Bir yandan onlarca ilaç üzerinde deneyler yapılmaya devam ederken diğer yandan, yaklaşık yüz aşı üzerinde çalışmalar da devam ediyor ve gerek Kovid-19’a karşı bir tedavisi bulma gerekse ondan korunma olsun, deneyler hızlı bir şekilde ilerleme kaydederken tüm insanlık hala hastalığın seyrini değiştirecek keşfi bekliyor.
İlaçlar: Umut ve Beklenti
Deksametazon: Ölüm oranını azaltır
Bu düşük maliyetli ve erişilebilir steroid, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) hastalarının hayatta kalma olasılığını artırdığı kanıtlanan tek ilaçtır. Bununla birlikte elde edilen sonuçlara göre bu ilaç sadece kritik vakalarda yani suni solunum cihazına ihtiyaç duyan ve daha az derecede oksijen alan kişiler üzerinde kullanılabilir.
İngiltere merkezli klinik araştırması Recover’in ön sonuçlarına göre deksametazon ilacı birinci grupta, ölüm oranını üçte bir oranında azaltmaktadır.
Söz konusu sonuçlar pazartesi günü duyuruldu, ancak henüz bilimsel bir dergide yayınlanmadı. Bununla birlikte bu sırada İngiltere hükümeti ilacın ilgili hastaları tedavi etmek üzere hemen kullanılacağını duyurdu.
Deksametazon, güçlü antienflamatuvar (yangı önleyici) ve immünsüpresif (bağışıklığı baskılayıcı) etkisi nedeniyle birçok vakada kullanılıyor.
Remdesivir
Hastanın iyileşme süresini kısaltacağına yönelik nisan ayının sonlarına doğru resmi bir duyuru yayınlayan ABD, bu anti ilacın reklamını yapıyor.
Bu ilacın etkili olduğu mayıs ayının sonunda The New England Journal of Medicine (NEJM) adlı dergide yayınlanan araştırmalar ile doğrulandı. Bununla birlikte, ilacın ölüm oranını azalttığı kanıtlanmadığı ve hastanede yatan hastaların 15 günlük iyileşme sürecini ortalama 11’e düşürdüğü için ilacın çok etkili olduğu söylenemez.
Remdesivir, ABD’nin ardından Japonya’daki hastanelerde acil durumlarda kullanılmak üzere onaylandı. Avrupa şu anda ilacı piyasaya sürmek için izin alma talebi üzerine çalışıyor.
Aslında söz konusu ilaç ABD merkezli Gilead Sciences ilaç şirketi tarafından Ebola Kanamalı Ateşi (EKA) hastalığına karşı bir tedavi olarak geliştirilmişti, ancak etkili olup olmadığı kanıtlanamamıştı.
Hidroksiklorokin: Faydalı değil
Bu ilaç ABD Başkanı Donald Trump ve bilim camiasında tartışma yaratan Fransız doktor Didier Raoult tarafından tanıtılmıştı ancak ilaç üzerine bağlanan umutların yakınından bile geçemedi.
Haziran ayının başlarında İngiltere merkezli Recovery çalışması, hidroksiklorokinin Kovid-19 hastalığını tedavi etmede hiçbir faydalı etkisi olmadığı sonucuna vardı ve bu, geçtiğimiz pazartesi ABD sağlık yetkililerinin hastalığı tedavi etmek için hidroksiklorokin ve bununla yakından ilişkili bir ilaç olan klorokin ilaçlarının kullanma ruhsatını geri çekmesine sebep olmuştu. Bunun ardından çarşamba günü Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Kovid-19’un tedavi edilmesine yönelik hidroksiklorokin ilacının klinik çalışmalarının durdurulduğunu açıklamıştı.
Bu ilaç halihazırda bazı ülkelerde sıtma veya otoimmün hastalıkların (bağışıklık sisteminin yanlışlıkla vücudun normal dokularına saldırması) tedavisi için kullanılmakta ve salgının başladığı günden bu yana siyasi yönlere sahip uzun bir tartışmanın odak noktasını oluşturmuştur.
İlaç akademik bir skandala tanık olmuştu ve haziran ayının başlarında başında The Lancet adlı bir tıp dergisi, güçlü sahtekarlık şüpheleri ile lekelenen hidroksiklorokin ile ilgili eleştirel bir çalışmayı geri çekmek zorunda kalmıştı.
Söz konusu skandal, ilacın Kovid-19’u tedavi etmede başarılı olmadığına dair kanıtlar olmasına rağmen bu ilacı destekleyenleri memnun etmişti.
Yukarıda söz edilen üç ilacın yanı sıra diğer birçok ilaç da şu an test aşamasında bulunuyor. The Lancet veritabanına göre dünya genelinde toplamda onlarca ilaç üzerinde binden fazla klinik çalışma yapılmaktadır.
Lopinavir ve ritonavir (tek başlarına veya diğer antiviral ilaçlarla kombinasyon halinde) adlı iki anti-HIV ilacının birlikte kullanımı, hastalıktan kurtulan kişilerin kanından plazma alma işlemi, klorpromazin (antipsikotik ilaç) veya (en kritik vakalardan sorumlu inflamatuar (yangısal) fenomenle savaşabilen) tosilizumab ilacı olası başlıca tedaviler arasında sayılıyor.
