Bağışçılara Yemen'e verilen sözü yerine getirme çağrısı

Fotoğraf (Arşiv_Reuters)
Fotoğraf (Arşiv_Reuters)
TT

Bağışçılara Yemen'e verilen sözü yerine getirme çağrısı

Fotoğraf (Arşiv_Reuters)
Fotoğraf (Arşiv_Reuters)

Birleşmiş Milletler (BM), uluslararası bağışçıları Yemen'deki insani duruma yönelik taahhütlerini hızla yerine getirmeye çağırdı. Suudi Arabistan da bağışçıların toplanacağı yarınki sanal konferansta, insani müdahale planını desteklemek için 500 milyon dolar sağlayacağını doğruladı.
Suudi Arabistan'ın Yemen Büyükelçisi ve Yemen'in Geliştirilmesi ve Yeniden Yapılandırılması Suudi Programı Genel Müdürü Muhammed Âl Cabir, ülkesinin Yemen'deki insani müdahale planlarının gerek BM aracılığıyla gerekse doğrudan en büyük bağışçısı konumunda olduğunu belirtti.
Cabir, SPA’ya yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Suudi Arabistan, İran destekli Husi milislerin darbesi ve dünya çapındaki koronavirüs salgınının neden olduğu zayıf insani koşullar ışığında BM'nin Yemen'deki insani müdahale planına 500 milyon dolarlık katkıda bulunacak. Bu miktarın 25 milyon doları koronavirüs ile mücadeleye ayrılacak.”
Cabir’in açıklamalarına göre Yemen halkının yaralarını sarmayı hedefleyen Arap Koalisyonu, Hudeyde limanından gıda, ilaç ve biyoenerji malzemeleri tedarikini kolaylaştırıp hızlandırmak ve tüm sivil toplum ve insani yardım kuruluşlarını koruyup güçlendirmede mümkün olan tüm önlemleri almaya devam etmek için meşru hükümetle birlikte çalışacak. 
Cabir, Krallığın Yemen’e desteğinin Kral Selman Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi (KSRelief) ile diğer bölgesel ve uluslararası insani yardım örgütleri aracılığıyla milyonlarca yararlanıcıya gıda ve insani yardım sağlamakla sınırlı olmadığını vurguladı. Bununla beraber ekonomik durumu iyileştirmek, Yemen riyalinin istikrarını korumak ve temel gıda maddelerinin sağlanmasını desteklemek için Yemen Merkez Bankası'na 2,2 milyar dolar değerinde destek yolladığını söyledi. Yine Suudi Arabistan tarafından Yemen'in yedi farklı alanda (sağlık, eğitim, enerji, ulaşım, su, tarım, balıkçılık) geliştirilmesi ve yeniden inşası için uygulanan birçok program, proje ve girişim olduğunu belirtti.
Bu kapsamda sağlıkta 18, eğitimde 45, su sektöründe 30, hükümet binaları sektöründe 26, ulaştırma sektöründe 23, enerjide 20, balıkçılık sektöründe ise 13 projenin bulunduğunu ve bunların bazı Yemen valiliklerindeki yüz binlerce insana çeşitli açılardan fayda sağladığını vurguladı.
Cabir sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kontrolleri altındaki bölgelerdeki kötü sağlık ve insani koşulların devam ettiği İran destekli Husiler; ne BM Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths’in önerilerine yanıt veriyor ne de Yemen’deki ateşkes için Koalisyon’un girişimini kabul ediyor. Savaşa devam etme hevesleri, BM’nin kapsamlı bir siyasi çözüme ulaşma çabalarının başarısızlığına neden olacak. Aynı zamanda koronavirüs salgını ile mücadelede Yemen hükümeti ve halkına yardım etmek için yürütülen uluslararası çabaları da engelleyecek.”
Cabir ayrıca Krallığın, Griffiths’in Yemen'deki çatışmaya kapsamlı bir siyasi çözüm bulma ve Yemen halkına insani, gelişimsel, ekonomik destek sağlama çabalarına arka çıkmaya devam ettiğini vurguladı.
BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) Sözcüsü Jens Laerke, bağışçıların Yemen'e destek sağlama taahhüdünü olabildiğince çabuk bir şekilde yerine getirmelerinin önemine dikkat çekti.
Cenevre'deki basın toplantısında konuşan Laerke, milyonlarca Yemenlinin göç, yetersiz beslenme ve salgın hastalıklardan muzdarip olduğunu, aynı zamanda koronavirüs tehlikesi altında bulunduklarını söyledi. Laerke açıklamasında “Gerekli fon eksikliği, 1,7 milyon hamile kadına ve çocuğa besin takviyesini azaltacaktır. Bu da önlenebilir nedenlerden kaynaklanan ölümlere yol açabilir” ifadelerini kullandı.
Dünya Gıda Programı (WFP) sözcüsü Elisabeth Byrs da WFP’nin programlarını finanse etmek için ayda 200 milyon dolara ihtiyaç duyduğuna dikkat çekerek koronavirüsün Yemen’deki çocuklar için ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguladı.
BM Mülteciler Yüksek Komiserliği Sözcüsü (UNHCR) Shabia Mantoo da UNHCR’nin hayat kurtaran yardım programlarının sürekliliğini için 89,4 milyon dolara ihtiyacı olduğunu bildirdi.



Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.


Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
TT

Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)

Hamas'ın yurt dışı siyasi bürosunun başkanı Halid Meşal, hareketin silahlarından vazgeçmeyi ve Gazze Şeridi'nde "yabancı yönetimi" kabul etmeyi reddettiğini teyit etti.

Meşal, dün 17. Doha Forumu'nda yaptığı konuşmada, "direnişi, direniş silahlarını ve direnişi gerçekleştirenleri suçlu ilan etmenin" kabul edilemez bir şey olduğunu ifade etti. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Meşal konuşmasına şöyle devam etti: "İşgal olduğu sürece direniş de vardır. Direniş, işgal altındaki halkların hakkıdır ve uluslararası hukukun, ilahi yasaların, ulusların hafızasının bir parçasıdır ve uluslar bununla gurur duyarlar."

Meşal, ABD Başkanı Donald Trump başkanlığındaki “Barış Konseyi”ne, Gazze Şeridi'nin yeniden inşasına ve yaklaşık 2,2 milyon sakinine yardım ulaştırılmasına olanak sağlayacak “dengeli bir yaklaşım” benimsemesi çağrısında bulundu.

Fetih ise İsrail'i, Gazze'yi yönetmekle görevli ulusal komitenin Şeride girişini engellemeye devam etmekle suçladı ve bunu, İsrail'in ateşkes anlaşmasının bir sonraki aşamasını uygulamaya geçmeyi reddetmesi olarak değerlendirdi.