Hafter güçleri’nden Vatiyye üssüne hava saldırısı

Başkent Trablus’un güneybatısındaki el-Vatiyye üssü (Reuters)
Başkent Trablus’un güneybatısındaki el-Vatiyye üssü (Reuters)
TT

Hafter güçleri’nden Vatiyye üssüne hava saldırısı

Başkent Trablus’un güneybatısındaki el-Vatiyye üssü (Reuters)
Başkent Trablus’un güneybatısındaki el-Vatiyye üssü (Reuters)

Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu’na (LUO) bağlı savaş uçakları, 5 Temmuz sabahı erken saatlerde başkent Trablus’un batısındaki el-Vatiyye hava üssüne şiddetli bir bombardıman gerçekleştirdi. Mayıs ayında Fayiz es-Serrac başkanlığındaki Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) üssün kontrolünü sağlamıştı.
Aynı şekilde Serrac, 5 Temmuz’da komisyonun yaklaşan seçimlere hazır olup olmadığını belirlemek üzere, Yüksek Ulusal Seçim Komisyonu Başkanı İmad el-Salih ile görüştü.
Serrac tarafından yapılan bir açıklamaya göre toplantıda, ‘komisyonun seçim kazanımları veya gelecekteki referanduma yönelik çalışmalarını uluslararası standartlara uygun olarak yerine getirebilmesi için tamamlanması gereken teknik ve finansal konular’ ele alındı.
Bununla birlikte UMH, Savunma Bakanı Yardımcısı Salah en-Nimruş aracılığıyla, ‘Libya hava sahasının egemenliğinin ihlali olarak tanımladıkları duruma karşı cevabın, uygun bir zamanda ve yerde verileceği’ taahhüdünde bulundu. Twitter üzerinden kısa bir açıklama yapan Nimruş, “Libya sınırları içerisindeki hayati kurumların hedef alınması, bazı ülkelerin meşru hükümete karşı saldırganlığının sürdüğünün bir kanıtıdır” dedi.
LUO kaynakları, “Türkiye’nin Libya’nın batı bölgesinde bir operasyon merkezine dönüştürmeye çalıştığı üsse yönelik benzeri görülmemiş hava saldırısı” yapıldığı açıklamasında bulundu.
LUO’dan bir yetkili, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Bu hava saldırısı, Türkiye’nin üsteki hedeflerine ulaşmasını engellemek için önleyici bir amaç taşıyor” dedi. Ancak ayrıntıya yer vermedi. Ordunun hava operasyon odasından bir kaynak, yerel medya organlarına yaptığı bir açıklamada, “Bombardıman çok sayıda hava savunma sistemini, mobil ve sabit radarları ve KORAL sistemini hedef aldı” dedi.
Askeri bir kaynak, kimliği belirsiz savaş uçaklarının, uluslararası açıdan kabul görmüş UMH güçlerinin kontrolü altındaki üsse saldırı düzenlediğini belirtti. Üsse yakın el-Zintan şehri sakinleri ve yerel aktivistler de patlama sesini duyduklarını açıkladı. LUO, hava saldırısına dair herhangi bir ayrıntıya yer vermedi. Ancak 5 Temmuz’da sosyal medya organlarında yayınlanan fotoğraflar, üsteki tesislerin bombardımana maruz kaldığını gösterdi.
Türkiye, hasarı dolaylı şekilde kabul ederken, Anadolu Ajansı da UMH içerisinden bir kaynaktan, ‘el-Vatiyye Askeri Hava Üssü’nün gece saatlerinde kimliği belirsiz savaş uçaklarının saldırısına uğradığını’ aktardı. Haberde, herhangi bir can kaybının olmadığı belirtildi.
18 Mayıs’ta UMH kuvvetleri, Türkiye’nin yardımıyla Libya’nın batısındaki önemli sayılan ve Ankara’nın kullanmayı amaçladığı hava üssünün kontrolünü ele geçirdi.
Öte yandan İngiltere, geçen cumartesi akşamı Trablus Büyükelçiliğinin bir açıklamasıyla, petrol limanlarının hala kapalı olması dolayısıyla endişe duyduklarını kaydetti. Açıklamada, tüm taraflara Birleşmiş Milletler (BM) liderliğindeki siyasi diyaloğa aktif katılım gösterme çağrısı yapıldı.
Eş-Şerrare Petrol sahasındaki yabancı paralı askerlerin müdahalesi için endişe verici raporların bulunduğu belirtilen açıklamada, “Libya, enerji sektörünün militarizasyonu kabul edilemez ve daha fazla zarar görme tehdidi altındadır. Libya’daki enerji sektörü, siyasi bir pazarlık kağıdı olarak kullanılmamalıdır” denildi.
İngiltere, Libya’da enerji kaynaklarını yönetmekle görevli tek bağımsız kurum olan Ulusal Petrol Şirketi’ne (NOC) verdiği desteği yinelerken, “Şirketin, tüm Libyalılar için herhangi bir engel olmadan üretime devam etmesine izin verilmelidir” dedi.
Suriyeli paralı askerler tarafından ‘Libya’ya gidiş ve dönüş’ süreci, devam ederken Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) da yeni bir savaşçı grubun Libya’dan Suriye’ye döndüğünü belirtti.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.