Lübnan-İsrail sınırında gerginlik

Dün Lübnan ve İsrail arasındaki Mavi Hat’ın yakınlarındaki Mecdel Şems Köyü’nde yer alan bir kontrol noktasında bulunan İsrail askerleri (AFP)
Dün Lübnan ve İsrail arasındaki Mavi Hat’ın yakınlarındaki Mecdel Şems Köyü’nde yer alan bir kontrol noktasında bulunan İsrail askerleri (AFP)
TT

Lübnan-İsrail sınırında gerginlik

Dün Lübnan ve İsrail arasındaki Mavi Hat’ın yakınlarındaki Mecdel Şems Köyü’nde yer alan bir kontrol noktasında bulunan İsrail askerleri (AFP)
Dün Lübnan ve İsrail arasındaki Mavi Hat’ın yakınlarındaki Mecdel Şems Köyü’nde yer alan bir kontrol noktasında bulunan İsrail askerleri (AFP)

İsrail ordusunun Lübnan sınırında bir ‘güvenlik olayı’ yaşandığını ve Lübnan’ın işgal altındaki toprakları Şebaa Çiftlikleri'nde askeri bir aracın güdümlü füzeyle vurduğunu duyurmasının ardından Lübnan-İsrail sınırı dün, nedenlerine ilişkin çelişkili bilgilerin geldiği bir gerginliğe sahne oldu. Geçtiğimiz hafta İsrail’in Suriye'de düzenlediği hava saldırısında bir lideri öldürülen ve misilleme sözü veren Hizbullah ise askeri aracın hedef alınması olayıyla bir ilişkisi olmadığını ve karşılıklı ateş açılmadığını belirtti.
İsrail ordusu yetkilileri, Şebaa Çiftliklerinde Hizbullah’ın sızma girişimini engellediklerini açıklarken Lübnan resmi ajansı NNA, İsrail’in Arkub bölgesindeki bir Lübnan köyüne düzenlediği hava saldırısında Habbariye köyündeki bir eve patlamamış güdümlü füze düştüğünü bildirdi. NNA, sınırdaki köylerde yaşayanların Sur ve Sayda’ya doğru yerlerinden edildiklerini de ekledi.
Söz konusu güvenlik olayının duyurulmasından İsrail savaş uçakları Şebaa Çiftlikleri semalarında yoğun uçuşlar gerçekleştirirken NNA’nın haberine göre İsrail ordusu dün öğleden sonra saat 17:00 sularında çatışmaların sona erdiğinin açıklanması öncesinde Lübnan sınırında sahte bombardımanlar düzenledi.
Hizbullah’ın sınırdan sızma girişiminde bulunduğu şüphelerinin de yer aldığı güvenlik olayı sırasında karşılıklı ateş açıldığına dair bilgiler aktarılırken İsrailli kaynaklar, Tel Aviv’in, Hizbullah’ın sınırdan sızma girişiminde bulunduğuna, ancak başarısızlıkla sonuçlandığına inandığını belirttiler.
Öte yandan Reuters, İsrail’in Şebaa Çiftlikleri bölgesini onlarca füze ile hedef aldığını, bu yüzden bölgeden çıkan yangın nedeniyle dumanların yükseldiğini bildirdi.
Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) Sözcüsü Andrea Tenente yaptığı açıklamada, ‘UNIFIL Komutanı General Stefano Del Col’un durumu değerlendirmek ve gerginliği azaltmak için taraflarla temas halinde olduğunu ve tarafların kendilerine hakim olmalarını sağlamaya çalıştığını’ söyledi.
İsrailli yetkililer, söz konusu olayın duyurulduğu ilk andan itibaren olayı Hizbullah’la ilişkilendirdiler. Çünkü olay, geçtiğimiz hafta İsrail’in Suriye'de düzenlediği bir hava saldırısında bir liderinin öldürülmesi üzerine Hizbullah’ın misilleme yapma sözü vermesinin ardından gerçekleşti. Hizbullah ise olaydan iki saat sonra, olayla herhangi bir bağlantısı olmadığına dair bir açıklamada bulundu.
Hizbullah’ın açıklamasında, İsraillilerin Lübnan sınırında ‘panik’ yaşadıklarını ve Hizbullah liderlerinden Ali Kamil Muhsin'in Suriye’de öldürülmesine yapılacak misilleme konusunda alarm durumunda ve endişeli bir bekleyiş içerisinde oldukları belirtildi. İsrail'in ‘direniş hareketinin planlarını’ öğrenemediğine işaret edilen açıklamada, “Tüm bu faktörler, düşmanı sahada ve medyada gerginliğe sevk etti. Düşman medyası, Lübnan topraklarından işgal altındaki Filistin'e bir sızma girişiminin engellendiğini iddia ediyor. Benzer şekilde, İsrail güçlerinin Şebaa Çiftlikleri bölgesinde direniş hareketi unsurlarından ölümler ve yaralanmaların olduğuna dair bilgiler de gerçeği yansıtmıyor. Bunlar sahte zaferler yaratma girişiminden başka bir şey değildir” ifadeleri yer aldı.
