Irak-ABD müzakerelerinin merkezindeki 5 madde

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo (Reuters arşiv)
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo (Reuters arşiv)
TT

Irak-ABD müzakerelerinin merkezindeki 5 madde

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo (Reuters arşiv)
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo (Reuters arşiv)

Irak-ABD ilişkileri son dönemde inişli çıkışlı bir seyir izledi. 3 Ocak’ta, Bağdat Havalimanı yakınlarında İranlı General Kasım Süleymani ve Haşdi Şabi Komutan Yardımcısı Ebu el-Mühendis’in ölümüyle sonuçlanan ABD hava saldırısının ardından Irak Meclisi, düzenlediği oturumla ABD güçleri de dahil ‘tüm yabancı güçlerin ülkeden çıkarılmasını’ öngören kararı onayladı. İki ülke arasındaki gerginliğin tırmanmasına neden olan meclis kararından bu yana taraflar bugün başlayacak müzakerelerde ilk kez doğrudan yüz yüze gelmeye hazırlanıyor.
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, mayıs ayında yaptığı açıklamada Irak-ABD Stratejik Diyalogu’nun 10 Haziran’da başlayacağını ilan etmişti. Pompeo, bugün gerçekleşmesi beklenen görüşmelerde ABD’yi Dışişleri Bakanlığı'nın en kıdemli diplomatlarından David Hale'in temsil edeceğini belirtmişti.
Pompeo açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştı;
“Irak, Kovid-19 salgının şiddeti ve düşmekte olan petrol gelirleri nedeniyle ekonomik çöküş riski tehdidi altında. Hükümetimizin DEAŞ'ı yenmek ve ülkeyi istikrara kavuşturmak amacıyla elde ettiğimiz kazanımların tersine çevrilmesini durdurmak için birlikte çalışması önemlidir. İki ülke arasındaki tüm stratejik konular; ABD kuvvetlerinin Irak’taki geleceği ve bağımsız Irak'ın en iyi nasıl destekleneceği de dahil olmak üzere pek çok başlık gündemde olacaktır.”
Şarku’l Avsat’ın bir kopyasını edindiği ABD hükümet raporlarına göre Washington bu yılın sonunda veya önümüzdeki yılın başında Irak’a yaklaşık 720 milyon dolar tutarında yardım paketi sunma kararı aldı. Raporlara göre 600 milyon doların Savunma Bakanlığı eliyle DEAŞ ile mücadelede askeri eğitim programlarına ve askeri yardımlara, 120 milyon doların da Dışişleri Bakanlığı eliyle diğer bazı programlara ayrılmasına karar verildi.
ABD, 27 Nisan’da Irak’a İran’dan elektrik ve doğalgaz satın almaya devam edebilmesi için 30 günlük muafiyet tanıdı. Akabinde muafiyet süresi yaz aylarında 4 ay daha uzatıldı. Bazı çevreler, ABD’nin Irak’a yönelik bu adımlarını Washington’ın Bağdat ile eski defterleri kapatma ve iyi ilişkiler kurma çabası olarak değerlendirdi.
ABD merkezli Al-Monitor gazetesine göre Irak ve ABD arasında bugün başlayacak müzakerelerin merkezinde şu 5 maddenin yer alması bekleniyor:
1- Güvenlik maddesi: Bu başlık altında DEAŞ terör örgütü ile mücadele ele alınacak. Nitekim ABD liderliğindeki DEAŞ Karşıtı Koalisyon, örgütün doğup genişlediği 2014 yılındaki hataların tekrarlanmasını önlemek için Irak makamlarıyla var olan koordinasyonu artırma ihtiyacı duyuyor.
2- ABD’nin Irak güvenlik kurumlarında reform yapması: Iraklı askeri güçlerin eğitilmesi gündemde olcak. ABD ve Irak arasındaki askeri ilişkiler sağlam ve köklü bir temele dayanıyor.
3- Bölgesel ve küresel krizlerin çözümünde Irak’ın rolü: ABD terörle mücadele, kara para aklama, organize suçlar ve sınırların güvenliği gibi bölgesel ve küresel krizlerin çözümünde Irak’ı bölgesel bir ortak ve güvenlik merkezi olarak görüyor. Bu nedenle krizlerin çözümünde gereken faaliyetlerde Irak Başbakanı Mustafa el-Kazımi’nin destek vermesi bekleniyor.
4- Mali destek: Irak ekonomisine zarar veren özellikle koronavirüs salgının etkilerini atlatabilmesi için Bağdat yönetimine mali yardımlarda bulunma.
5- İran’ın Irak’taki nüfuzu: Irak, kendi geleceğinin İran’ın ülkenin siyasi ve ekonomik hayat üzerindeki etkisinin zayıflatılmasına bağlı olduğunu biliyor. Aynı zamanda ülke topraklarının ABD ve İran arasında bir çatışma alanına dönüşmemesi gerektiğinin de farkında. Irak açısından İran tehlikesi ‘çözülebilecek’ değil ‘iyi yönetilmesi’ gereken bir meseledir. Nitekim Irak’ın kendisini İran ile çatışma konumuna getirmesi düşünülemez. ABD’nin de bunu anlayışla karşılaması ve İran’la başa çıkma noktasında Irak’la birlikte en etkili yollar üzerinde çalışması gerekebilir.
Eski ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney’in Ulusal Güvenlik Danışmanı John Hannah, ABD merkezli Demokrasileri Savunma Vakfı’nın (FDD) internet sayfasında yayınlanan makalesinde İran’ın ABD yaptırımlarını atlatmak için sistematik bir biçimde Irak ekonomisini sömürdüğünü, bu nedenle Washington’un Irak siyasetini yeniden gözden geçirmesi gerektiğini belirtiyor.
Hannah makalesinde, 2003’ten günümüze ABD ve Irak arasındaki durumu ‘istikrarsız’ ve ‘sürdürülebilir olmayan’ şeklinde niteliyor.
ABD’nin Irak’a diplomatik desteğinin yanı sıra yaptığı milyonlarca dolarlık askeri ve ekonomik yardımlara rağmen durumun her yıl daha da kötüleştiğini belirten Hannah, makalenin devamında şu ifadeleri kullandı:
“Bu yardımlar, ‘Irak’ın zamanla Ortadoğu’nun güvenliği ve istikrarını koruma noktasında ana ortak haline gelmesi’ varsayımına dayanıyor. Bunun yerine Irak hükümeti bugün sürekli ters yönde istikamet alıyor. Bu nedenle gelecekte düzenlenecek Stratejik Diyalog, bu yıkıcı gidişatın tersine çevrilmesi ve Irak ile birlikte kalmayı öngören ABD’nin uzun vadeli ortaklığının kurtarılması açısından son fırsat olabilir. Bu kaçırılmaması gereken bir fırsattır.”



