Doğu Akdeniz'de sıcak bir yaza doğru

Libya'daki çatışma, İdlib ve Suriye'nin kuzeyinde Rusya ve Türkiye'ye yansıyacak (AFP)
Libya'daki çatışma, İdlib ve Suriye'nin kuzeyinde Rusya ve Türkiye'ye yansıyacak (AFP)
TT

Doğu Akdeniz'de sıcak bir yaza doğru

Libya'daki çatışma, İdlib ve Suriye'nin kuzeyinde Rusya ve Türkiye'ye yansıyacak (AFP)
Libya'daki çatışma, İdlib ve Suriye'nin kuzeyinde Rusya ve Türkiye'ye yansıyacak (AFP)

Tony Francis
Bütün dünya önceliklerini yeniden sıralamaya çalışıyor. Büyük ve küçük ülkeler bunu siyasi güçler, popüler eğilimler, milisler ve devrimlere göre yapmaya çalışıyorlar.
Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını, tüm dünyayı yeni politikalar uygulamaya ve cesaret edilmesi güç önlemler almaya zorladı. İnsan davranışlarını değiştirdi.  İnsanlara farklı bir günlük hayat sundu. Ancak siyasi seçkinlerin düşüncelerine uygun bir değişiklik sağlayamadı. Bu yüzden geleneksel çıkarlarla ilgili öncelikler ön plana çıktı.

Yeni olgular
Ancak koronavirüs salgını neden olduğu tüm bu değişikliklere rağmen, Ortadoğu’daki kronik gerilimlerin artmasını engelleyemedi. Bir yanda ABD-Rusya çatışması, diğer yanda ABD-İran çatışması daha da kötüleşti. ABD-Rusya çekişmesi, iki ülkede zirvede devam ediyor. Bu ülkelerden biri Libya. ABD Libya’da, Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu’na (LUO) karşı başkent Trablus’taki Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne (UMH) sempati duyuyor ve onu destekliyor. Rusya ise Hafter’in yanında yer alıyor. Washington, Moskova’yı LUO’ya MiG-29 savaş uçakları sağlamakla suçladı. Ancak Moskova bu suçlamayı her ne kadar reddetse de Rus basını, söz konusu modelde olan, ancak herhangi bir simge taşımayan savaş uçaklarının UMH’ye bağlı güçlere baskın düzenlediğini bildirirken uçakların Suriye’den havalanıp havalanmadığını sorguladı.
Libya'daki çatışmanın başka bir boyutu daha var. Washington, UMH’yi desteklemek için Ankara ile bir araya geldi. Türkiye çatışmaya dahil olurken kendisini, Suriye'deki mevcut durumu düzenlemek için Astana Süreci çerçevesinde birlikte çalıştığı ortağı Rusya ile karşı karşıya buldu.
Libya’daki çatışmanın İdlib ve Suriye'nin kuzeyinde Rusya ve Türkiye’ye yansımaları olacak. Kendisini 1911'de Libya'yı İtalyanlara karşı savunmak için Trablus’a koşan Mustafa Kemal Atatürk'e benzeten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye’nin kuzeyinde ise Enver Paşa'dan aşağı kalır bir yanı olmadığını kabul etmeyecektir.
Ruslar, İdlib bölgesinde kendilerine hakim olmaya çalışsalar da İranlı ortaklarının baskısı ve Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in yönelimleri, onları Türklerle karşı karşıya getirebilir.  Belki de fırsattan yararlanan Türkistanlı milislerin bölgelerine Rusya’nın düzenlediği son baskınlarda bunun başlangıcına tanık olmuş olabiliriz.
Ancak Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye ile siyasi ve askeri ilişkilerde kat edilen yolu kolay kolay kaybetmek istemeyecektir. Valday’da 2008 yılından bu yana Rusya'nın Orta Doğu'daki önceliklerinin iki başlık ile sınırlı olduğunu vurgulayan Putin, bunlardan birinin ‘Türkiye ile ekonomik ilişkiler’ diğerinin ise ‘İsrail ile güvenlik ve askeri ilişkiler’ olduğunu söyledi. Bu noktadan yola çıkarak İsrail, Moskova'nın müdahale etme konusundaki isteksizliği nedeniyle İran’ın Suriye'deki varlığıyla ilgilenmekle meşgul. Bu konuda Rusların ve Amerikalıları, Tel Aviv tarafından Levant Bölgesi’nde başlatılan iki savaş arasındaki çatışma için ortak bir anlayış çerçevesinde bir araya getirmeye çalışıyor.

