ABD: Birkaç hafta içerisinde başka bir Arap ülkesi daha BAE’nin İsrail’e karşı attığı adımları izleyecek

Beyaz Saray’da BAE-İsrail anlaşması ilan edildiği sırada ABD Başkanı Donald Trump, Başdanışmanı Jared Kushner, Hazine Bakanı Steven Mnuchin ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert O'Brien (AFP)
Beyaz Saray’da BAE-İsrail anlaşması ilan edildiği sırada ABD Başkanı Donald Trump, Başdanışmanı Jared Kushner, Hazine Bakanı Steven Mnuchin ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert O'Brien (AFP)
TT

ABD: Birkaç hafta içerisinde başka bir Arap ülkesi daha BAE’nin İsrail’e karşı attığı adımları izleyecek

Beyaz Saray’da BAE-İsrail anlaşması ilan edildiği sırada ABD Başkanı Donald Trump, Başdanışmanı Jared Kushner, Hazine Bakanı Steven Mnuchin ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert O'Brien (AFP)
Beyaz Saray’da BAE-İsrail anlaşması ilan edildiği sırada ABD Başkanı Donald Trump, Başdanışmanı Jared Kushner, Hazine Bakanı Steven Mnuchin ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert O'Brien (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe akşamı düzenlenen basın toplantısında, yönetiminin Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile İsrail arasındaki tarihi anlaşmanın son rötuşlarını yapmadaki başarısıyla övünmüş; bu anlaşmanın Mısır ile İsrail arasında 40 yıl önce imzalanan barış anlaşması sonrasındaki en önemli diplomatik atılım olduğuna dikkat çekmişti. Aynı zamanda, “Durup dinlenmeyeceğiz; herkesin refaha kavuşması için çalışmaya devam edeceğiz. Anlaşmanın resmen imzalanması için İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Abu Dabi Veliaht Prensi Muhammed bin Zayid'i Washington'da ağırlamayı dört gözle bekliyorum” ifadelerini kullanmıştı.
Yönetiminin benzer anlaşmalar yolunda diğer ülkeler ile yürüttüğü görüşmelere atıfta bulunan Trump, “Diğer ülkelerle hakkında konuşacağımız ve barış anlaşmalarıyla bağlantısı bulunan başka ilginç hususlar da var. Önümüzdeki haftalarda duyurulacak birçok önemli haber mevcut. Bu, Ortadoğu'da işbirliğine dayalı ilişkilerin kurulması yönünde önemli bir adımdır. Anlaşma yapmak isteyen başka ülkeler de var. Ortadoğu'da barış elde edecekler. İsrail, Batı Şeria'nın bazı kısımlarının ilhakını askıya alacak” ifadelerini kullandı. Filistin’in ABD yönetimi çabalarının bir parçası olmak için masaya oturacağı inancına değinen Trump, “Filistinlilerin en nihayetinde geleceğini, Filistinliler ile İsrailliler arasında barışa varılacağını düşünüyorum” dedi.
Trump'ın damadı ve Başdanışmanı Jared Kushner, dün sabah Fox News’e yaptığı açıklamada, önümüzdeki haftalarda İsrail ile anlaşma imzalayacak olan başka bir Arap ülkesiyle ilgili bir duyurunun yapılacağını söyledi. Hangi ülke olduğundan bahsetmeyen Kushner, bu ülkenin “güven köprüleri kurmaya çalıştığını, İsrail'in onun düşman olmadığından, aynı zamanda İsrail ile işbirliği kurmaktan pek çok kazanım elde edilebileceğinden emin olmak istediğini” dile getirdi. Aynı zamanda BAE ile İsrail arasındaki söz konusu anlaşma yolundaki istişarelerin gizlilik çerçevesinde yürütüldüğünü, nitekim anlaşma açıklandığında birçoğunun şaşırdığını açıkladı.
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Avrupa gezisi sırasında kendisiyle seyahat eden gazetecilere yaptığı açıklamada, ilişkilerin normalleşmesinin Ortadoğu’nun istikrarı yolunda önemli bir adım olduğunu belirtti. ABD'nin İsrail Büyükelçisi David Friedman ise Perşembe akşamı Beyaz Saray'da gazetecilere verdiği demeçte, ortak açıklamadaki cümlelerin İsrail ile BAE arasındaki tarihi anlaşmayı harekete geçirme yolunda dikkatlice seçildiğini bildirdi. Aynı zamanda, “Askıya alma kelimesinin kullanımı tesadüf değil; bir gün bu toprakların İsrail Devleti’nin bir parçası olacağına inanıyorum. Başkan Trump, bu anlaşmaya varma yolundaki itici güçtü. Önceliklere karar vermeliydik, iki meseleyi de uygulamaya koymak mümkün değildi (hem İsrail egemenliğinin ilanı, hem de BAE ile anlaşma yolunda ilerlemek). Zirâ bu, İsrail için büyük önemi olan ve kaçırılmaması gereken bir barış anlaşmasıdır” dedi.

