Sudan Bağımsız Soruşturma Komisyonu Başkanı Nebil Edib: Hartum’daki ‘oturma eylemini’ bastırma operasyonuna ilişkin gerçekleri açıklayacağım

Sudan Bağımsız Soruşturma Komisyonu Başkanı Nebil Edib. (Hasan Hamid)
Sudan Bağımsız Soruşturma Komisyonu Başkanı Nebil Edib. (Hasan Hamid)
TT

Sudan Bağımsız Soruşturma Komisyonu Başkanı Nebil Edib: Hartum’daki ‘oturma eylemini’ bastırma operasyonuna ilişkin gerçekleri açıklayacağım

Sudan Bağımsız Soruşturma Komisyonu Başkanı Nebil Edib. (Hasan Hamid)
Sudan Bağımsız Soruşturma Komisyonu Başkanı Nebil Edib. (Hasan Hamid)

İsmail Muhammed Ali
Hartum’da düzenlenen oturma eyleminin bastırılması için düzenlenen operasyonda yaşananların araştırılmasıyla ilgili olarak kurulan Bağımsız Soruşturma Komisyonu’nun Başkanı Nebil Edib, her ne kadar Egemenlik Konseyi üyeleri arasında yer alan komutanlar kimlerin sorgulandığı konusunda bilgi vermeyi kabul etse de konuya dair şu açıklamalarda bulundu:
 “Oturma eyleminin bastırıldığı operasyonla ilgisi olan herkesin ifadelerini dinledik. Tanıkları dinlemek üzere belirlediğimiz plan doğrultusunda dinleyeceğiz. Komite olarak herhangi bir yetkilinin dokunulmazlığının kaldırılması yönünde bir talepte bulunmadık.”
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı haberde açıklamalarda bulunan Edib, Hartum’daki ordu komutanlığı önünde düzenlenen oturma eyleminin bastırıldığı operasyon sırasında yaşananların ‘insanlık suçu’ olarak görülüp görülemeyeceğine ilişkin net bir bilgi vermedi. Ancak nihai raporun sonucunun tüm gerçeği ortaya çıkaracağını kaydetti. Her ne kadar daha önce hiç kimse böyle bir suçlamadan hüküm giymemiş olsa bile ceza yasasında bu tür suçların karşılığı olduğuna dikkat çeken Edib, söz konusu operasyonu sırasında yaşananların ‘öldürme ve yaralama gibi şiddet suçları, tecavüz ve taciz gibi cinsel şiddet suçları’ olarak sınıflandırıldığını söyledi.
Nebil Edib sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kısas talebi yasal ve meşru bir haktır. Konumu ve pozisyonu ne olursa olsun bu suçlara karışan herkese ulaşılacaktır. Hiç kimsenin bulunduğu pozisyon onu böyle bir suçtan koruyamaz. Burada takip ettiğimiz ilke, hiçbir suçlunun cezadan kaçamayacağıdır. Hiç kimse ceza gerektiren bir yanlış yapmadığı sürece kendisiyle ilgili olarak endişe duymaz.”

3 bin tanık
Nebil Edib, komitenin çalışma planı ve stratejisi hakkında sorduğumuz soruya şöyle yanıt verdi:
“Elbette stratejimiz ve bir eylem planımız var. İlk adımımız, oturma eylemini bastırılması sırasında neler olduğu hakkında bilgi sahibi olan herkesi ifade vermek üzere komiteye çağırmaktı. Oturma eyleminde çok sayıda protestocu vardı. Orada bulunanlara ilişkin kesin istatistiklere ve bilgiye henüz sahip değiliz. Komite şimdiye kadar çoğu gönüllü 3 bin tanığı dinledi. İkinci aşamada tanıkların isimlerini verdiği kişiler sorgulanacak.”
Diğer taraftan Komite Başkanı, bazı okların Egemenlik Konseyi Başkanı ve üyeleri arasındaki generallere işaret etti. Söz konusu kişilerin sorgulanıp sorgulanmadığına ilişkin soruyu şöyle cevapladı:
 “Bu konuda net bir şey söylemek istemiyorum. Sudan hukukunda çetelerle ve suç örgütleriyle ilgili suçlar dışındaki vakalar için tanık koruma sistemi bulunmuyor. Ancak bu meseleyle ilgili olarak iktidardaki bazı etkili isimlere yönelik suçlamalar hakkında çokça konuşuldu. Dolayısıyla buna tanıklık edecek bazı kimselerin varlığı, onlara zarar verebileceği yönünde bir korku doğurdu. Bu yüzden açık kimlerin ifade vermeye geldiği konusunda hiçbir şekilde bilgi vermeyeceğimizi söyledik. Eğer ifade vermek için bize gelmekte endişesi olan varsa tanıkları komite merkezi dışında da dinlemeye hazırız. Bu şekilde dinlediğimiz tanıklar da oldu.”

