Bingazi'deki sahaflar zamanın dönüşümüyle hayatta kalma mücadelesi veriyor

Bingazi'deki sahaflar zamanın dönüşümüyle hayatta kalma mücadelesi veriyor
TT

Bingazi'deki sahaflar zamanın dönüşümüyle hayatta kalma mücadelesi veriyor

Bingazi'deki sahaflar zamanın dönüşümüyle hayatta kalma mücadelesi veriyor

Zayed Hediye
İnternet çağında kağıt olan her şeyin akıbeti kaybolma tehdidi ile karşı karşıya. Matbaaları çalışmayan kağıt gazetelerin birçoğunun başına gelen de bu oldu. Gönüllü ya da zorunlu olarak hepsi dijital dünya ve ağlara katılmak zorunda kaldı. Basılı ve elektronik ortamlardaki kitapların rekabeti de daha iyi bir hal almadı.
Libya’nın Bingazi şehri, 50 yıldan uzun süredir varlığını sürdüren çok sayıda sahafla meşhur. Kitap aşıklarının, kitaplara düşük fiyatlara ulaşmasının ana kolu olan bu sahaflarda ikinci kitaplar alınıp satılıyor veya takas ediliyor. Şehirdeki iki sahaf bu tür satışlarla uzun süre ününü korumayı başardı. Ancak okuyucu nereye giderse gitsin cebinde tam bir kütüphane taşımasına olanak sağlayan dönüşümlerin ardından kapanma tehdidi ile karşı karşıya kaldı.
Libyalı Şair Hişam Hüseyin’in söylediği gibi “Sahaflar, orta gelirli mütalaa hayranları için tek çıkar yol.” Değişkenlere rağmen kitaplar, varlığını korumaya devam ediyor tıpkı Hüseyin’in Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada söylediği gibi “Kitaplar, tüm değişkenlere rağmen ihtişamı ve büyük bilimsel değerini koruyarak varlığını sürdürüyor.”

Sahaf
Çok sayıda parfümeri arasında yer alan ‘Bingazi Sahafı’, İbn Gazi şehrindeki el-Haliç isimli caddede bulunuyor. Hayatının üçte birini, dükkanının raflarındaki kitaplar arasında geçiren yetmişli yaşlardaki bir adam, bir köşede kadim dostlarıyla birlikte oturur. Bu dükkandaki her şey eskidir, içerisindeki televizyon bile.
Fevzi b. Gazi, sahafında bulunan envai çeşit kitapları, başlıklarını, konularını, entelektüel eğilimlerini içinde olanlar ve olmayanları biliyor. Bir kitap veya yazar hakkında soru sorduğunuzda bunu kolaylıkla fark edebilirsiniz.
İbn Gazi, kitaplarla kurduğu eşsiz ilişkisinden bahsederken “40 yıl önce kitaplarla ilişkim güçlendi. Attarlık yaparken halk pazarlarından başlayarak meslek değişikliği yaparak sahaf açıp kitap satmaya başladım. Kitaplarla aramızdaki bu kadim ilişki, elimdeki kitapların başlıklarını ezberlememe yol açtı. Aralarından önemli olanları iyice bildim. Raflarımda bulunmayan önemli kitapları Libya’da ve yurt dışında aramak için seyahatler gerçekleştirdim” ifadelerini kullandı.
Fevzi b. Gazi, bu tutkunun nasıl başladığını anlatırken şöyle dedi: “Kitap aşkım, 1960’lardan bu yana kadim bir ilişkimizin bulunduğun Mısır’da başladı.  Bu aşkı bir hobiye, hobiden de mesleğe dönüştürerek daimi bir bağ kurma kararı aldım. Ceniheyn çarşısından (Libya’da ikinci el eşyaların alıp satıldığı bir halk pazarı) ikinci el kitaplar satın almaya başladım. Çok sayıda kitap topladım. Eskiden bu topladığım kitapları bu her gün bu çarşıda sergi açıp satmaya çalışıyordum. Kitap okumayı seven müşterilerimle ilişkiler kurmaya başladım. Elimde olmayan kitaplar sipariş edilmeye başlandı. Bazılarını Libya’da bulamıyordum. İstekli müşterilerimin taleplerini karşılamak için bu kitapların yenilerini ve ikinci ellerini Mısır’dan getirtmeye başladım.”

