Lübnan’da Hizbullah toplu hükümet istifalarını engellemeye çalışıyor

Patlamada hayatını kaybeden Lübnanlı hemşire Jessica Bezjian’ın cenaze töreni (Beyrut)
Patlamada hayatını kaybeden Lübnanlı hemşire Jessica Bezjian’ın cenaze töreni (Beyrut)
TT

Lübnan’da Hizbullah toplu hükümet istifalarını engellemeye çalışıyor

Patlamada hayatını kaybeden Lübnanlı hemşire Jessica Bezjian’ın cenaze töreni (Beyrut)
Patlamada hayatını kaybeden Lübnanlı hemşire Jessica Bezjian’ın cenaze töreni (Beyrut)

Lübnan Parlamentosu’nda Perşembe günü düzenlenecek oturumda hükümetin düşmesi hedefiyle gensoru önergesi verilmesi beklenirken, Enformasyon Bakanı Menal Abdussamed ve Çevre Bakanı Damianos Kattar istifa ettiğini duyurdu.
Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta yaşanan patlamanın ardından siyaset dünyasında yaşanan kafa karışıklığı sürüyor. Beyrut’taki protestoların baskısı altında Enformasyon Bakanı Menal Abdussamed ve Çevre Bakanı Damianos Kattar istifa ettiğini duyurdu.
Lübnan Başbakanı Hassan Diyab’ın başkanlığında dün acil Bakanlar Kurulu toplantısı düzenlendi. Lübnan basınında dünkü toplantı öncesinde çıkan haberlerde, Diyab’ın istifa etme niyetinde olan bakanlara 10 Ağustos Pazartesi günü düzenlenecek Bakanlar Kurulu toplantısını beklemelerini talep ederek, toplantıda ‘toplu istifa kararını açıklayabileceğini’ söylediği iddia edilmişti. Ancak dün acil Bakanlar Kurulu toplantısının yapılması, söz konusu iddianın gerçeği yansıtmadığını gösterdi.
Dünkü toplantıyla ilgili Şarku’l Avsat’a bilgi veren kaynaklar, “Bakanlar istifa etme noktasında ikiye bölünmüş durumda. Diyab, toplantı sırasında hükümetin istifasına değinmedi. Çünkü başka aktörlerin yerelde yaptığı görüşmeler bu girişimin önüne geçti” ifadelerini kullandı.
Kaynaklar, Hizbullah’ın başından beri toplu istifaları engellemek için çalıştığını, Hizbullah’a bağlı iki bakanın istifa kararı almasına rağmen yapılan görüşmeler sonrasında geri adım attıklarını bildiriyor.
Hükümetin istifa etmesini engellemek amacıyla yürütülen temaslara Özgür Yurtsever Hareketi lideri Cibran Basil'in de destek verdiğini kaydeden kaynaklar, Diyab’ın halihazırda toplu istifayı düşünmediğini aktarıyorlar.
Kaynaklar, mevcut tablonun, Diyab’ın başbakanlık koltuğuna oturmadan önce Cumhurbaşkanı Mişel Avn ve Hizbullah’a “izinleri olmadan istifa etmeme” şeklinde bir taahhütte bulunduğu iddialarını doğruladığına dikkat çekiyor.
Başkent Beyrut’ta cumartesi akşam saatlerinde patlak veren protestoların oluşturduğu baskı sebebiyle bazı bakanların yaşanan tıkanıklığı gidermek için istifa meselesini gündeme getirdiğine dikkati çeken kaynaklar, Diyab’ın bazı bakanların istifa etme kararı aldığından haberdar olduğunu belirtti. Kaynaklar, dünkü Bakanlar Kurulu toplantısında yaşananları ‘Diyab’ın istifa kararı alan bakanları sindirmek, zaman kazanmak için yaptığı bir manevra’ olarak niteledi.
Diyab’ın söz konusu manevra hareketinin temelinde Hizbullah’ın girişimleri olduğu belirtiliyor. Hizbullah’ın çeşitli taraflarla yürüttüğü temaslar sonrasında “hükümetin yola devam etmesi” yönünde karar alındığını aktaran kaynaklar, Özgür Yurtsever Hareketi, Marada Hareketi ve Başbakan Diyab’ın da bu kararı benimsediğini ifade etti.
Hizbullah’a yakınlığıyla bilinen Sanayi Bakanı İmad Hubbullah, boşluğu dolduracak bir alternatifin bulunmaması ve mevcut şartların elverişsiz olması gerekçesiyle hükümetin göreve devam etmesi gerektiğini savundu.
Kaynakların aktardığına göre, Diyab, “Şu an istifa etmek, hükümeti soruşturmalardan kaçıyormuş gibi gösterir. Mevcut belirsizlik içinde bilinmezliğe gitmek doğru değil. Hükümet, meydana gelen enkazın etkilerini iyileştirmeli” ifadesini kullandı.
Beyrut’ta dün gerçekleşen acil Bakanlar Kurulu toplantısının ardından Çevre Bakanı Damianos ettiğini duyurdu. Öyle anlaşılıyor ki, Diyab toplantı sırasında istifadan kaçınma hususunda Kattar’ı ikna edemedi.
Lübnan Maruni Patriği Beşara Butrus er-Rai, hükümete istifa çağrısında bulundu.
Rai, yaptığı açıklamada, “Oradan bir milletvekilinin, buradan bir bakanın istifa etmesi yetmez. Lübnanlıların hissiyatını anlamanın ve büyük bir sorumluluğun gereği olarak hükümetin bütünüyle istifa etmesi gerekir. Zira hükümet artık ülkenin kalkınmasını sağlamaktan aciz durumda. Artık işlevini yitiren bir Parlamento yerine erken genel seçimlere gidilmelidir” dedi.
Parlamento Başkanı Nebih Berri daha önceki açıklamasında, hükümetin Beyrut patlamasının etkilerini ele alması için parlamento oturumlarının
Beyrut’taki UNESCO Sarayı’nda ve basına açık bir şekilde düzenleme çağrısında bulunmuştu.
Söz konusu Parlamento oturumu, Diyab hükümeti ile Parlamento’nun karşı karşıya geleceği ilk oturum olma özelliğine sahip. Bununla birlikte kaynakların aktardığına göre, bu oturum sırasında, 6 Mayıs 2018’de kurulan hükümetin düşmesi amacıyla gensoru önergesinin verilme ihtimalinin yüksek olduğu belirtiliyor.
Şarku’l Avsat’a konuşan siyasi kaynaklar, hükümetin söz konusu oturumlarda istifa kararı açıklamaması halinde bazı vekillerin hükümetten güvenoyunu çekme yoluna başvuracaklarını belirterek, yeni bir güven oylaması yapıldığında ise sokaktaki protestoların baskısı altında vekillerin yeniden güvenoyu vermekten kaçınacağına dikkat çekti.
Parlamento kaynakları da bu senaryonun ihtimal dahilinde olduğunu belirtiyor. Şarku’l Avsat’a konuşan İlerlemeci Sosyalist Partisi’nden kaynaklar, hükümetin istifa etmemesi ihtimaline karşılık tüm seçenekleri masaya yatırdıklarını aktardı.
Lübnan Güçleri Partisi, bağlı olduğu Güçlü Cumhuriyet bloğunun düzenleyeceği kongre toplantısında, Perşembe günü yapılacak Parlamento oturumunda hükümetin istifa etmemesi halinde nasıl nasıl bir pozisyon alacaklarını görüşecek. Şarku’l Avsat’a bilgi veren kaynaklar, Lübnan Kuvvetleri’nin Parlamentonun feshedilmesi ve erken genel seçimlere gidilmesi için gereken milletvekili istifa sayısını sağlamaya çalıştığını aktardı. Lübnan’da meclisin feshedilmesi ve erken genel seçimlere gidilmesi için Meclis’teki vekillerin üçte birinden fazlasının istifasını sunması gerekiyor.
Lübnanlı Milletvekili Nimet Efram da istifa eden vekillere katıldı. Efram, erken seçimlere gidilmesi için istifa ettiğini açıkladı.
Bağımsızlık Hareketi lideri Mişel Avvad da vekillikten istifa ettiğini duyurdu. Avvad, konuyla ilgili açıklamasında, “İstifa etmeye karar verdim. Sokaktaki mücadeleye; Bağımsızlık Hareketi’ndeki dostlarımın ve bütün özgür Lübnanlıların yanına döneceğim. Bu noktaya gelmememiz için Meclis’e girdiğimden bu yana ilkelerime bağlı kalarak ve tüm taraflarla dayanışma içinde mümkün olan her şeyi yaparak imkansız denedim. Buraya kadar. Ben yerinden edilen, hayatları mahvolan 300 bin Lübnanlı vatandaşı temsil ediyorum” ifadelerini kullandı.
Lübnanlı Milletvekili Henri Helou da bugün istifasını vereceğini bildirdi. Helou, “Umarım bu kararım, siyasi sistemi tamamen aciz kaldığı bu ortamda felaket üstüne felaketle karşılaşan Lübnan halkı için bir ümit penceresi aralar” dedi.
 



Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
TT

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, halk ve siyasi partiler tarafından sıcak bir şekilde karşılanan iki günlük bölge gezisi sırasında, İsrail sınırındaki köylerdeki altyapının ‘birkaç hafta içinde’ yeniden inşa edilmesi ve güneydeki devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi için çalışacağına söz verdi.

Başbakan Selam şunları söyledi:

“Bu bölgenin devlete geri dönmesini istiyoruz ve ordunun güneyde sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmesinden memnunuz. Ancak egemenlik sadece orduyla değil, aynı zamanda hukuk ve kurumlarla, halka sosyal koruma ve hizmetlerin sağlanmasıyla da tesis edilir.”

Bu ziyaret, Hizbullah ile Başbakan arasındaki siyasi farklılıkların önemli ölçüde aşıldığını gösterdi, zira Başbakan, birden fazla durakta Hizbullah, Emel Hareketi, Değişim bloğundan diğer milletvekilleri ve hatta etkinliklere katılan Hizbullah muhalifleri tarafından karşılandı.

Öte yandan Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'nın Güvenlik Konseyi'nin VII. Bölüm Kapsamındaki Kararlarının Uygulanması Komitesi, terör listesine Lübnan’daki sekiz hastaneyi ekledi. Bu hastanelerin en az dördü Hizbullah tarafından işletiliyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, ‘bu konuda Kuveytli yetkililerden herhangi bir inceleme veya bildirim almadığını’ açıklarken ‘konuyu açıklığa kavuşturmak, karışıklığı önlemek için doğru bilgileri sunmak ve Lübnan sağlık sistemini korumak için gerekli temasları kuracağını’ bildirdi.


İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.