Üst üste binen öncelikler
Bölgedeki taraflar, Libya'dan Suriye ve Irak'a çatışmalara katılım baskısı altında olmanın yanı sıra ABD’de 3 Kasım'da yapılması planlanan başkanlık seçimlerini beklemenin ağırlığı altında hareket ediyorlar. ABD’nin politikasına karşı olanlar, siyahî Amerikalı George Floyd'un beyaz bir polis memuru tarafından öldürülmesinin ardından ABD'de patlak veren protesto dalgası ve bölünmenin devam etmesinin yanı sıra Başkan Trump’ın, tüm bu yaşananlar karşısında yorgun bir şekilde ikinci dönem yarışına giriyor olmasının üzerine oynadıkları bahisleri gizlemiyorlar.
Rusya’nın ABD’de olan bitenlerle ilgili resmi tutumundaki çekimser duruşunun yanı sıra Putin ve Trump arasında bir telefon görüşmesi yapıldığının açıklanmasına karşın İran Lideri Ali Hamaney, ABD yönetimine yönelik karşı bir kampanya başlattı. Tahran’da, ABD’de yaşanan protestoların ve koronavirüs salgının etkilerinin Washington yönetiminde bir değişikliğe yol açacağına dair umutlar olduğu açıkça ortaya çıktı. Türkiye'de ise protestolarla ilgili ABD yönetimin değişmesi arzusuna kadar uzanmayan resmi ve yarı resmi bir takım yorumlar yapıldı.
İran'ın konumu anlaşılabilir görünüyor, çünkü ABD’nin İran’la dünya güçleri arasında 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmadan çekilmesinin sorumlusu olan Trump'ın zayıflamasına katkıda bulunan her şey onun için bir kazanç olacaktır. Bununla birlikte Trump, Tahran'ı ve bölgedeki uzantılarını cezalandırmak için sert bir kampanya yürütürken İran yönetimi, Esed rejimi ve Hizbullah üzerindeki baskıyı artıracak olan ‘Caeser ( Saezar) Yasası’nı da onayladı.
Eğer İran'ın önceliği, içerideki ve çevresindeki güç kartlarını korumaksa, ABD başkanlık seçimlerinde Trump'ın kaderinin belirlenmesini bekleyecektir. En önemli bölgesel rakibi olan İsrail ise önceliklerini ABD’deki gelişmelerin etkisi ve Rusya ile Türkiye arasında yumuşak bir uyum içinde gözden geçirmeyi istiyor.
Tel Aviv, son aylar ve haftalarda, İran’ın Suriye'deki konumlarına karşı Tahran'ın Suriye düzenlemelerindeki iki ortağı Rusya ve Türkiye'nin sessizliğinin ortasında herhangi bir itirazla karşılaşmadan düzenlediği hava saldırılarını artırdı. Ancak sessizlik gürültüye daha yakındır.
Fakat İsrail'in konumu sadece askeri baskı ile sınırlı değil. Tel Aviv, Trump'ın geriye kalan görev süresi içerisinde İran’a ve Lübnan ile Suriye'deki unsurlarına yönelik baskıyı en üst seviyeye çıkarma fırsatı yakalamaya çalışıyor.
Bununla birlikte İsrail'de önceliklerin yeniden sıralanması için Batı Şeria’nın bir bölümünü ve Ürdün Vadisi’ni ilhak etme projesinin uygulanmasına yönelik hazırlıkların durdurulmasını isteyen bazı sesler yükseldi. Tel Aviv, ilhakı reddeden ve iki devletli bir çözüm çağrısında bulunan binlerce gösteriye tanık olurken halk bu yönde bir eğilim gösterdi. ABD’de Demokrat Parti’nin eski başkan adaylarından Bernie Sanders'in halkın taleplerini desteklediğini duyurması ise dikkat çekici bir çıkış oldu.
Öte yandan İran'a odaklanılması çağrısında bulunan Tel Aviv Üniversitesi İsrail Ulusal Güvenlik Araştırma Enstitüsü Başkanı ve eski Askeri İstihbarat Şefi Amos Yadlin, Başbakan Netanyahu'nun Batı Şeria'nın yüzde 30'unun ilhak etmek için acele ederek iki hata yaptığını söyledi. Yadlin’e göre bu hatalardan ilki, İran'ın nükleer programını durdurmaya yönelik verilen genel bir mücadeleyi etkiliyor olması, ikincisi ise İsrail'i stratejik ekonomik ve ahlaki risklerle karşı karşıya getirmesi.
Kısaca İsrail'e göre Trump yönetimi Çin ile mücadele ve içerideki protesto dalgasıyla meşgul durumda olduğundan Ortadoğu ile çok az ilgileniyor. Bu yüzden azalan bu ilgi de en azından tamamen İran'a yönelik olmalı.
Sonuç olarak bir dizi konunun son aşamalarıyla ilgili umutlarla dolu bir yaza giriyoruz. Trump'ın Kasım’da yapılacak başkanlık seçimleri arifesinde dengeyi yeniden sağlamak için en yakın zamanda Ortadoğu’daki girişime  yeniden liderlik etmek için döneceğini söylemek çok da yanlış olmaz.



