İsrail koronavirüs salgını nedeniyle ilan edilen OHAL’i 45 gün uzattı

İsrail’de bir tren istasyonunda virüsten korunmak için maske takan iki adam (AFP)
İsrail’de bir tren istasyonunda virüsten korunmak için maske takan iki adam (AFP)
TT

İsrail koronavirüs salgını nedeniyle ilan edilen OHAL’i 45 gün uzattı

İsrail’de bir tren istasyonunda virüsten korunmak için maske takan iki adam (AFP)
İsrail’de bir tren istasyonunda virüsten korunmak için maske takan iki adam (AFP)

İsrail parlamentosu Knesset bu sabah, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle ilan edilen olağanüstü hal (OHAL)  düzenlemelerinin 45 gün daha uygulanmasına izin veren tasarıyı ikinci ve üçüncü oturumda yapılan oylamanın ardından kabul etti.
Alman Haber Ajansı’nın (DPA) haberine göre İsrail Yayın Kurumu (IBA) söz konusu OHAL düzenlemelerinin, maske kullanmayanlara uygulanan para cezasının 200 yerine 500 şekele çıkarılması da dahil olmak üzere bir dizi önleyici tedbir alarak Kovid-19 salgınının yayılmasını engellemeyi amaçladığını bildirdi.
Knesset, yapılan ilk oturumda salgın nedeniyle işten atılan 67 yaş üzeri kişilere özel mali destek paketi içeren tasarıyı da onayladı.
Öte yandan salgının ülkede görülmeye başlamasıyla durdurulan tren seferleri, 89 gün sonra dün yeniden faaliyete geçirildi.
İsrail Demiryolları İdaresi’nden yapılan ve Yedioth Ahronoth gazetesi tarafından aktarılan açıklamaya göre yetkililer, seferlerin yeniden başladığı ilk gün sabah saatlerine kadar ancak 38 bin bilet sattıklarını, bu sayının salgın öncesinde Pazartesi günleri için 250 bin olduğunu belirttiler.
İsrail, geçmiş dönemde vaka sayılarında gözle görülür düşüş yaşadı. Ancak, kısıtlamaların hafifletilmesiyle vakalarda bir artış yaşanmaya başladı.
İsrail’de salgının etkili olmaya başlamasından bu yana 21 binden fazla vaka kaydedildi, 307 kişi koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti.



Münih konferansında transatlantik gerilimler öne çıktı

Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, dün Münih Güvenlik Konferansı'nın oturum aralarında görüştü, (AP)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, dün Münih Güvenlik Konferansı'nın oturum aralarında görüştü, (AP)
TT

Münih konferansında transatlantik gerilimler öne çıktı

Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, dün Münih Güvenlik Konferansı'nın oturum aralarında görüştü, (AP)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, dün Münih Güvenlik Konferansı'nın oturum aralarında görüştü, (AP)

Berlin'in uzlaşmacı tavrına rağmen, Atlantik'in iki yakası arasındaki gerilimler, altmıştan fazla devlet ve hükümet başkanını bir araya getiren Münih Güvenlik Konferansı'nın ilk günündeki görüşmelere damgasını vurdu.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz dün yaptığı açılış konuşmasında, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki güvenin onarılması ve yeniden tesis edilmesi çağrısında bulundu. İngilizce olarak yaptığı konuşmada, "Sevgili Amerikalı dostlarıma" hitaben, "Atlantik ötesi güveni birlikte onaralım ve canlandıralım" diyerek, "Büyük güç rekabeti çağında, Amerika Birleşik Devletleri yalnızca kendine güvenecek kadar güçlü olmayacaktır" ifadelerini kullandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ise konferansın bir oturumunda yaptığı konuşmada, Gazze Şeridi ve Batı Şeria'nın birliğinin korunmasının önemini vurgulayarak, bunun "Gazze Şeridi'nde istikrar olmadan" mümkün olmayacağını belirtti.

Üst düzey Suudi yetkili, İsrail'in Gazze'deki ateşkes anlaşmasını ihlal etmeyi sürdürdüğünü ve insani yardımın ulaştırılmasının "büyük bir zorluk olmaya devam ettiğini" kaydetti.