Siyasi yasaklı kitaplar
Kitap ticaretinin hükümetle sorun yaşamaktan uzak bir iş gibi görünüyor. Ancak bir zamanlar Libya’da durum böyle değildi. Aksine suç kabul edilirdi. Fevzi b. Gazi, Muammer el-Kaddafi dönemini anlatırken, “Bazen bazı kitapları kaçırmak zorunda kalıyordum. Önceki hükümet kitapları ve sahiplerini kovuştururdu. Ayrıca kaçakçılık konusunda sıkı önlemler alırdı. Tuhaf olansa o dönemde siyasi olarak yasaklanan kitaplar yine Libya devlet yetkilileri tarafından talep ediliyordu. Çoğunlukla İdris es-Senusi kraliyet dönemi ile ilgili kitaplar rağbet görüyordu. Özellikle de merhum yazar et-Teyib el-Eşheb’in Mısır’da basılan kitabı ‘İdris es-Senusi ve Ömer el-Muhtar ve Beraketin beyne’l ems ve’l yevm’ çok talep edilen kitaplar arasındaydı” dedi.
Fevzi b. Gazi, kitapların pahalılığı konusunda ise o dönemde bu kitapların çok az bulunuyor olması nedeniyle oldukça yüksek fiyatlara satıldıklarına dikkat çekti. Kadim sahaf, bu konudan bahsederken şu ifadeleri kullandı: “Örneğin İdris es-Senusi ile ilgili olan kitap bugün resmi fiyatla 10 Libya dinarı (7 dolar) karşılığında satılıyor. Ancak o dönemde 200 dinara satıyordum. Hatta devlet yetkililerinden birine yaklaşık 350 dolara satmıştım.”
Fezi b. Gazi ayrıca “O dönemdeki devlet büyüklerine kitap kaçakçılığı yapmanın en büyük faydası, beni kovuşturmadan korumasıydı. Komik olan şu ki; bazıları, emniyetin beni takip altın almaması için kendime başka bir meslek seçmemi tavsiye ediyordu. Sanki ben kültür yayan bilgi satan biri değilim de kaçakçıymışım gibi davranıyorlardı. 2011 yılının Şubat ayında gerçekleştirilen devrimin ardından kitaplar sıkı denetimden çıktı. Öyle ki çılgınlık seviyesinde kitap talebi geliyordu. Her yaş grubundan insanın kitaba olan talebi artmıştı. Devrimden sonraki yıllarda ‘Kaddafi’nin Etrafındaki Adamlar’ adlı bir kitaptan yaklaşık 10 bin nüsha sattım.

Mirasçılar
Abdusselam b. Fevzi b. Gazi, Independent Arabia’ya gözlerini babasının sattığı kitapların arasında açtığını anlattı. Abdusselam, “Kitap ve yazar isimlerini ezberledim. Bunu arzulamam çok doğaldı. Kitap ve kağıt kokusu hayatımın büyük bir kısmını, anılarımı hatta geleceğimi oluşturuyor.  Bu bize otomatik olarak sirayet eden bir sevgi. Babam bizi kitapları sevmeye ve onunla çalışmaya zorlamadı. Ancak bu iş bizim damarlarımızdaki kana karıştı” dedi.

Nostalji
Her ne kadar bilgi devrimi ve e-kitabın ortaya çıkması basılı kitabı ve edinme talebini tehdit etse de İbn Gazi, normal kitapların hala eskiler için cazip ve sevenleri olduğunu söyledi. Basılı kitapların yok olup ortadan kalkmasından endişe duyulacak bir tehdit görmediğini ifade eden yaşlı sahaf, aksine müşterilerinin basılı kitap arayışı için sahafa geldiklerini belirtti. Bunun başlıca nedeninin ise basılı kitapların daha çok seviliyor olması ve büyük bir kesimin elektronik platformlardaki kitaplara uyum sağlayamaması olduğuna dikkat çekti.
Öte yandan Şair Hüseyin, “Eski kitapların kokusunun psikolojik bir etkisi var. Nostalji. Bu yalnızca basılı kitapseverlerin anlayabileceği bir zevk. Maaşımı alır almaz, bilgi satın almak için sahaflar ve kitapçıların yolunu tutuyorum. Gelirime uygun sahaflar olmasaydı okuma zevkinde mahrum kalırdım. E- kitapları benimseyemedim. Modern kitapçılara da maddi gücüm yetmiyor” dedi.



Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
TT

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, halk ve siyasi partiler tarafından sıcak bir şekilde karşılanan iki günlük bölge gezisi sırasında, İsrail sınırındaki köylerdeki altyapının ‘birkaç hafta içinde’ yeniden inşa edilmesi ve güneydeki devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi için çalışacağına söz verdi.

Başbakan Selam şunları söyledi:

“Bu bölgenin devlete geri dönmesini istiyoruz ve ordunun güneyde sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmesinden memnunuz. Ancak egemenlik sadece orduyla değil, aynı zamanda hukuk ve kurumlarla, halka sosyal koruma ve hizmetlerin sağlanmasıyla da tesis edilir.”

Bu ziyaret, Hizbullah ile Başbakan arasındaki siyasi farklılıkların önemli ölçüde aşıldığını gösterdi, zira Başbakan, birden fazla durakta Hizbullah, Emel Hareketi, Değişim bloğundan diğer milletvekilleri ve hatta etkinliklere katılan Hizbullah muhalifleri tarafından karşılandı.

Öte yandan Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'nın Güvenlik Konseyi'nin VII. Bölüm Kapsamındaki Kararlarının Uygulanması Komitesi, terör listesine Lübnan’daki sekiz hastaneyi ekledi. Bu hastanelerin en az dördü Hizbullah tarafından işletiliyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, ‘bu konuda Kuveytli yetkililerden herhangi bir inceleme veya bildirim almadığını’ açıklarken ‘konuyu açıklığa kavuşturmak, karışıklığı önlemek için doğru bilgileri sunmak ve Lübnan sağlık sistemini korumak için gerekli temasları kuracağını’ bildirdi.


İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.