Rusya, ‘Wagner’ aracılığıyla çatışma bölgelerine nasıl girdi?

Ukrayna Donetsk’te konuşlanan Moskova destekli ayrılıkçılar (Reuters)
Ukrayna Donetsk’te konuşlanan Moskova destekli ayrılıkçılar (Reuters)
TT

Rusya, ‘Wagner’ aracılığıyla çatışma bölgelerine nasıl girdi?

Ukrayna Donetsk’te konuşlanan Moskova destekli ayrılıkçılar (Reuters)
Ukrayna Donetsk’te konuşlanan Moskova destekli ayrılıkçılar (Reuters)

Ahmed Abdulhakim
Moskova'nın 2015 yılı sonlarında Suriye iç savaşına doğrudan dahil olmasıyla ünlenen ve özel bir Rus güvenlik şirketi olan ‘Wagner’ adlı askeri örgütün gizemi, ortaya çıkışının üzerinden yaklaşık altı yıl geçmesine rağmen belirsizliğini korumaya devam ediyor. Uluslararası ajansların haberlerine göre Wagner savaşçıları, Doğu Avrupa'dan Asya ve Latin Amerika'ya ve ‘geçici bir süre göründüğü’ kara kıtanın kalbi Kuzey Afrika'ya kadar çeşitli çatışma bölgelerinde ortaya çıktı.
Rusya, Anayasası’nın  ‘Paralı askerlerin istihdamı, finansmanı veya eğitiminin yanı sıra bunların çatışmalarda ve askeri operasyonlarda kullanılması yasaktır’ yazan ceza kanunun 359’uncu Maddesi’nin 1’inci Fıkrası uyarınca Wagner’in resmi olarak emrine tabi olduğuna dair söylemleri her zaman reddediyor. Ancak Wagner’ın ‘Kremlin adına gizli muharebe misyonları üstlenen, resmi olmayan bir askeri kol’ olduğu yönündeki uluslararası suçlamalarla birlikte, askeri grubun kurulması, finansmanı ve doğrudan bağlı olduğu kurum ile ilgili çok sayıda soru işareti söz konusu.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı araştırma “Kim bu silahlı grup? Faaliyetlerine nasıl başladı ve nasıl genişletti? Grubu kim yönetiyor? Hangi hedefler doğrultusunda çalışıyor?” şeklindeki soruların yanıtlarını bulmaya ve gizemini koruyan askeri grupla ilgili tutarsızlıkları ve anlaşmazlıkları sorguluyor. Uzmanlara ve gözlemcilere göre askeri grubun çalışmaları ve faaliyetlerinin genişlemesi, Rusya'nın son yıllardaki yayılması ile bağlantılı.

Wagner’ın ortaya çıkışı ve kuruluşu
Wagner Grubu'nun ortaya çıkış ve kuruluş koşullarına ilişkin özel bir bilgi bulunmamakla birlikte raporlar ve uzmanlar, Wagner savaşçılarının faaliyetlerine başlamasının, özellikle Rusya’nın Mart 2014’te ilhak ettiği Kırım Yarımadası’nda olmak üzere Rus yanlısı güçlerin Ukrayna hükümetine karşı ayaklanmasıyla Ukrayna çatışması sırasında ortaya çıktıklarına işaret ediyorlar. Batılı ülkeler Rusya’nın Kırım’ı ilhakını yoğun bir şekilde eleştirdiler. Ardından Moskova’nın, Eylül 2015'te Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed rejimini desteklemek için Suriye çatışmasına dahil olmasıyla bu silahlı grup daha da ön plana çıktı. Ancak Rusya merkezli bağımsız haber sitesi Fontanka’nın haberine göre sonrasında Moskova, resmen giremeyeceği veya ön plana çıkmayacağı yerlerde ve bölgelerde Wagner’ın faaliyetlerini genişletti.
Reuters’ın Wagner’a yakın kaynaklara dayandırdığı bir araştırma haberine göre Rus özel askeri grubu, Rusya’nın Esed hükümetini desteklemek için Suriye'de düzenlediği yoğun bombardımanlarının başlangıcına denk gelen 2015 sonbaharlarında kuruldu. Buna karşın ABD merkezli Los Angeles Times gazetesinin haberine göre grup, 2014 yılında, Ukrayna’daki ayrılıkçı isyancılarla birlikte Ukrayna krizinde oynadığı rol nedneiyle ABD'nin yaptırım uyguladığı Rus ordusundan emekli eski Tuğgeneral Dimitry Valeriyeviç Utkin tarafından kuruldu. Bununla birlikte tıpkı Utkin gibi, birçok Wagner savaşçısı ilk olarak 2014'te Ukrayna'nın doğusunda Ukrayna güçlerine karşı savaşan Rus destekli ayrılıkçı milislerin başlattığı bir hareket içinde savaştı.

