BM’den milyonlarca Yemenli için insani kriz uyarısı

Fon yetersizliği, Yemenliler üzerinde trajik bir etki oluşturdu (Reuters)
Fon yetersizliği, Yemenliler üzerinde trajik bir etki oluşturdu (Reuters)
TT

BM’den milyonlarca Yemenli için insani kriz uyarısı

Fon yetersizliği, Yemenliler üzerinde trajik bir etki oluşturdu (Reuters)
Fon yetersizliği, Yemenliler üzerinde trajik bir etki oluşturdu (Reuters)

Kenan el-Hamiri
Birleşmiş Milletler (BM), ülkedeki insani krizle mücadele etmek için gerekli fonların bulunmaması nedeniyle gelecek haftalarda Yemen’de trajik bir durum yaşanabileceği uyarısında bulundu.
BM Yemen Koordinatörü Lise Grande, “Gelecek haftalarda acil şekilde finansman sağlanmazsa su ve kanalizasyon hizmetlerinin yüzde 50’si kesintiye uğrayacak. Ülkedeki sağlık tesislerinin yarısına denk gelen 189 hastane ve 2 bin 500 sağlık kliniğinde gerekli ilaç ve malzemelerde sıkıntı yaşanacak” açıklamasında bulundu.

Trajik etki
Grande, BM’nin Yemen’deki ana programlarının yarısının, finansman eksikliğinden etkilendiğini ve 38 ana BM programından 12’sinin daha önce kapatıldığını veya önemli ölçüde kısıtlandığını söyledi.
BM yetkilisi, “Yemen’in kuzeyinde 8 milyondan fazla insan için gıda paylarının yarıya indirilmesi dolayısıyla finansman eksikliği trajik bir etki oluşturdu” dedi.
Grande, “İnsani yardım kuruluşları, 140 tesiste sağlık hizmetlerini durdurmak zorunda kaldı. Kolera ve diğer bulaşıcı hastalıkları olan Yemenlilerin tedavisi için ayrılan diğer 275 merkezde de sağlık hizmetleri kesintiye uğradı” ifadelerini kullandı.
Ön saflarda çalışan yaklaşık 10 bin sağlık çalışanına ödeme yapılmadığını söyleyen Lise Grande, “Enfekte hastaları tedavi etmek için sağlanan malzemeler durdu. Acil tedavi görmezlerse ölebilirler” dedi.

Zor tedavi koşulları
Lise Grande’nin ofisinden kaynaklar, Independent Arabia’ya yaptıkları açıklamada, insani müdahale planının finansmanının yetersiz olduğunu ve BM kurumlarının, insani yardım programlarını kapatmak ya da önemli ölçüde azaltmak zorunda kalabilecekleri için zor bir durumla karşı karşıya olduklarını vurguladı.
Kaynak, sınırlı finansmanla  yardım kuruluşlarının büyük ölçekli programlar sağlamaya devam ettiğini ve ülke genelindeki faaliyetlerinin sürmesi gerektiğini belirtti.

Gıda ve sağlık öncelikleri
Ancak kaynaklar, ortakların artık önemli ihtiyaçlara yönelik yanıtlarının yoğunlaşması gerektiğini söylerken, en savunmasız gruplar için de gıda, nakit, sağlık hizmetleri, su ve kanalizasyon ve temizlik hizmetlerine öncelik verilmesi gerektiğini ifade etti.

Gıda krizi
Etkilenen BM programları hakkındaki Temmuz ayı insani yardım raporuna göre Grande, “BM Barışı İnşa Komisyonu, bize Yemen’in bir kez daha büyük bir gıda güvenliği krizinin eşiğinde olduğunu haber verdi” dedi.
BM yetkilisi, “On sekiz ay önce benzer bir durumla karşılaştığımızda cömert bir fonla karşılaştık ve bize sağlanan kaynakları akıllıca kullandık. Büyük ölçekte insanların en aç ve en çok risk altında olduğu alanlara yardımları genişleterek kıtlığın önüne geçtik” ifadelerini kullandı.
Lise Granda, ihtiyaç duyulan fonu şimdi bulamadıkları taktirde, bu sefer aynı şeyleri yapamayacaklarını belirtti.
Söz konusu BM raporunda ise çatışmalara tanık olan bölgelerdeki gıda güvensizliğinin, insani yardımlara erişimi engellediği belirtildi.