Hizbullah'ın söz konusu güvenlik olayı sırasında ‘ne çatıştığı ne de ateş ettiği’ vurgulanırken “Aksine düşmanın korku, endişe ve paniğinin tek taraflıydı” denildi. Açıklamada ayrıca Ali Kamil Muhsin'in öldürülmesine ‘kesinlikle misilleme yapılacağının’ altı çizildi. Bununla birlikte açıklamada dün Habbariye köyünde düzenlenen ve sivillerin evini hedef alan bombardımanın da karşılıksız kalmayacağı vurgulandı.
Hizbullah’ın yukarıdaki açıklamayı, İsrailli yetkililerin Hizbullah tarafından gerçekleştirilen bir sızma girişiminin engellendiği şeklindeki açıklamalarının ardından yaptı. İsrail Ordusu'nun Arap Medyası Sözcüsü Avichai Adraee, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Az önce Cebel Rus (Güney Lübnan) bölgesinde bir güvenlik olayı meydana gelmiştir” ifadelerini kullandı. Hizbullah güçlerinin sınırda İsrail’e ait zırhlı araç hedef almaya çalıştığı öne süren Adraee, İsrail güçlerinin 3 ila 4 kişiden oluşan bir Hizbullah hücresinin sızma girişimini engellemeyi başardığını belirtti. Adraee söz konusu kişilerin Mavi Hat’ın İsrail tarafına birkaç metre sızdığını da sözlerine ekledi. İsrail güçleri tarafında herhangi bir zayiatın yaşanmadığını kaydeden Adraee, “Kuzeyde sivillerin kullandığı yollar yeniden açıldı ve bölge sakinleri normal yaşam rutinine geri döndü. Ancak halen karmaşık olan olay nedeniyle önümüzde gergin günler bizi bekliyor” dedi.
İsrail Ordusu Sözcüsü Jonathan Conricus, gazetecilere yaptığı açıklamada “Bir terör hücresinin İsrail’e sızma girişimini engellemeyi başardık” şeklinde konuştu. İsrail güçleri arasında herhangi bir kayıp bildirilmediğini belirten Conricus, “Teröristlerin Lübnan'a doğru kaçtıkları bilgisini teyit ettik” dedi.
İsrail'in Hizbullah’ın Suriye'de bir liderinin öldürülmesine misilleme yapma beklentileri çerçevesinde dün sınır yaşanan olay, İsrail ordusunun günlerdir alarm durumunda askeri takviyeler gerçekleştirdiği Lübnan'ın güneyinde bir insansız hava aracının (İHA) düştüğünü duyurmasından saatler sonra gerçekleşti. Hizbullah'ın davranışlarını yakından takip eden kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları değerlendirmede, Hizbullah’ın pazar akşamı düşen İsrail İHA’sıyla hiçbir ilgisi olmadığına işaret ettiler.
Kaynaklar Hizbullah’ın tepkisinin, direniş hareketi yönetiminin takdirine ve angajman kurallarına bağlı olacağını söylediler. Hizbullah’ın İsrail'in Birleşmiş Milletler (BM) aracılığıyla Ali Kamil Muhsin’in Suriye’deki bombardımanda öldürülmesinin bir hata olduğuna dair mesajıyla ilgilenmediğini aktaran kaynaklar, “Bunu hiçbir şey değiştiremez” ifadelerini kullandılar.
Kaynaklar, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah tarafından daha önce belirtildiği üzere Lübnan topraklarında casusluk yapan İsrail İHA’larının vurulması konusunun halen geçerli olduğunu, ancak iki taraf arasında bir savaş yaşanmasının uzak bir ihtimal olduğunu yinelediler. Bununla birlikte Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı Naim Kasım Pazar akşamı yaptığı açıklamada, “İsrail’in tehditleri bizi istemediğimiz bir konuma götürmeyecektir. İsrail’deki iç karışıklık ve (Başkan) Donald Trump'ın ABD içinde gerileyen popülaritesi çerçevesinde mevcut atmosfer bir savaş olasılığına işaret etmiyor” dedi.
