Rusya, Şam rejimini yeniden dizayn etme çabalarını hızlandırdı

Rusya, Şam rejimini yeniden dizayn etme çabalarını hızlandırdı
TT

Rusya, Şam rejimini yeniden dizayn etme çabalarını hızlandırdı

Rusya, Şam rejimini yeniden dizayn etme çabalarını hızlandırdı

Rus yetkililer, son günlerde 2018 yılının başında Soçi’de düzenlenen ve ‘yeni bir toplumsal dönem’ ortaya koymak üzere tüm Suriyeli grupları temsil eden Ulusal Diyalog Konferansı’nın revize edilmiş bir versiyonunu düzenleme olasılığını test etmeye geri dönerek, dini, etnik, mezhepsel ve sosyal ‘bileşenler’ temelinde Suriye ilişkilerinde yeni bir adım attı. Gelişmenin yanı sıra Rus diplomatlar, ‘devleti güçlendirme’ fikrine bağlılıklarını sürdürürken Suriye’deki ‘yolsuzluk düzeyine’ odaklandı.
Rusya tarafından Soçi’de ‘Ulusal Diyalog Konferansı’ için hazırlanan belge, davetin “Sünni, Nusayri, Şii, Dürzi, İsmaililerden ve Ortodoks, Süryani, Katolik ve Maruni Hristiyanlardan” oluşan etnik ve dini grupları ve geleneksel kurumlarını içereceğini ortaya koydu. Aynı şekilde rejim ve muhalefetteki siyasi güçlerin yanı sıra Araplar, Kürtler, Türkmenler, Süryaniler, Asuriler, Ermeniler, kabile grupları ve şeyhlere de davet gönderileceği belirtildi.
Şam rejimi, Rusya’dan gelen ‘mezhepsel sınıflandırma’ hususunda memnuniyetsiz görünürken, Tahran ile birlikte Suriye anayasasına yönelik ‘Rus taslağına’ dair hoşnutsuzluğunu dile getirdi. Taslak, başbakanın görevlerini güçlendirerek cumhurbaşkanının yetkilerinin azaltılmasını içeriyor. Suriye hükümetinin reddettiği taslak, başbakan yardımcılarının ve bakanların atanmasının ‘bazı organların ulusal ve mezhepçi azınlıklara tahsisiyle, tüm mezhepsel ve ulusal grupların eşit temsiliyle’ gerçekleşmesini şart koşuyor. Aynı şekilde taslak, parlamentonun ‘Özerk Kürt yönetimi ve ademi merkeziyetçilik’ ve ‘Halk Meclisi’ olmak üzere iki birimden oluşmasını gerekli görüyor.