Öneriler
Rapor, gıda yardımların engelsiz şekilde sürdürülmesi, en savunmasız vatandaşların geçim kaynaklarının korunması, sellerden zarar gören su altyapısının rehabilitasyonunun desteklenmesi dahil olmak üzere acil eylem önerilerine dikkati çekti.

BM’nin Yemen’deki rolü sona mı erdi?
Grande, söz konusu ifadeleri ilk kez kullanmadı. Öyle ki daha önce de birçok defa uyarılar yaparken, gözlemciler ise durumun, BM’nin Yemen’deki rolünün sona ermek üzere olduğunu gösterdiğini belirtti. Gözlemciler, kanlı çatışmalardan yorulan ülkede belki de ofislerini kapatma ve faaliyetlerini durdurma hazırlığı yaptıklarına dikkati çekti.
BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) da defalarca Yemen’deki insani yardım eylemlerinin fonlarında keskin bir düşüş yaşandığını duyurdu.
İnsani Yardım Koordinatörü, uluslararası bağışçıların Yemen’deki başarısızlığından söz ederken, Independent Arabia da Grande’nin bürosuna, uluslararası bağışçıların neden taahhütlerini yerine getirmediklerini sordu. Ancak büro, bu sorunun bağışçıların kendilerine yöneltilmesini istedi.

Güven sarsılması
Gözlemciler, güven eksikliği nedeniyle BM ile bağışçı ülkelerin arasındaki ilişki düzeyinin azaldığını söylerken, Grande de geçen Nisan ayı sonlarında yaptığı bir açıklamasında bu durumu kabul etti. Grande, o dönemdeki açıklamasında ‘Bağışçılar, Yemen’deki insani yardım faaliyetlerine güvenlerini yitirdi” diyerek, insani yardım kuruluşlarına yapılan uluslararası yardımın azalmasının sebeplerinden birinin de bu olduğunu kaydetti.
İktisatçı Abdulvahid el-Oubali de Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, geçmiş yıllarda yalnızca BM kurumları aracılığıyla olan 15 milyar dolar da dahil, 25 milyar dolardan fazla para pompalandığını hatırlattı.

İz yok
Oubali, BM’nin, uluslararası kuruluşların ve genel olarak yerel ortaklarının faaliyetlerinin sonuçları ve etkileri göz önüne alındığında, etkinin olumsuz olduğunu belirtti.
BM kuruluşlarının adlarının çeşitli yolsuzluk ve ihmal skandallarına karıştığını belirten Abdulvahid el-Oubali, “Tüm BM kuruluşlarının Yemen’deki projelerinin denetlenmiş mali ve teknik raporlarını yayınlamayı reddetmesi karşısında, Husilerin bu yardımları yağmalaması kolaylaştı” dedi.
Oubali, BM kurumlarına duyulan güvenin sarsıldığını, ‘meşru hükümetle işbirliğinin, Yemen Merkez Bankası ve diğer bankalara nakit para cinsinden likidite sağlamanın’ reddedildiğini ifade etti. Aynı şekilde meşru hükümetin bunu defalarca talep etmesine rağmen BM’nin, parayı Yemen dışındaki bankalarda tutmakta ısrar ettiğini kaydetti.

Destek
Bağışçılar ve BM arasındaki güven eksikliği karşısında Abdulvahid el-Oubali, Yemen’in en büyük bağışçısı olan Suudi Arabistan, ABD ve Kuveyt’in insani projelerini hayata geçirmek için kurumları aracılığıyla destek sağlamaya devam etmeleri, Yemenlilere doğrudan yardım sağlamaları, yüksek işletme maliyetleri ve yolsuzluk oranları nedeniyle BM kurumlarından tamamen vazgeçmeleri önerisinde bulundu.