Başlıca finansman kaynağı
Los Angeles Times haberinde Wagner'ın gücünün bir grup emekli Rus askeri personele dayandığını belirtti. Bunların başında da Rusya Devlet Başkanı’na yakınlığıyla bilinen ve ‘Putin’in aşçısı’ olarak tanınan Rus milyarder Yevgeny Prigozhin ve Utkin yer alıyor. Özel askeri şirketlerin Rusya'da yasadışı olduğu biliniyor. Bu yüzden şirket Arjantin'de kayıtlı. Gazete, grubun birincil finansman kaynağının faaliyet gösterdikleri farklı ülkelerde maden kaynaklarının korunması karşılığında ödeme almak gibi doğal kaynaklar üzerine yapılan kârlı sözleşmeler olduğunu belirtiyor.

Suriye'deki Rusya yanlısı savaşçılardan biri (Reuters)
Grubun Prigozhin’a ait olduğuna dair bilgilerin çoğu aynı olsa da bir yandan Rusya Savunma Bakanlığı ile kapsamlı ticari ilişkileri olduğu söylenirken diğer yandan ABD Hazinesi Bakanlığı’nın Aralık 2016'da Prigozhin’a yaptırımlar uyguladığına açıklaması ortaya çelişkili bir durum çıkarıyor. ABD’nin 2016’daki bu yaptırımlarını 2017 yılında Rus şirketlerine Ukrayna'daki faaliyetleri ve Ukrayna’nın doğusundaki ayrılıkçılarla olan bağlantıları nedeniyle uygulanan yaptırımlar listesine tüm Wagner grubunun da dahil etmesi takip etti.

Wagner grubundaki savaşçı sayısı
Batılı güvenlik ve askeri uzmanlar, Wagner savaşçılarının sayısının birkaç bin olduğunu tahmin ediyorlar. Rusya merkezli RT Arabic gazetesi grubun savaşçı sayısını bin 600 olduğunu tahmin ediyor. Bu da grubun Suriye'deki faaliyetlerinin genişlemesiyle birlikte savaşçı sayısının hızla arttığını gösteriyor. Batılı kaynaklar ise raporlarında Wagner bünyesinde 5 binin üzerinde silahlı ve eğitimli personel olduğuna işaret ediyorlar. Fontanka haber sitesinin haberine göre Wagner'ın ana gücünü Afganistan ve Çeçenistan’daki çatışmalarda yer almış gaziler oluştururken güvenlik şirketi genel olarak sınırlı askeri deneyime sahip acemi askerleri işe alarak birkaç haftayı geçmeyen bir askeri eğitimden sonra onları savaş bölgelerine gönderiyor.  Wagner savaşçıları, ortalama bir Rus vatandaşının gelir düzeyine kıyasla yüksek sayılabilecek yaklaşık 4 bin dolar maaş alıyorlar.

Yevgeny Prigozhin (solda) Rusya Devlet Başkanı Putin’e akşam yemeğini sunarken (Reuters)
Reuters’ın haberine göre Wagner savaşçılarının çatışma bölgelerindeki çalışmaları, kimlik bilgileri ve sıkı bir şekilde formüle edilmiş sözleşme şartları konusunda yıllardır devam eden gizemin ardından ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Nisan 2018'de dönemin CIA direktörü iken yaptığı açıklamada, ‘ülkesinin Şubat 2018’de Suriye'deki büyük bir savaş sırasında yüzlerce Rus vatandaşını öldürdüğünü’ söyledi. Bu açıklama, çalışmalarına daha fazla dikkat çekilen Wagner'in faaliyet rotasında bir değişikliğe gitmesinin zamanının geldiği anlamına geliyordu. Fransa’da yayınlanan Liberation gazetesi tarafından daha önce hazırlanan bir rapora göre Wagner savaşçılarının Suriye’deki çatışmaya dahil oldukları bilgisi gizliydi. Bununla birlikte Rusya, söz konusu savaşçıların ölümlerine dair resmi bir açıklama yapmıyor ve onları savaşa katılan Rus askerleri gibi resmi cenaze törenleriyle ülkeye getirmiyor.

