Kahire bildirgesi ve Batı’nın belirsiz tavrı

Libya krizine ilişkin olarak yayınlanan Kahire bildirgesinin çeşitli tepkilere ve tavırlara yol açması bekleniyor (AFP)
Libya krizine ilişkin olarak yayınlanan Kahire bildirgesinin çeşitli tepkilere ve tavırlara yol açması bekleniyor (AFP)
TT

Kahire bildirgesi ve Batı’nın belirsiz tavrı

Libya krizine ilişkin olarak yayınlanan Kahire bildirgesinin çeşitli tepkilere ve tavırlara yol açması bekleniyor (AFP)
Libya krizine ilişkin olarak yayınlanan Kahire bildirgesinin çeşitli tepkilere ve tavırlara yol açması bekleniyor (AFP)

İnci Mecdi
Kahire, 7 Haziran’da Libya Ulusal Ordusu (LUO) lideri Mareşal Halife Hafter’in ve siyasi müttefiki Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih’in Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’nin aracılığındaki bir anlaşma uyarınca Libya genelinde ateşkes ilan etmesine tanık oldu. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) himayesinde siyasi sürece geri dönmeyi içeriyor.
Mısır’daki yabancı diplomatik misyonların katılımına da tanık olan toplantıda, 90 gün içerisinde seçilmiş bir Başkanlık Konseyi kurulmasına hazırlık olarak BM sponsorluğunda Cenevre’deki 5+5 Libya Ortak Askeri Komitesi ile görüşmeler düzenlenmesi çağrısı yapıldı. Aynı şekilde konseyin, ülkenin üç bölgesinden temsilcileri içermesi gerektiği belirtildi. Temsilciler Meclisi Başkanı’nın, 18 aylık bir geçiş döneminde seçimlere yol göstermesi için ‘anayasal bildirge’ hazırlamak üzere bir yasama komitesi kurması gerektiği ifade edildi.

UMH’nin tutumu
Trablus’taki Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) kısa süre içerisinde söz konusu ilanı reddederken, UMH sözcüsü Muhammed Kanunu, “Bu savaşı biz başlatmadık. Ama nerede ve ne zaman biteceğine biz karar veririz” ifadelerini kullandı. UMH kuvvetleri, 7 Haziran’da ülkenin doğu ve batısı arasında stratejik bir şehir olan Sirte’yi ele geçirmek için de operasyon başlattı. Kanunu ayrıca, Trablus ile müttefik güçlerin Misrata sahil şehrinin doğusundaki el-Vişka şehrini kontrol altına aldığını duyurdu.
UMH yandaşı kuvvetler, geçen birkaç ay boyunca Türkiye’nin askeri desteğini alması sonrasında Libya’nın batısında Hafter’i hezimete uğrattı. LUO, hala ülkenin doğusunu ve petrol üreten Petrol Hilali bölgesini kontrol ediyor. UMH’nin petrol tesislerine karşı askeri operasyonları sürdürüp sürdürmeyeceği ise net değil.