İsrail hava saldırıları Lübnan'ın güneyindeki kasabaları hedef aldı

Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)
Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)
TT

İsrail hava saldırıları Lübnan'ın güneyindeki kasabaları hedef aldı

Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)
Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)

İsrail savaş uçakları bugün Lübnan'ın güneyindeki Burc Rahal kasabasına hava saldırıları düzenledi. Saldırılarda 3 kişi öldü, bir kişi yaralandı. Ayrıca güney Lübnan'daki kasabalara da saldırılar düzenlendi.

İsrail savaş uçakları bu sabah Lübnan'ın güneyindeki Burc Rahal kasabasında bir eve hava saldırısı düzenleyerek 3 kişiyi öldürdü, birkaç kişiyi yaraladı ve birçok evi yıktı. Sivil savunma ekipleri cesetleri çıkarmak ve yolu temizlemek için çalışıyor. Resmi Lübnan Ulusal Haber Ajansı, hava saldırılarının ayrıca şafak vakti Lübnan'ın güneyindeki Haris kasabaların da hedef aldığını bildirdi.

İlgili bir gelişmede, Hizbullah bugün dört ayrı açıklamada, savaşçılarının İsrail'in Liman, Hurfish, Shlomi ve Nahariya yerleşimlerini roket saldırılarıyla hedef aldığını duyurdu.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre Hizbullah yaptığı açıklamada, bugün saat 02:25'te Liman yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını belirtti. İkinci bir açıklamada ise saat 00:30'da Hurfish yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını duyurdu.

Üçüncü bir açıklamada Hizbullah, saat 02:30'da Shlomi yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını açıkladı. Dördüncü bir açıklamada ise saat 03:10'da Nahariya yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını bildirdi.

Şunu belirtmekte fayda var ki, 2 Mart sabahından itibaren İsrail savaş uçakları Beyrut'un güney banliyölerini, Güney Lübnan'daki çeşitli bölgeleri ve Doğu Lübnan'daki Bekaa Vadisi'ni hedef alan bir dizi hava saldırısı düzenledi. Saldırılar ayrıca Lübnan Dağı ve Kuzey Lübnan'daki bölgelere de yayıldı. İsrail hava saldırıları halen devam etmektedir. Mart ortasından sonra İsrail ordusu Güney Lübnan'a bir saldırı başlattı.


Gazze Şeridi’ndeki direnişçi gruplar, ‘silahsızlanma’ planında değişiklik talep edilmesinin ardından yoğun saldırı bekliyor

Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)
Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)
TT

Gazze Şeridi’ndeki direnişçi gruplar, ‘silahsızlanma’ planında değişiklik talep edilmesinin ardından yoğun saldırı bekliyor

Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)
Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)

Gazze Şeridi’ndeki büyük Filistinli gruplardan çeşitli kaynaklar, İsrail’in Gazze Şeridi içindeki saldırılarını yoğunlaştırmasının beklendiğini belirtti. Bu beklentinin, Barış Konseyi planında yer alan silahsızlanma maddelerinde değişiklik yapılması talebinin ardından ortaya çıktığı ifade edildi.

Hamas’a bağlı üç kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, sahada İsrail’in daha geniş çaplı bir askeri gerilime hazırlandığına dair göstergeler bulunduğunu belirtti. Kaynaklar, bu olası gerilimin polis ve güvenlik noktalarının hedef alınmasının, silahlı grup üyelerine yönelik saldırıların ve suikastların ötesine geçebileceğini dile getirdi.

