Irak Başbakanı Kazimi’nin seçim tarihini ilan etmesi siyasi tartışmalara kapı araladı

Iraklı bir protestocu Tahrir Meydanı’ındaki gösterilerde hayatlarını kaybedenlerin fotoğraflarını sergiliyor (AFP)
Iraklı bir protestocu Tahrir Meydanı’ındaki gösterilerde hayatlarını kaybedenlerin fotoğraflarını sergiliyor (AFP)
TT

Irak Başbakanı Kazimi’nin seçim tarihini ilan etmesi siyasi tartışmalara kapı araladı

Iraklı bir protestocu Tahrir Meydanı’ındaki gösterilerde hayatlarını kaybedenlerin fotoğraflarını sergiliyor (AFP)
Iraklı bir protestocu Tahrir Meydanı’ındaki gösterilerde hayatlarını kaybedenlerin fotoğraflarını sergiliyor (AFP)

Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi’nin erken seçimlerin 6 Haziran 2021’de yapılacağını ilan etmesi, ülkedeki siyasi tartışmalara yol açtı.
Irak Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi ise ‘daha erken’ bir seçim çağrısı yaptı.
Kazimi, göreve geldiğinde Ekim gösterilerinin şartlarına yanıt olarak erken seçim tarihini belirleme taahhüdünde bulunmuştu. Ancak Kazimi’nin, Meclis’in henüz seçim yasasını tamamlamadığı, seçim bölgelerinin belirlenmediği ve ayrıca yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını ve ekonomiyle ilgili sorunların sürdüğü bir ortamda erken seçim tarihini açıklaması herkesi şaşkınlığa uğrattı.
Kazimi’nin seçim tarihini açıklaması, siyasi grupları öfkeli sokakların talepleriyle karşı karşıya bıraktı. Hukuk alanında çok sayıda uzman, bazı siyasi grupların Kazimi’nin açıklamasını destekliyor görünse de önümüzdeki dönemde bu yönde verilecek çabaları baltalamaya çalışacaklarını ifade ediyor.
Kazimi erken seçim için tarih belirleyerek topu Meclis’in sahasına attı. Yani bundan sonraki süreç birinci derecede Meclis’i ilgilendiriyor. Bu kapsamda Irak Anayasası’nda erken seçimle ilgili herhangi bir madde bulunmasa da seçimlerin düzenlenmesinin ön şartı olarak Meclis’in kendini feshetmesi gerekiyor. Meclis Başkanı Halbusi’nin ‘daha erken seçim’ çağrısı ise tüm tarafların sorumluluk almaya teşvik etme çabası olarak görülebilir.
Halbusi, yaptığı açıklamada, erken seçimle ilgili anayasal prosedürleri yerine getirmek için basına açık olağanüstü oturum çağrısında bulundu.
Halbusi, açıklamasında, “Art arda gelen hükümetler, hükümet programı ve bakanlık programını uygulamadılar. Programda yazılan satırların ötesine geçilmedi. Hizmet eksiliği ve iyi bir yaşam unsurlarının olmayışı, halk protestolarının sürmesine neden oldu. Irak’ın ve ülke evlatlarının gösterdiği fedakarlığa saygı çerçevesinde daha erken bir seçim yapılması çağrısında bulunuyoruz” ifadesini kullandı.
Anayasa’nın 64’üncü maddesi uyarınca anayasal prosedürlerin yerine getirilmeye devam edilmesi için, basına açık ve Başbakan ile Cumhurbaşkanı'nın da hazır bulunacağı olağanüstü oturum düzenleme talebinde bulunan Halbusi, “Herkes halk önünde yetkilerinin bilincinde olmalı ve sorumluluklarını üstlenmelidir” dedi.
Güçler Birliği Koalisyonu Milletvekili Yahya Gazi, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte şunları kaydetti:
“Güçler Birliği Koalisyonu lideri ve Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi’nin çağrısında olduğu gibi biz daha erken bir seçimden yanayız. Seçimlere gitmeden önce tamamlanması gereken şartlar var. Hukuki açıdan bakılırsa seçim yasasının tamamlanması ve seçimleri düzenlemek için uygun ortamın hazırlanmasının yanı sıra seçimlerden 2 ay önce Meclis’in kendini feshetmesini öngören Anayasa’nın 64’üncü maddesinin işletilmesi gerekir. Bu da siyasi gruplar arasında uzlaşı gerektiriyor. Bunlara ilave olarak, ülkede sağlık ve güvenlikle ilgili gerçekler var. Bu tür durumların göz önüne alınması gerekir. Ayrıca gösteri ve protestoların yapıldığı ve zaman zaman olayların kontrol dışına çıktığı güney ve orta kesimdeki illerde istikrarın sağlanması gerekir. Bu illerdeki mevcut ortam seçim için uygun değil.”
Gazi, açıklamasının devamında, “Bu koşullar titiz bir şekilde incelenmelidir. Meclis Başkanı Halbusi bunun için Başbakan, Cumhurbaşkanı ve siyasi grupların da katılım sağlayacağı olağanüstü oturum düzenleme çağrısında bulundu. Halbusi, bu oturumdan şeffaf seçimlerin düzenlenmesine imkan sağlayacak uygun bir formül bulmak için çağrıda bulundu” dedi.
Şarku’l Avsat’a konuşan Eski Seçim Dairesi Başkanı Mikdad eş-Şerifi, “Başbakan ve Meclis Başkanı arasında seçimlerle ilgili güçlü bir rekabet bulunuyor. Nitekim Kazimi, kendisinden seçimleri düzenleme talebinde bulunan siyasi gruplar tarafından zor duruma düşürülüyor. Ancak aynı siyasi gruplar, Meclis çatısı altında seçim yasasını geçirmiyorlar. Başbakan’ın muzdarip olduğu sorun bu” ifadesini kullandı.
Şerifi, “Seçimlerin Haziran 2021’de yapılması oldukça zor. Zira seçmen o tarihte yüksek hava sıcaklıkları altında elektrik kesintilerinin olduğu bir ortamda oy kullanacak ve bu durum seçmeni etkileyecek. Bence bu tarihin seçilmesinin amacı, seçim yasasının geçmesi noktasında baskı uygulamaktır, seçimleri gerçekten söz konusu tarihte düzenlemek için değil” diye konuştu.
Şerifi, Yüksek Seçim Komiserliği’nin bu sorumluluğun üstesinden gelip gelemeyeceği sorusuna, “Komiserliğin durumu halen sıkıntılı. Çünkü seçimlerin yapılması için gerekli şartlar halen tamamlanmış değil. Ayrıca belirlenen tarih de seçimlerin düzenlemesini zorlaştıracaktır” diye yanıt verdi.
Kazimi’nin açıklamasına Haydar el-İbadi ile Ammar el-Hakim’in liderliğindeki siyasi gruplardan destek açıklamaları geldi. Irakiyyun Koalisyonu Milletvekili Hüseyin Arab, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ‘erken ve adil seçimlerin’ yapılmasına destek verdiklerini söyledi. Arab, “Şu anki asıl mesele Meclis’te üzerinde çalıştığımız seçim yasasının tamamlanmasıdır. Bu mesele siyasi olmaktan çok, teknik bir meseledir. Yasa biter bitmez Yüksek Seçim Komiserliği seçimleri zamanında düzenlemek için harekete geçecek” dedi.



Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.

Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.

Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.

Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.

efrgt87kı8
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.

Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.

Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.

Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.


Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.