ABD memnun 
Libya’daki çatışmanın geleceği, ‘geri çekilme ve müzakere masasına dönüş’ ya da ‘bölgedeki nüfuz için mücadele eden bölgesel ve uluslararası güçler arasında kapsamlı bir vekalet savaşına katılma’ arasında iki senaryoya hala açık.
Ortadoğu uzmanı İtalyalı siyasi analist Pierfrancesco Corsi, Independent Arabia’dan İnci Mecdi’ye yaptığı açıklamada, Libya arenasını ‘Serrac’ı destekleyen taraflar ve Hafter’i destekleyen taraflar arasında küçük bir dünya savaşı’ olarak nitelendirdi. Corsi, Libya’nın Muammer Kaddafi rejiminin 2011 yılında devrilmesinden bu yana ‘uluslararası jeopolitik stratejinin bir odağı’ haline geldiğini söylerken, “Her halükarda, Kahire Bildirgesi’nin farklı tepkiler ve tavırlar ortaya çıkarması bekleniyor” dedi.
Öte yandan ABD Dışişleri Bakanlığı, Mısır ve diğer ülkelerin ‘BM önderliğindeki siyasi müzakerelere ve ateşkes ilanına’ geri dönmelerini memnuniyetle karşıladı. Bakanlık, “Libya’nın doğusundaki siyasi seslerin kendilerini ifade etmek için yükselmesini memnuniyetle takip ediyoruz. Ateşkesle ilgilenen misyonun ev sahipliğindeki 5+5 Ortak Komite görüşmeleri yeniden başlar başlamaz, bu seslerin de ulusal düzeydeki gerçek bir siyasi diyaloga dahil olmasını sabırsızlıkla bekliyoruz” değerlendirmesinde bulundu. Mısır’daki hareketlilik, Rusya’ya karşı yapılan ABD uyarılarıyla eş zamanlı olarak yaşandı. Zira ABD, Rusya’yı bölgeyi istikrarsızlaştırıcı eylemlerinden caydırmak için kuvvetlerini Tunus’ta konuşlandırmakla tehdit etti. Bu durum da çatışma taraflarına Washington için hayati öneme sahip bir konu olarak müzakere masasına dönmeleri için baskı yapıyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın, bir yıl önce düzenledikleri bir toplantıda Hafter’i ve terör gruplarına karşı savaşını övmesine ve ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun da Serrac’ı ‘Washington’un, Libya’ya giren (ve ülkeden çıkan) silah ve mühimmat akışının devam etmesini reddettiği’ hususunda bilgilendirmesine rağmen, ABD’nin tavrındaki değişiklik, Avrupa’nın ‘Libya’daki Rus rolü hakkındaki’ endişesi sonrasında gelişti. Geçtiğimiz Mayıs ayı sonlarında da ABD Savunma Bakanlığı, Rusya’nın Hafter’i desteklemek için Libya’ya savaş uçakları konuşlandırabileceği hususunda uyarıda bulundu.
ABD Afrika Kuvvetleri Komutanlığı (AFRICOM) Komutanı Orgeneral Stephen Townsend, yayınladığı bir bildiride, “Rusya, Libya’da dengeleri kendi lehine çevirmeye çalışıyor. Tıpkı Suriye’de yaptıkları gibi, Afrika’daki askeri varlığını genişletiyor” dedi.

Trablus, karara sahip değil
Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Forumu Başkanı Samir Gattas yaptığı açıklamada, “Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Washington’a Libya’daki varlığının Rusya’nın nüfuzuna karşı koyma amaçlı olduğunu söylemeyi başardı” dedi. Serrac’ın Mısır girişimini kabul etmesinin uzak bir ihtimal olduğunu söyleyen Gattas, UMH’nin stratejik öneme sahip el-Cufta üssüne ulaşmak için Sirte şehrini ele geçirmeye çalışarak, sahada tepki verdiğini ifade etti.
Samir Gattas, “Serrac, bir karara sahip değil. Bağımsız bir karar alamıyor. Bir yandan Trablus içerisindeki Müslüman Kardeşler, diğer yandan da Türkiye kararı ile kısıtlanıyor. Karar, Erdoğan tarafından şahsen alınıyor” ifadelerini kullandı.
Gattas, “Erdoğan, buradan çıkmak için Libya’ya gelmedi. Yeni Osmanlı dediği bir projeye sahip. Girdiği hiçbir ülkeden ayrılmadı. 1982 yılından bu yana Irak’ta bulunuyor. Duhok ve Erbil’de 19 üssü var. Somali’ye girdi, orada büyük bir üssü var ve ayrılmadı. Katar’da da Tarık bin Ziyad üssüne sahip, yeni bir üs inşa etmeye hazırlanıyor ve Yemen’de de şu an üsler kurmaya çalışıyor” dedi.
Ortadoğu Forumu Başkanı ve Mısır Temsilciler Meclisi üyesi, “Erdoğan, sadece projesini genişletmek için değil, aynı zamanda ekonomik nedenlerle ülkeye girdi. Doğalgaz arıyor. Komşu ülkeler olan Yunanistan, Mısır, Kıbrıs ve hatta İsrail’in Avrupa’ya gaz ihracatı yapma yolunu kesti. Çünkü Akdeniz’de bir engelleme hattı inşa etti. Avrupa’ya geçmek isteyenler onu geçmek zorundadır. Bu nedenle özel manevralar yapmasına izin veren ittifaklar kurabildiği için geri çekilmesi beklenmiyor. Aynı zamanda ABD’ye, Libya’daki Rus nüfuzu ile karşı karşıya olduğunu da söyledi” değerlendirmesinde bulundu.

