Yemen’de selin bilançosu artıyor

Sana’daki yolar sel felaketi nedeniyle kapandı. (EPA)
Sana’daki yolar sel felaketi nedeniyle kapandı. (EPA)
TT

Yemen’de selin bilançosu artıyor

Sana’daki yolar sel felaketi nedeniyle kapandı. (EPA)
Sana’daki yolar sel felaketi nedeniyle kapandı. (EPA)

Yemen’de birçok eyaleti etkisi altına alan selden etkilenenlerin sayısı 270'in üzerine çıktı.
Şarku’l Avsat’ın Yemen hükümeti ile Husilerin kontrolündeki kaynaklardan elde ettiği bilgilere göre milisler son on gün içinde binlerce ailenin yerinden edilmesine yol açan felaketi görmezden gelirken başkent Sana'a ve diğer bölgelerde ikamet edenler yağmur suyunun çatılardan ve duvarlardan sızmasını önlemek için evlerini kumaş ve çadır tentesiyle örtmeye çalıştılar.
Meşru Yemen hükümetinin kontrolü altındaki bölgelerdeki resmi istatistiklere göre 80’li yıllarda yeniden inşa edilmesinden bu yana böylesine bir yıkıma ilk kez tanık olan Ma'rib eyaletinde 20'den fazla kişi boğularak veya evlerinin yıkılması sonucu öldü.
Husi milislerin kontrolündeki bölgelerden elde edilen bilgilere göre ise boğularak veya evlerinin yıkılması nedneiyle 131 kişi öldü, 124 kişinin ise yaralandı. 
Husiler, Sana, Rayima, Hacca, Hudeyde, el-Mahvit, Amran, İbb ve Zimar bölgelerini vuran şiddetli yağmur ve sel  sonucu 100'den fazla evin tamamen, yaklaşık 150 evin de kısmen yıkıldığını itiraf ettiler.
Husi grubunun kontrol alanlarında yaşayanlara karşı sorumluluk almaktan kaçınması, kurbanların sayısının yükselmesinin ana nedeni olarak belirtiliyor. Sel felaketi ile başa çıkamayan bölge halkının suların kapladığı yerlerden arabalarıyla geçmeye çalışmaları veya barajlarda, su bariyerlerinde ve derelerde yüzerek kurtulmaya çalışmaları boğularak ölmelerine yol açtı.
Diğer taraftan, başkent Sana'nın merkezindeki Eski Sana'da (tarihi şehir) ikamet edenler binaların çoğunun çatılarında ve duvarlarında çatlakların oluşmasının ardından çökmeleri önlemek için evlerini ve dükkanlarını çadır tentesiyle korumaya çalıştı.
Bölgede yaşayanlar bunun evlerini ve dükkanlarını selden korumak için  tek ve en ucuz yol olduğunu aktardılar.
Şarku’l Avsat’a konuşan bölge halkı, Husi milislerin yıkılma tehdidi altındaki evlerin sahiplerine herhangi bir yardım sağlamadığını ve onları kaderine terk ettiğini belirtti. Halk, çadır ve tentelerin fiyatlarında eşi görülmemiş bir artışa tanık olduklarını da aktardı.
İbb vilayetinden mimar Abdullah K, Şarku’l Avsat ile yaptığı röportajda Yemenlilerin İbb, Sana veya diğer şehirlerde evlerini korumak için tente satın almalarının nedenlerini maaşlarını yağmalayan ve yasa dışı vergiler uygulayan Husilerin sebep olduğu kriz nedeniyle karşı karşıya oldukları kötü mali ve yaşam koşullarına bağladı.
Sana'dan yerel kaynaklar da Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada devam eden yağmurların ve milislerin etkilenenlere karşı görevlerini yerine getirememesinin sonucunda, başkentte ikinci plana atılmış bölgelerin şiddetli yağmurlar nedeniyle sular altında kaldığını vurguladı.
Merhum Yemenli Şair Abdullah el-Baraduni'nin, tarihi Sana kentinin el-Mansur semtinde bulunan evi  geçen cuma günü ihmal nedeniyle tamamen yıkıldı.
Dünya Gıda Programı (WFP), meydana gelen can ve mal kayıpları çerçevesinde Facebook'ta yaptığı açıklamada "birçok evi ve geçim yollarını tahrip eden şiddetli sel felaketi nedeniyle Yemen'deki birçok bölgede binlerce ailenin etkilendiğini" bildirdi.
WFP açıklamasında "çatışmalardan dolayı yerlerinden edilen ve geçici çadırlarda yaşayan birçok ailenin seller nedeniyle tekrar kaçmak zorunda kaldığına" dikkat çekti. Ayrıca "selden etkilenen ailelerin ihtiyaç duydukları desteği hızlı bir şekilde almalarını sağlamak için yardım kuruluşları ile yakın koordinasyon içinde çalışıldığı" vurgulandı.
Yemen’in UNESCO Büyükelçisi Dr. Muhammed Cumeyh bir süre önce BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO Genel Müdürü Audrey Azoulay’e gönderdiği mektupta özellikle Dünya Mirası Listesi'nde kayıtlı olan Eski Sana, Zebid ve Şibam Hadramut'taki üç site de dahil olmak üzere Yemen’de sel sonucu çok sayıda tarihi alanın yıkıldığını belirtti.
Cumeyh mesajında, BM’ye ve özellikle UNESCO'ya sel ve yağmurların etkilerinin üstesinden gelmek için mümkün olan en kısa zamanda acilen gerekli desteği sağlaması için çağrıda bulundu.
Aynı zamanda UNESCO’nun sadece Dünya Mirası Listesi'nde kayıtlı sitelerde değil, ülkedeki tarihi alanların çoğunu etkileyen şiddetli yağışlara karşı operasyonları hızlandırmak için Dünya Mirası Acil Durum Fonu’na başvurması gerektiği ihtiyacını vurguladı.
Cumeyh, UNESCO’nun Yemen'deki dünya mirasını koruma çabalarına övgüde bulunarak birçok nedenden dolayı tahrip olan mirası korumak için uluslararası toplumun iş birliğini gerektiren bu zorlu savaş ve sel döneminde Yemen'i desteklemeye devam edilmesini istedi.
Mülteci Kampları Yürütme Birimi, daha önce yayınladığı bir raporda Ma'rib, Abyan ve ed-Dali valiliklerinde rüzgarların eşlik ettiği şiddetli yağışların kamplarda büyük hasara neden olduğunu ve üç valilikteki 2 bin 242 kişinin çadırlarının tamamen veya kısmen sürüklenmesine yol açtığını belirtmişti.
BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, Hudeyde ve Hacca'nın bulunduğu batı sahilindeki hasarla ilgili olarak Twitter'dan yaptığı açıklamada "iki valiliğin tanık olduğu şiddetli yağmur ve sellerin 9 binden fazla aileye zarar verdiğini" bildirdi.
Husi milislerin kontrolündeki bölgelerde yaşayanlar Husileri özellikle Hacca ve Hudeyde bölgelerinde meydana gelen sel felaketleri nedeniyle yerlerinden edilenlere herhangi bir yardım sağlamamakla suçladı. Tüm mali kaynakların son iki hafta boyunca kutlamalara harcamak, savaş cephelerine seferberlik ve askere alma faaliyetleri için kullanıldığını belirttiler.



Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.

Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.

Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.

Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.

efrgt87kı8
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.

Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.

Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.

Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.


Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.