Kötüleşen kriz
Tüm bunlar, Yemen’in, BM’nin dünyadaki en kötüsü olarak nitelendirdiği krizi şiddetlendirebilecek bir insani krizin eşiğinde olduğunu gösteriyor. Öyle ki ülkede, gelecek haftalarda yeni eğitim yılı başladığında, okulların en az yüzde 70’inin kapanması veya çok sınırlı bir şekilde faaliyet göstermesi de mümkün.
Bu çerçevede iktisatçı Abdulvahid el-Oubali, gidecek başka yeri olmayan on binlerce yerinden edilmişin insanlık dışı koşullarda yaşamak zorunda kalacağını vurguladı.
Oubali, “Yemenliler, yurtdışındaki gurbetçilere büyük bir bağlılık gösterdikleri için bu durumun ciddiyetini hafife aldı” dedi.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre geçen Haziran başlarında Suudi Arabistan, video konferans aracılığıyla bir konferansa ev sahipliği yaptı. Konferans, yıl sonuna kadar temel insani yardım faaliyetlerini karşılamak için gerekli olan 2,41 milyar doların yaklaşık 1,35 milyarının taahhüdüyle sonuçlandı. BM Yemen Koordinatörü Lise Grande tarafından yapılan açıklamaya göre konferans sonrasında geriye, bir milyar doları aşan bir boşluk kaldı.
Yemen, dünyanın en kötü insani felaketiyle karşı karşıya. BM’ye göre nüfusun yaklaşık yüzde 80’inin, yani 24 milyondan fazla vatandaşın acil insani yardım ve korumaya ihtiyacı var.



Suriye: Bir telekomünikasyon şirketi, bilgi sızdıran 40 çalışanını işten çıkardı

Şam’dan genel görünüm (Arşiv – Reuters)
Şam’dan genel görünüm (Arşiv – Reuters)
TT

Suriye: Bir telekomünikasyon şirketi, bilgi sızdıran 40 çalışanını işten çıkardı

Şam’dan genel görünüm (Arşiv – Reuters)
Şam’dan genel görünüm (Arşiv – Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Suriye’nin El Sevre gazetesinden aktardığına göre, adının açıklanmasını istemeyen bir kaynak, telekomünikasyon şirketi MTN’nin yaklaşık 40 çalışanını işten çıkardı. Haberde, çalışanların, abonelere ait bilgiler, kayıtlı görüşmeler ve Suriye devlet yetkililerine ait telefon numaralarını dış kuruluşlara sızdırdıklarının tespit edildiği belirtildi.

Kaynak ayrıca, işten çıkarılan çalışanların “Suriye’de güvenliği istikrarsızlaştırmak için faaliyet gösteren unsurlarla bağlantılı olduklarının tespit edildiğini” ifade etti.


Cidde’den New York’a… Sudan’daki ateşkesler neden başarısız oluyor?

Sudan konusunda gerçekleştirdikleri ilk toplantılarının ardından Beşli ve Dörtlü Mekanizma üyeleri (Afrika Birliği)
Sudan konusunda gerçekleştirdikleri ilk toplantılarının ardından Beşli ve Dörtlü Mekanizma üyeleri (Afrika Birliği)
TT

Cidde’den New York’a… Sudan’daki ateşkesler neden başarısız oluyor?

Sudan konusunda gerçekleştirdikleri ilk toplantılarının ardından Beşli ve Dörtlü Mekanizma üyeleri (Afrika Birliği)
Sudan konusunda gerçekleştirdikleri ilk toplantılarının ardından Beşli ve Dörtlü Mekanizma üyeleri (Afrika Birliği)

Sudanlı doktor S., savaşın ilk günlerinde meslektaşlarıyla birlikte mahsur kaldığı bir sağlık merkezinden çıkabilmek için ateşkes yapılmasını beklemek zorunda kaldı. Nil Caddesi’nden başlayarak Fetihab ve Halfaya köprülerinden geçen uzun bir yol kat eden S., sonunda Kober’deki ailesine ulaştı. Odasının duvarlarını kurşunların delik deşik ettiğini, kardeşlerinin ise birlikte ayrılmak üzere kendisini beklediğini anlatıyor. Aile yerinden edildi ve bugün hâlâ yerinden edilmiş durumda.