Söz konusu güvenlik olayı, 1967'den bu yana İsrail’in işgali altında olan Lübnan ve Suriye sınır üçgeninde bulunan Şebaa Çiftlikleri’nde yaşandı. İsrail İç Cephe Komutanlığı, Celile'nin kuzeydoğusundaki yaklaşık 20 köyün sakinlerinden, ‘güvenlik olayı’ nedeniyle güvenli alanlara gitmelerini istedi. Bölge sakinleri köylerini terk ederken patlama sesleri duyulmaya devam ediyordu. İsrail uçakları da bölge üzerinde uçuşlar gerçekleştiriyordu.
Lübnan ve İsrail arasındaki sınır boyunca yollar kapatıldı. İsrail Genelkurmay Başkanı Aviv Kochavi, Kuzey Komutanlığı karargahına ulaşırken Başbakan Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Benny Gantz, Batı Kudüs'te bulunan İsrail parlamentosu Knesset'teki parlamento blokları toplantısından ayrılarak güvenlik konsültasyonları için Tel Aviv’deki Savunma Bakanlığı’na geçtiler.
Başbakan Netanyahu, Savunma Bakanı Gantz ve Genelkurmay Başkanı Kochavi ile birlikte kuzey sınırındaki olayları takip ettiğini belirten bir açıklama yaptı. Netanyahu açıklamasında, “Politikamız açık. Öncelikle İran'ın Suriye ile sınırlarımıza asker konuşlandırmasına izin vermeyeceğiz. İkincisi Lübnan topraklarından bize karşı düzenlenen herhangi bir saldırının sorumluluğu Lübnan’a ve Hizbullah’a aittir. Üçüncü olarak İsrail ordusu tüm senaryolara hazırlanıyor. İsrail'in güvenliği için sınırlarımızdaki ve yakınlarındaki tüm alanlar üzerinde çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.
İsrail ordusu, Netanyahu ve Gantz Tel Aviv'e geçmeden önce güvenlik olayının sona erdiğini duyurdu. Ordu operasyonun sona erdiğini, ancak İsrail'in Lübnan, Suriye ve ötesindeki hamleleri yakından takip ettiğini belirtti.
Öte yandan Lübnan sınırına yapılan askeri takviyelerin sınırın iki tarafında da alarm durumuna geçilmesine neden olabileceğine ihtimal vermeyen Hizbullah milletvekili Velid Sukkeriyye ve Doğu Stratejik Araştırmalar Merkezi Müdürü Sami Nadir, yaklaşımda farklılıklar olsa da bir savaş çıkmasının mümkün olmadığını düşünüyorlar.
Şarku’l Avsat’a konuşan Sukkeriyye, “Tel Aviv savaşa girmeye hazır olsaydı, bunu uzun zaman önce yapardı, ancak savaşa girmeden direniş hareketini silahsızlandırmak veya diğer taraflar aracılığıyla eylemlerini kısıtlamak istiyor” yorumunda bulundu.
Öte yandan Şarku’l Avsat’a değerlendirmelerde bulunan Sami Nadir ise şunları söyledi:
“Angajman kuralları değişmediği sürece, özelliklede İran'ın bölgedeki nüfuzunun azaldığı, bölgesel tarafların bu çerçevede üzerlerine düşen rolleri oynadıkları ve Hizbullah'ın da Lübnan'daki ekonomik ve sosyal durum gibi birçok baskı altında kıvrandığı bir dönemde taraflardan hiç biri savaşla ilgilenmez. İsrail de bu konuda aceleci davranmaz. Asıl soru, angajman kurallarının değişmesinin her iki tarafın da çıkarına olup olmayacağıdır. Mesela bu değişim Hizbullah’ın iç bölgelere füze atmasına veya Golan Tepeleri’ne cephe açmasına neden olur mu? Tel Aviv, belirli operasyonlarla Hizbullah'ın füzeli saldırı düzenleme girişimlerinin önün kesecektir. Hizbullah'ın bu tür girişimleri, altından kalkamayacağı kayıplara ve yankılara neden olacaktır.”
Diğer yandan sınırdaki gerilimden birkaç saat önce, Lübnan Müftüsü Şeyh Abdullatif Deryan ile bir araya gelen İran’ın Beyrut Büyükelçisi Muhammed Celal Friuzniya kendisine yöneltilen bir soruya cevaben, “Siyonist oluşumun böyle bir ahmaklık yapacağını ve bu maceralara atılacak bir konumda olduğunu düşünmüyorum. Düşman İsrail’in 2006’daki savaş sırasındaki peş peşe yaşadığı saldırıları ve aldığı korkunç yenilgiyi unutamayacağına inanıyoruz. Eğer Siyonist düşman böyle bir ahmaklık yapar ve bu tür maceralara atılırsa sert bir darbe alacağından şüphe yok. Bugün, direniş ekseni her zamankinden daha güçlü ve bu ekseni daha fazla zaferin beklediğine olan inancımız tamdır” ifadelerini kullandı.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.