İsrail hava saldırıları Lübnan'ın güneyindeki kasabaları hedef aldı

Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)
Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)
TT

İsrail hava saldırıları Lübnan'ın güneyindeki kasabaları hedef aldı

Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)
Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)

İsrail savaş uçakları bugün Lübnan'ın güneyindeki Burc Rahal kasabasına hava saldırıları düzenledi. Saldırılarda 3 kişi öldü, bir kişi yaralandı. Ayrıca güney Lübnan'daki kasabalara da saldırılar düzenlendi.

İsrail savaş uçakları bu sabah Lübnan'ın güneyindeki Burc Rahal kasabasında bir eve hava saldırısı düzenleyerek 3 kişiyi öldürdü, birkaç kişiyi yaraladı ve birçok evi yıktı. Sivil savunma ekipleri cesetleri çıkarmak ve yolu temizlemek için çalışıyor. Resmi Lübnan Ulusal Haber Ajansı, hava saldırılarının ayrıca şafak vakti Lübnan'ın güneyindeki Haris kasabaların da hedef aldığını bildirdi.

İlgili bir gelişmede, Hizbullah bugün dört ayrı açıklamada, savaşçılarının İsrail'in Liman, Hurfish, Shlomi ve Nahariya yerleşimlerini roket saldırılarıyla hedef aldığını duyurdu.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre Hizbullah yaptığı açıklamada, bugün saat 02:25'te Liman yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını belirtti. İkinci bir açıklamada ise saat 00:30'da Hurfish yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını duyurdu.

Üçüncü bir açıklamada Hizbullah, saat 02:30'da Shlomi yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını açıkladı. Dördüncü bir açıklamada ise saat 03:10'da Nahariya yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını bildirdi.

Şunu belirtmekte fayda var ki, 2 Mart sabahından itibaren İsrail savaş uçakları Beyrut'un güney banliyölerini, Güney Lübnan'daki çeşitli bölgeleri ve Doğu Lübnan'daki Bekaa Vadisi'ni hedef alan bir dizi hava saldırısı düzenledi. Saldırılar ayrıca Lübnan Dağı ve Kuzey Lübnan'daki bölgelere de yayıldı. İsrail hava saldırıları halen devam etmektedir. Mart ortasından sonra İsrail ordusu Güney Lübnan'a bir saldırı başlattı.


