayı teşvik etmek yerine Hafter’in mevcut durumunu koruyan bir konumda kalacağı ve bu nedenle ülkeyi bölmek için çaba sarf edeceği belirtildi.
Gazete, Rusya’nın Türkiye ile doğrudan karşı karşıya gelmekten kaçınacak olmasına rağmen, uçaklarının ‘UMH’nin Türkiye’nin desteğiyle elde ettiği askeri başarıları’ ortadan kaldırmaya çalışacağını söyledi. Kaynaklar, Rus olmayan pilotların, Rusya’nın Libya’ya gönderdiği uçakları kullanmasının durumu daha da karmaşık hale getireceğini vurguladı.
Gazetede, Batılı diplomatların yaklaşık 8 Rus uçağının Hafter’e ulaştığını belirten raporlar verdiği, ancak uçakların sayısının daha fazla olduğu ifade edildi.
Kaynaklar, Türkiye’nin ‘bedeli ne olursa olsun Libya’dan geri çekilmeyi düşünmediğini, bu nedenle yakın bir zamanda el-Vatiyye üssünde inşa edilecek olan askeri koordinasyon merkezinden olası bir saldırıyla karşılaşabileceğini’ vurguladı.
İtalya, ABD ve NATO’nun da Türkiye’nin bu tavrına destek verdiğini söyleyen aynı kaynaklar, geçen hafta Türkiye’nin Libya’ya ‘Hawk’ savunma sistemi ve radar sistemi gönderdiğini de ortaya koydu. Kaynaklar, Hafter güçlerini destekleyen insansız hava araçlarını etkisiz hale getirmenin yeterli bir adım olduğunu belirtirken, Türk araçlarının da LUO’nun tedarik yolları üzerinde aktif operasyonlara başladığını ifade etti.
Kaynaklar ayrıca, Rusya’nın Libya’ya gönderdiği uçakların, Hafter ile ittifakı korumak amacıyla kısa vadeli bir etkisi olabileceğini, ancak zamanla Rusya açısından maliyeti artıracağını vurguladı. Libya’da konuşlanan Türk hava savunma sistemlerinin, ‘Rus savaşçıların ilk hedeflerinden’ olmasının ve Ankara ile Moskova’nın Libya’da birbirleriyle müzakere edip ateşkes sağlamalarının beklendiği ifade edildi. Kaynaklar ayrıca, Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Rus mevkidaşı Sergey Lavrov arasında da geçen perşembe günü bir telefon görüşmesinin gerçekleştiğine dikkati çekti.



Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.


Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
TT

Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)

Suriye yetkilileri, ağırlıklı olarak Dürzi nüfusun yaşadığı Süveyda vilayetinde dört sivilin ölümüne ve bir kişinin de ağır yaralanmasına neden olan silahlı saldırıyla ilgili şüpheyle bir İç Güvenlik Kuvvetleri mensubunu gözaltına aldı.

Resmi haber ajansı SANA, Süveyda İç Güvenlik Şefi Hüseyin el-Tahhan'ın şu sözlerini aktardı: "Süveyda kırsalındaki el-Matouna köyünde korkunç bir suç işlendi ve dört vatandaş öldü, bir kişi de ağır yaralandı."

El-Tahhan, “bir mağdurla iş birliği içinde yapılan ilk soruşturmalar, şüphelilerden birinin bölgedeki İç Güvenlik Müdürlüğü personeli olduğunu ortaya koydu” açıklamasını yaptı ve “memur derhal gözaltına alındı ve yasal işlemlerin tamamlanması için soruşturmaya sevk edildi” ifadelerini kullandı.

Güney Suriye'deki Dürzi azınlığın kalesi olan Süveyda Valiliği, 13 Temmuz'dan itibaren bir hafta boyunca Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi savaşçılar arasında çatışmalara sahne oldu, hükümet güçlerinin ve ardından Bedevilerin yanında yer alan silahlı aşiret mensuplarının müdahalesiyle kanlı çatışmalar yaşandı.

20 Temmuz'da ateşkes sağlandı, ancak durum gerginliğini korudu ve Süveyda'ya erişim zorlaştı.

Bölge sakinleri, hükümeti eyaleti kuşatma altına almakla suçlarken, on binlerce insan yerinden edildi; Şam ise bu suçlamayı reddediyor. O zamandan beri birkaç yardım konvoyu bölgeye girdi.

Süveyda valiliğindeki iç güvenlik başkanı, "kurbanların ailelerine en içten taziyelerini" ileterek, "vatandaşlara karşı yapılan her türlü ihlalin kesinlikle kabul edilemez olduğunu ve halkın güvenliğini ve emniyetini tehdit eden hiçbir eyleme müsamaha gösterilmeyeceğini" vurguladı.