Uluslararası toplum Hafter’in uzlaşıya karşı cevabını bekliyor

Serrac, yardımcısı Ahmed Maitik, Başkanlık Konseyi üyeleri Muhammed Amari Zayed ve Ahmed Hamza bir araya geldi (Başkanlık Konseyi)
Serrac, yardımcısı Ahmed Maitik, Başkanlık Konseyi üyeleri Muhammed Amari Zayed ve Ahmed Hamza bir araya geldi (Başkanlık Konseyi)
TT

Uluslararası toplum Hafter’in uzlaşıya karşı cevabını bekliyor

Serrac, yardımcısı Ahmed Maitik, Başkanlık Konseyi üyeleri Muhammed Amari Zayed ve Ahmed Hamza bir araya geldi (Başkanlık Konseyi)
Serrac, yardımcısı Ahmed Maitik, Başkanlık Konseyi üyeleri Muhammed Amari Zayed ve Ahmed Hamza bir araya geldi (Başkanlık Konseyi)

Uluslararası ve bölgesel güçler, Libya Ulusal Ordusu (LUO) Komutanı Halife Hafter’in Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ve uluslararası açıdan tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanı Fayiz es-Serrac’ın ‘ülkede acil ateşkes sağlanması’ açıklamasına karşı yanıtını bekliyor.
Henüz Hafter ve LUO’dan açıklamaya ilişkin bir yanıt gelmedi. Ancak LUO Sözcüsü Ahmed el-Mismari geçen cuma akşamı açıklamaya ilişkin herhangi bir bildiri yayınlamayı reddederek, Hafter’in açıklamayı reddettiğine dair bazı yerel medya organlarında yayınlanan haberleri, ‘yalan haber’ olarak nitelendirdi.

“Hafter ateşkesi kabul edecek”
İlgili kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, son birkaç saat içerisinde pek çok yerel ve uluslararası temasta bulunduğunu söyleyen Hafter’in, daha sonra Salih ve Serrac’ın açıklamalarında geçen şartları kabul ettiğini duyuracağını söyledi.
Aktarılana göre Hafter, Ankara’nın birkaç ay önce UMH’nin saflarında savaşmak için Libya’ya getirdiği binlerce Suriyeli paralı askerin akıbetinin yanı sıra UMH’nin Türkiye ile imzaladığı askeri anlaşmaların ve UMH’nin kontrolündeki bölgelerde bulunan askeri üslerin akıbetini merak ediyor.
Aynı kaynaklara göre son birkaç gün, Salih ve Serrac arasında ABD ve Birleşmiş Milletler (BM) himayesinde, petrol meselesi ve Sirte şehrinin statüsüne ilişkin açıklamaları öncesinde karşılıklı taahhütlere ve gizli müzakerelere tanık oldu. Aynı şekilde yoğun ABD baskısı ile durum, iki tarafı ilkeli bir siyasi anlaşma üzerinde yarı birleşik bir formüle ulaştırmada katkıda bulundu.
İsimlerinin verilmesini istemeyen kaynaklar, ABD tarafının Türk ordusunun ve ona bağlı paralı askerlerin ülke içindeki askeri sahneden geri çekilmesi hususunda güvenceler verdiğini söyledi. Kaynaklar, ABD’nin Trablus Büyükelçisi Richard Norland’ın Ankara’da Türk yetkililerle yaptığı görüşmelere ve ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun Türk mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu ile gerçekleştirdiği toplantıya da dikkati çekti.
Kaynaklar, ateşkesin yaklaşık 2 ay önce Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi tarafından ilan edilen Kahire girişiminin bir gelişmesi olduğunu ortaya koyarken, Hafter’in, daha önce ortaya koyduğu taleplerinin Mısır girişimine dahil edilmesi şartıyla ateşkes ve siyasi müzakerelere girme konusunda uzlaştığını açıkladı.
Geçen cuma akşamı uzlaşının ilanından sonra Akile Salih, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’ye yönelik mesajında, Libya’ya barış getirmek için sarf ettiği cesur adımlara, Mısır’ın ateşkes hususundaki açıklamaya destek vermesine, Libya krizine siyasi bir çözüm bulmak için siyasi sürece dahil olmasına övgüde bulundu.