Gazze Şeridi’ndeki direnişçi gruplar, ‘silahsızlanma’ planında değişiklik talep edilmesinin ardından yoğun saldırı bekliyor

Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)
Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)
TT

Gazze Şeridi’ndeki direnişçi gruplar, ‘silahsızlanma’ planında değişiklik talep edilmesinin ardından yoğun saldırı bekliyor

Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)
Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)

Gazze Şeridi’ndeki büyük Filistinli gruplardan çeşitli kaynaklar, İsrail’in Gazze Şeridi içindeki saldırılarını yoğunlaştırmasının beklendiğini belirtti. Bu beklentinin, Barış Konseyi planında yer alan silahsızlanma maddelerinde değişiklik yapılması talebinin ardından ortaya çıktığı ifade edildi.

Hamas’a bağlı üç kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, sahada İsrail’in daha geniş çaplı bir askeri gerilime hazırlandığına dair göstergeler bulunduğunu belirtti. Kaynaklar, bu olası gerilimin polis ve güvenlik noktalarının hedef alınmasının, silahlı grup üyelerine yönelik saldırıların ve suikastların ötesine geçebileceğini dile getirdi.

Hamas’ın silahsızlandırılması, Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov tarafından sunulan planın en önemli maddeleri arasında yer alıyor. Söz konusu plan, Mladenov tarafından mart ayı sonunda Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde açıklanmıştı. Uluslararası ve bölgesel medyada yayımlanan maddelere göre plan, Filistinli hareketin tünel ağını imha etmesini ve sekiz ay içinde aşamalı olarak silah bırakmasını öngörüyor. Plan ayrıca, ‘Gazze Şeridi’nin silahlardan tamamen arındığının nihai olarak doğrulanması’ sonrasında İsrail güçlerinin tamamen çekilmesini içeriyor.

 Hamas ve İslami Cihad Hareketi’ne bağlı silahlı güçler Gazze’de konuşlandırıldı. (AFP)Hamas ve İslami Cihad Hareketi’ne bağlı silahlı güçler Gazze’de konuşlandırıldı. (AFP)

Son günlerde İsrail’in tırmanışı, polis güçlerine bağlı güvenlik unsurları ile sahadaki silahlı grup üyelerine yönelik saldırıların yoğunlaştırılmasıyla daha da arttı. Kaynaklara göre Hamas’a bağlı hükümet kurumlarındaki güvenlik personeline ve grupların askeri kanatlarına mensup silahlı unsurlara, alarm seviyesini en üst düzeye çıkarmaları yönünde talimat verildi. Aynı talimatlarda, tekrar eden hedef alınma girişimlerini önlemek amacıyla mümkün olan tüm güvenlik önlemlerinin alınması istendi.

Planda yapılan değişiklikler

Geçtiğimiz hafta Hamas heyeti, Kahire’ye gerçekleştirdiği ziyaretin ardından, iki gün önce Gazze Şeridi’ndeki gruplar adına ‘silahsızlanma planı’ önerisine yanıtını sundu. Kaynaklara göre, Nikolay Mladenov ile yapılan görüşmede iletilen yanıtta, ‘ikinci aşamaya geçilmeden önce İsrail’in ilk aşamadaki tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesini zorunlu kılacak değişikliklerin yapılması’ gerektiği vurgulandı.

Hamas kaynaklarına göre, İsrail’in söz konusu değişiklik talebini ‘hareketin silah bırakmayı reddettiği’ gerekçesiyle önümüzdeki dönemde saldırılarını artırmak için bir bahane olarak kullanabileceği değerlendiriliyor. Kaynaklardan biri, Hamas’ın ve diğer grupların planı farklı çerçeveler içinde incelemeyi sürdürdüğünü kaydetti.

İslami Cihad Hareketi’nden bir kaynak ise Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, özellikle İran ile bağlantılı gelişmelerin ardından İsrail’de tırmanış ihtimalinin artmasıyla birlikte, sahadaki savaşçılara izlerinin sürülmesini ve hedef alınmalarını önlemek amacıyla tüm gerekli güvenlik tedbirlerini almaları yönünde kesin talimatlar verildiğini ifade etti.

Öte yandan İsrail, cumartesiyi pazara bağlayan gece yarısı, Gazze kentinin doğusundaki Şeva Meydanı bölgesinde, özel İsrail birliklerinin ya da silahlı grupların sızmasını önlemek amacıyla kurulan bir kontrol noktasında bulunan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensubu dört silahlı kişiyi öldürdü.

Bir polis aracını hedef alan İsrail saldırısının gerçekleştiği yeri inceleyen Filistinliler (Reuters)Bir polis aracını hedef alan İsrail saldırısının gerçekleştiği yeri inceleyen Filistinliler (Reuters)

Hamas’a bağlı bir polis mensubu dün, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Meğazi Mülteci Kampı girişinde aracının İsrail’e ait bir insansız hava aracı (İHA) tarafından hedef alınması sonucu hayatını kaybetti. Aynı gün, Han Yunus’un güneyindeki ‘sarı hat’ olarak bilinen bölgede bir genç de İsrail güçlerinin açtığı ateş sonucu öldürüldü.