Wagner neden kuruldu?
Rus yetkililerin, resmi kurumlarla herhangi bir özel güvenlik şirketi arasında doğrudan bir bağlantı olmadığı konusundaki ısrarlı açıklamalarına rağmen Batılı bir takım gözlemciler ve bazı başkentler grubun Rus ordusunun askeri kıyafetlerinden farklı kamuflajlar giyen savaşçılarıyla yaptığı çalışmaların, Moskova'nın çıkarlarını sağlama ve genişletme stratejisinin önemli bir parçası olduğu göz önünde alındığında böyle bir bağlantı olduğunu vurguluyorlar.
Rus güvenlik analisti Pavel Felgenhauer, Rusça yayın yapan Novaya Gazeta’daki köşesinde bu paralı askerlerin kullanımının aldıkları üst düzey eğitim nedeniyle bir gün güvenlik ve politik bir tehdit haline gelebileceklerini söylerken bu savaşçıların Kremlin'in Rusya'nın stratejik ortaklarıyla çıkarlarını riske atmamak için ön plana çıkmadan dış politika hedeflerini gizlice sürdürmesine izin verdiklerini ve Rusya için önemli tehlikeleri ortadan kaldırdıkları bir takım hedeflere ulaştıklarını kaydetti. Felhenhauner Wagner savaşçılarının ‘Kremlin’den yeşil ışık yakılmadan’ Rus güvenlik ve askeri hizmetlerinin kontrolü altında çalıştığını da sözlerine ekledi.

Yüksek riskli görevler
ABD merkezli dış politika dergisi Foreign Policy’ye göre Wagner savaşçılarına çatışma bölgelerinde yüksek riskli görevler veriliyor. Bu bağlamda dergi, Wagner savaşçılarının örneğin Ağustos 2017'de DEAŞ tarafından ele geçirilen Suriye’nin kuzeydoğusundaki Tedmur (Palmira) şehrinin özgürleştirilmesi operasyonuna katıldıklarına dikkat çekti.
Dergi şöyle devam ediyor:
“Moskova'nın dahil olduğu çok sayıdaki savaş cephesiyle birlikte ordudaki ölü sayısı arttıkça Rus hükümeti üzerindeki iç baskı da arttı. Bu yüzden Moskova resmi güçlerinin saflarında yaşanan ölümleri azaltmak için bu tür çalışmaya gitti.”
Gözlemciler, Moskova’nın Wagner Grubu’na son yıllarda askeri olarak dahil olduğu ülkelerdeki petrol tesislerini ve doğal kaynakları koruma görevleri verdiğini söylüyorlar. Bu rolü de Yevgeny Prigozhin’e ait olduğu bilinen ‘Evro Polis’ adlı şirket üstleniyor. 

Suriye'deki bir Rus askeri aracı (AFP)
En önemli savaş alanları

Wagner’in çalışma alanları sadece Ukrayna ve Suriye ile sınırlı değil. Yapılan araştırmalar grubun Sudan, Orta Afrika, Venezuela ve son olarak Libya gibi dünyanın farklı bölgelerinde de roller üstlendiğine işaret ediyorlar.
Reuters’ın geçtiğimiz yılın sonlarında gerçekleştirdiği bir araştırmaya göre Wagner Grubu savaşçıları, Rusya'nın müttefiki Venezuela Devlet Başkanı Nicholas Maduro'yu desteklemek ve özellikle 2019'un sonlarında yükselen protesto dalgası sonrasında onu iktidarda tutmak için başkent Karakas'a gittiler. Grup ayrıca, Nisan 2019'da görevden alınan Sudan Devlet Başkanı Ömer el-Beşir yönetimini desteklemek için de Hartum’a gitti.
Wagner’ın faaliyetleri ve üstlendiği görevlerin niteliği ilgili tahminler ve bilgiler bir sahadan diğer sahaya bir ülkeden diğerine göre değişiyor. Bu değişikliğin ana kaynaklarından biri, Rus özel güvenlik şirketi sorumluların grubun görevlerinin niteliğine dair açıklamalarındaki belirsizliktir