Mayıs 2023’te çatışmaların kısa süreliğine durması S.’nin hayatta kalmasını sağladı, ancak ailenin evinde kalmasına yetecek kadar uzun sürmedi. Bu kısa ateşkesten bu yana çeşitli girişimler ve anlaşmalar peş peşe geldi. Ancak en zor soru değişmedi: Arabulucular, savaşın iki tarafını uygulanacak ve sürdürülebilecek bir ateşkes konusunda nasıl bir araya getirebilir?

Afrika Birliği (AfB) ve ABD’nin eş başkanlığında, 23 Eylül’de New York’ta düzenlenen Dörtlü ve Beşli Mekanizma’nın ilk toplantısı, bu soruyu yeniden gündeme taşıdı. Toplantıya katılanlar insani ateşkes ve çatışmaların durdurulması çağrısında bulunurken, sivillerin korunması için çabaların koordine edilmesi ve herhangi bir anlaşmanın izlenmesi ile uygulanmasının doğrulanmasına yönelik hazırlık yapılması konusunda mutabık kaldı. Ancak toplantı bildirisi, ordu veya Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ile herhangi bir anlaşmaya varıldığını açıklamadı ve iki tarafı bir araya getirecek müzakereler için bir tarih belirlemedi.

Savaş, milyonlarca Sudanlının yerinden edilmesine neden oldu. (AP)
Savaş, milyonlarca Sudanlının yerinden edilmesine neden oldu. (AP)

Düğüm, ateşkesin şartlarında başlıyor. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre ordu tarafından yönetilen hükümet, 90 günlük ateşkese ilişkin ABD önerisinin maddelerinin çoğunu kabul etti ancak HDK’nin geri çekilmesinin belirli bölgelerle sınırlandırılmasını reddetti ve güçlerin kontrolünü ele geçirdiği tüm kentlerden çekilmesini talep etti. Sudan Dışişleri Bakanlığı da bu hafta, HDK’nin zor kullanarak oluşturduğu fiili duruma meşruiyet kazandıracağını düşündüğü herhangi bir müzakere sürecini reddettiğini açıkladı. Buna karşılık HDK ateşkes önerisini memnuniyetle karşıladığını duyurdu ancak bu açıklama çatışmaların durmasını sağlamadı. Taraflar bir anlaşma imzaladığında bile bunun uygulanması güvence altına alınamadı. Suudi Arabistan’ın Cidde kentinde ordu ile HDK, 11 Mayıs 2023’te Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt Bildirisi’ni, aynı ayın 20’sinde ise kısa süreli ateşkes ve insani düzenlemelere ilişkin bir anlaşmayı imzaladı.

Ancak çatışmaların durması kalıcı olmadı. Ordu, HDK’yi anlaşmayı ihlal etmekle suçlayarak haziran ayında müzakerelere katılımını askıya aldı.

Hartum’da savaşın yol açtığı yıkımın izleri (AFP)
Hartum’da savaşın yol açtığı yıkımın izleri (AFP)

Diğer girişimler de farklı engellerle karşılaştı. Afrika Boynuzu’nda barış çabalarını yürüten Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi (IGAD), Aralık 2023’te Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu’nun (Hamideti) kendi himayesinde doğrudan görüşme yapmayı kabul ettiğini açıkladı. IGAD, ocak ayında görüşmenin gerçekleştirilmesi yönündeki çağrısını yineledi ancak toplantı yapılamadı.