Dokunulmazlıkların dondurulması
Nebil Edib, Egemenlik Konseyi’ndeki askeri bileşenin sorgulanmasının kabul edilmemesi gibi bir durum olup olmadığına ilişkin şunları söyledi:
“Oturma eylemini bastırma operasyonuyla ilgisi olan herkesin ifadelerini dinledik. Tanıkları da oluşturduğumuz plan çerçevesinde dinleyeceğiz. Ancak bunların detaylarının yayınlanması söz konusu değil. Diğer taraftan komitenin kurulmasına ilişkin kararda bütün dokunulmazlıkların dondurulduğunun açıkça belirtildiği bir madde var. Ancak Komite olarak herhangi bir yetkilinin dokunulmazlığının kaldırılması yönünde bir talepte bulunmadık. Zira ifadesini almak için çağırdığımız ancak dokunulmazlığı olduğu için buna itiraz eden kimse olmadı. Kimi çağırdıysak geldi ve ifadesini dinledik.”

Video kayıtları
Nebil Edib, operasyon düzenlendiği sırada yaşananların kaydedildiği videoların -modern teknolojilerin içeriği manipüle etme imkanı göz önünde bulundurulduğunda- ne ölçüde belge niteliği taşıyabileceğine dair de şu değerlendirmelerde bulundu:
“Amacı halkın komiteye olan güvenini sarsmak ve ülkede bir çeşit istikrarsızlık yaratmak olan kimseler var. Elimizde söz konusu videoların sahte olduğuna dair herhangi bir delil yok. Ayrıca mahkemede itiraz edilmemesi için belgenin doğru olduğundan emin olmak için uğraşıyoruz. Bunun için videoların gerçek veya sahte olup olmadığını belirlemek amacıyla teknik ekiplerden yardım alıyoruz. Mahkemeye sunduğumuz hiçbir belgede boşluk olmaması için çalışıyoruz. Şimdiye kadar internet üzerinden aldığımız 250 kadar videoyu inceledik.”
Komite Başkanı, suç mahalline yaptıkları ziyareti ve gözlemlerini şöyle aktardı:
“Suç mahallini ziyaret etmek soruşturmanın bir parçasıdır. Fakat bu husustaki gözlemlerimizin ayrıntılarına girmeyeceğiz. Burada tek bir mekândan bahsetmiyoruz. Komite birkaç yerle ilgileniyor. Bu meseleler henüz soruşturma aşamasında.”

Kolombiya bölgesi
Komite Başkanı, Kolombiya bölgesindeki suç odaklarına yapılan baskında bu büyüklükte bir askeri güce ihtiyaç olup olmadığına dair soruya şu cevabı verdi:
“Bu mesele, zaman içerisinde ve komitenin nihai raporunu sunmasıyla açıklığa kavuşacaktır. Elimizde bunu destekleyecek ya da yalanlayacak kanıtlar yok. Bu konu soruşturmanın sonuçlarıyla birlikte ortaya çıkacaktır.”
Komite Başkanı, Askeri Geçiş Konseyi’nin yönetimde olduğu dönemde oluşturulan ve sonrasında kabul görmeyen komitenin raporundan faydalanıp faydalanmadığına ilişkin olarak “Evet, önceki komitenin kayıtlarını ve belgelerini aldık. Fakat bunlar bizi bağlayıcı nitelikte değil. Nihai bir sonuca ulaşmak için bu belgelerden istifade ediyoruz” dedi.