Tobruk Meclisi çekinceli
Ancak Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi'nin Savunma ve Ulusal Güvenlik Komitesi Başkanı Talal el-Mihub, ‘milislerin dağıtılmasından, silahların teslim edilmesinden, Türklerin ve paralı askerlerinin ülkeden çıkışından’ önce barıştan bahsetmenin, boşuna olduğunu ve LUO’yu Sirte ve Cufra’dan kovmayı amaçladığını belirtti. Mihub, geçen cuma günü bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada, “Bu durum, parlamentoda bizim açımızdan kabul edilemez” dedi.
Devlet Yüksek Konseyi Hafter’le uzlaşıyı reddediyor
Öte yandan Müslüman Kardeşler’in (İhvan-ı Müslimin) önde gelen liderlerinden biri olan Halid el-Mişri başkanlığında Trablus’taki UMH’ye bağlı Devlet Yüksek Konseyi, Hafter ile diyaloğu kabul etmediğini yineledi. Mişri, olası bir siyasi diyalog merciinin, 2015 yılı sonlarında Fas’ın Suheyrat kentinde imzalanan ve BM misyonu tarafından da destek verilen barış anlaşması olduğunu ifade etti.
Konsey, 22 Ağustos’ta yayınladığı bir bildiride, Türkiye ve Katar başta olmak üzere, Trablus’taki saldırganlığı sonlandırmaya çalışan ülkelere övgüde bulunurken, ortak çıkarların elde edilmesini sağlamak için Libya ile daha pragmatik bir şekilde çalışması çağrısında bulundu.
UMH’nin BM’deki temsilcisi, ateşkes girişimindeki her türlü manevra veya tehdidi reddettiğini ifade ederken, Twitter üzerinden de yaptığı açıklamada “Trablus’a savaş başlatan, onu tebrik eden, destekleyen ve daha sonra mağlup olan bir taraf mı ateşkese bağlı kalacak? Göreceğiz. Ancak herhangi bir manevrayı veya tehdidi kabul etmeyeceğiz” ifadelerine yer verdi. Yetkili ayrıca, suçluların zaman aşımına tabi olmayacağı dolayısıyla savaş suçu işleyenlerin hakkında geçiş dönemi adaletinin uygulanması ve hesap verebilirliğin etkinleştirilmesi gerektiğini vurguladı.
UMH’ye bağlı silahlı kuvvetlerin sözcüsü General Muhammed Kanunu da UMH güçlerine seslenirken, “Halkların uğradığı zulmü gidermek ve yerlerinden edilmişleri geri döndürmek için işgal edilmiş şehirlerimize gidiyoruz. Devletin egemenliğini tüm Libya topraklarına yayacağız. Libya devleti, kaynaklarını kullanma, servetleri yönetme, petrol ihraç etme, Libya halkını yoksullaştırmaya ve mallarını yağmalamaya çalışanlara darbe indirme hakkına sahiptir” değerlendirmesinde bulundu.
Serrac kurmaylarıyla toplandı
UMH Başkanlık Konseyi, 22 Ağustos’ta Fayiz es-Serrac başkanlığında ve yardımcısı Ahmed Maitik, konsey üyeleri Muhammed Amari Zayed ve Ahmed Hamza’nın da katılımıyla bir toplantı düzenledi.
Toplantıda ülkedeki gelişmelerin yanı sıra Libya krizine yönelik bölgesel ve uluslararası tavırların genel bir değerlendirmesi ele alındı. Konsey, Türkiye Cumhuriyeti’ne, Katar Devleti’ne, mevcut kriz sırasında UMH’nin ve Libya halkının tutumunu destekleyen kardeş ve dost ülkelere teşekkürlerini iletti.
Başkanlık Konseyi, kardeş Mısır’ın, ‘Konsey’in inşa, istikrar ve barış aşaması olmasını umut ettiği’ gelecek süre. sırasında olumlu bir rol oynaması arzusunu dile getirdi.
Konsey, “elleri Libyalıların kanlarıyla lekelenenlere, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar gibi ihlaller işleyenlere Libya’da yer olmadığı esasına dayalı olarak, siyasi sürecin yeniden başlatılması gerektiğini” vurguladı. Başkanlık Konseyi, “Libya ekonomisini desteklemek, vatandaşların ihtiyaçlarını karşılamak ve acılarını hafifletmek için petrol sahalarında ve limanlarında üretime ve ihracata yeniden başlama ihtiyacını dile getirdi. Libyalıların uzlaşı sağladığı sağlam bir anayasal kurala göre gerçekleşmesi koşuluyla, istikrarlı ve kalıcı bir siyasi sürece ulaşmak için parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin, Başkanlık Konseyi’nin bir hedefi olduğuna” dikkati çekti.

Avrupa Birliği ateşkesten memnun
Uluslararası açıdan Hafter’in gelişmeye ilişkin yanıtı beklenirken, Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell de 22 Ağustos’ta 27 üye devlet adına yayınladığı bir bildiride, Libya’da ateşkes ilan edilmesi ve siyasi sürecin yeniden başlamasının, barışçıl bir çözüm bulma yolunda yeni umutlar açığa çıkardığını vurguladı.
UMH Başkanı Serrac 21 Ağustos’ta "milli ve siyasi sorumluluğunun, ülke ve bölgenin içinde bulunduğu durumun ve salgın şartlarının gereği olarak, ülkedeki tüm askeri güçlere derhal ateşkes ve askeri operasyonların durdurulması talimatı" vermişti.
Serrac, fiili bir ateşkes için Sirte ve Cufra'nın silahtan arındırılmış bölge olması gerektiğini açıklamış, nihai amaçlarının, tüm Libya topraklarının egemenliğini sağlamak, yabancı ve paralı askerlerin ülkeden çıkması olduğuna dikkati çekmişti.
Petrol saha ve limanlarında üretimin yeniden başlaması gerektiğini vurgulayan Serrac, petrol gelirlerinin "Ulusal Petrol Kurumu'nun (NOC) Merkez Bankası'ndaki özel hesabına yatırılmasını, Berlin Konferansı'ndan çıkan kararlar doğrultusunda kapsayıcı siyasi düzene ulaşana ve Birleşmiş Milletler (BM) ve BM Libya Destek Misyonu'nun (UNSMIL) yardımlarıyla şeffaf ve iyi bir yönetimin sağlanana kadar bu gelirlerde hiçbir tasarrufta bulunulmamasını" istemişti.
Serrac, tüm Libyalıların üzerinde anlaşacağı anayasa hükümlerine uygun olarak, başkanlık konseyi ve genel seçimlerin gelecek mart ayında yapılması çağrısında bulunmuştu. Ateşkes kararına Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih de destek ve uzlaşı mesajı ile cevap vermişti.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.