Avrupa’daki çatlak devam ediyor
Öte yandan Hafter’i desteleyen 3 ülke olan Fransa, Rusya ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), söz konusu girişimi memnuniyetle karşılarken, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ortadoğu ve Afrika Özel Temsilcisi ve Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov da “Bu girişimi memnuniyetle karşılıyoruz. Bu adımın, ciddi bir siyasi süreç başlatmak için iyi bir temel olduğuna inanıyoruz” dedi. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian ise adım karşısında büyük bir memnuniyet hissettiğini belirtirken, Mısırlı mevkidaşı Samih Şukri ile de istişarelerde bulunarak, Mısır girişimine verdiği desteği dile getirdi.
Ancak Avrupa’nın Libya hususundaki bölünmüş tavrı henüz belirsiz. Öyle ki Avrupa Birliği (AB) konu hakkında herhangi bir adım atmazken, AB’nin Libya’daki misyonunun başkanı Alain Pogba da Libya parlamentosunda Dışişleri Komitesi Başkanı Yusuf el-Akkuri ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, ateşkesin gerekli olduğunu ve dış müdahalenin reddedildiğini belirtmekle yetindi.
Fayiz es-Serrac’ın yandaşlarından İtalya ise girişime destek vermedi. İtalya Dışişleri Bakanlığı, yayınladığı bir bildiride, yalnızca Libya krizini sona erdirmek için siyasi bir çözüme ulaşılmasına katkıda bulunacak her türlü girişime destek verildiğini belirtti. Bakanlık, tüm taraflara ‘BM himayesindeki 5+5 müzakerelerinde, ateşkes için iyi niyet ve yapıcı bir ruh sergileme’ çağrısında bulundu.

Fransa, desteğini sürdürüyor
Avrupa’daki ana bölünme, Total petrol şirketinin çıkarlarını güvence altına aldığı göz önüne alındığında Hafter’i destekleyen Paris ve Libya kıyılarında mültecilerin İtalya’ya sızmasını engellemek için bir anlaşma imzaladığı Serrac’ı destekleyen Roma arasında yaşanıyor. İtalya ayrıca ENI şirketinin çıkarlarını güvence altına almayı da amaçlıyor.
Fransa’nın Hafter’e verdiği desteğin, Fransız petrol şirketlerinin çıkarlarını savunmak amacıyla devam etmesi beklenirken Samir Gattas ise LUO komutanının, kendisini destekleyen ülkeler için çok fazla zarara yol açmış olabileceğini, zira zemindeki savaşın sonuçlanma beklentilerinin geciktiğini vurguladı.
Gattas, Fransa’nın Hafter’e finansal, siyasal ve askeri destek sağladığını, ancak Libya’ya askeri müdahalede bulunmadığını söylerken, Mali’de zaten son derece ağır bir yükü olduğunu, birkaç gün önce El-Kaide liderini öldürdüğünü söyledi. Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre, yetkili, bunların yanı sıra birçok uluslararası tarafın müdahalesi göz önüne alındığında, Libya açısından koşulların farklı olduğunu ifade etti. Bu nedenle Fransa’nın AB içerisinde birleşik bir tavır olmaması nedeniyle riske girmeyeceğini söyleyen Samir Gattas, Almanya’nın da askeri müdahaleyi tercih etmediğini belirtti.

İtalya kaybetti
İtalyalı siyasi analist Pierfrancesco Corsi, İtalya’nın tavrını eleştirirken, bu tavrı ‘utanç verici bir sessizlik’ olarak niteledi. Corsi, “Serrac ile olan ilişkisinde İtalya hükümeti, tüm zaaflarını gösterdi ve Türkiye’nin, yerini almasına da izin verdi. Bu durum, İtalya’nın uluslararası öneme sahip konularda ilk kez zayıf göründüğü bir durum değil. Ancak bu durumda sonuçlar hassastır. Roma, eşit menfaat alışverişine dayalı işbirliğini sürdürdü. Rolünü tamamlamadan yasadışı göçle mücadeleye destek karşılığında Hafter’e karşı Serrac’a destek verdi” ifadelerini kullandı.
Corsi, İtalya’nın Libya krizinde istikrar sağlama yarışına geç kalmasının, uluslararası bir bakış açısıyla her şeyden önce ekonomik olarak zemini kaybetmesi anlamına geldiğini söyledi. Corsi, uzun yıllar süren ilişkiler ve müzakerelerde stratejik avantaj sağlasa da İtalya’nın artık diğer rakipleri karşısında kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu belirtti. Ayrıca İtalya’nın, jeopolitik senaryolarda Libya ve Avrupa’da başrol oynayamaması nedeniyle bedel ödediği belirtildi.
Gözlemciler, Libya’daki durumun tırmanmasını beklerken, Serrac’a yandaş kuvvetlerin elde ettikleri kazanımlarla yetinmediğini ve petrol hilaline genişleme arayışı içerisine girdiklerini söyledi. Türkiye’nin desteklediği muhalifler tarafından kontrol edilen Suriye’nin İdlib şehri hususunda Rusya ve Türkiye arasında bir anlaşma sağlanırken, Samir Gattas bu durumun, Rusya ve Türkiye’yi bir araya getiren büyük çıkarların var olduğu anlamına geldiğini vurguladı. Gattas, “Örneğin Rus gaz boru hattı Türkiye üzerinden Avrupa’ya ve Orta Asya ülkelerine geçiyor. Türkiye, Rusya’nın S-400 hava savunma sistemini sattığı tek ülkedir ve Moskova, ittifakın çatlamasına neden olabileceği umuduyla Erdoğan’ı destekleyerek, NATO’yu etkisiz hale getirmeyi umuyor. Böylece Rusya’nın Türkiye içindeki büyük çıkarları, Libya’daki istikrarsız koşullar lehine kayıp yaşamasını engelliyor” değerlendirmesinde bulundu.