Sanıklar ve tutuklular
Nebil Edib, halihazırdaki soruşturmada yer alan sanıkların ve tutuklananların sayısına ilişkin şunları söyledi:
“Bu, basına bilgi verilmemesi gereken bir meseledir. Komite, bir ceza soruşturması komitesidir ve prosedürleri gizlidir. Sonuçlar, belirli suçlamaları içeren bir raporla duyurulacak. Bundan dolayı katilin ve maktulün kimler olduklarını söylemek mümkün değil. Çünkü tutuklanan ve serbest bırakılanlar var.”
Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Muhammed Hamdan Daklu (Hamidati) yaptığı bir açıklamada, 11 Nisan 2019'da oturma eylemini bastırmaya yönelen güçlerinden 13’ünün tutuklandığını söyleişti. Egemenlik Konseyi Üyesi Yasir el-Atta da bu hususta önceki rejimin rolüne ilişkin bilgiler vermişti. Nebil Edib, komitenin bu meseleyi nasıl ele aldığına ilişkin şu açıklamalarda bulundu:
“Bu ifadeleri inceledik fakat genel olarak komitenin çalışmaları ile ilgili bu tür konuların medyada yer almamasını ve tartışılmamasını tercih ediyoruz. Bunun zor bir mesele olduğunu ve medyanın yoğun ilgi gösterdiğini biliyoruz. Bu konuda söyleyebileceğim tek şey, ister Hamidati olsun ister Yasir el-Atta veya farklı bir kişi, yapılan herhangi bir açıklamanın komite tarafından incelendiğidir. Ancak bu şekilde bir çıkarım yapmak yeterli değildir. Soruşturma sırasında gerekli gördüğümüz takdirde söz konusu kişiyi çağırırız. Bilgi sahibi olan herkes bize gelir ve bu bilgiyi kaydedip araştırmamızı yaparız. Hiçbir şekilde bunu ihmal etmiyoruz. Yalnızca bunun dava sırasında itibar edilecek bir şey olduğunu tespit için araştırmaya tabi tutulması gerektiğini söylüyoruz.”

Çeşitli suçlar
Nebil Edib, bu gibi durumlarda ne tür cezaların söz konusu olduğuna ilişkin olarak şu bilgileri verdi:
“Bunlar genellikle şiddet içeren suçlar olarak sınıflandırılırlar. Diğer hususlar uluslararası cezalarla ilgilidir. Komutanın veya liderin sorumluluğu ile ilgili olduğu için insanlığa karşı suç içerikli suçlamalar ve bu kapsamda mahkûmiyetler olabilir. Bu tür davalar Sudan hukukunda mevcuttur. Ancak şu ana kadar hiç kimse insanlığa karşı suç işlemekten mahkûm edilmedi. Bu bağlamda eski rejim, Uluslararası Ceza Mahkemesi karşısında suçlanmaktan kaçınmak amacıyla savaş suçlarını Sudan yasalarına dahil ederek değişiklik yaptı. Sudan yasalarına dahil olsun olmasın bu suçlar uluslararası alanda mevcuttur. Burada bu tür suçlara ilişkin birtakım sonuçlara vardığımızı söylemiyorum. Burada olanlar, öldürme ve yaralama gibi şiddet suçlarının yanı sıra tecavüz ve taciz gibi cinsel içerikli şiddet suçlarıdır. Bu suçların insanlığa yönelik işlenmiş suçlar kapsamına girip girmediği ve bu türden suçlamaların yapılıp yapılmayacağı gibi hususlar soruşturmanın sonucunda ortaya çıkacaktır. Bu tür suçlamaların olması durumunda mahkemeler ülke içinde görülecektir. Bunun için ülke dışında bir yargılamaya gerek yok.”