Libya'da üstlenilen çeşitli görevler
Kaynaklar ve raporlar, Wagner’ın Suriye'de çok çeşitli görevler üstlendiğini belirtirken, başlarda savaş alanlarında rejim güçlerini eğitmekle sınırlı olduğu, ancak daha sonra Rus ordusu yerine Wagner savaşçıları ile savaşılmaya başlandığı, böylece Suriye ordusunun moralini ve verimliliğini artırmanın yanı sıra Rus askerlerinden verilen zayiatın azaltıldığı vurguladılar. Fakat Wagner savaşçılarının son savaş bölgesi Libya’da üstlendikleri rol de farklı.
Avrupa raporlarına ve Pentagon tarafından yapılan ABD’nin resmi suçlamalarına göre 2019'un sonlarında Libya'daki ‘Rus paralı asker’ sayısı 800 ila bin 400’e ulaşırken bu savaşçılar Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu (LUO) ve ona sadık güçleri eğitmenin ve desteklemenin yanı sıra güvenlik ve askeri danışmanlık sağlıyorlar.
Geçtiğimiz Mayıs ayında yayınlanan ve Wagner grubundaki yüzlerce gayriresmi Rus askeri personelinin sayılarının 800 ile bin arasında olduğunu tahmin edilen bir Birleşmiş Milletler (BM) raporunda grubun savaşçılarının Libya’daki çatışmaya dahil olduklarını bildirdi. BM’nin 57 sayfalık raporunda, grup savaşçılarının Ekim 2018'den bu yana Libya'da faaliyet gösterdiği, askeri araçları onarmak ve askeri operasyonlara katılmak gibi teknik yardımlar sağladıkları kaydedildi.
Libya'da çatışan her iki taraf da (Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ve ülkenin doğusundaki LUO güçleri) diğer tarafı, saflarını desteklemek için paralı asker ve yabancı savaşçı kullanmakla suçluyor.
Rus basınında ve yabancı basında yer alan bilgilere göre Wagner'ın Sudan ve Orta Afrika'da görevleri de farklı niteliklere sahip. Wagner bu iki ülkede hükümetleri desteklemenin yanı sıra grup, Rus şirketleri için uygun koşullar yaratmanın bir ön adımı olarak altın, uranyum, elmas ve diğer doğal maden kaynaklarını korumakla görevlendirildi.



Vance: Polonya'ya ABD askerinin konuşlandırılması iptal edilmedi, ertelendi

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, basın mensuplarına açıklama yapıyor (AP)
ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, basın mensuplarına açıklama yapıyor (AP)
TT

Vance: Polonya'ya ABD askerinin konuşlandırılması iptal edilmedi, ertelendi

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, basın mensuplarına açıklama yapıyor (AP)
ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, basın mensuplarına açıklama yapıyor (AP)

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance dün yaptığı açıklamada, Polonya'ya 4 bin asker konuşlandırılması kararının iptal edilmediğini, ertelendiğini söyledi. Vance, bununla birlikte Avrupa'nın artık kendi ayakları üzerinde durması gerektiğinin altını çizdi.

ABD'li yetkililer, geçen hafta 4 bin askerin Polonya'ya gönderilmesi planının iptal edildiğini bildirmiş ve bu adımı, ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO üyesi Avrupa ülkelerinde konuşlu ABD askerlerinin sayısını azaltma politikasının devamı olarak nitelendirmişti.

Avrupa'nın politikalarına yönelik en sert eleştirileri yönelten ve ABD'nin Ukrayna'ya verdiği desteğe en şüpheci yaklaşan isimlerden biri olan Vance, Trump'ın ilk başkanlık döneminden beri Avrupalı müttefiklerine savunma konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmeleri çağrısında bulunduğunu hatırlattı.

Beyaz Saray'daki basın brifinginde "Avrupa'nın kendi ayakları üzerinde durmasının" gerekliliğini vurgulayan Vance, "Avrupa politikamız bu şekilde kalmaya devam edecek" ifadesini kullandı.