Amerika'ya turist girişine yönelik daha sıkı kuralların yıl ortasından önce uygulanması ihtimali ortadan kalktı

Amerikan bayrağı ve bir ABD vize başvuru formu (Arşiv -Reuters)
Amerikan bayrağı ve bir ABD vize başvuru formu (Arşiv -Reuters)
TT

Amerika'ya turist girişine yönelik daha sıkı kuralların yıl ortasından önce uygulanması ihtimali ortadan kalktı

Amerikan bayrağı ve bir ABD vize başvuru formu (Arşiv -Reuters)
Amerikan bayrağı ve bir ABD vize başvuru formu (Arşiv -Reuters)

ABD Gümrük ve Sınır Koruma Ajansı, 40'tan fazla ülkeden gelen turistler için daha sıkı giriş şartlarının 2026 ortasından önce yürürlüğe girmesinin olası olmadığını açıkladı.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre kurum, önerilen değişikliklerin ayrıntılarının henüz kesinleşmediğini belirtti. Kurum, taslak kurallara ilişkin kamuoyu görüş alma süresinin geçen pazartesi sona erdiğini ve şimdi sunulan görüşlerin incelenmesi gerektiğini, bu sürecin genellikle iki aya kadar sürdüğünü kaydetti.

Teklif uyarınca, elektronik seyahat izni sistemi üzerinden başvuru yapan yolcuların daha fazla kişisel bilgi vermesi gerekecek.

Bu bilgiler arasında, turistlerin iletişim bilgileri ve ilave olarak aile bilgilerinin yanı sıra, son beş yıldaki sosyal medya hesaplarına ilişkin ayrıntılar da yer alabilir, ancak teklifte bunun tam kapsamı belirtilmedi.

Gümrük ve Sınır Koruma Ajansı, bu önlemlerin terörist ve diğer tehditlere karşı koruma amaçlı olduğunu açıkladı.

Değişikliklerin, 90 güne kadar vizesiz olarak Amerika Birleşik Devletleri'ne seyahat imkanı sağlayan Vize Muafiyet Programı'na katılan ülkelerin vatandaşlarını etkilemesi bekleniyor.


Çin Dışişleri Bakanı: Avrupa'nın zorlukları Pekin'den kaynaklanmıyor

 Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi (AFP)
Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi (AFP)
TT

Çin Dışişleri Bakanı: Avrupa'nın zorlukları Pekin'den kaynaklanmıyor

 Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi (AFP)
Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi (AFP)

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, bugün yaptığı açıklamada, Alman ve Fransız mevkidaşlarına, ülkesinin Avrupa'nın karşı karşıya olduğu sorunlardan sorumlu olmadığını bildirdiğini ve daha fazla iş birliği çağrısında bulunduğunu söyledi.

Çin Dışişleri Bakanlığı, Wang Yi'nin dün Almanya'nın güneyinde düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı'nın aralarında Alman mevkidaşı Johann Wadephul ve Fransız mevkidaşı Jean-Noel Barrot ile bir araya geldiğini açıkladı.

Wang Yi ofisine göre, “iki tarafın rakip değil ortak olduğunu, karşılıklı bağımlılığın bir tehdit olmadığını, çıkarların yakınlaşmasının bir tehdit olmadığını ve açık iş birliğinin güvenliği zedelemeyeceğini” ifade etti.

Yi’nin ofisi, “Çin'in gelişimi Avrupa için bir fırsattır ve Avrupa'nın karşı karşıya olduğu zorluklar Çin'den kaynaklanmamaktadır” ifadesini kullandığını belirtti.

Wang, Brüksel'in hem Çin'e hem de Amerika Birleşik Devletleri'ne olan bağımlılığını azaltmaya çalıştığı bir dönemde, Çin'i Avrupa Birliği için güvenilir bir ortak olarak sunmayı amaçladı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Avrupa Birliği, Çin ile artan ticaret açığı, Çin'in üretim fazlası ve ABD ile ticaret kısıtlamaları nedeniyle Avrupa pazarını mallarıyla doldurması ve Ukrayna'da savaş yürüten Rusya ile ilişkilerini güçlendirmesi konusunda endişeli.

Wang Yi, “Avrupa'nın Çin'e karşı rasyonel ve pragmatik bir politika izleyeceğini” umduğunu söyledi.

Wang, Wadephul ve İngiliz mevkidaşı Yvette Cooper ile ayrı ayrı görüştü. Ekonomik ve ticari iş birliğini “Çin-Almanya ilişkilerinin temel taşı” olarak övdü. Pekin ve Londra'nın “iş birliğini geliştirme potansiyelini araştırması” gerektiğini söyledi. Bakanın ofisine göre, bakan Cooper ile Ukrayna ve İran konularını da görüştü.