Baskı ve tehditler
Nebil Edib, soruşturmanın seyrini etkilemek için yapılan iç veya dış baskı ile karşılaşıp karşılaşmadığı ya da tehdit alıp almadıkları hususunda şu açıklamalarda bulundu:
“Nüfuz sahibi ya da resmi bir pozisyonda bulunan herhangi birinden bu türden bir baskıyla karşılaşmadık. Karşılaştığım baskılar, genellikle siyasi gündemi olan insanların sosyal paylaşım sitelerinden yaptıklarıdır. Diğer taraftan şu veya bu şekilde birtakım tehditlerle karşı karşıya kaldım. Şöyle yapacağım, böyle yapacağım diyen kimseler oldu. Bence bunlar okul çağındaki bir çocuğun yapacağı şeylerdir. Aslında bu bir suçtur ve bu kimseler hakkında şikayette bulunabilirim. Bu kimselere ulaşabilir ve mahkemeye çıkarabilirim. Fakat bu konularla komitenin zamanını boşa harcamak istemiyoruz. Bu türden eylemlerin adaletin seyrini etkileyeceğini hissedersek o zaman harekete geçmek bizim için bir görev olur.”

Kısas talebi
Bağımsız Soruşturma Komisyonu Başkanı, ‘Kana karşı kan. Diyet kabul etmiyoruz!’ şeklinde atılan devrimci sloganlarla ilgili olarak şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bunun meşru bir talep olduğu tartışılmaz. Bunda yanlış bir şey yok. Bu türden sloganlar halkın talebini yansıtıyor. Kısas, cinayetin cezasıdır. Nitekim kanun öldüren kişinin öldürülmesini öngörüyor. Ancak anlaşmazlığın kaynağı bu talep değil. Mesele, sanıkların isimlerinin ve pozisyonlarının belirlenmesiyle ilgilidir. Doğru olan, komitenin hangi mevkide olduğuna bakmaksızın bu suçların faillerini bulmasıdır. Bu kişinin bulunduğu pozisyon onu koruyamaz. Aynı zamanda bu pozisyon onun suçlanması için de yeterli değildir. Böyle bir suçlama için kanıtlara ihtiyaç var.”
Nebil Edib, komitenin ne ölçüde başarılı olduğu, sonuçları ne zaman açıklayacağı ve oturma eyleminin bastırılması operasyonu sırasında yaşananların bir ‘katliam’ olarak değerlendirip değerlendirilmeyeceği hususunda şunları söyledi:
“Komite çalışmalarının ne kadarının tamamladığı konusunda bir oran vermek zor. Ancak çalışmaların çoğunun tamamlandığını ve geriye birkaç meselenin kaldığını söyleyebilirim. Komitenin çalışmalarının 22 Haziran'da bitmesi gerekiyordu fakat korona salgınıyla ortaya çıkan sağlık durumu nedeniyle zaman kaybettik. Bu bizim elimizde olan bir şey değil. Bundan bir çıkarımız yok. Çalışmaları zamanında bitirmek için uğraşıyoruz. Ardından bu görevi mahkemeler devralacak. Diğer taraftan ‘katliam’ kelimesi yasal olmadığından dolayı yaşananların geniş çaplı ihlaller olduğunu söylemek gerek. Çünkü burada ölümler, yaralanmalar ve geniş çaplı ihlaller meydana geldi. Komite cesetlerden ziyade yetkili makamlar tarafından yayınlanan otopsi raporlarıyla ilgilenir.”