Hamas’ın silahsızlandırılması, Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov tarafından sunulan planın en önemli maddeleri arasında yer alıyor. Söz konusu plan, Mladenov tarafından mart ayı sonunda Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde açıklanmıştı. Uluslararası ve bölgesel medyada yayımlanan maddelere göre plan, Filistinli hareketin tünel ağını imha etmesini ve sekiz ay içinde aşamalı olarak silah bırakmasını öngörüyor. Plan ayrıca, ‘Gazze Şeridi’nin silahlardan tamamen arındığının nihai olarak doğrulanması’ sonrasında İsrail güçlerinin tamamen çekilmesini içeriyor.

 Hamas ve İslami Cihad Hareketi’ne bağlı silahlı güçler Gazze’de konuşlandırıldı. (AFP)Hamas ve İslami Cihad Hareketi’ne bağlı silahlı güçler Gazze’de konuşlandırıldı. (AFP)

Son günlerde İsrail’in tırmanışı, polis güçlerine bağlı güvenlik unsurları ile sahadaki silahlı grup üyelerine yönelik saldırıların yoğunlaştırılmasıyla daha da arttı. Kaynaklara göre Hamas’a bağlı hükümet kurumlarındaki güvenlik personeline ve grupların askeri kanatlarına mensup silahlı unsurlara, alarm seviyesini en üst düzeye çıkarmaları yönünde talimat verildi. Aynı talimatlarda, tekrar eden hedef alınma girişimlerini önlemek amacıyla mümkün olan tüm güvenlik önlemlerinin alınması istendi.

Planda yapılan değişiklikler

Geçtiğimiz hafta Hamas heyeti, Kahire’ye gerçekleştirdiği ziyaretin ardından, iki gün önce Gazze Şeridi’ndeki gruplar adına ‘silahsızlanma planı’ önerisine yanıtını sundu. Kaynaklara göre, Nikolay Mladenov ile yapılan görüşmede iletilen yanıtta, ‘ikinci aşamaya geçilmeden önce İsrail’in ilk aşamadaki tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesini zorunlu kılacak değişikliklerin yapılması’ gerektiği vurgulandı.

Hamas kaynaklarına göre, İsrail’in söz konusu değişiklik talebini ‘hareketin silah bırakmayı reddettiği’ gerekçesiyle önümüzdeki dönemde saldırılarını artırmak için bir bahane olarak kullanabileceği değerlendiriliyor. Kaynaklardan biri, Hamas’ın ve diğer grupların planı farklı çerçeveler içinde incelemeyi sürdürdüğünü kaydetti.

İslami Cihad Hareketi’nden bir kaynak ise Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, özellikle İran ile bağlantılı gelişmelerin ardından İsrail’de tırmanış ihtimalinin artmasıyla birlikte, sahadaki savaşçılara izlerinin sürülmesini ve hedef alınmalarını önlemek amacıyla tüm gerekli güvenlik tedbirlerini almaları yönünde kesin talimatlar verildiğini ifade etti.

Öte yandan İsrail, cumartesiyi pazara bağlayan gece yarısı, Gazze kentinin doğusundaki Şeva Meydanı bölgesinde, özel İsrail birliklerinin ya da silahlı grupların sızmasını önlemek amacıyla kurulan bir kontrol noktasında bulunan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensubu dört silahlı kişiyi öldürdü.

Bir polis aracını hedef alan İsrail saldırısının gerçekleştiği yeri inceleyen Filistinliler (Reuters)Bir polis aracını hedef alan İsrail saldırısının gerçekleştiği yeri inceleyen Filistinliler (Reuters)

Hamas’a bağlı bir polis mensubu dün, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Meğazi Mülteci Kampı girişinde aracının İsrail’e ait bir insansız hava aracı (İHA) tarafından hedef alınması sonucu hayatını kaybetti. Aynı gün, Han Yunus’un güneyindeki ‘sarı hat’ olarak bilinen bölgede bir genç de İsrail güçlerinin açtığı ateş sonucu öldürüldü.

Sahadaki kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, hedef alınan aracın Kassam Tugayları’na bağlı bir üyeye ait olduğunu, aracı kullanan kişinin ise daha önce önde gelen isimlerden birinin korumalığını yapmış polis memuru olduğunu belirtti.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı’na göre İsrail, 10 Ekim 2025’te ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana 718’den fazla Filistinliyi öldürdü.