Sahadaki kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, hedef alınan aracın Kassam Tugayları’na bağlı bir üyeye ait olduğunu, aracı kullanan kişinin ise daha önce önde gelen isimlerden birinin korumalığını yapmış polis memuru olduğunu belirtti.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı’na göre İsrail, 10 Ekim 2025’te ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana 718’den fazla Filistinliyi öldürdü.

Erdoğan ile görüşme

Bu arada Hamas dün yaptığı açıklamada, üst düzey bir heyetinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İstanbul’da bir araya geldiğini duyurdu. Görüşmede, Gazze Şeridi’ndeki gelişmeler, ateşkes anlaşmasının kalıcı hale getirilmesi ve Kudüs’teki son durum ele alındı.

Hareketten yapılan açıklamaya göre, Hamas Liderlik Konseyi Başkanı Muhammed Derviş başkanlığındaki heyette Halid Meşal, Halil el-Hayye ve Zahir Cebbarin yer aldı. Cumartesi günü gerçekleşen görüşmede, Gazze Şeridi’ndeki gelişmeler ele alındı. Açıklamada ayrıca, ateşkes anlaşmasının uygulanmasının güvence altına alınması, insani yardımların bölgeye ulaştırılması ve halkın temel ihtiyaçlarının karşılanmasının önemine vurgu yapıldı.

Açıklamada, Kudüs’teki durumun, özellikle de Mescid-i Aksa çevresindeki gelişmelerin ciddiyetine dikkat çekilerek, ‘ihlaller’ olarak nitelendirilen uygulamaların sonuçlarına karşı uyarıda bulunuldu. Ayrıca, esirlere yönelik idam cezasını içeren yasa tasarısına da karşı çıkılarak, bunun uluslararası hukuka aykırı olduğu ifade edildi.

Heyetin, Türkiye’nin Filistin davasına verdiği destekten duyduğu memnuniyeti dile getirdiği ve Erdoğan’ın bu konudaki çabalarını takdir ettiği aktarıldı. Açıklamaya göre Erdoğan da Türkiye’nin Filistin halkının haklarına verdiği desteğin süreceğini ve bu konudaki tutumunun değişmeyeceğini vurguladı.


Masnaa Sınır Kapısı, ABD'nin Lübnan'a verdiği garantileri test ediyor

İsrail'in bombalamakla tehdit ettiği Suriye sınırındaki Masnaa Sınır Kapısı çevresinde Lübnan Genel Güvenlik Teşkilatı mensupları (EPA)
İsrail'in bombalamakla tehdit ettiği Suriye sınırındaki Masnaa Sınır Kapısı çevresinde Lübnan Genel Güvenlik Teşkilatı mensupları (EPA)
TT

Masnaa Sınır Kapısı, ABD'nin Lübnan'a verdiği garantileri test ediyor

İsrail'in bombalamakla tehdit ettiği Suriye sınırındaki Masnaa Sınır Kapısı çevresinde Lübnan Genel Güvenlik Teşkilatı mensupları (EPA)
İsrail'in bombalamakla tehdit ettiği Suriye sınırındaki Masnaa Sınır Kapısı çevresinde Lübnan Genel Güvenlik Teşkilatı mensupları (EPA)

Lübnan, İsrail'in altyapısına karşı düzenlediği bombardımanın ardından kendisine güvence veren ABD'ye yardım çağrısında bulundu. Bu çağrı, Tel Aviv'in Lübnan'ı Suriye'ye Cedide Yabus üzerinden bağlayan Bekaa'daki (doğu) el-Müsnefer Sınır Kapısı’nı hedef almaması için yapılırken, bu gelişme, İsrail'in sınır kapısını bombalamakla tehdit edip tahliye edilmesini talep etmesinin ardından yaşandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnanlı kaynaklar, Lübnan'ın İsrail'in tehdidini ciddiye aldığını ve bunun endişe verici olduğunu açıkladığını söylediler. Bu durum, Cumhurbaşkanı General Joseph Avn ve Başbakan Nevvaf Selam tarafından yürütülen ve sabaha kadar süren Washington ile temasların yoğunlaştırılmasına neden oldu. Sile tatili için Washington'da bulunan ABD'nin Beyrut Büyükelçisi Mişel İsa da temaslarda yer aldı. Avn ve Selam, İsa'dan ülkesinin İsrail nezdinde müdahale ederek uyarıyı geri çekmesini talep etti.

Öte yandan, Cumhurbaşkanı Avn, İsrail ile doğrudan müzakere çağrısını yineledi. Avn, “Müzakere taviz vermek değildir, diplomasi de teslim olmak değildir” diyerek, iç barışın ‘kırmızı çizgi’ olduğunu vurguladı.