Sokakların ikna edilmesi
Komite Başkanı, yayınlanacak raporun vatandaşlar ve kurban aileleri tarafından nasıl karşılanacağı ve bu bağlamda bir nefretle karşı karşıya kalıp kalmayacakları konusundaki beklentilerine dair sorduğumuz soruyu şöyle cevapladı:
“Bu bizi doğrudan ilgilendirmiyor. Adaleti tesis etmek mahkemenin işidir. Ben yasaları razı etmek için çalışıyorum. Bu hususta sloganım, hiçbir suçlunun kanundan kaçamayacağıdır. Değerlendirmem sokaktaki vatandaşların taleplerine ters düşebilir. Fakat benim amacım sokağı memnun etmek değil. Aksi halde adil bir şekilde hareket etmiş olmam. Adaletin görüleceği yer mahkeme salonudur, sokaklar değil. Biz Sudanlılar olarak doğru bir adalet sistemine sahip olmakla ilgileniyoruz. Zira gerekli tüm reformlar kabul edilebilir bir adalet sisteminiz olmasını gerektiriyor. Bu görevi kabul ettiğimde risk aldığımın da farkındaydım. Şu anda zaten bana ciddi psikolojik zarar veren saldırılar ve hakaretlerle karşı karşıyayım. Benden intikam alacağını söyleyenler var. Ancak bunu yapıp yapmayacakları başka bir konudur. Şu anda hayatımı ilgilendiren bir meseleden sorumluyum. Hayatım boyunca adalet alanında çalıştım ve bu görevi de ulusal bir görev olarak kabul ettim. Hayatınız için tehlikeli olduğunu bilmenize rağmen bu sizin ülkenize karşı olan görevinizdir. Beni ilgilendiren tek şey adaletin gerektirdiği herhangi bir konuda hata yapmamaktır.”
IMG-20200531-WA0016.jpg
Nebil Edib Independent Arabia muhabiriyle röportajı Hartum’da gerçekleştirdi. (Hasan Hamid)
Nebil Edib, ulaşılan sonuçların bütün açıklığıyla mı sunulacağı yoksa ülkenin güvenliğini ve istikrarını korumak amacıyla bazı bilgilerin saklanıp saklanmayacağı ile ilgili sorumuzu şöyle yanıtladı:
“Ben gerçeğin bütününü olduğu gibi sunacağım. Bilgiyi saklama yetkisi olan kurum mahkemedir. Ceza davası hakkındaki rapor başsavcılığa sunulacak. Kendisi dosyalarda ulusal güvenliğe zarar verebileceği gerekçesiyle yahut farklı bir sebeple bazı bilgilerin gizlenmesi gerektiğine karar verebilir. Bana düşen, sunmuş olduğum raporun tam olmasıdır. Bunun açıklanması yetkili kurumların görevidir. Mahkeme halka açık olacak. Ancak mahkeme birtakım sebeplerden dolayı kapalı oturumlar da düzenleyebilir.”
Komite Başkanı, askeri makamların kendileriyle iş birliği yapıp yapmadıklarına ilişkin şunları söyledi:
“Askeri yetkililerle iş birliği yapıldı. Şu ana kadar kendilerine ilettiğimiz herhangi bir bilgi ya da belge talebimize olumsuz cevap vermediler. Herhangi bir talebin reddedilmesi durumunda derhal yasal tedbirlere başvuracağız.”

Eski rejim
Nebil Edib, önceki rejimin tasfiye edilmesine ilişkin kurulan komitenin kararlarına rağmen eski rejimin sembol isimlerinin korunduğu yönündeki suçlamalara dair şunları söyledi:
“Bu bir yalan. Bununla beni rahatsız etmek istediler. Söylenildiği üzere hiçbir şekilde Abdullah Beşir’i mahkemede temsil etmedim. Onu tanımıyorum. Bu davada önceki rejimle ilgisi bulunmayan ve siyasi olmayan bir kişiyi temsil ettim. Aksine bu kişi Abdullah Beşir’in bir hasmıdır. Ona karşı verdiği ifadeler var. Hiçbir şekilde eski rejime mensup olan herhangi bir kimseyi savunmak istemiyorum. Çünkü onlara sempati duymuyorum ve buna zamanım da yok. Ülkede istikrarsız bir atmosfer yaratmak isteyen kimselerin beni hedef aldığını düşünüyorum. Demokrasiye ve kamusal özgürlüklere sadakatimden şüphe yok. Ben bu pozisyonu Ömer el-Beşir'e ve rejimine karşı özgürlükle ilgili davaları savunduğum için seçildim. Bu hususta şüpheye yer yok.”



Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.

Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.

Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.

Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.

efrgt87kı8
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.

Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.

Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.

Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.


Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.