Erdoğan ile görüşme

Bu arada Hamas dün yaptığı açıklamada, üst düzey bir heyetinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İstanbul’da bir araya geldiğini duyurdu. Görüşmede, Gazze Şeridi’ndeki gelişmeler, ateşkes anlaşmasının kalıcı hale getirilmesi ve Kudüs’teki son durum ele alındı.

Hareketten yapılan açıklamaya göre, Hamas Liderlik Konseyi Başkanı Muhammed Derviş başkanlığındaki heyette Halid Meşal, Halil el-Hayye ve Zahir Cebbarin yer aldı. Cumartesi günü gerçekleşen görüşmede, Gazze Şeridi’ndeki gelişmeler ele alındı. Açıklamada ayrıca, ateşkes anlaşmasının uygulanmasının güvence altına alınması, insani yardımların bölgeye ulaştırılması ve halkın temel ihtiyaçlarının karşılanmasının önemine vurgu yapıldı.

Açıklamada, Kudüs’teki durumun, özellikle de Mescid-i Aksa çevresindeki gelişmelerin ciddiyetine dikkat çekilerek, ‘ihlaller’ olarak nitelendirilen uygulamaların sonuçlarına karşı uyarıda bulunuldu. Ayrıca, esirlere yönelik idam cezasını içeren yasa tasarısına da karşı çıkılarak, bunun uluslararası hukuka aykırı olduğu ifade edildi.

Heyetin, Türkiye’nin Filistin davasına verdiği destekten duyduğu memnuniyeti dile getirdiği ve Erdoğan’ın bu konudaki çabalarını takdir ettiği aktarıldı. Açıklamaya göre Erdoğan da Türkiye’nin Filistin halkının haklarına verdiği desteğin süreceğini ve bu konudaki tutumunun değişmeyeceğini vurguladı.


Masnaa Sınır Kapısı, ABD'nin Lübnan'a verdiği garantileri test ediyor

İsrail'in bombalamakla tehdit ettiği Suriye sınırındaki Masnaa Sınır Kapısı çevresinde Lübnan Genel Güvenlik Teşkilatı mensupları (EPA)
İsrail'in bombalamakla tehdit ettiği Suriye sınırındaki Masnaa Sınır Kapısı çevresinde Lübnan Genel Güvenlik Teşkilatı mensupları (EPA)
TT

Masnaa Sınır Kapısı, ABD'nin Lübnan'a verdiği garantileri test ediyor

İsrail'in bombalamakla tehdit ettiği Suriye sınırındaki Masnaa Sınır Kapısı çevresinde Lübnan Genel Güvenlik Teşkilatı mensupları (EPA)
İsrail'in bombalamakla tehdit ettiği Suriye sınırındaki Masnaa Sınır Kapısı çevresinde Lübnan Genel Güvenlik Teşkilatı mensupları (EPA)

Lübnan, İsrail'in altyapısına karşı düzenlediği bombardımanın ardından kendisine güvence veren ABD'ye yardım çağrısında bulundu. Bu çağrı, Tel Aviv'in Lübnan'ı Suriye'ye Cedide Yabus üzerinden bağlayan Bekaa'daki (doğu) el-Müsnefer Sınır Kapısı’nı hedef almaması için yapılırken, bu gelişme, İsrail'in sınır kapısını bombalamakla tehdit edip tahliye edilmesini talep etmesinin ardından yaşandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnanlı kaynaklar, Lübnan'ın İsrail'in tehdidini ciddiye aldığını ve bunun endişe verici olduğunu açıkladığını söylediler. Bu durum, Cumhurbaşkanı General Joseph Avn ve Başbakan Nevvaf Selam tarafından yürütülen ve sabaha kadar süren Washington ile temasların yoğunlaştırılmasına neden oldu. Sile tatili için Washington'da bulunan ABD'nin Beyrut Büyükelçisi Mişel İsa da temaslarda yer aldı. Avn ve Selam, İsa'dan ülkesinin İsrail nezdinde müdahale ederek uyarıyı geri çekmesini talep etti.

Öte yandan, Cumhurbaşkanı Avn, İsrail ile doğrudan müzakere çağrısını yineledi. Avn, “Müzakere taviz vermek değildir, diplomasi de teslim olmak değildir” diyerek, iç barışın ‘kırmızı çizgi’ olduğunu vurguladı.