Derin dönüş
Dikkat çekici bir şekilde Rus yetkililer, bu taslağı yeniden gündeme getirdi, ama bu kez daha ayrıntılı bir şekilde. 15 Haziran’da Cenevre’de Rus misyonuyla bir araya gelen muhaliflerin hazırladığı ‘toplantı raporları, ‘diasporadaki Nusayrilerin etkilerini’ gösterdi. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre raporlar, toplantının ‘Cenevre’de Birleşmiş Milletler’deki (BM) Rus diplomatik misyonu ve diasporadaki Nusayriler arasında gerçekleşti ve Suriye heyetinin anlayışlarını yansıtıyor. Rapora göre bu anlayışların arasında, “Suriye Arap Cumhuriyeti’nin bağımsız bir devlet olarak ortaya çıkmasına dair tartışmalar, merkezi bir devlet kurmak için Suriye'nin çeşitli bölgelerinden organların yetkilendirilmesi esasına dayanıyor. Suriye’deki tek meşruiyet kaynağı, merkezi bir devlet fikrinden değil, bu tür bölgesel yetkilerden geliyor” mantığı da yer alıyor.
Raporun ardından Suriyeliler de bir bildiri yayınlayarak, “Çatışma, merkezi devlet ile çeşitli toplumsal gruplar arasındaki anlaşmazlığı şiddetlendirdi. İktidardaki seçkinler, tüm devlet kaynakları üzerinde tekelleşti. Çatışmanın aktörleri, özellikle de rejim, mezhep söylemleri açık olarak kullandı ve Alevi Nusayri toplumunu öne çıkardı” değerlendirmesinde bulundu. Aynı şekilde Suriyeliler, ordunun kurulması, içerisindeki Nusayrilerin rolü ve Baas Partisi’nin 1963 yılında iktidara gelişini de ele aldı. Bildiride, “Belki de Nusayri toplumunda en çok etkilenen gruplar, aileleriyle birlikte çatışmalarda ağır kayıplar yaşayan, marjinalleştirilen ve kibirli merkezi devlet kurumlarından kovulan Ulusal Savunma Kuvvetleri’nde görev yapmış gruplardır” denildi.
Ulusal Savunma Kuvvetleri, 2012 yılında Suriye ve Dünya kamuoyunda Şebbiha grupları olarak bilenen paramiliter örgütleri tek bir çatı altında birleştirmek için İran’ın desteğiyle kuruldu ve hükümet güçlerinin yanında savaştı. Suriyeli yetkililer, bu kuvvetlerin ‘Suriye'nin birliğini ve egemenliğini’ savunduklarını iddia ediyor. Ulusal Savunma Kuvvetleri de Mezhepçi sınıflandırmalara dahil olmayı açıkça reddederek, Suriye’nin bölünmesine karşı savaştıklarını savunuyorlar.
Suriyeli muhalifler ve uluslararası insan hakları kuruluşları ise iç savaş sırasında sivillere yönelik işlenen bir çok savaş suçu ve katliamdan Ulusal Savunma Birlikleri’ni sorumlu tutuyor.
Bildiride, “Rusya’nın, koşulsuz şekilde rejime taraflı bir tutum takındığına inanıyoruz. Rejimin reform ya da hukukun üstünlüğüne uymaması, Rusya’nın Suriye'deki rolünü tehdit ediyor ve gelecekteki askeri statüsünü tehlikeye atıyor. Rusya’nın yalnızca Alevi/Nusayri bir lideri destekleyeceği yönündeki gayri resmi açıklamaları, Rusya tarafından yayınlanan yersiz bir hitap örneğidir. Rusya’nın merkezi güç ve muhalifler arasında arabulucu rolünü üstlenmesi ve tüm gruplar ile etkin Suriyeli aktörler arasında eşit mesafeyi koruması için büyük bir fırsata tanık oluyoruz. Alevi Nusayri toplumu, rejimin resmi mezhebi oldukları sınıflandırılmasını kabul etmeyecektir. Rejimin mezhepsel olmayan doğası, onu iyi huylu veya laik yapmaz. Rejime, Alevilerin temsilcileri olarak ulusal müzakerelere veya diyaloga katılması için izin verilmelidir. Alevi Nusayriler, toplumunun geleceğinin, rejimin akıbetine bağlanmasını reddediyoruz” değerlendirmesi yapıldı.