Manama’da 20 Ocak 2024’te, yayımlanan metne göre ordu adına Şemseddin el-Kebaşi, HDK adına ise Abdurrahim Daklu tarafından ‘Sudan Krizi İçin Kapsamlı Çözümün İlke ve Esasları Belgesi’ parafe edildi. Ancak ön anlaşmanın ardından nihai bir anlaşma veya sürdürülebilir bir müzakere süreci gelmedi. Daklu, Kebaşi’yi belgeye bağlı kalmamakla suçlarken Kebaşi, sürecin neden durduğuna ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı.

Ağustos 2024’te ise savaşın taraflarından birinin katılmaması, İsviçre’de ateşkese yönelik doğrudan görüşmelerin yapılmasını engelledi. Bunun üzerine odak noktası, insani yardımların ulaştırılmasının kolaylaştırılması ve sivillerin korunmasına kaydı.

Chatham House araştırmacısı Rosalind Marsden, enstitü tarafından 18 Eylül 2024’te yayımlanan analizinde, İsviçre’de Ağustos 2024’te yürütülen ateşkes görüşmelerinin başarısız olmasının temel nedeninin ordu ile HDK’nin askeri zafer elde etme arayışlarını sürdürmesi olduğunu belirtti. Marsden’e göre tarafların o dönemde askeri kazanımlar elde etme beklentisini koruması, Darfur’a insani yardım ulaştırılmasında sınırlı ilerleme sağlanmasına rağmen müzakerelerin tıkanmasının başlıca nedenlerinden biriydi.

Dörtlü Mekanizma ise Eylül 2025’te üç aylık bir insani ateşkesle başlayan bir yol haritası sundu. Bu süre içinde yardımların Sudan’ın çeşitli bölgelerine ulaştırılması, ardından kalıcı ateşkes ve siyasi geçiş sürecine geçilmesi öngörüldü.

Ancak Dörtlü Mekanizma’nın yol haritası arabulucuların önerisi olarak kaldı ve savaşan taraflar arasında bir anlaşmaya dönüşmedi. ABD’nin son ateşkes önerisindeki geri çekilme konusundaki anlaşmazlık da iki tarafın yeni bir ateşkesin test edilebileceği şartlar üzerinde henüz uzlaşamadığını gösteriyor.

ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Danışmanı Massad Boulos (DPA)
ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Danışmanı Massad Boulos (DPA)

Araştırmacı Ahmed Süleyman, arabuluculuk girişimlerinin çokluğu ve bunlar arasındaki koordinasyonun zayıf olmasının, ateşkes çabalarının sivil güçlerin öncülük edeceği Sudanlı bir siyasi süreçle ilişkilendirilmesini gerektirdiğini belirtiyor.

Chatham House araştırmacısı Hubert Kinkoh ise enstitü tarafından 13 Şubat 2026’da yayımlanan analizinde, Sudan konusunda çok sayıda arabuluculuk kanalının bulunmasının yanı sıra bunlar arasında açık bir liderlik ve etkin koordinasyonun olmamasının, ordu ile HDK’nin ciddi tavizler vermekten kaçınmasına imkân sağladığını ifade ediyor.

Bu noktadan hareketle New York toplantısı, arabulucuların çabalarındaki dağınıklığın giderilmesine katkı sağlayabilir. Ancak toplantının gerçek değeri, savaşan tarafları açık bir anlaşma üzerinde uzlaştırabilmesi, anlaşmaya uyulup uyulmadığını izleyecek bir mekanizma oluşturabilmesi ve ihlallerle nasıl başa çıkılacağını belirleyebilmesi halinde ortaya çıkacak.

S., kısa süreli bir ateşkes sayesinde ailesine ulaşabildi ancak aile daha sonra evini terk etmek zorunda kaldı. Bugün yerinden edilenlerin ve mültecilerin beklediği ateşkes ise onlar için yardımların ulaştırılmasına imkân sağlayacak ve çatışmaların kalıcı olarak sona ermesinin başlangıcı olacak bir fırsat anlamına geliyor. Böylece evlerine ve yaşadıkları bölgelere dönüşün mümkün ve güvenli hale gelmesini umuyorlar.