Ancak askerlerin geri çekilmesi ve Polonya ile ilgili bir soru üzerine Vance, "Bu sadece bir birlik rotasyonu ertelemesidir. Bu kuvvetler Avrupa'da başka bir yere gidebilir. Onları başka bir bölgeye göndermeye de karar verebiliriz" ifadelerini kullandı. Vance ayrıca, "Bu birliklerin nihai olarak nereye sevk edileceğine dair henüz kesin bir karar vermiş değiliz" diye belirtti.

Geçen hafta üst düzey bir askeri yetkili, Kongre'deki bir oturumda yaptığı açıklamada, "ABD Avrupa Komutanlığı (EUCOM) Komutanı'na Polonya'daki asker sayısının azaltılması yönünde talimat verildiğini" belirtmişti.

Trump'ın, Ortadoğu'daki savaşa destek vermeyen ve İran tarafından fiilen kapatılan Hürmüz Boğazı'ndaki barış gücüne katkıda bulunmayan müttefiklerini cezalandırma konusunda kararlı olduğu görülüyor.

Pentagon, mayıs ayının başında da Almanya'dan 5 bin askerin geri çekileceğini duyurmuştu.


Moritanya'daki mültecilerden Afrika Kolordusu hakkında tüyler ürpertici tanıklıklar

Çocuklarıyla birlikte Moritanya topraklarındaki çadırda yaşayan Malili bir mülteci (Avrupa Birliği)
Çocuklarıyla birlikte Moritanya topraklarındaki çadırda yaşayan Malili bir mülteci (Avrupa Birliği)
TT

Moritanya'daki mültecilerden Afrika Kolordusu hakkında tüyler ürpertici tanıklıklar

Çocuklarıyla birlikte Moritanya topraklarındaki çadırda yaşayan Malili bir mülteci (Avrupa Birliği)
Çocuklarıyla birlikte Moritanya topraklarındaki çadırda yaşayan Malili bir mülteci (Avrupa Birliği)

Moritanya'nın doğusundaki mülteci kamplarından birinde yaşayan Şerife, gözyaşlarıyla ıslanmış başörtüsüyle ve boğuk bir sesle geçtiğimiz yaz Mali'de, Mali ordusu ve Rus paralı askerleri tarafından başı kesilerek öldürülen oğlunu anlatırken, "Onun ölümü benim en büyük acım" ifadelerini kullandı.

Güvenlik gerekçesiyle takma ad kullanılan Şerife gibi Moritanya'daki yaklaşık 10 Malili mülteci de Mali ordusu ve teröristlere karşı yürütülen savaşta ona destek veren Rus müttefiklerinin sivillere yönelik şiddet eylemlerine ilişkin tanıklıklarını anlattı.

Basit bir tuğla yapının gölgesinde oturan altmışlı yaşlarındaki kadın, oğlunun ve beraberindeki dört kişinin geçtiğimiz yıl ağustos ayında ticaret yapmak üzere Mali'ye giderken sınırdan birkaç kilometre ötede Afrika Kolordusu bünyesindeki Mali ordusu ve Rus paralı askerleriyle karşılaştığını anlattı.

Saldırganların onları bağlayıp öldürdüğünü ve malları ateşe verdiğini söyleyen Şerife, beş adamın cesetlerinin, pusu ya da tuzak kurulmuş olabileceği kaygısıyla ertesi güne kadar kimse tarafından kaldırılamadığını belirtti. Şerife, bölgede gizlenen çobanlar gördüklerini söyledi.

Güneşin yüzüne işlediği bu Bedevi kadın, duygulanarak ‘cesetlere ertesi gün ulaşabildiklerini kaydetti. Diğerleri gibi ‘hiçbir şey yapmamış’ olan oğlunun naaşına ‘son kez bakmaya cesaret edemediğini’ belirten acılı anne, Mali ordusu ile Rus paralı askerlerin ‘kinlerini masum, zayıf ve savunmasız bir halkın üzerine boşalttığını’ ifade etti.

Fulaniler ve Tuaregler

Merkezi otoriteye bağlı güçler, özellikle Mali'deki terör örgütleri ve ayrılıkçıların saflarına katıldığından şüphelenilen bireylerin bulunduğu Fulani ve Tuareg topluluklarını hedef alıyor. General Assimi Goïta önderliğindeki askeri konsey, 2020 yılındaki darbenin ardından ülkede güvenliği yeniden tesis edeceği vaadiyle iktidara geldi. Fransa'dan uzaklaşan askeri konsey, Rusya Savunma Bakanlığı'na bağlı Afrika Kolordusu’na dönüşen Wagner güçlerinden destek almaya başladı.