‘Güçlü devlet’
Rusya’nın Suriye’deki rolü de dahil birçok noktaya değinen bildiri, Suriyelilere özel bir gündem dikte etmek üzere vahşet ve Batı girişimleriyle mücadelede kurallar ve uluslararası hukuku kapsayan bir egemenlik kurabilecek güçlü bir ülkeyi güçlendirmeye odaklandı.
Öte yandan bir Rus heyet, ‘Suriyelilerin anayasa dışındaki zor meseleleri tartışmalarını sağlayan bir platform olarak’ Cenevre süreci göz önüne alındığında diplomatik görüşmelere ve anayasa komitesine destek verdiklerini açıkladı. Avrupa yaptırımlarına ve ABD’nin Caesar (Seazar)Yasası’na atıf yapan heyet, “Ne yazık ki bazı Batılı ülkeler, Suriye’ye tek taraflı yaptırımlar uyguladı ya da yaptırımları hafifletici bazı adımlara katılmayı reddetti. Zorlu çatışmalar, stres zamanlarında ulusal kimliği ve birliği koruyabilecek güçlü bir devlet gerektirir. Bu nedenle Rusya, Suriye devletini ve kurumlarını korumaya odaklanırken, kabul düzeyinin de yetersizlik ve yolsuzluk nedeniyle, aynı zamanda batılı güçlerin uyguladığı rastgele yaptırımlar yüzünden azaldığını kabul ediyor” ifadelerini kullandı.
Rus heyet, “Rusya, bireyleri desteklemek veya işgalci bir güç olarak hareket etmek için Suriye’ye girmedi. O, Suriyelilerin, geleceklerinin ele alınacağı siyasi görüşmelere katılmaları için her zaman hazır olacaktır. Moskova, Suriye’deki toplumsal dönemin yenilenmesi gerektiğini fark etti. Konferanstaki temsil düzeyi, rejime meyilli ve idealizmden uzak olmasına rağmen bu itiraf, kendisini 2018 yılında Soçi’de Ulusal Diyalog Konferansı’na ev sahipliği yapmaya itti. Rusya, hala Suriyelilerin diyaloglara, geleceklerini ve farklılıkların tartışıldığı görüşmelere katılmalarını sağlamak için bir deneme girişiminde bulunuyor. Sınırlı zaman ve dengesiz temsil, Soçi’nin başarısını baltaladı. Ancak saygın muhalefet figürleri bile görüşmelerin benzersiz bir şekilde önemli olduğunu vurguladı. Katılımcılar, onları bir araya getirebilecek ortak meselelerin, onları ayırabilecek meselelerden daha büyük olduğunu söyledi” değerlendirmesinde bulundu.
Muhaliflerin yayınladığı bir rapora göre bildiri, Rus heyetin, ‘askeri ve güvenlik elitlerinin, çoğunlukla Alevi/Nusayri inancını benimsiyor olmasına rağmen rejimin, gerçek doğasında mezhepçi olmadığını’ belirttiğine dikkati çekti. Bildiride, Moskova’nın Ulusal Birlik Konferansı fikrine bağlılığına da yer verildi.
Son günlerde Dürziler, Sünniler, Nusayriler ve Kürtlerden oluşan Suriyeli bileşenler arasında video konferans aracılığıyla bir dizi çalıştay ve toplantı gerçekleşti. Bir Alman kuruluşu, Sünniler ve Nusayriler arasında ‘Suriye’nin birliği’ ve ‘bireysel hesap verebilirlik’ de dahil olmak üzere 11 maddelik bir belge üzerinde uzlaşı sağlanan kapalı tartışma oturumları düzenledi.

Rusya’nın Ortadoğu temsilcisi Bogdanov Muaz el-Hatib ile görüşüyor
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Orta Doğu ve Afrika Özel Temsilcisi ve Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) eski Başkanı Muaz el-Hatib ile görüşmek için Katar’ın başkenti Doha’ya gitti. Bogdanov, ‘Ruslar bazı siyasi ve askeri muhalefet figürleriyle iletişim kuruyor’ haberlerini doğrulamış oldu.
Rus heyetin ‘Nusayri isimlerle’ görüşmesiyle eş zamanlı olarak Bogdanov Hatib ile ‘Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yükümlülüklerini’ görüştü.
Toplantıya yakın kaynaklar, Rusya’nın ‘2021 başkanlık seçimleri hususunda eskisi kadar hevesli olmadığını, ancak kimsenin adaylığını engellemediklerini de söylediklerini’ açıkladı. Muhalifler ayrıca, Dışişleri Bakanlığına yakın eski bir diplomat olan Rami eş-Şair tarafından yazılan ve ‘işbirliğini sürdüren ve Rus dostları Suriye topraklarında terörizme karşı mücadelede kurbanlar verdi' dyen Dışişleri Bakanı Velid el-Muallim’in ifadelerine yönelik eleştirileri de içeren bir bildiri yayınladılar.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.