İsrail hava saldırıları Lübnan'ın güneyindeki kasabaları hedef aldı

Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)
Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)
TT

İsrail hava saldırıları Lübnan'ın güneyindeki kasabaları hedef aldı

Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)
Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)

İsrail savaş uçakları bugün Lübnan'ın güneyindeki Burc Rahal kasabasına hava saldırıları düzenledi. Saldırılarda 3 kişi öldü, bir kişi yaralandı. Ayrıca güney Lübnan'daki kasabalara da saldırılar düzenlendi.

İsrail savaş uçakları bu sabah Lübnan'ın güneyindeki Burc Rahal kasabasında bir eve hava saldırısı düzenleyerek 3 kişiyi öldürdü, birkaç kişiyi yaraladı ve birçok evi yıktı. Sivil savunma ekipleri cesetleri çıkarmak ve yolu temizlemek için çalışıyor. Resmi Lübnan Ulusal Haber Ajansı, hava saldırılarının ayrıca şafak vakti Lübnan'ın güneyindeki Haris kasabaların da hedef aldığını bildirdi.

İlgili bir gelişmede, Hizbullah bugün dört ayrı açıklamada, savaşçılarının İsrail'in Liman, Hurfish, Shlomi ve Nahariya yerleşimlerini roket saldırılarıyla hedef aldığını duyurdu.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre Hizbullah yaptığı açıklamada, bugün saat 02:25'te Liman yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını belirtti. İkinci bir açıklamada ise saat 00:30'da Hurfish yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını duyurdu.

Üçüncü bir açıklamada Hizbullah, saat 02:30'da Shlomi yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını açıkladı. Dördüncü bir açıklamada ise saat 03:10'da Nahariya yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını bildirdi.

Şunu belirtmekte fayda var ki, 2 Mart sabahından itibaren İsrail savaş uçakları Beyrut'un güney banliyölerini, Güney Lübnan'daki çeşitli bölgeleri ve Doğu Lübnan'daki Bekaa Vadisi'ni hedef alan bir dizi hava saldırısı düzenledi. Saldırılar ayrıca Lübnan Dağı ve Kuzey Lübnan'daki bölgelere de yayıldı. İsrail hava saldırıları halen devam etmektedir. Mart ortasından sonra İsrail ordusu Güney Lübnan'a bir saldırı başlattı.


Gazze Şeridi’ndeki direnişçi gruplar, ‘silahsızlanma’ planında değişiklik talep edilmesinin ardından yoğun saldırı bekliyor

Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)
Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)
TT

Gazze Şeridi’ndeki direnişçi gruplar, ‘silahsızlanma’ planında değişiklik talep edilmesinin ardından yoğun saldırı bekliyor

Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)
Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)

Gazze Şeridi’ndeki büyük Filistinli gruplardan çeşitli kaynaklar, İsrail’in Gazze Şeridi içindeki saldırılarını yoğunlaştırmasının beklendiğini belirtti. Bu beklentinin, Barış Konseyi planında yer alan silahsızlanma maddelerinde değişiklik yapılması talebinin ardından ortaya çıktığı ifade edildi.