Yorumlar ne yönde?
BAE ile İsrail arasındaki anlaşmaya yönelik yorumlar yapılmaya devam ediyor. ABD’li pek çok politikacı, yasa koyucu ve uzman, Ortadoğu’da tarihi bir başarı ve hem BAE hem de İsrail için kazançlı bir diplomatik zafer olarak niteledikleri söz konusu anlaşmaya övgüde bulundu.
Uzmanlar, İsrailliler ile Filistinlilerin 1990'ların başında iki taraf arasında imzalanan Oslo Anlaşması ve İsrail-Ürdün Barış Antlaşması’nın ardından ‘toprak karşılığında barış’ sürecinde sıkışıp kaldığını söylüyor. Nitekim barışa varma yolunda ulaşılmak istenen gerçekleşmedi. Oslo Anlaşmalarında öngörülen hususlara ulaşma olasılığı yönündeki fırsat ve umutlar suya düştü. Bu yeni anlaşma ise barış sürecine hayat verme olasılığını yeniledi.
Brookings Enstitüsü Ortadoğu Politikaları Merkezi Müdürü ve uzmanı Natan Sachs, BAE ile İsrail arasındaki normalleşmenin başlı başına mükemmel bir gelişme olduğunu, aynı zamanda Netanyahu’nun ilhak ilanında ve karşılığında büyük bir şey elde ettiğini iddia etmedeki hatasından kaçındığını vurguladı. Nitekim BAE’nin bu ilhakın gerçekleşmesini engellediği söylenebilir. Sachs, aynı zamanda “Şimdi ise, İsrail ile barış anlaşması imzalayacak olan sıradaki Arap ülkesinin hangisi olduğu ve bunun ne zaman yapılacağı soruları gündemde” ifadelerini kullandı.
Brookings Enstitüsü Başkan Yardımcısı Suzanne Maloney ise, İran'ın bu tarihi adımda ana katalizör olduğunu, Tahran'ın oluşturduğu tehditler hakkında İsrail ile BAE’li yetkililer arasındaki pragmatik işbirliği üzerinden gelişmekte olan sakin ilişkilere katkı sağladığını söyledi. Nitekim İsrail hükümetinin ilhak adımlarını askıya alması, BAE ile ortaklığını resmileştirmek ve diğer ülkeleri BAE’yi takip etmeye teşvik etmek için ödenmesi gereken küçük bir bedeldi.

Anlaşmanın ABD için önemi
Diğer yandan, Beyaz Saray, üç hafta sonra anlaşma için resmi bir imza töreni düzenlemeyi planlıyor. Trump yönetimi, Kuzey Kore ile nükleer anlaşmaya varılamaması ve İran'ın müzakere masasına oturmasının sağlanamamasının ardından bu anlaşmayı dış politikadaki tarihi zaferi olarak tanıtmaya başladı.
Söz konusu anlaşma sayesinde Trump, önceki ABD Başkanları Jimmy Carter ve Bill Clinton'un ardından bir Arap ülkesi ile İsrail arasında barış ilişkilerinin kurulmasını sağlayan üçüncü ABD Başkanı olacak. Beyaz Saray'da üç hafta sonra gerçekleştirilmesi beklenen resmi imza töreni, Mısır ve İsrail arasındaki barış anlaşması ve 1978 yılındaki Camp David Anlaşmaları ruhunu canlandırmaya yardımcı olacak. Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert O'Brien, tarihte önde gelen barış sağlayıcısı ve Ortadoğu’ya değişim getiren kişi olarak nitelediği Başkan Trump'a Nobel Barış Ödülü verilebileceğini belirtti.



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe