Nahda Barajı: Mısır, Etiyopya ile yeni uzlaşı formülleri arıyor

Mısır Dışişleri Bakanı (sağda) Nahda Barajı ile ilgili Etiyopya ile yapılan müzakerelerin durması konusunda bir açıklama yaptı (Mısır Dışişleri Bakanlığı’nın resmi Facebook sayfası)
Mısır Dışişleri Bakanı (sağda) Nahda Barajı ile ilgili Etiyopya ile yapılan müzakerelerin durması konusunda bir açıklama yaptı (Mısır Dışişleri Bakanlığı’nın resmi Facebook sayfası)
TT

Nahda Barajı: Mısır, Etiyopya ile yeni uzlaşı formülleri arıyor

Mısır Dışişleri Bakanı (sağda) Nahda Barajı ile ilgili Etiyopya ile yapılan müzakerelerin durması konusunda bir açıklama yaptı (Mısır Dışişleri Bakanlığı’nın resmi Facebook sayfası)
Mısır Dışişleri Bakanı (sağda) Nahda Barajı ile ilgili Etiyopya ile yapılan müzakerelerin durması konusunda bir açıklama yaptı (Mısır Dışişleri Bakanlığı’nın resmi Facebook sayfası)

Mısır, Etiyopya ile Nahda (Rönesans) Barajı konusundaki uzlaşmazlığın devam etmesi halinde ‘başka seçeneklere’ yönelebileceği sinyallerini verdi. Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri dün yaptığı açıklamada, ‘Etiyopya’nın ülkesinin su haklarını olumsuz yönde etkileyen tek taraflı bir eylemlerde bulunmasını engellemek ve uluslararası barış ve güvenlik üzerindeki etkilerini düzeltme konusundaki sorumluluklarını yerine getirmek için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) başvurmak gibi başka seçeneklere yönelmek zorunda kalacağını’ söyledi. Mısırlı, Etiyopyalı ve Sudanlı bakanlar, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Avrupa Birliği (AB) ve Afrika Birliği (AfB) dönem başkanı Güney Afrika’dan gözlemcilerin de katılımıyla telekonferans aracılığıyla yeniden müzakerelere başladılar. Ancak Şukri, Etiyopya ile yapılan son müzakerelerin olumlu sonuç vermediğini söyledi.
Mısır, Sudan ile birlikte, Etiyopya’nın önümüzdeki Temmuz ayında planlandığı gibi rezervuarı doldurmaya başlamadan önce barajın doldurulup işletilmesi konusunda kapsamlı bir anlaşmaya varmaya çalışıyor. Dışişleri Bakanı Şukri dün Kahire’deki Mısır-Kanada İş Konseyi Ortak Yıllık Konferansı'nın oturum aralarında Mısır’ın Etiyopya ile müzakerelere devam etme yaklaşımına bağlı kaldığını ve iki taraf arasında adil bir anlaşmaya varmak için samimi niyetler beslediğini gösterirken Etiyopya, uzlaşmacı bir yaklaşımdan uzak bir şekilde müzakerelerden kaçınan bir tutum sergiliyor. Bu durum, Mısır'ı başka siyasi seçenekler aramaya itiyor.
Etiyopya ile Nahda Barajı konusunda yapılan son müzakerelerin olumlu sonuç vermediğini söyleyen Şukri, “Bu durum Mısır'ı, Etiyopya’nın ülkesinin su haklarını olumsuz yönde etkileyen tek taraflı bir eylemlerde bulunmasını engellemek ve uluslararası barış ve güvenlik üzerindeki etkilerini düzeltme konusundaki sorumluluklarını yerine getirmek için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) başvurmak gibi başka seçeneklere yönelmeye zorlayacaktır” ifadelerini kullandı.
Mısır ve Etiyopya geçtiğimiz ay BMGK’ya ayrı ayrı yazılar gönderdiler ve her biri diğerini haklarını ihlal etmeye çalışmakla suçladı. Öte yandan Sudan’ın girişimiyle Şubat ayından bu yana durmuş olan müzakereler yeniden başlatıldı.
İki ülke arasında anlaşmazlığın çözümüyle ilgili tıkanıklık, onları alternatif seçeneklere yönelmeye itti. Bunların arasında Mısır'ın ‘resmi’ olarak dile getirmekten kaçınmasına ve çözüm için tüm barışçıl yolları deneyeceğini vurgulamasına rağmen askeri bir çatışma olasılığı da bulunuyor.
