Macron: Lübnan yalnız değil, siyasi ahlaki kriz içinde

Macron, Beyrut'tan "yeni bir siyasi düzen" çağrısında bulundu ve vatandaşların otoriteye olan güvenini yeniden tesis etme gereğini vurguladı.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Lübnan Cumhurbaşkanı Avn, Meclisi Başkanı Berri ve Başbakan Diyab (DPA)
Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Lübnan Cumhurbaşkanı Avn, Meclisi Başkanı Berri ve Başbakan Diyab (DPA)
TT

Macron: Lübnan yalnız değil, siyasi ahlaki kriz içinde

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Lübnan Cumhurbaşkanı Avn, Meclisi Başkanı Berri ve Başbakan Diyab (DPA)
Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Lübnan Cumhurbaşkanı Avn, Meclisi Başkanı Berri ve Başbakan Diyab (DPA)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Beyrut'u sarsan patlamanın ardından dayanışma için Lübnan'a giden ilk Batılı yetkili oldu. Lübnan’ın yalnız olmadığını vurgulayan Macron, ülkedeki yetkililerle görüştü ve reformların uygulanmasına yönelik talebini yineledi.
Cumhurbaşkanı Michel Aoun, Macron teftiş için patlamanın olduğu yere tek başına gitmeden önce Fransız mevkidaşını almak üzere Beyrut havaalanındaydı. Limana vardığında, "Kardeşçe desteğin simgesi olarak ve uluslararası yardım sağlamaya çalıştığımız Lübnan halkıyla dayanışma içinde geldim.Yetkililere karşı dürüst ve keskin bir konuşma yapacağım; zirâ Lübnan, elektrik gibi birçok sektörde reform yapılması gereken ciddi bir ekonomik ve mali kriz içerisinde bulunuyor” ifadelerini kullandı. Lübnan’ın yaşadığı krizi siyasi ahlaki bir kriz olarak nitelendiren Macron, “Lübnanlı yetkililer ile onlara olan saygımdan görüşüyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Avn ile Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda baş başa görüşerek temaslarına başlayan Macron, ardından Meclisi Başkanı Nebih Berri ve Başbakan Hassan Diyab’ın da bulunduğu dörtlü bir görüşme gerçekleştirdi.
Görüşmenin ardından Baabda Sarayı'nda gazetecilere yaptığı açıklamada, patlamada Lübnanlı, Fransız ve Fransız vatandaşı olan Lübnanlıların hayatını kaybetmesi dolayısıyla duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Fransa’nın Lübnan’a verdiği destekten de bahseden Macron, açıklamalarına şu şekilde devam etti:
“Fransa’nın Lübnan’a verdiği destek, tıbbi malzeme ve yardım araçları yüklü üç uçakla başladı. Başka bir uçak ise yaklaşık 500 yaralıya destek olmak için daha fazla yardım malzemesi getirecek. İlaç temini, sağlık görevlilerinin gelişi, özel polis kuvvetleri, gıda malzemeleri ve yeniden yapılanmaya katkıda bulunacak her şeyin yanında, Lübnan’ı her bakımdan desteklemeye devam edeceğiz.”
Cumhurbaşkanı Avn’a Hızlıca uluslararası yardım sağlamak için Lübnan'ın yanında olma hevesini dile getiren Macron, patlamada olup bitenleri ve gerçekleşme nedenini öğrenmek için en kısa sürede, tamamen bağımsız ve şeffaf bir şekilde soruşturma yapılması gerektiğini vurguladı.
Siyasi kriz konusunda ise “Patlamanın da ötesinde, ülke aylardır, hatta yıllardır ahlaki, ekonomik ve finansal bir siyasi krizin içerisinde. Bugün sokağın öfkesine şahit oldum. Nitekim bu kriz, güçlü siyasi girişimler gerektiriyor. Meseleyi Cumhurbaşkanı Avn, Meclisi Başkanı Berri ve Başbakan Diyab ile oldukça dürüst ve açık bir şekilde konuştum” ifadelerini kullandı. Ardından konuşmasına şu şekilde devam etti:
“Enerji sektöründe reform yapmak ve Lübnanlıların çektiği elektrik sıkıntısına son vermek için yaklaşık iki yıl önce Cedre (Sedir) konferansında onaylanan bildiğimiz reformları gerçekleştirmek, yolsuzlukla mücadele etmek ve şeffaflık sağlamak için güçlü siyasi girişimlere ihtiyaç var. Bankacılık sektörünün şeffaflık ve açıklık eksikliğini gidermek, merkez bankası ve bankacılık sisteminde şeffaf bir muhasebe denetimi yapmak, Dünya Bankası ile müzakerelere başlamak ve Cedre gündemini sürdürmek de bunların içerisinde. Görüştüğüm herkese oldukça açık bir şekilde şunu söyledim: tüm bunlar egemen bir halkın iktidarındaki yetkililerin bu kararları uygulamaya koymasında bitiyor. Bence bu, istisnai şekilde acil nitelikte bir durum. Yeni bir siyasi sözleşme şartları ise kaçınılmaz.”
Avn ise gazetecilere verdiği demeçte, Macron'un ziyaretini başarılı ve faydalı olarak nitelendirerek “Fransa'nın Lübnan'a yardım edeceğinin” altını çizdi.
Öğleden sonra Lübnanlı siyasi liderlerle toplantılar düzenleyen ve basın toplantısında bulunan Macron, Lübnan’da yeni bir siyasi düzenin kurulması ve yeniden inşası için çağrıda bulunarak “temel bir değişimin gerekli olduğunu” vurguladı. Lübnan'a yardım sağlamak için Dünya Bankası, Avrupa Birliği ve uluslararası toplumla birlikte çalışma sözü veren Macron, önümüzdeki günlerde bu minvalde uluslararası bir konferansın düzenleneceğini bildirdi.
“Halkını kaybetmiş bir otoriteye açık çek vermeyiz” diyen Macron, Beyrut'a yaptığı ziyaretin sonunda Cumhurbaşkanı Avn ve Meclis Başkanı Berri'ye, “güveni ve umudu yeniden inşa etmenin önemli olduğunu” vurguladı. Bunun bir günde olmayacağını söyleyen Macron, Lübnan'daki sistemi değiştirmenin önemine değindi.
1 Eylül’de yalnızca büyük Lübnan anısı için değil, yardımlardaki gidişatı öğrenmek için yeniden geleceğini söyleyen Macron, “Cedre’de toplanan maddi yardımlarla elektrik, su ve tüm kurumlarda reformların gerçekleştirilmesi, aynı zamanda yolsuzlukla mücadele edilmesini beklediğini” ifade etti.
Le Drian'ın hükümetin reformları hakkındaki bilgisizliği hakkında Diab'ın söylediklerine ilişkin bir soruya yanıt olarak Macron, “Bugün sokakta tanıştığım vatandaşların da bu reformlardan haberi olmadığı ortaya çıktı” değerlendirmesinde bulundu.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.