Nahda Hareketi, Gannuşi’yi lideri olarak tutma eğiliminde

Raşid Gannuşi (EPA)
Raşid Gannuşi (EPA)
TT

Nahda Hareketi, Gannuşi’yi lideri olarak tutma eğiliminde

Raşid Gannuşi (EPA)
Raşid Gannuşi (EPA)

Tunuslu siyasi kaynaklar, Nahda Hareketi’nin Raşid Gannuşi’yi bir kez daha lideri olarak görme eğiliminde olduğunu söylediler. Kaynaklar bunun, özellikle Nahda Partisi’nin normal faaliyetlerini sürdürmesini engelleyen artan siyasi meseleler çerçevesinde Gannuşi’nin özel bir oturum düzenleyebilmesi için iç tüzükte revizyona gidilmesi ve partiyi güvenli bir alana taşımasıyla çözülebileceğini belirttiler. Nahda Hareketi hem içinde yer aldığı koalisyon hükümetindeki siyasi ortaklarıyla hem de muhalefet partileri ile çeşitli anlaşmazlıklar yaşadığı biliniyor.
Tunus’taki siyasi liderlerin çoğu, iktidardaki ya da Nahda Hareketi’ni destekleyen İslamcı eğilimli partilerin varlığına karşı bir tutum sergiledi. Geçtiğimiz hafta sonu (ülkenin kuzeydoğusundaki) Hammamet şehrinde düzenlenen Nahda Hareketi’nin kurultayında yapılan oylama sonucunu açıklayan Nahda Hareketi Şura Konseyi Başkanı Abdulkerim el-Haruni, Gannuşi’nin partinin liderliğinde kalma konusunda kapıyı açık bıraktığı belirtti. Bazı gözlemciler, Gannuşi’nin bir kez daha parti liderliğine getirilmesi için parti iç tüzüğünde revizyona gidilmesi gerektiğini söylediler.
Bu hipotez, Nahda Hareketi Şura Konseyi’nin ‘iç tüzük değiştirilerek parti liderininin üçüncü kez seçilmesini sağlanabileceği’ ve ‘egemen kararın sahibi’ olduğunu açıkça belirten önerilerinin ardından yasalara saygı duyulması konusunda ısrar eden Nahda Hareketi’nin önde gelen isimleri tarafından her hangi bir itirazla karşılaşmadı.
Bazı gözlemcilere göre Şura Konseyi'nin toplantısından sonra bir basın toplantısı düzenleyen Haruni'nin açıklamaları, Nahda Hareket’nin hâlâ kurucusu olan Gannuşi’ye ihtiyaç duyduğunu ve Gannuşi’nin hareketin bekasını garanti altına aldığını açıkça gösteriyor.
Konuyla ilgili Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan Nahda Hareketi’nden istifa eden parti yöneticilerinden Riyad eş-Şuaybi, “Gannuşi’nin partinin başında kalması, yasal konulara ve siyasi yaklaşımlara bağlıdır. Siyasi liderler, özellikle bazılarının hem iç hem de bölgesel olarak sahip oldukları nüfuzdan bağımsız olarak yasayı uygulamaya çalışmaları nedeniyle yasal konulara bağlılığı olabilirler” şeklinde konuştu.
Siyasi yönlere gelince, mevcut aşamada, birçok parti için bu konu Nahda Hareketi ile rekabeti ve siyasi sembollerini saf dışı bırakma çabaları bağlamında büyük önem taşımaktadırlar. Bununla birlikte çeşitli düzeylerde tehlikeleri de beraberinde getiriyor. Nahda Hareketi’nin nüfuzu, Tunus’un siyasi sahnesinin ötesine uzanabilir.
Gannuşi’nin Nahda Hareketi’ni istikrara kavuşturmada ve yerel düzeyde varlığını desteklemede temel bir rol oynadığını söyleyen Şuaybi, “Partinin yetiştirdiği gençlerin siyasi hayal gücünün iç sistemle olan bu çatışmaya bir çözüm bulması, siyasi bir suç sayılmaz. Nahda Hareketi, bu konuda demokratik bir ülkede art arda oturumlar düzenleyen Almanya Başbakanı Angela Merkel'i örnek alabilir. Merkel, böylece ülkesinin çıkarını düşünmüştür” ifadelerini kullandı.
Gannuşi’nin Nahda Hareketi başkanlığından ayrılmasının sadece partiyi ilgilendiren bir mesele olmadığının altını çizen Şuaybi, “Bu konu aynı zamanda birkaç partinin nüfuzlarının çakıştığı bir dönemde bir bütün olarak önde gelen siyasi isimleri de ilgilendirmektedir” dedi.
Öte yandan bir başka gelişmede mali yolsuzluk davalarına bakan bir mahkeme, 2012 yılında Baci Kaid es-Sebsi tarafından ‘devlet hesabından kullanılan parayla yurtdışında eğitim alarak’ yolsuzluk yapmakla suçlanan Nida Partisi’nin eski yöneticilerinden Munzir Bilhac Ali’yi, 4 yıl hapis ve 20 bin Tunus dinarı (yaklaşık 7 bin dolar) para cezasına çarptırdı.
Bilhac Ali’nin kendisi gibi siyasetçi olan karısı Selma ez-Zinaydi, Nahda Hareketi’ni bu kararın arkasında olmakla suçladı. Zinaydi yaptığı açıklamada, “Bu dava, Nahda Hareketi ve Nida Partisi de dahil olmak üzere bir dizi siyasi partinin baskısı sonucu 2013 yılına dayanan siyasi hesaplar çerçevesinde görülmüştür” şeklinde konuştu.
Eşinin Tunus Hukuk ve Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde öğrenciyken 2000 yılında burs aldığını doğrulayan Zinaydi, Bilhac Ali’nin, ulusal düzeyde hukuk ve siyaset biliminde birinci olduğunu da ifade etti.



Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.

Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.

Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.

Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.

efrgt87kı8
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.

Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.

Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.

Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.


Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.