Gözlemcilere göre Etiyopya, ‘meselesine dikkat çekmek amacıyla’ Mısır’ın askeri bir seçeneğe gitme olasılığını körüklüyor. Etiyopya Genelkurmay Başkan Yardımcısı General Berhanu Gula Cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin ‘çıkarlarını sonuna kadar koruyacağını’ söyleyerek Mısır’a meydan okudu.
General Gula, Amharca yayın yapan ‘Addis Zemen' gazetesine verdiği röportajda, “Mısır, Etiyopya halkının ülkeleri için ölmekten korkmayan kahraman insanlar olduğunu bilmiyor mu? Mısırlılar ve dünyanın geri kalanı, zamanı geldiğinde savaşı nasıl yönetebileceğimizi çok iyi biliyorlar” ifadelerini kullandı. General Gula ayrıca Mısır’ı ‘diğer ülkeleri ortak sudan yararlanmalarını engellemek amacıyla tehdit etmek için silahlarını kullanmakla’ suçladı. General Gula, Güney Sudan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Mısır'ın Güney Sudan'ın Etiyopya sınırı yakınlarındaki Pagak bölgesinde askeri üs kuracağı iddialarını içeren haberlerin gerçeği yansıtmadığının belirtilmesinden bir hafta sonra bu açıklamada bulundu.
Mısır Parlamento üyesi Mustafa Bekri konuya ilişkin açıklamasında ülkesinin ‘siyasi bir çözüme olan bağlılığını’ sürdürürken ‘haklarını da göz ardı etmeyeceğini’ söyledi. Bekri General Gula’nın açıklamalarıyla ilgili olarak Twitter hesabından paylaştığı mesajda, “Mısır, haklarını göz ardı etmediği gibi, uluslararası anlaşmalarla belirlenen su payını da göz ardı edilmesini kabul etmiyor” yazdı.
Bekri şöyle devam etti:
“Mısır'a diz çöktürmeyi amaçlayan gündemini uyguladığı için İlkeler Bildirgesi kararlarını bozan tarafın Etiyopya olduğu düşünüldüğünde, Mısır ne tehdit ediyor ne de diz çöküyor. Eğer Mısır siyasi bir çözümü tercih ederse, bu onun haklarını hiçbir şekilde koruyamayacağı anlamına gelmez. Herkes Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin vereceği kararın arkasında duracaktır.”
Devam eden müzakerelerde, yağışlı mevsimler veya uzun süren kuraklık dönemleri boyunca barajın doldurulması ve işletilmesinin teknik yönlerine dair anlaşmazlıkların artmasının ardından Sudan tarafından hazırlanan ‘uzlaşı belgesi’ tartışılıyor.
Mısır'ın eski Su Kaynakları Bakanı Dr. Nasruddin Allam’a göre müzakereler şu 3 senaryo çevresin sonuçlanabilir:
Birinci senaryoda; Etiyopya’nın uzlaşmazlığı devam edecek ve Mısır daha sonra müzakerelerin başarısız olduğunu ilan edecek. Bunun sonucunda Etiyopya'yı barajı doldurmaması konusunda uyaracak ve iki ülke arasındaki gerilim daha da tırmanacak.
Allam’ın Twitter hesabından belirttiği ikinci senaryoda; Etiyopya’nın Sudan ve Mısır’ın taleplerine yanıt verecek ve bir ön anlaşma imzalanacak. Üçüncü ve son senaryoda ise Etiyopya bazı taleplere yanıt verecek ve onaylama veya reddetmeye karar vermek için Mısır'ın takdirine bırakılan ve ek zaman gerektiren başka manevralar yapmaya devam edecek.
Nahda Barajı’nın Nil Nehri'nden alacağı yıllık su payının Mısır’a 55,5 milyar metreküplük, Sudan’a ise 18,5 milyar metreküplük olumsuz bir etkiye neden olması bekleniyor. Öte yandan Etiyopya, Mısır'ın çıkarlarına zarar vermek gibi bir amacı olmadığını ve barajı inşa etmenin amacının elektrik üretmek olduğunu söylüyor.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.