Ne var ki bu rekabetçi yarışa rağmen henüz bu yöntemlerin hiçbirinin virüse karşı kesin bir sonuç verdiği kanıtlanamamıştır. Özellikle çoğu uzman anahtarın tek bir molekülde değil de, bütün etkilerinden yararlanmak üzere farklı ailelerden gelen birkaç ilacın karışımında olduğuna inandığından ötürü tek bir ilacın mucizeler yaratabileceğine inanmak bir hayal ürünü gibi görünüyor.
Aşılar: Hızlanan rekabet
16 Haziran tarihinde WHO, dünya genelinde aday aşılar için yürütülmeye devam edilen benzer sayıda 11 klinik çalışması olduğunu kaydetmişti.
Bugünlerde Pekin’de tekrar ortaya çıkıp yayılmasından endişe duyulan SARS-CoV-2 virüsünün patlak verdiği Çin’de 5 klinik çalışma yürütülüyor. Çin, aşıyı bulan ilk ülke olmaya çalışıyor ve uygulamaların hızlandırılmasına izin vermekten çekinmiyor.
Dünyada aday aşı için yürütülen klinik çalışmalar “birinci aşama” deneyleri olarak adlandırılıyor ve bu aşamada ilk olarak aşının güvenilirliğinin değerlendirilmesi amaçlanıyor. “İkinci aşama” olarak adlandırılan diğer aşamada ise güvenilirliği doğrulanan aşının etkinliği ölçülüyor. Bu deneylerden şimdiye kadar sadece kısmi sonuçlar yayınlandı ve bazıları “teşvik edici” olarak nitelendirildi.
En ileri seviyedeki araştırma projeleri arasında, Oxford Üniversitesi tarafından AstraZeneca ilaç şirketi ile işbirliği içerisinde yürütülen Avrupa projesi, Çin Askeri Tıp Bilimleri Akademisi ve Çin merkezli Cansino Pio ilaç şirketi tarafından yürütülen proje sayılabilir.
Başlatılan deneylere ek olarak, WHO klinik öncesi aşamada olan 128 aday aşı projesi olduğunu açıkladı.
Londra Hijyen ve Tropikal Tıp Fakültesi, 17’si klinik araştırma aşamasında olmak üzere en az 194 aşı geliştirme projesi yürütüldüğü bilgisini paylaştı.
Farklı yaklaşımlar
WHO halihazırda devam eden yüzlerce projeyi kanıtlanmış veya deneysel aşı çeşitlerine uygun olan sekiz farklı kategori dahilinde sınıflandırmaktadır.
Bunlar, “zayıflatılmış canlı” veya “kimyasal ya da biyolojik aktifliğini yitirmiş” bir virüse dayanan klasik aşılardır ve protein içeren (virüs partikülleri olmadan bağışıklık sisteminin yanıt verdiği bir antijen sağlayan) “alt birim” aşıları olarak adlandırılırlar.
Bunun yanı sıra tek amacı insanlarda bir bağışıklık yanıtı oluşturmak olan, virüs üretmek için gelişmiş tekniklerin uygulandığı ve “viral vektörlerin” kullanıldığı aşı projeleri de vardır. Ayrıca değiştirilmiş genetik maddelerden bir parça kullanan deneysel ürünler olan, DNA veya RNA’ya dayanan aşılar da bulunuyor.
Avrupa İlaç Ajansı (EMA) mayıs ayı ortalarında “iyimser” bir senaryoya göre aşının bir yıl içerisinde hazır olabileceğini söylemişti. Ancak bazı iyimser kesimlerde bu yılın sonlarında, önümüzdeki kış kuzey yarımküreyi vurabilecek olası bir ikinci salgın dalgasıyla karşı karşıya kalınabileceğine dair bahse giriyor.
ABD hükümeti “Füze Hızı” (WarpSpeed) adlı operasyonunun bir parçası olarak araştırma laboratuvarlarını finanse ederek ve destekleyerek Ocak 2021’e kadar 300 milyon doz aşı tedarik etmeyi (yaklaşık ABD nüfusuna denk düşüyor) ümit ediyor.
Çin’de şu anda iki aday aşının çalışmalarını yürüten devlete ait Sinopharm ilaç şirketi, aşıları 2020’nin sonlarında ve 2021’in başlarında piyasaya sürmeyi umuyor.
Birçok projenin yürütüldüğü Avrupa’da bir aşının bu yılın sonuna kadar başarıyla geliştirilmesi umuluyor. Geçtiğimiz günlerde Almanya, Fransa, İtalya ve Hollanda, Avrupa Birliği’ne (AB) Kovid-19’u tedavi etme olasılığı olan bir aşıdan 300 milyon doz tedarik etmek üzere AstraZeneca ilaç şirketi ile bir anlaşma imzalamıştı.
İlaç endüstrisi grupları, ürettikleri aşılarını uygun fiyatlara hatta maliyetine satmayı planladıklarını defalarca beyan etmişlerdi. AstraZeneca Başkanı Olivier Nataf’a göre şirket “bu aşıdan kar elde etmeyeceğini” yaklaşık 2 euroluk bir fiyatla sunacağını taahhüt etmişti.
ABD tıbbi geçmişi olan ve temel çalışanlar olarak adlandırılan yaşlılar ve vatandaşlar için gelecekteki aşılama kampanyalarına öncelik vermeyi planladıklarını duyurmuştu ve ABD hükümeti bunun klinik çalışmaların sonuçlarına dayanacağını belirtiyor.