Bu grubun ihlalleri geniş çapta belgelendi. Çatışmaları izleme konusunda uzman bir sivil toplum kuruluşu olan ACLED'in verilerine göre Mali hükümetine bağlı güçlerin, 2020 yılından bu yana Rus paralı askerlerle birlikte ya da onlarsız yürüttüğü operasyonlarda yarısı sivil olmak üzere 8 bin 500 kişi hayatını kaybetti. Rusların hükümet güçlerine eşlik ettiği operasyonlarda sivil kayıpların oranı yüzde 60'a çıkarken, tek başlarına yürüttükleri operasyonlarda bu oran yüzde 90'ı aşıyor.

İşkence

Geçici mülteci çadırlarında Rus paralı askerler için hala ‘Wagner’ adı kullanılıyordu. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre bu isim aynı zamanda pek çok travmayı yeniden alevlendiriyor. Ellili yaşlardaki Tuareg mülteci Nedoune, vücudunda işkence izleri taşıyor, sol gözünden ameliyat geçirmiş ve süregelen ağrılarla baş etmeye çalışıyor. Çoban olan Nedoune, iki yıl önce Mali'nin kuzeyindeki Timbuktu bölgesinde bir kuyudan su almak üzere yola çıkmıştı. Bir Rus konvoyu tarafından durduruldu. Dövüldüğünü, ardından kelepçelenip iki gün boyunca bir araca kapatıldığını anlattı. Tüm bu süre zarfında Rusların sivilleri tutuklayıp kampları yerle bir ettiğini belirten Nedoune, “Her şeyi yaktılar, bütün hayvanları öldürdüler" dedi.

Gözlerini örten sarığındaki küçük açıklıktan bakan Nedoune, grubun bir Fulani adamı durdurup ağır şekilde dövdükten sonra öldürerek araçtan attığını gördüğünü söyledi. Ardından ülkenin orta kesimlerindeki Bafo kampında dört gün boyunca Ruslar tarafından işkenceye maruz kaldığını anlatan Nedoune, bu süre içinde kendisine yalnızca az miktarda ekmek ve su verildiğini vurguladı.

Sorgulanması sırasında elektrik şoku uyguladıklarını belirten Nedoune,"Sorular hep teröristler hakkındaydı. ‘Onları tanıyor musunuz? Kim onlar? Neredeler?’ diye soruyorlardı” dedi. Nedoune, sonunda bu yoksul ülke için oldukça yüklü bir meblağ olan 310 bin Afrika frangı (550 dolar) ödeyerek serbest bırakıldı.

Cinsel şiddet

Moritanya'nın çöl olan Doğu Havzası bölgesinde bugün 14 yıldır savaşın parçaladığı Mali'deki çatışan çeşitli tarafların şiddetinden kaçan 300 bin mülteci bulunuyor. Bu sivillerin büyük bölümünün ulaştığı sınır kenti Fassala'da Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) çalışanları, darp, kurşun yaraları ile kadın ve erkeklere yönelik tecavüzün yol açtığı ağır psikolojik travmaların boyutunu yakından gözlemliyor.

MSF Bölge Koordinatörü Mayoury Savant, işkence yöntemleri arasında ‘diri diri gömüldüklerini anlatan kişilerin tanıklıklarının’ da yer aldığını belirtti. Ancak Savant, MSF’nin şiddet eylemlerinin sorumlularını tespit edemediğine dikkat çekti. Doğu Havzası bölgesi son aylarda, El Kaide bağlantılı Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin (CNIM) örgütünün bazı bölgelere ‘ya terk edin ya da ölüme razı olun!’ şeklinde ültimatom verdiği tehditlerin ardından kaçan mültecilerin yoğun akınına sahne oluyor.