Hamas’a bağlı üç kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, sahada İsrail’in daha geniş çaplı bir askeri gerilime hazırlandığına dair göstergeler bulunduğunu belirtti. Kaynaklar, bu olası gerilimin polis ve güvenlik noktalarının hedef alınmasının, silahlı grup üyelerine yönelik saldırıların ve suikastların ötesine geçebileceğini dile getirdi.

Hamas’ın silahsızlandırılması, Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov tarafından sunulan planın en önemli maddeleri arasında yer alıyor. Söz konusu plan, Mladenov tarafından mart ayı sonunda Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde açıklanmıştı. Uluslararası ve bölgesel medyada yayımlanan maddelere göre plan, Filistinli hareketin tünel ağını imha etmesini ve sekiz ay içinde aşamalı olarak silah bırakmasını öngörüyor. Plan ayrıca, ‘Gazze Şeridi’nin silahlardan tamamen arındığının nihai olarak doğrulanması’ sonrasında İsrail güçlerinin tamamen çekilmesini içeriyor.

 Hamas ve İslami Cihad Hareketi’ne bağlı silahlı güçler Gazze’de konuşlandırıldı. (AFP)Hamas ve İslami Cihad Hareketi’ne bağlı silahlı güçler Gazze’de konuşlandırıldı. (AFP)

Son günlerde İsrail’in tırmanışı, polis güçlerine bağlı güvenlik unsurları ile sahadaki silahlı grup üyelerine yönelik saldırıların yoğunlaştırılmasıyla daha da arttı. Kaynaklara göre Hamas’a bağlı hükümet kurumlarındaki güvenlik personeline ve grupların askeri kanatlarına mensup silahlı unsurlara, alarm seviyesini en üst düzeye çıkarmaları yönünde talimat verildi. Aynı talimatlarda, tekrar eden hedef alınma girişimlerini önlemek amacıyla mümkün olan tüm güvenlik önlemlerinin alınması istendi.

Planda yapılan değişiklikler

Geçtiğimiz hafta Hamas heyeti, Kahire’ye gerçekleştirdiği ziyaretin ardından, iki gün önce Gazze Şeridi’ndeki gruplar adına ‘silahsızlanma planı’ önerisine yanıtını sundu. Kaynaklara göre, Nikolay Mladenov ile yapılan görüşmede iletilen yanıtta, ‘ikinci aşamaya geçilmeden önce İsrail’in ilk aşamadaki tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesini zorunlu kılacak değişikliklerin yapılması’ gerektiği vurgulandı.

Hamas kaynaklarına göre, İsrail’in söz konusu değişiklik talebini ‘hareketin silah bırakmayı reddettiği’ gerekçesiyle önümüzdeki dönemde saldırılarını artırmak için bir bahane olarak kullanabileceği değerlendiriliyor. Kaynaklardan biri, Hamas’ın ve diğer grupların planı farklı çerçeveler içinde incelemeyi sürdürdüğünü kaydetti.

İslami Cihad Hareketi’nden bir kaynak ise Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, özellikle İran ile bağlantılı gelişmelerin ardından İsrail’de tırmanış ihtimalinin artmasıyla birlikte, sahadaki savaşçılara izlerinin sürülmesini ve hedef alınmalarını önlemek amacıyla tüm gerekli güvenlik tedbirlerini almaları yönünde kesin talimatlar verildiğini ifade etti.

Öte yandan İsrail, cumartesiyi pazara bağlayan gece yarısı, Gazze kentinin doğusundaki Şeva Meydanı bölgesinde, özel İsrail birliklerinin ya da silahlı grupların sızmasını önlemek amacıyla kurulan bir kontrol noktasında bulunan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensubu dört silahlı kişiyi öldürdü.

Bir polis aracını hedef alan İsrail saldırısının gerçekleştiği yeri inceleyen Filistinliler (Reuters)Bir polis aracını hedef alan İsrail saldırısının gerçekleştiği yeri inceleyen Filistinliler (Reuters)

Hamas’a bağlı bir polis mensubu dün, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Meğazi Mülteci Kampı girişinde aracının İsrail’e ait bir insansız hava aracı (İHA) tarafından hedef alınması sonucu hayatını kaybetti. Aynı gün, Han Yunus’un güneyindeki ‘sarı hat’ olarak bilinen bölgede bir genç de İsrail güçlerinin açtığı ateş sonucu öldürüldü.

Sahadaki kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, hedef alınan aracın Kassam Tugayları’na bağlı bir üyeye ait olduğunu, aracı kullanan kişinin ise daha önce önde gelen isimlerden birinin korumalığını yapmış polis memuru olduğunu belirtti.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı’na göre İsrail, 10 Ekim 2025’te ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana 718’den fazla Filistinliyi öldürdü.