Zeydi: Irak, savaş ve barış kararını tek elde toplamayı hedefliyor

Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)
TT

Zeydi: Irak, savaş ve barış kararını tek elde toplamayı hedefliyor

Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)

Irak Başbakanı Ali Zeydi, yaptığı açıklamada, hükümetinin önceliklerinden birinin savaş ve barış konusunda karar yetkisinin devlete ait olması olduğunu belirterek, silahların anayasal kurumların elinde bulunması gerektiğini vurguladı.

Zeydi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda dün yaptığı konuşmada, “Silahların kontrol altına alınması ve savaş ile barış kararının devlete ait olması alanındaki uygulama adımları doğru yönde ilerliyor. Bu, kurumlar devletinin inşasının, egemenliğin korunmasının ve istikrarın tesis edilmesinin temelidir” ifadelerini kullandı.

Başbakan, Irak’taki uluslararası koalisyon misyonunun sona ermesinin stratejik ortaklarla ilişkileri yeni bir aşamaya taşıdığını belirterek, askeri iş birliğinden ekonomik ve kalkınma odaklı iş birliğine geçileceğini ifade etti. Zeydi, Irak’ı korumak amacıyla güvenlik ve askeri kapasitenin geliştirilmeye devam edeceğini söyledi.

Irak Başbakanı ayrıca sınırların kontrol altına alınması, açıkların giderilmesi ve aşırılığın gelişebileceği ortamların oluşmasını önlemek için sürekli teyakkuz halinde olunması çağrısında bulundu. Zeydi, Irak’ın diyalog ve diplomasiyi, krizlerin yatıştırılmasını, egemenliğe saygı gösterilmesini, içişlerine müdahale edilmemesini ve iyi komşuluk ilişkilerini destekleyen tutumunu yineledi. Çatışmaların müzakere yoluyla sona erdirilmesi ve savaşların yeniden patlak vermesinin önlenmesi çağrısı yaptı.

Irak Başbakanı Ali Zeydi, hükümetinin savaş ve barış kararının tek elde toplanmasını hedeflediğini söyledi (AP)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, hükümetinin savaş ve barış kararının tek elde toplanmasını hedeflediğini söyledi (AP)

Zeydi, dünyaya Irak’a daha fazla açılma çağrısında bulunarak ülkesinin güvenlik ve istikrara katkı sunabilecek kapasitede olduğunu belirtti. Ayrıca “Kalkınma Yolu” projesinin önemine dikkat çekerek bunu, “Büyük Fav Limanı’nı Türkiye’ye, oradan da Avrupa’ya bağlayan, ticaret, yatırım ve enerji için stratejik bir koridor” olarak nitelendirdi.

Zeydi, “Irak hiçbir zaman kenarda kalmadı; tarihin kalbi ve bugünün nabzıdır. Geleceğe doğru ortaklık kurmayı hak ediyor” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise daha önce Bağdat’a doğrudan bir uyarıda bulunarak, “Irak’ın Lübnanlaşmasını önlemek için milislerin silahsızlandırılması” gerektiğini vurgulamıştı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu açıklama, Irak hükümeti üzerindeki silahların devletin kontrolünde toplanması yönündeki baskının arttığı bir dönemde yapıldı.

Rubio, ABD’nin Ali Falih Zeydi hükümetinin devlet otoritesini güçlendirme çabalarına desteğini teyit ederken, silahlı grupların dağıtılması gerektiğini belirtti.

Rubio, güç merkezlerinin çoğalmasının Irak devletinin parçalanmasına ve kurumlarının zayıflamasına yol açabileceği uyarısında bulundu.

Zeydi daha önce, silahlı grupların saldırıları durduracağı 90 günlük bir sürecin başlatılmasını ve silahların devlete devredilmesi sürecinin 30 Haziran 2027’ye kadar tamamlanmasını öngören bir plan sunmuştu.