İnsan hakları ihlalleri

Birkaç hafta önce aralarında Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu'nun da bulunduğu sivil toplum kuruluşları, Mali Silahlı Kuvvetleri ve Afrika Kolordusu’nun gerçekleştiği insan hakları ihlalleri iddialarına ilişkin Afrika İnsan ve Halkların Hakları Mahkemesi'ne şikâyette bulundu. Ülke içindeki durum, geçtiğimiz nisan ayı sonlarından bu yana her zamankinden daha belirsiz bir hal aldı. Azavad Kurtuluş Cephesi'nden (FLA) Tuareg ayrılıkçılar ile CNIM militanlarının Mali askeri konseyine karşı eşi ve benzeri görülmemiş koordineli saldırılar düzenlemesinin ardından kuzeyde Tuareg ayrılıkçıların kalesi Kidal şehrinin düşmesi, Bamako ve Rus müttefikleri için ağır bir yenilgi oldu.

Parlak taşlarla süslü siyah bir elbise giyen Fatimata (30), üç yıl önce Timbuktu yakınlarındaki köyünü hedef alan hava saldırılarının ardından köyden nasıl kaçtığını ağlayarak anlattı. Orada kalan kadınlar için “Ölüm dışında her şey yaşandı, bazılarının işkenceye maruz kaldığını biliyoruz" diyen Fatimata, “Ruslar gelmeden önce huzur içinde yaşıyorduk” ifadelerini kullandı. Pek çok mülteci gibi, bu Tuareg kadını da Azawad Kurtuluş Cephesi'ni destekliyor ve "Timbuktu'yu ve çevresini geri alırlarsa, evime dönebileceğim" diyor.


Washington, Bolivya'da muhafazakâr cumhurbaşkanına karşı yapılan protestoları "darbe girişimi" olarak nitelendirdi

Bolivya Devlet Başkanı Rodrigo Paz basın toplantısında konuşuyor (EPA)
Bolivya Devlet Başkanı Rodrigo Paz basın toplantısında konuşuyor (EPA)
TT

Washington, Bolivya'da muhafazakâr cumhurbaşkanına karşı yapılan protestoları "darbe girişimi" olarak nitelendirdi

Bolivya Devlet Başkanı Rodrigo Paz basın toplantısında konuşuyor (EPA)
Bolivya Devlet Başkanı Rodrigo Paz basın toplantısında konuşuyor (EPA)

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Christopher Landau dün yaptığı açıklamada, Bolivya’yı kasıp kavuran protestoları bir "darbe girişimi" olarak nitelendirdi ve merkez sağcı Devlet Başkanı Rodrigo Paz’a destek sözü verdi.

Landau, Latin Amerika’daki muhafazakâr liderleri savunmayı görev edinen Başkan Donald Trump yönetimi yetkililerinin geleneksel çizgisini sürdürerek, Paz’a desteklerini iletmek üzere kendisiyle bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini belirtti.

Konunun sağ ya da sol meselesi olmadığını vurgulayan Landau, "Bu, bölge genelinde siyaset ile organize suç örgütleri arasındaki şeytani ittifak tarafından finanse edilen bir darbedir" ifadelerini kullandı.

Landau konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bolivya halkının henüz bir yıldan kısa süre önce ezici bir çoğunlukla seçtiği demokratik sürece tanıklık etmişken, şimdi sokakları kapatan şiddet yanlısı protestocularla karşı karşıya kalmamız akıl alır gibi değil. Bu durumun hepimizi endişelendirmesi gerektiğine inanıyorum."

Landau bu açıklamaları, ABD'nin başkentinde düzenlenen Amerika Kıtası Konferansı sırasında yaptı.

Protestoların arka planı: Ekonomik kriz ve reformlar

Bolivya'da yirmi yıllık sosyalist yönetime son vererek göreve gelen Devlet Başkanı Rodrigo Paz, 1980'lerden bu yana yaşanan en kötü ekonomik krizle mücadele eden ülkenin döviz rezervlerini koruyabilmek amacıyla akaryakıt sübvansiyonlarını kaldırdı.

Bu kararın ardından binlerce çiftçi, madenci, öğretmen ve diğer sektör çalışanlarının yanı sıra yerli topluluklar, ücretlerin artırılması ve özelleştirmelerin durdurulması talebiyle haftalardır süren protestolar düzenliyor.

Paz, göreve geldikten hemen sonra Bolivya'nın ABD ile geçmişte gergin olan ilişkilerini hızla düzeltmiş, koka yaprağı üretiminde önemli bir merkez olan ülkeye ABD uyuşturucuyla mücadele ajanlarının dönmesine izin vermiş ve İsrail ile diplomatik ilişkileri yeniden tesis etmişti.