Erdoğan ile görüşme

Bu arada Hamas dün yaptığı açıklamada, üst düzey bir heyetinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İstanbul’da bir araya geldiğini duyurdu. Görüşmede, Gazze Şeridi’ndeki gelişmeler, ateşkes anlaşmasının kalıcı hale getirilmesi ve Kudüs’teki son durum ele alındı.

Hareketten yapılan açıklamaya göre, Hamas Liderlik Konseyi Başkanı Muhammed Derviş başkanlığındaki heyette Halid Meşal, Halil el-Hayye ve Zahir Cebbarin yer aldı. Cumartesi günü gerçekleşen görüşmede, Gazze Şeridi’ndeki gelişmeler ele alındı. Açıklamada ayrıca, ateşkes anlaşmasının uygulanmasının güvence altına alınması, insani yardımların bölgeye ulaştırılması ve halkın temel ihtiyaçlarının karşılanmasının önemine vurgu yapıldı.

Açıklamada, Kudüs’teki durumun, özellikle de Mescid-i Aksa çevresindeki gelişmelerin ciddiyetine dikkat çekilerek, ‘ihlaller’ olarak nitelendirilen uygulamaların sonuçlarına karşı uyarıda bulunuldu. Ayrıca, esirlere yönelik idam cezasını içeren yasa tasarısına da karşı çıkılarak, bunun uluslararası hukuka aykırı olduğu ifade edildi.

Heyetin, Türkiye’nin Filistin davasına verdiği destekten duyduğu memnuniyeti dile getirdiği ve Erdoğan’ın bu konudaki çabalarını takdir ettiği aktarıldı. Açıklamaya göre Erdoğan da Türkiye’nin Filistin halkının haklarına verdiği desteğin süreceğini ve bu konudaki tutumunun değişmeyeceğini vurguladı.


Masnaa Sınır Kapısı, ABD'nin Lübnan'a verdiği garantileri test ediyor

İsrail'in bombalamakla tehdit ettiği Suriye sınırındaki Masnaa Sınır Kapısı çevresinde Lübnan Genel Güvenlik Teşkilatı mensupları (EPA)
İsrail'in bombalamakla tehdit ettiği Suriye sınırındaki Masnaa Sınır Kapısı çevresinde Lübnan Genel Güvenlik Teşkilatı mensupları (EPA)
TT

Masnaa Sınır Kapısı, ABD'nin Lübnan'a verdiği garantileri test ediyor

İsrail'in bombalamakla tehdit ettiği Suriye sınırındaki Masnaa Sınır Kapısı çevresinde Lübnan Genel Güvenlik Teşkilatı mensupları (EPA)
İsrail'in bombalamakla tehdit ettiği Suriye sınırındaki Masnaa Sınır Kapısı çevresinde Lübnan Genel Güvenlik Teşkilatı mensupları (EPA)

Lübnan, İsrail'in altyapısına karşı düzenlediği bombardımanın ardından kendisine güvence veren ABD'ye yardım çağrısında bulundu. Bu çağrı, Tel Aviv'in Lübnan'ı Suriye'ye Cedide Yabus üzerinden bağlayan Bekaa'daki (doğu) el-Müsnefer Sınır Kapısı’nı hedef almaması için yapılırken, bu gelişme, İsrail'in sınır kapısını bombalamakla tehdit edip tahliye edilmesini talep etmesinin ardından yaşandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnanlı kaynaklar, Lübnan'ın İsrail'in tehdidini ciddiye aldığını ve bunun endişe verici olduğunu açıkladığını söylediler. Bu durum, Cumhurbaşkanı General Joseph Avn ve Başbakan Nevvaf Selam tarafından yürütülen ve sabaha kadar süren Washington ile temasların yoğunlaştırılmasına neden oldu. Sile tatili için Washington'da bulunan ABD'nin Beyrut Büyükelçisi Mişel İsa da temaslarda yer aldı. Avn ve Selam, İsa'dan ülkesinin İsrail nezdinde müdahale ederek uyarıyı geri çekmesini talep etti.

Öte yandan, Cumhurbaşkanı Avn, İsrail ile doğrudan müzakere çağrısını yineledi. Avn, “Müzakere taviz vermek değildir, diplomasi de teslim olmak değildir” diyerek, iç barışın ‘kırmızı çizgi’ olduğunu vurguladı.